MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sonsöz TV, Kocaoğlu’yla start aldı… Başkan’dan çarpıcı mesajlar!
Yerel Yönetimler
11 Ocak 2018 Perşembe 10:07

Sonsöz TV, Kocaoğlu’yla start aldı… Başkan’dan çarpıcı mesajlar!

Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Son Söz TV’nin ilk konuğu oldu, gündeme dair geniş yelpazede birbirinden önemli mesajlar verdi.

EGEDESONSÖZ- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Egedesonsöz Haber Portalı bünyesinde, Sonsöz TV olarak yayın hayatına adım atan görsel pencerede sunulan ‘Günaydın Ege’ programında Aslı Eren’in konuğu oldu.

Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu, yerel ve genel ölçekte ekonomik ve siyasal gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Kocaoğlu, İzmirlileri yakından ilgilendiren, 90 dakika uygulaması, Buca Metrosu, trafik ve otopark sorununu masaya yatırırken, vapur ulaşımı hakkında önemli bilgiler verdi.

Merkezi hükümet ve yerel iradenin yaşadığı sıkıntıları ifade eden Kocaoğlu, Başbakan Binali Yıldırım’dan randevu alamadığını vurguladı. Kocaoğlu ayrıca Selçuk’taki İZBAN krizini değerlendirirken, “Binali Bey’in benden özür dilemesi gerekiyor” dedi.

Kocağlu, kırsal kalkınma, Kültürpark, Basmane Çukuru ve pek çok konuda birbirinden çarpıcı mesajlar verdi.

 

PROGRAMIN TAMAMI:

GELİR DAĞILIMI TEMELDİR!
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, ilk olarak geride kalan 2017 yılını değerlendiren ve 2018 beklentilerini ifade etti. Ekonomi üzerinden konuşan Kocaoğlu, “2017 yılı özellikle dış politikada ülkemiz açısından çok krizli bir yıl oldu. Bu tabi ekonomiye yansıdı. Ben bu iki önemli tespitten sonra 2018 yılında önce dış politikamızın rahatlamasını krizin giderilmesini diliyorum. Bu dileğim gerçekleşirse ekonomi ve terörde çok büyük mesafe alacağımıza inanıyorum. Benim beklentim Dış politikamızın normalleşmesi, ekonomimizin üretken hale gelmesidir. Dış politikada kriz ve ekonomideki sıkıntılarla ekonominin hak ettiği şekilde büyümesi biraz zor görünüyor. İstatistik iyi bir birimdir, lastik gibidir. İstediğinizi görür istediğinizi görmezsiniz, istediğiniz yere çeker istediğini yere çekmezsiniz. Bir süreci ekonomik ve siyasi olguyu rakamlarla çok iyi veya çok kötü gösterebilirsiniz. 2017 yılı her şeye rağmen tökezlemeden geçmiş bir yıldır. Bu kadar açmazlara rağmen. Ama dünyada bir yönetilememe problemi vardır. En gelişmiş ülkelerden başlayarak tüm ülkelerde.  Dünya yönetilemiyor. Dünya yönetiminde ciddi sıkıntılar var. Bana göre temel neden, gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Bir tarafta zengin sayısı ve servetleri geometrik olarak katlanarak giderken diğer taraftan emeğiyle geçinen insanların hatta emeğiyle iş bulamayan insanların geçim sıkıntısı, yaşam standartının düşmesi önce yoksulluk sonra açlık sınırına gelen insan sayılarında artışların olması bence temel açmazlardan biridir. Ekonomi ne kadar büyürse o oranda gelir dağılımı adaletli sağlandığı müddetçe dünya sağlıklı yönetilme yolunda, terörden kurtulma yolunda çok önemli adımlar atacaktır. Temel sorun bence gelir dağılımı. Temel gıdamız ekmekten, örnek verirsek. Gelir düzeyi 5-10 bin TL üzerinde olan bir aile için ekmek fiyatının artması bütçesinde çok büyük anlam ifade etmiyor. Ama dar gelirli vatandaşlarımızda çok önemli bir anlam içeriyor. İzafi ve görecedir. Gelir dağılımı temeldir” diye konuştu.

BUCA METROSU’NDA İKİLİ KISKAÇ
Kent trafiğine ilişkin gelen eleştirilere yanıt veren Başkan Kocaoğlu ayrıca Buca metrosu özelinde de konuştu. Kocaoğlu, “Bütün büyük kentlerimizde hem nüfus artıyor hem de nüfusun çok üzerinde araç trafiğe giriyor. İzmir’de tek başına bir araçla işe, alışverişe gitmeyi yeğliyoruz. Trafik nerede sıkışık? Kentin merkezinde sıkışık. Evet, doğru. İzmir’in bir de biriken alt yapı sorunları, düzenleme, tramvayına varıncaya kadar ister istemez bir yoğunluk ve yaşamda sıkıntı getiriyor. Bu doğru. Ama İzmir’de 15 dakikayı geçmeyen bir trafik sıkışıklığı ve zaman kaybı söz konusu. Pik saatlerde. Diğer saatlerde hiçbir şey yok. Bu da olmasın. Biz Aliağa Menderes’i yapmasaydık, metroyu uzatmasaydık, çekerleri arttırmasaydık nasıl olurdu. Bugün raylı sistem 700 bine yakın yolcu taşıyor bu 850 bini bulacak. Bu rakamı bulabilmemiz için lastikli araç kullansaydık minimum 100 otobüsün trafiğe girmesi gerekiyordu. Eğer biz bu yatırımları yapmasaydık bu otobüsler trafiğe girdiğinde İzmir kilitlenecekti.  Raylı sistem yatırımları devam edecek. Önümüzdeki yıl Buca’yı halledeceğiz. Daha sürecimiz devam ediyor. Ben gizli kapaklı iş yapmıyorum. Hissiyatımız, ne yapmak istediğimiz, dar boğazımızın neresi olduğunu hemşerilerimle paylaşmak istiyorum. Dış politika vatandaşın cebine yansıyor ama belediyenin neyine yansıyor? Biz metro, tramvay gibi projelerimizi uluslararası kuruluşlardan aldığımız kredilerle yapıyoruz. İki tane kıskaç içinde kaldık. Bir; kredi faizleri arttı. İki; enflasyondan dolayı Dolar ve Euro arttı. İki kıskaç var. Ben Türkiye’nin dış politikasının uzun süre bu kadar krizli gitmeyeceğine inanıyorum. Bu gitmediğinde yani normalleştiğinde, ne kadar kısa zamanda normalleşirse kredi faizleri de o kadar aşağı çekilecektir. İzmirli derse ki para bizim paramız 3 ile borçlanacağına 5 ile borçlan biz ceremesini çekeriz derse… Bir fahiş fiyatla karşı karşıyayım. Popülist davranarak ben Buca Metrosu’nun temelini atar inşaatını yaparsam gelecek kuşaklara belki de çok büyük bir yük yüklerim. Buna ben tek başıma karar veremem. Ankara’dan onay 5-6 ayda gelecek. Bu sürede hem faizlerin düşmesindeki iyileşmeler, hem de İzmirliyle bu konuda tartışmamız gerekiyor” dedi.

TCDD’YE ELEŞTİRİ VE ÇAĞRI
Raylı sistemde 3 ve 4’üncü hatların gerekli olduğunu ifade eden Kocaoğlu, “3 ve 4’üncü hat mutlaka süreç içinde gerekli olacaktır. Bu doğrudur. Ama bizim şu an problemimiz bunlar değil. 2 hatlı sistemin kapasitesinin kullanılabilir olması lazım. Biz İZBAN hattının kapasitesini kullanamıyoruz. Bizim problemimiz bu. Bu çözülürken diğer yandan 3-4’üncü hattın fizibilitesi yapılır. Bu ayrı bir konu. Hatta sinyalizasyon yok. Sinyalizasyon trenlerin, bilgisayar ortamında taşınması demektir. Bizde diyecekler ki hayır sinyalizasyonumuz var. Ama sinyalizasyonu hiçbir şeye cevap vermemektedir. Devlet Demir Yolları da gerçek cevap verecekse bu böyledir. Acilen sinyalizasyon ihalesine çıkılması gerekir ki bu 2005 yılından beri konuşulmaktadır. Bir; sinyalizasyon ihalesi, iki; banliyö hatları… Çevreden ve İzmir’in ilçelerinden ve yakın illerden gelen banliyö hatları Menemen ve Torbalı’da sisteme ücretsiz dahil edilecektir. Oradan nereye istiyorsa gidecektir. Bu bizim sefer sıklık sayılarımızı hızla artıracaktır. Bir diğeri yük trenleri. Yük trenleri limana, İZBAN’ın çalışması saatte çalışacaktır. Hem zaman kaybı olmayacaktır. Yük trenleri geceye alındığında, banliyö trenleri Menemen ve Torbalı’da sisteme dahil olduğunda ve sinyalizasyon yapıldığında bugün ortalama 350 bin civarında olan İZBAN yolcusu 3 ay içinde ikiye katlanacaktır. Potansiyel yolcu vardır. Kimse Aliağa’daki fabrikasına servisler yolcu taşımak istememektedir. Ama biz o potansiyeli değerlendiremiyoruz. Biz Menemen’den otogara ek sefer koyduk. Devlet kurumları kendi gayri menkullerini korumak üzere bir tavır sergilerler, o tavrın siyasetçiler tarafından aşılması gerekmektedir. Biz devlet demir yoları hattımızı İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne mi? teslim edeceğiz’ diyebilirler. Yüzde 50 ortak olduğumuz dünyaya örnek olmuş ödül almış projeyi biz rantabl kullanamıyoruz. Ulu Önder’imizin millileştirdiği bu hat rantabl kullanılmadı. Şimdi rantabl hale geldi. Her şey bitti. Bir sinyalizasyon yapılacak, banliyö ve bölge trenleri sisteme verilecek, Basmane’ye girmeyecek. Yük trenleri gece çalışarak limana gelecek. Bunu 2005’ten beri şu an ki başbakanımızla görüştük mutabıkız. Ama bir türlü hayata geçiremedik. Siyasi irade gerekiyor” açıklamasında bulundu.  

‘90 DAKİKA KALDIRILACAK’ MESELESİ SİYASİ KOZ OLARAK BAYATLADI!
Kamuoyunda sürekli tartışma konusu olan 90 dakika uygulamasının kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin konuşan Kocaoğlu, “90 dakika uygulaması 2008 yılında başladı. Şimdi 2018… 10 senedir uygulanıyor. 90 dakika uygulamasının kaldırılmasının, sürmesinin kimseye bir yararı ve zararı yok. 90 dakika uygulamayı kaldırırsanız, haklı olarak zaten dar gelirli vatandaşlarımız toplu taşıma kullanıyorlar. Tek vasıtayla işine gitmek için hat talep edecekler. Bu talepler yine var. Biz de diyoruz ki, sizin her istediğin yere direk otobüs seferi koyarsak Şair Eşref Bulvarı’nda eskisi gibi otobüsler haricinde hiçbir şey durmaz. 90 dakika devam edecek. Bu trafiğin rahatlaması açısından, bizim daha az kilometre yapmamız açısından hem de vatandaşın konforlu ve hızlı şekilde ulaşımını gerçekleştirmesi açısından önemli bir anahtardır. Bunun kaldırılması diye bir şey söz konusu değildir.  Biz 90 dakikaya bir buçuk sene bürokrat arkadaşlarımızla tartışarak karar verdik. Müşteri ve yolcu artar tahsilat azalır dediler. Biz 3-4 ay takip ettik. Yolcu sayısı yüzde 35 arttı. Ama ciro düşmedi. Hasılat da yüzde 15 arttı. Ek otobüs ve şoför kullanmadan. 90 dakikanın bir zararı yoktur. Dar gelirli hemşerilerimiz ev kiralarından dolayı uzak yerlerde oturuyorlar. Onlar 2 ya da 3 vasıtayla işlerine ya da alışverişe giderler. Biz 90 dakikayla dar gelirli hemşerilerimizi sübvanse ediyoruz. 300-350 lira gibi bir parayı onun aile bütçesinde bırakıyoruz. 90 dakikayı niye kaldıralım? İnsanlarımızın kafasını bulandırıyorlar. Artık bayatladı bu 90 dakika. Siyasi koz olarak da bayatladı” ifadelerini kullandı.

BİZİMLE PİNPON TOPU GİBİ OYNANIYOR
Vapur ulaşımına dair konuşan Kocaoğlu, “Güzelbahçe iskelesi bitmek üzere. Orada bir iskele yapıyoruz. Bittiği zaman başlayacağız. Tabi rantabl olması lazım. Yolcunun olduğu her yere biz vapur götürecek güçteyiz. Körfez içinde. Bizim esas vapur ulaşımını cazip hale getirecek iki iskelemiz var. Bunlardan biri Karantina, ondan da önemlisi Mavişehir’e bir vapur iskelesi yapacağız. Mavişehir’in bakanlıktaki planları hala onaylanmadı. Güzelyalı tarafı onaylandı. Onaylandığı zaman zaten bir yol taraması yapmamız lazım. Onaylansın 1 yıl içinde Mavişehir’e vapur yanaştırır, yolcu taşmaya başlarız. Ama planların gelmesi lazım. O planlar neden gelmez? Neden bırakılır? Konuşmadığımız bürokrat ve siyasetçi kalmadı. Niye bekletilir? Belediye başkanını tabi eleştireceksin. Biz besleniyoruz. Ama eleştiren siyasilerin bu güçleri varsa eğer ki iktidar partisinin yerel siyasilerinin mutlaka gücü vardır. Karşıyaka vapur iskelesinin bir an önce yapılması için o planın onaylanması lazım. Plan geliyor, gidiyor. Gerekçe mi yok memlekette? Pinpon topu gibi oynanıyor bizimle” dedi.  

HÜKÜMET ‘OY YOKSA YATIRIM YOK’ DİYOR, BU HİKAYE 15 YILDIR BÖYLE
Kocaoğlu merkezi hükümet ve yerel yönetim arasındaki sıkıntıları özetlerken, “Hemşerilerimiz duysun. 14 yıldız İzmir’i yönetiyorum. Merkezi hükümetten yasanın verdiği dışında bir kuruş almadım. Merkezi hükümetten fiili olarak daha fazla yatırım yaptım. İzmir Büyükşehir Belediyesi merkezi hükümetle yatırım konusunda kıyaslanabilir mi? Biz haddimizi biliriz. Ama o kadar az yatırım yaptılar ki bizim yaptıklarımız onları geçti. İzmir kalkınıyor, güzelleşiyor. Biz elimizden geleni yapıyoruz, merkezi hükmet de yapar ise bu ülkenin kalkınmasına kaldıraç olur. İzmir’in potansiyeli vardır. Türkiye’yi yönetenlerin İzmir’in potansiyelini desteklerle harekete geçirerek, ülkenin kalkınmasına merkezi hükümetin başarılı olmasına katkı sağlayacak İzmir’e niye böyle bakarlar? Bunun mantıklı bir çözümü yoktur.  Siyaset adil yapılır, vatandaşa eşit davranılır, ayrım yapılmaz. Kimsenin alt kimliğine, bölgesine, ırkına vs bakmadan eşit yapılır. Şimdi merkezi hükümeti 15 yıldır elinde bulunduran AKP’nin bir siyaset yapma biçimi var. Konu şu; ‘İzmirli sen bana oy ver. Ben sana hizmet edeceğim. Bana oy vermezsen sana hizmet etmeyeceğim’ diyor. İzmirli de diyor ki ‘bu para zaten memleketin parası. Beni tehdit etme. Bana yapman gereken görevi lütuf olarak sunma’ diyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli illerinden birisiyiz. Görevini yap ondan sonra ben oy veririm vermem ama bakış açım bugünkünden mutlaka sana iyi olur’ diyor. Bana bakış açın beni ilgilendirmiyor. Ben patronum önce oyu vereceksin’ diyor. 15 senedir bu hikaye devam ediyor. Oy yoksa yatırım yok diyor. Bu olacak iş mi? Bu sağlıklı mı, doğru mu? Nokta” diye konuştu.

PARAN VAR DİYE 8’İNCİ KATA ARABAYLA GİTMEN GEREKMİYOR
Kocaoğlu yerelde gerçekleştirilen projeler hakkında bilgi verirken kentin otopark sorununa da değindi. Kocaoğlu, “İzmir Türkiye’nin en hızlı büyüyen kentidir. Krebilitesi en yüksek kentidir. Tarıma biz dokunduk büyüttük. Şimdi sanayiye, hizmet sektörüne dokunmaya çalışıyoruz.  Tramvaydan sonra merkezdeki otoparkların ücretleri süresi olarak dengelenecek. Üçkuyular’a bin araçlık otopark yapıyoruz. Alaybey’e 600 araçlı otopark yaptık. Amerikan kolejinin olduğu 100 Sokak’a otopark yapıyoruz. Otopark yapıyoruz. Ama kullanıyor muyuz? Dünyanın hiçbir yerinde otopark yeterli değil. Biz de bir de otoparkı kullanmama var.  Aliağa’dan gelip aktarma yapıp kentin her noktasına gidebiliyorsunuz. Bir de bunu çok cüzi bir paraya yapıyorsunuz. Paranızın çok olması 8’inci kata arabayla gitmenizi gerektirmiyor. Bu kentin bir yaşamı var. Sizin de toplu taşıma aracını kullanmak gibi bir vatandaşlık sorumluluğunuz var. Benzin de dışarıdan geliyor. Toplu taşımanın konforunu arttırmadan bugün söylediklerimin hiçbir anlamı yoktu. Ama çevreden kentin merkezine gelebilecek noktasındasınız. Ama bundan sonra arabayla gelip belediye başkanı sorun çözmedi dersen caydırıcı otopark ücretini vereceksin” açıklamasında bulundu.

ORTADA BİR CENAZE VAR KARDEŞİM
Basmane Çukuru hakkında konuşan Kocaoğlu, “Biz doğru çözdüğümüze inanıyoruz. Belediyenin hakkı yendi dendi, hisseyi arttırdık. Katılımcı süreçle yaptık. Bazı arkadaşlar bu yapılmasın dedi. Belediye bunu satın alsın dedi. Belediye kendi malını mı satın alacak? Bir iş olmuş. Mutlaka iyi niyetle yapılmış. Ortada bir cenaze var kardeşim. O cenazeyi kentin yararına nasıl kaldırabilirsem öyle kaldıracağım. Bunun muhalefet önderliğini eski belediye başkanı çekiyor. Kendi belediye başkanlığında da burası 5 emsaldi, dünya ticaret merkeziydi.  Kendisi Konak Meydanı’na galeri yapmaya kalktı. Bu zihniyet burayı al yeşil alan yap diyor. Başkası olsa bilmiyor diyeceğim. Ondan sonra mahkeme mahkeme süründürüyor. Burayı geri al… Ne ile nasıl alacağım? Bir iş yapılmış. 5-6 bin ortağı var. İzmirliler. Onlar da kayıp etmişler. Bunun en doğru çözümü buydu. Buna çomak koymak, hele hele başından beri bu işin içinde olan, yaklaşık aynı projeyi 5 emsalle yapmak isteyen belediye başkanı olunca insan sadece durup bakıyor. Bir daha bakıyor, bir daha bakıyor, burası ayrı bir iş” dedi.  

KÜLTÜRKPARK’I BÖYLE BIRAKMAK İSTEYENLER, KURULLARA SARILANLAR İZMİR’E KÖTÜLÜK YAPIYOR!
Kültürpark Revizyon Projesi’ne ilişkin açıklama yapan Kocaoğlu, “Bu Basmane Çukuru’nu belediye hissesi hariç bir şirket aldı belediyeden. Kat karşılığı süreç devam ediyor. Sonra iki şirket İEF’ye sponsor oldu. Eski günlerine dönmesine katkıda bulunuyor. Vay efendim Kültürpark’ı satacak. Her yeri satabilirsiniz Türkiye’de Kültürpark’ı satmazsınız. Ben zaten bir şey satmıyorum da biz satanların kim olduğunu biliyoruz. Kültürpark’ı onlar da satamaz. Kültürpark İzmir’in sadece bir kara parçası olarak değil. Manevi olarak da korunması gereken bir yeri. İzmir var olduğu sürece kimse Kültüpark’a bir şey yapamaz. Bizim yapmak istediğimiz şey, çok farklı ama yönlendirme, algı yönetimi diye bir şey çıktı. Bir de sosyal medya var. Yok şunu yapıyor, yok bunu yapıyor. Bu sonunda bizi yıpratmaya yönelik bir algı operasyonudur. Kültürpark’taki ağaçlar da yaşlandı. Orada yapılan İsmet İnönü, Atlas Pavyon’un ömrü bitti. Fuar holleri yapıldı. İzmir fuarcılığına nefes aldırdı. Gaziemir’e yaptığımız fuar kompleksinden sonra onların da işleri bitti. Bu Kültürpark’ın tekrar düzenlenmesi lazım. İsmet İnönü’ye ne kadar bakarsan bak adam olmuyor. Atlas Pavyon’a aynı şekilde. Omurgası bitmiş. Celal Atik’i yıkıyoruz. Bunları yıkıyoruz. Yeni bir spor salonu yapıyoruz. Fuar holleri de 23 bin 500 metrekare, onları da yıkıyoruz. 35 bin metrekare yer yıkıyoruz. 11 bin metrekaresine kültür merkezi, şov merkezi yapıyoruz. Hepsini bir yere topluyoruz. İEF için de bizim sergi salonuna ihtiyacımız var.  Ağaç sayısını, bitki örtüsünü arttıyoruz. Göl Gazinosu’nu eski haline getiriyoruz. Halkın semaverde çay içebileceği, dar gelirli hemşerilerimizin nefes alabileceği yerler inşa ediyoruz. Bunu Afganistan pavyonunda ışıklarla anlattık. Geldi herkes gördü. Ama bazı arkadaşları ikna etmek mümkün değil. Hala konuşuyorlar. Bu yaptıkları iş İzmir’in kötülüğünedir. Ben İzmir’in kötülüğüne bir çivi çakıp gitmeyeceğim. 14 senedir yapmadım, yapmayacağım. İzmir’in belediye başkanının İzmir’e kötülük yapmak gibi bir durumu yoktur. Kültürpark’ı bu şekilde bırakmak isteyen, kurullara sarılanlar İzmir’e kötülük yapıyorlar” diye konuştu.

İZMİR’İ ZATEN YARGILADIN, KAFASINI GÖZÜNÜ KIRDIN!
Ülkedeki bazı belediye başkanlarının görevden alınmalarına ve bu durumun İzmir’e sıçrayıp sıçramayacağına ilişkin açıklama yapan Kocaoğlu, “Herkes için söz konusu. OHAL olmasa da İçişleri Bakanlığı’nın bizleri görevden alma yetkisi var. OHAL’de tabi bu iş daha rahat oluyor. Herkes için olabilir. Görevden alınabilir. Bu bir süreç.  Anormal bir süreç. Bu konuda ne söylenir? Ankara, İstanbul, Bursa… Bursa 4’üncü büyük şehridir. İstanbul’u aldın, Ankara’yı aldın, İzmir’i zaten yargıladın. Kafasını gözünü kırdın. Türkiye’de nüfusun kaçta kaçı seçim kazanmış belediyeyle yönetiliyor. Büyük bölüm atanmış yani meclisten çıkmış başkanlarla yönetiliyor. Bir sene kaldı. Adamı aldın diye bir şey olmaz. Seçilmiş belediye başkanının suçu varsa mahkemeye götürürsün mahkum edersin. Zimmet çıkarırsın hapse girmesi gerekiyorsa hapse girer, para ödemesi gerekiyorsa para öder, ceza çeker. Bu ne oluyor? İstifa et kardeşim. Niye istifa et? Ne suçu vardı? Ya suçu vardı ya suçu yoktu. Suçu varsa istifa etti diye af mı ediyorsunuz? Af yetkisi TBMM’de mi? İstifa etmeyene soruşturma. Bu ne çifte standart? Böyle devlet yönetilir mi? İstifa et affedeyim noktasına geldi” dedi.

BİNALİ BEY’İN BENDEN ÖZÜR DİLEMESİ LAZIM!
Başbakan Binali Yıldırım’la randevu alamadığını vurgulayan ve Selçuk Krizi’ne değinen Kocaoğlu, “Hala
randevuyu alamadık. Krizden önce. Kriz dünkü iş. Bağlantısı da olabilir. Bağlantısından önce de randevu alamamıştık. Orada başbakanın, 3 tane bakanın o kadar milletvekilinin önünde kendi projesini açmaya gelen belediye başkanına yuhalattırılmaz. Orada hata sayın başbakan ve bakanlardadır. Yuhalattırılmaz toplama adamlarla. Cumhurbaşkanıyla benim ne işim var. Ben niye tepki göstereyim. ‘Adam bana in aşağı, konuşma’ diyor. Sonrasındaki açıklamalar Binali Bey’e hiç yakışmadı. İsterse götürsünler assınlar beni. Tam tersi Binali Bey’in beni çağırıp bu olaydan dolayı özür dilemesi lazım. Büyüklük devlet adamlığı siyasetçilik orada. Aynı şeyi fuarın açılışında yaptılar. Ben ev sahibi olarak gereğini yaptım. Ufak manipülasyonlarla pirim kazanılmaz. Doğrunun karşısında durmakla, cesaretle izzeti nefsine dokundurmadan ilkelerine sahip çıkarak siyaset yapılır ve adam olunur” diye konuştu.

HİÇBİR ODA SEÇİMİNE KARIŞMAM
Ticaret Odası seçimlerini değerlendiren Kocaoğlu, “Hiçbir odanın seçimine karışmam. En samimi arkadaşım Alaattin Yüksel seçimlere girdi geçtiğimiz yıllarda. Ona da karışmadım. Meslek kuruluşudur. Kentimizdeki tacirlerin kendi arasında yaptığı oylamadır. Bizim müdahale etmemiz son derece yanlıştır. Ekrem Demirtaş’a da Mahmut Özgener’e de başarılar diliyorum” dedi.

MÜKEMMEL BİR KONGREYDİ
CHP İzmir İl Kongresi’ne ilişkin konuşan Kocaoğlu ve adaylık kulisleri sırasında Alaattin Yüksel ile ters düştüğü yönündeki söylentileri cevaplayan Kocaoğlu, “Bizim Alaattin’le aramız bozulmadı, bozulmaz. Aramıza kimse giremez diye açıklamam da oldu. Bu konu çok konuşuluyor. Bütün siyasi partilerde o kadar gruplar, ekipler var ki, bu süreç içinde herkes herkesin ayağına basmış. Bazen beraber olmuş. Bizde destekler unutulur, ayağına basmalar hiç unutulmaz. Ülke çok önemli iki tane seçime gidiyor. Buraya bir tane il başkanı ve yönetimi gerekiyor. Bu başkan ve yönetimin toparlayıcı olması lazım. Partiyi toparlayacak İzmir’i idare edecek bir kadro lazım. 100’ü aşkın kişiyle konuştum. Profil çıktı. Grupları, klikleri birleştirebilecek, İzmir’de partiyi temsil edebilecek bir profil. O zamana kadar aklımda isim yoktu. Sonradan isim üzerinde mutabık kalarak Deniz Yücel arkadaşı çıkartmanın parti ve İzmir açısından önemli olduğuna birlikte karar verdik. Ondan sonra benim işim bitti. Herkes adayını çıkarsın dedik. Salonda da bir şeye karışmadım. Buna ihtiyaç vardı. Bunu da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden başka yapacak kimse yoktu. Keşke olsaydı. Partinin daha iyi yerlere gelebilmesi için gereken sorumluluğu üstlendim. Yücel ve ekibinin partiyi daha yukarılara taşıması bizi manen sevindirecek ve rahatlatacaktır. Bu sürecin katılımcı olarak yürütmeniz lazım. Kim, ne diyor? Katılımcılıkla doğru okursun. Hataya sürüklenirsin. CHP yönetimine seçilmiş arkadaşların duygu ve düşüncelerini bir potada erittik. Bu süreci CHP’ye yakışır şekilde yürüttük. Mükemmel bir kongreydi. Bir arkadaş sinirlerine hakim olamadı belki de, o üzücü olay yaşandı. Keşke yaşanmasaydı” dedi.

ODUNSA ODUNDUR!
Seferihisar belediye başkanı Tunç Soyer’in Egedesonsöz’e verdiği röportajda, ‘Artık CHP’de odun koysam kazanır, anlayışı artık bitmiştir’ şeklindeki açıklamayı değerlendiren Kocaoğlu, “Belediye başkanımızın yanında değildim bilmiyorum. Ne için kimse söylediğini başkana sormak gerekir. Fikir yürütmem mümkün değildir. Odunsa odundur. Herkesin aklını ölçecek makine yok bende. Açıklama yaparsa ne kastettiği konusunda İzmir kamuoyu da aydınlanmış olur” açıklamasında bulundu.

BÜROKSARİ İŞLERİ SAVSAKLIYOR!
Kocaoğlu İzmir’deki Organize Sanayi Bölgeleri hakkında, “İzmir’e teşvik vermeyin tamam. 13 tane alt yapısı bitmiş Organize Sanayi Bölgesi var. Dolana kadar verin dolsun, sonra bu teşviki kaldırın. Atıl yapısı olan OSB’ler dolsun. Söylediğimiz bu. Merkezi hükümet çok yavaş hareket ediyor. Bürokrasi tamamen yukarıdan talimatla hareket ediyor. İşleri tamamen savsaklıyor gibi geliyor” diye konuştu.

BEYAZ YAKALILAR GELİYOR, SON DERECE MUTLUYUM
İzmir’in, son dönemde Ankara ve İstanbul’dan aldığı göçlere değinen Kocaoğlu, “İzmir’e beyaz yakalılar geliyor, son derece mutluyum. Ekonominin büyümesinde çok büyük katkıları var. Turist olarak da gelir, eğlenmeye de gelir çalışmaya da gelir, gelmesinde de fayda vardır” dedi.  

İŞÇİNİN LEHİNE OLMASINDA FAYDA VARDIR!
Belediyedeki taşeron konusuna değinen Kocaoğlu, “Taşeron konusunu 2009’da kaldırmıştık. Çok az sayıda taşeron var. Kararnamede belirsizlikler var. Soruluyor mütalaa isteniyor. Kararname ne diyorsa onu uygulamakla yükümlüyüz. İşçinin lehine olmasında da bizim için fayda vardır” diye konuştu.

BİR VAHA YARATTIK
Kırsal kalkınmaya ilişkin konuşan Kocaoğlu, “Önemli olan çiftçiyle beraber yol yürüme inancı ve tutarlılığıdır. Öyle işler yapıyoruz ki, cüzi bir katkıda bulunuyoruz orada bir değer yaratılıyor. Özü şu; biz belediye başkanlığı yaptığımız müddetçe kırsalın kalkınmasından her şeyiyle birinci derecede uğraşacağız. Bu bizim temel görevimiz. Bundan taviz vermemiz mümkün değil.  Kısabiliriz ama biz tarımı farklı bir felsefeyle kalkındırdık. Süt alıyorum kardeşim, kim gelirse gelsin demedik. Merkezi hükümet teşvik vermiş. 20-30 ili kapsıyor. İzmir bunun içinde yok. Türkiye tarımı 2.1 büyümüş İzmir tarımı 5 buçuk büyümüş. İşin özü bu. Biz ne üretiliyorsa hepsinin yanında olacağız ve kırsalı kalkındıracağız. Geldiğimizde söyledik, kimse inanmıyor bataklığa yürüyecek diyorlardı. Hayır orada bir vaha yarattık. Akıllı teşviklerle, insanlarla beraber yol yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI SÜPER BİR ŞEY!
Başkan Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 150’nci yılında yürüttüğü görevin onur verici olduğunu söylerken, “150’nci yılda o koltukta oturmak, kutlamalarını yapmak çok heyecan verici ve onur. İzmirli belediyesine, başkanına sahip çıkıyor. Bir sürü olay yaşandı. Belki de belediyecilik tarihinde en zor süreçlerden birini yaşadık. Şöyle bir baktığımızda bizi ayakta tutan İzmirli hemşerilerimizdir. Yolda giderken salladıkları el, bakışlarındaki samimiyet motivasyonun en büyüğü. Biz de bu teveccühe layık olmaya çalışıyoruz. Umuyorum bir hoş seda bırakarak gideriz. Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi ulvi bir görevi tanrı bana bahşettiği için, İzmirlilerde seçtiği için ben ve ailem minnettar kalacağız. Bu görevi yaparken saat ve başka bir şey düşünmenin mümkün değil. Siyaset şöyle böyle deriz ama İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı süper bir şey” açıklamasında bulundu.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 m.y.
 12 Ocak 2018 Cuma 14:56
sn.başkan basmane çukuru, 18 yıllık bir sorun değil elbette, EGS-Güçbirliği öncesi de var, yani en azından 25 yıllık bir sorun, öncesinde aSİL Nadir-polipeck yatırımı söz konusıydu yani öncesi pek hatırlanmıyor, tabi o zamanlar internet yoktu..bugüne gelirsek bazı CHP.İzmir milletvekilleri ki biri atilla sertel, diğeri mustafa balbayın, çı-ukur projesi ile negatif yani muhalifler yanında açıklamaları oldu..elbette kendi fikirleri olabilir de ancak siyasi söylem içinde, onlara da bu konuyu anlatmanızı öneririm. izmir basmane çukuru projesi ile İstanbul gibi olacağını söylemek ne kadar doğru???
 
 12 Ocak 2018 Cuma 10:58
Çiğli belediye başkanı Hasan Arslan fotolarda hep Aziz Kocaoğlu'nun yanında. Bari Çiğli'nin bir menfaatine birşey yaptırabilse. Çiğli Büyükşehir nimetlerinden yararlanamayan tek merkez ilçe. Mesela Egekent'e metro yıllardır neden gelmedi? izmirin ikinci hatay semti olan Egekent toplu ulaşımda ne zaman hakkettiği muammeleyi görecek? 100bin nüfuslu modern kentle, gecekondu mahallesi 3-5 yolcusu olan güzeltepe ile aynı sayıda otobüs kalkıyor. Rezalet!! Egekent'e bir an önce metro gelmeli. Mavişehir Çiğli çevreyolu etrafı yıllardır neden mezbelelik gibi? Neden büyükşehir izmirin heryerini çiçekler ağaçlarla güzelleştirilirken burası mezbelelik? Hasan Arslan bir düş Çiğli'nin yakasından.
 MANTIK
 12 Ocak 2018 Cuma 07:44
izmir Azizdir Aziz kalacak.
 İşçi
 12 Ocak 2018 Cuma 07:07
Yayınlanan khk çok doğru bir uygulama değildi bu aynı oy vermeyen illere yatırım yapmadıkları gibi birşey işçi sendikalı olunca kadrolu olmuyor neden hep yalan söylüyorsunuz daimi işçi kadrosu başka birşey belediye iktisadi teşekkülü başka birşey işçinin hakkını ne akp nede chp vermedi vermiyor malesef khk lar ile hükümet almaya çalışıyor bazı bürokratlarda almaya çalışıyor vazgeçin artık bu yalanı söylemekten bilmeyen inanır bilen kızar başka da birşey değil Türkiye de 300000 civarı muvazaa davası işçi tarafından kazanıldı ilave tediye kazanıldı hükümet bunları ödememek için yasa çıkardı bu hakları vermeyelim de ne olursa olsun dedi siz de böyle açıklama yaparsanız nasıl olacak yasa ne diyorsa o diyorsunuz çalışma bakanı da diyorki artık bundan sonra isciyide biz alıcaz sizde alkış tutuyorsunuz bundan sonra akp üyesi olmayan ise de giremez artık herhalde bence neyi savundugunuza dikkat etmelisiniz yanlış yonlendirilmeyesiniz sayın başkanım Khk iyi birşey değildir hükümet hiç iyi değil siz gelin kendi işçinizle anlaşın bence aracısız görüşelim bizde anlatalım sizde görün kim yalancı kim doğrucu
 El İnsaf,a
 11 Ocak 2018 Perşembe 23:15
Çok yakın zamanda şahit olduğum olay; Gaziemir Hava Eğitim den 4 asker Sarnıç Dere durağından 705 nolu otobüse bindiler. 3 durak sonra Sarnıç ‘dan İzban a bineceklerdi ancak 705 nolu hattın aktarma hakkı olmadığından 2 asker kartlarında da kullanacak bakiyesi olmadığından bariyerleri geçemedi ve bu duruma şaştı kaldı. Onlar da sizin gibi bir yerden bir yere giderken aktarma hakkı olduklarını sanıyorlardı.Bu olay 15 dk içinde gerçekleşti. 15 dk önce kartıyla toplu ulaşıma binen bir kişi bindiği 705 nolu hattın aktarma hakkı olmadığından tek biletle ikinci binişi yapamadı.E...El İnsaf
 El İnsaf’a
 11 Ocak 2018 Perşembe 21:58
13.02.2016 tarihinden itibaren Ayrancılar’da oturanlar 705 nolu hat ile 2.86.-ye Sarnıç’a geliyor. Oradan tekrar İzban yada Otobüse binmek zorunda; 705 nolu hattın aktarma hakkı olmadığından 2.86.- TL. ücret ödemek zorunda. Gaziemir -Ayrancılar arası 17 km. gidiş geliş toplu ulaşım bedeli kişi başı 5.72.-+5.72= 11.44.-TL. bu ulaşım kaliteli ve ucuz mu oluyor.Sizin dediğimiz 90 dk aktarmalı ulaşım Çiğli’den Gaziemir’e, Güzelbahçe’den Bornava ilçelerini içine alan bölgede uygulanıyor.
 Ulaşım
 11 Ocak 2018 Perşembe 21:06
Aynı mesafe İstanbul toplu ulaşım sadece gidiş 4.25 tl.Sizin gibi seçme hakkımda yok.Özel halk otobüsü ise anlatılmaz yaşamak lazım.İzmir‘liler halinize şükür edin.İsteyen toplu ulaşımın maliyet ve kalitesini İstanbul ve Ankara başta olmak üzere test edebilir.
 El insaf
 11 Ocak 2018 Perşembe 19:53
Toplu taşıma; insanların özellikle dar gelirlilerin, çalışanların, öğrencilerin bir yerden bir yere kaliteli ve ucuza gitmesidir.Tek bilet tüm taşıtlarda geçerli ve 90 dakika el insaf ülkede böyle bir sistemin olduğu bir örnek gösteremezsiniz.Sabah ve akşam gidin belediye personelinin nasıl toplu ulaşıma bindiğini görürsünüz gerçek Ak Partililer belediyenin bu hizmetleri için Allah razı olsun diyor,ama KAPIKULLARININ eleştirmesi doğal yoksa görevini yapmamış olurlar.
 Analiz
 11 Ocak 2018 Perşembe 19:40
Büyükşehir statüsünde olan bütün büyükşehirlerin yaptıklarını biliyorum siyasi görüşü beni ilgilendirmiyor.Daha iyisi elbette olabilir ancak ülkedeki her konuda en başarılı belediye İzmir Büyükşehir Belediyesidir.Üzerindeki inanılmaz baskıya rağmen.İzmir‘linin avantajına olan bütün uygulamalar yapılıyor.Ak Partili seçmenlerin bile oy verdiği başkan başarınız için tebrik ederim.Ülkenin diğer yerlerinde ki insanlar İzmir‘de yapılanın kendilerinede yapılmasını istiyor.
 Vatandaşız
 11 Ocak 2018 Perşembe 18:09
Kamu hizmeti olan toplu ulaşımı; 10.02.2016 tarihinde merkez kent, çevre kent ayrımcılığı yaparak, hakkaniyetten uzak düzenleme yaptığınızı unutmayınız !
Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz