MENÜ
İzmir 22°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ben kalp tamircisiyim
29 Kasım 2018 Perşembe 00:00

Ben kalp tamircisiyim

Hanzade Ünuz, 50 yıldır binlerce hastaya umut olan Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. İsa Durmaz ile konuştu.

Tahta bir bavul ve elinde bir lira ile yola çıktı.

Dünya çapında bir kalp cerrahı oldu.

İnsanların kalbine dokunarak…

Binlerce hayat kurtardı.

Kalp damar cerrahı Prof. Dr. İsa Durmaz ile tanıştığınızda…

Şaşırıyorsunuz.

Sözlükteki aklı selim kelimesinin karşılığı gibi adeta…

Sakin, sade, oturaklı, babacan…

Başarı var, şaşa yok.

Beceri var, kibir yok.

Hırs var, kıskançlık yok.

Dengeli, sistemli, çözüm üreten bir yapısı var.

Film gibi bir hayat öyküsünün içinden çıkmış...

Antalya’nın ıssız bir köyünde yaşarken…

Henüz 10 yaşlarındayken kafaya koymuş büyük adam olmayı.

İnadı ve azmiyle Türkiye’de ilklere imza atan bir hekim olmuş.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kalp cerrahisi bölümünü kuran isim.

Kurumsallaşmaya, insan yetiştirmeye inanıyor.

Yarım asırlık bir hekim.

Bugüne dek 20 bine yakın kalp ameliyatında bulundu.

İzmir’de neredeyse her apartmanda bir hastası var.

Kalp damar cerrahı olarak İzmir’de başlattığı kalp nakil ameliyatları ile…

Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda umutsuz hastaya şifa oldu.

Halen Özel  Tınaztepe Hastanesi’nde Kalp Damar Cerrahisi Koordinatörü olarak görev yapan Prof. Dr. İsa Durmaz…

“Ben cerrah olmak için gelmişim dünyaya, kalp tamir ediyorum. Ben kalp tamircisiyim” diyor.

50 yıldır hayat kurtaran İsa Hoca...

Azimle yürüdüğü yaşam yolculuğunda kendi hayatını nasıl kurtardığını anlattı.

 

TAHTA BAVUL VE BİR LİRAAntalya Serik’liyim, ikinci dünya savaşı zamanında doğmuşum. Babam dört yıl askerlik yapmış bir sene izne gelmiş, ben doğmuşum. Ne gün doğduğum da belli değil. Nüfus kağıdında Nisan 1 yazıyor, onun için bende Nisan 1 hikayeleri çoktur (gülüyor). Benim hayatımda gördüğüm ilk yönetici köydeki  öğretmenimdi. Köye o sene ilk kez ilkokul açıldı ama inşaatı daha bitmemişti biz okula başladığımızda, kahvede ders görüyorduk. 

Ben yedi yaşlarındaydım, okula giderken yolda baktım kocaman bir adam. İlkokul açılınca köyde18 yaşından küçükleri de okula gönderdiler, o çocuk da 16 yaşındaydı. Beyaz yakası siyah önlüğü var, ben köylü kıyafetiyle gidiyorum okula. Bana “Senin şapkan var öğretmen bunu istemez” dedi. Ne yapalım? Şapkayı saklayalım (gülüyor). “Mendilin var mı”, yok. “Tırnaklar kesik mi” diye soruyor bana çocuk. Köydeki o 16 yaşındaki çocuk benim ilk rehberimdi.

Sınıfa gittik, öğretmen ne diyecek diye korkuyoruz. Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenimiz vardı, bana tahta bavul gibi bir çanta verdi, içinde alfabe, defter, kalem, silgi vardı. “Yarın babandan 1 lira getir” dedi. İşte ben o tahta bavul ve 1 lira ile okula başladım.

BEYGİRE ATLADIM KAYIT YAPTIRDIM

Okulu sevdim, hiç şikayetim olmadı ve ilkokulu başarıyla bitirdim. O dönemde kazaya ortaokul açıldı fakat babamın da maddi durumu çok sınırlı. 3 – 4 dönüm tarlası var, ortakçılık yaparak geçiniyor. İki öküz, bir beygiri var sadece. Biz de yedi kardeşiz. Babam ilkokul bitince benim için amcasının yanına gitsin, terzi olsun diye düşünüyordu. Aslında özenirdi, okumamı asker olmamı isterdi ama imkanı yoktu. Babamla konuşamıyordum, anneme bak ben buradan kaçacağım diyordum. Bir gün tarladan geldim, öküzleri bağlayacağım. Babamın cebinden 1 lira çaldım, beygire atladım doğru kazaya gittim.  Öğretmen okullarına kayıt yaptırdım. Kafaya koydum, evden kaçacağım.

PAMUK PARA EDİNCE…

Sonra o dönem pamuk para etti, 2.5 liraya satıldı. Dedem zengin oldu. Gittim baktım dedem bahçede taş ayıklıyor. Dede dedim, “Ben okumak istiyorum. Babam paramız yetmez diye okula salmıyor. Ben okula gitmek istiyorum ama karşılayamayız diye yollamıyor. Bize yardım eder misin” dedim. Rahmetli dedem, “Peki oğlum baban gelsin konuşacağım” dedi. Ve orada bir meşe ağacının altına oturup babamın gelmesini bekledi. Babam gelir gelmez çağırdı, “Osman buraya gel” dedi. “Yarın çocuğu ortaokula götür kaydını yaptır. Yetişemediğin yerde ben varım” dedi. Ve ben öylece ortaokula kayıt oldum. Sonrası da devam etti gitti.

EGE TIP’TAN MEZUNİYETAristo’nun bir lafı vardır; “Diploma bazıları için duvarda bir süstür, belgedir. Bazıları için de geçim kaynağıdır”. Hekimlik iyi kazandıran bir meslekti gerçekten, çocukken yaşadıklarımız çevremizdekilerin sağlık sorunları nedeniyle de hekim olmak birinci tercihim oldu. Onun dışındaki tercihim siyasaldı, uluslararası sosyal problemlerin çözümünde sanki bir yerlere varacağım gibi düşünüyordum. Üçüncü tercihim de maden mühendisliği idi. Çünkü petrol bulan bir maden mühendisinin hayatını okumuştum, o beni çok etkilemişti. Ülkemize katkı sağlarız diye düşünmüştüm. İzmir’de sınava girdim, İstanbul’a gittim orada da sınava girdim. Kısmetmiş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladım ve 1969’da mezun oldum.

YATLA KATLA İŞİMİZ OLMADI

42 yıl boyunca Ege Üniversitesi’nde çalıştım. Genel cerrah olarak başladım, başasistan idim. 1977 yılında Kalp Cerrahisi’nde beni İngiltere’ye yolladılar. Kalp damar cerrahisini öğrendim, kalp cerrahisinin öncü isimleriyle çalıştım. İki yıl sonra Türkiye’ye döndüm. Şimdi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fizik Tedavi Anabilim Dalı Başkanı olan Prof. Dr. Berrin Durmaz ile evlendim. İlk başta hiçbir şeyimiz yoktu, hatta evlenebilmek için arabamı satmıştım. Bizim para pulla, yatla katla hiç işimiz olmadı. Eşim Prof. Dr. Berrin Durmaz yapıcı, sosyal ve çok zeki bir kadın. Felçli hastaları meslek edindirdi, bir çok felçli gencin üniversiteyi bitirmesini sağladı.

HER APARTMANDA BİR HASTA 1994’te Ege Üniversitesi Hastanesi’nin Kalp Damar Cerrahisi Bölümü kuruluşunda görev aldım. 20 yıl boyunca Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı olarak çalıştım. Kontrolümde yapılan kalp ameliyatı sayısı 20 bine yakındır. Diyebilirim ki İzmir’de her apartmandan bir hastam olmuştur. Anabilim Dalı Başkanı olduğumda dünyada ne yapılıyorsa bu klinikte yapılacak, Türkiye’de ne çözülemiyorsa bu klinikte çözülecek dedim. Bu nasıl yapılır, bilim adamı yetiştirerek, yanındaki çocukların önünü açarak yapılır. Bir kişi yetmez, bir akıl da yetmez danışmak lazım, perspektifi açmak lazım.

GÜNDE ÜÇ KALP NAKLİ

Yanımda yetişen çocuklar uzman olduktan sonra her birinin yol parasını, lojman kirasını karşılayarak değişik branşlar koydum. Siz kalp nakli, siz aort cerrahisi, siz yeni doğanla uğraşacaksınız diye timler kurdum. Bu timler Türkiye’ye dönüp geldikten sonra bir süre sonra Ege Üniversitesi’nde günde üç kalp nakli gerçekleştirir duruma geldik. Bir günlük bebeğe kalp ameliyatı yapar duruma geldik. Daha doğmadan karın içinde müdahale edebilir miyiz diye projelere başladık.

TÜRKİYE’DE ZİRVEYE ÇIKTIKAkciğer nakli gerçekleştirdik, Türkiye’de zirveye çıktık. Yapay kalbe geçelim dedim. O sırada aynı zamanda Türkiye Kalp Damar Cerrahisi Dernek Başkanıydım, iki dönem görev yaptım. Derneğin binası yoktu, bina aldım. Tüzüğünü değiştirdim, en önemlisi board sınavını koydum. Amerika’da kalp cerrahisi ihtisasını tamamlasanız bile hastaya el süremezsiniz. Uluslararası bir standart sınavı vardır, bunu geçmeniz gerekir. Türkiye’de bunu başlatalım dedim. Türkiye’de ulusal bir veri tabanı hazırlanması için girişimde bulundum, Almanlardan veri tabanı programını satın aldık ama bunu Bakanlığa kabul ettiremedim. Benden sonra Ege Tıp Fakültesi’nde öyle arkadaşlar yetişti ki Amerika standardında kalp cerrahisi yapılır duruma geldi. Fakat daha sonra ben Ege’den ayrıldım.

AKAN SU YOSUN TUTMAZ

Hedefinizde bir şeyler varsa yapabilirsiniz, yaratabilirsiniz. Yeter ki ne yapacağınızı bilin, hedefi ortaya koyun proje yavaş yavaş olur. Ben sabahın beşinden 11’ine kadar ameliyat yaparak çalıştım, bugün de hala aktif olarak çalışıyorum. Akan su yosun tutmaz derler. Ege’den ayrıldıktan sonra yapacak şeylerim olduğuna inanıyordum, Mehmet Bey (Bektur) ile buluşmak kısmetmiş, sağolsun vizyonu açık bir insan. Ben eğitime verilen her hizmet ve emek kutsaldır diye düşünüyorum, bir yerden başlamamız lazım. Kısmet oldu, şimdi de Tınaztepe Üniversitesi’nin oluşumu içine girdik. Dilerim mahcup olmayız, ileride daha iyi hizmetler yaparız inşallah.

EN İYİ SAĞLIK İÇ HUZURUYLA OLUR50 yıllık meslek hayatım insana dair bana ne öğretti? İnsanların yüreğine dokunmayı öğretti. Ben insanların yüreğine dokunuyorum. Günlük yaşamda sağlık ile ilgili sorunlar televizyonda, gazetelerde çıkıyor. Herkes farklı bir şey söylüyor, içlerinde bilgi kirliliği de var. Aslında vücut ne istediğini söyler, tuz yemek istiyorsanız o eksiktir, şeker istiyorsa şeker eksiktir.

Kalbi olumsuz etkileyen beş ana unsur ise sigara, hipertansiyon, diyabet, zararlı kan yağlarının yüksekliği ve obezitedir.Ama en önemlisi iç huzurudur, suç işlememe huzurudur. Hak yememe huzurudur. En güzel şifa iç huzurunun olmasıdır. Ne olur, başını yastığa doğru düzgün koyarsın. Uyku en büyük sağlıktır, beyni dinlendirir ve organların düzenli çalışmasını sağlar. Uykusu bozulan kişinin sağlığı bozulur, onun için uykunu kaçıracak şeylerden uzak duracaksın.

CERRAH OLMAK İÇİN GELMİŞİM DÜNYAYABen ne yapıyorum, sağlıklı kalmak için yürüyüş yapıyorum ve kilo almamaya çalışıyorum. Spor ve başarı endorfin salgılanmasını artırır, benim en mutlu günüm zor bir ameliyatı başarı ile bitirdiğim gündür. O gün rahat uyursun. Kader diye bir şey var mı? Evet sanırım var. Çalışacaksın, gayret edeceksin ama biraz da şans vardır. Tavla ile satrancın hikayesindeki gibi. Bir şeyler yaparsınız ama biraz da şans gerekir. Hasta için de şans gerekir, cerrah için de. Binlerce hasta, binlerce teşhis, binlerce operasyon. Hayat enteresan, kiminle ve ne ile nasıl karşılaşacaksın bazen hiç belli olmuyor. Bu hayatta arının da bir rolü var. Gidiyor çiçekleri döllüyor meyvelerin oluşmasını sağlıyor. Ben de cerrah olmak için gelmişim dünyaya, ben de kalp tamir ediyorum. Ben kalp tamircisiyim.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Kadriye DURMUSIsa
 5 Ağustos 2019 Pazartesi 16:23
Isa hocam ben 2005 te siz Izmir EGE SAGLIK hastanesinde gorev yaparken size amaliyat oldum 4 damarim degisti 15 gun hastanede kaldim ve memleketim Kutahya ya dondum Bu yila dek cok guzel sorunsuz yasadim simdi bacaklarimda kis goruldu dendi ama emin olmak icin emar isteniyor doktorum amaliyat oldugumu ogrenince size danismami onerdi sizi taniyor Ortepedi dr SERMET INAL Kutahya devlet hastanesinde gorevli size sormami Yoksa titan yum mu Emar cek istedi amaliyatta kullanilan madde celik mi emar cekilebilirmiyim bana bilgi verirseniz cok memnun olacagim bilgi alamazsam bacagim cok agriyor sonuc alamayacagim simdiden tesekkur ederim ALLAH RAZI OLSUN Kadriye Durmus 1950 Gediz KUTAHYA dogumluyum
 Saadet yücel özkan
 18 Nisan 2019 Perşembe 11:40
Ben isa hocamın hakkını asla ödeyemem Annemin çok riskli ameliyatını yani % 60 ölüm riski olan ameliyatını başarıyla gerçekleştirdi üstelik tüm umudumuzu yitirdiğimiz anda.O benim için bir doktor değil sadece bi abi bi arkadaş ailemizden biri gibiydi.Bizimle o kadar ilgilendiki 3 ay boyunca sabırla sorularımı cevapladı haftasonu dahi hastamın viziti için hastaneye geldi.Zor zamanlarımızı onun güleryüzü sabrı ve iyiliğiyle atlattık Allah binlerce kez razı olsun o bir doktor değil sadece o Allah tarafından insanlığa gönderilmiş bi hediye bence??
 Ayse kiliç
 6 Nisan 2019 Cumartesi 23:50
Hocam hastan deyiliz ama.zor durumdayiz babam şah damarinda 90tikaniklik var ameliyat dediler bozyakada.ama korkuyorum yardim edermisiniz
 Halil kuş
 17 Aralık 2018 Pazartesi 17:59
Biz isa hocamla köylü akraba ve komşuyuz biz çocuklumuzda hep isa hocama imrenmekle okula gittik ama imkanlar el vermedi ama ben şahsen hiç vazgeçmedim kendim okuyamadım ama kızımı okuttum oda şu an doktor oldu biz hep hocamın yolundan yürüyen nesiller yetişdirmek için var gücümüzle emek veriyoruz hocamla gurur duyuyoruz selamlar
 Kerim karskaya
 14 Aralık 2018 Cuma 14:14
Sizi bir defa gördüm İsa hoca ama Ailenizden Hüseyin bey yakın arkadasım. Sizin bahsiniz çok geçer. Size ölüyü dirilten doktor da derler.
 Ayfer Uysal
 13 Aralık 2018 Perşembe 09:00
Tıpkı, rahmetli babam gibi...O da, çok iyi bir egitimciydi...Çocuğum küçükken ben, kendimi parçalıyorum şunu yedireceğim, bunu yedireceğim, diye...Rahmetli babam, kızım üsteleme...vücut saat gibi, neye ihtiyaç dıyarsa, insanın canı onu ister, demişti. Düşününce hak vermiştim. Gerçekten, canım bazen deli gibi ıspanak yemeği ister, o gün anlarım ki, benim demire ihtiyacım var... Babamı rahmetle anarken, hocama da saygılar sunuyorum.
 Ali kara
 13 Aralık 2018 Perşembe 01:11
Benim köylüm amcalarımı başarı ile ameliyat ettiniz.size minnettarız sizin gibi düşünceli insanlara ihtiyacımız var.tesekkurler. göcen yusufun torunu osman kara oğlu ali kara ve ailesi selam kolsuz sizlere
 Hediye uyanıkturk
 10 Aralık 2018 Pazartesi 01:48
Çok büyük bir başarı hikayesi iyiki dedeniz yardımcı olmuş sizin gibi zeki insanlara ihtiyacımız var iyiki sizin gibi Çalışkan başarılı insanlar var Bende İzmir de yaşıyorum keşke burada kalsaydınız Allahım sağlığınızı bozmasın mutlu huzur dolu yıllar sizinle olsun
 Ali Sarı
 9 Aralık 2018 Pazar 14:40
İyi ki varsın İsa Hocam Allah Size Uzun Ömürler versin Saygılarımla
 Meltem Balaban
 7 Aralık 2018 Cuma 16:28
Babamın sağlığını size borçluyuz ne sansliyiz ki size rastladik sizi yakindan tanimak hayat dersi oldu bana çalışkanlık azim ve soyadiniz gibi hiç durmadan çalışan sizi tanımak eşsiz bir ders .Tesekkur ederiz
Diğer Röportajlar
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz