MENÜ
İzmir 22°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Hayata yeniden başlıyorum
12 Nisan 2019 Cuma 00:00

Hayata yeniden başlıyorum

Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinin sona ermesinin ardından ilk kez Hanzade Ünuz’a konuştu.

Sevgi görmek ne kadar anlamlı…

Sayılmak ne kadar önemli…

Gönülden teşekkür almak ne kadar kıymetli…

Aziz Başkan ile yolda yürürken bunu fark ettim.

Aslında Aziz Başkan bu aralar yolda pek yürüyemiyor...

Her yaştan, her kesimden İzmirli…

Göz göze geldiği hemen herkes…

Sanki aralarında anlaşmış gibi...

Tartışmasız hepsi aynı cümleyle yanına gelip…

“Her şey için teşekkürler Başkanım…” diyor.

“Aziz Başkan…” diye koşup elini sıkıyorlar.

Fotoğraf çektiriyorlar.

Sohbet etmek istiyorlar, çaya kahveye davet ediyorlar, arabadan geçenler el sallıyor…

Aziz Başkan da sağ elini kalbine götürerek...

Yüzündeki çizgilere inen derin bir gülümsemeyle karşılık veriyor.

Böyle içten bir sevgiye şahit olmak…

İzmirlilerin Aziz Başkanı kucaklayışındaki özeni…

Hakkın teslimini görmek…

Çok öğretici bir ders gibi gerçekten de…

CHP’li Aziz Kocaoğlu 56 yaşında Büyükşehir koltuğuna oturdu.

İzmir için 15 yıl aralıksız çalıştı.

Yerel seçimlerin ardından…

Şimdi sivil hayatta…

Günlük rutine alışmaya çalışıyor.

Doğal olarak bir çok şey kendisi için yeni.

Yeni aldığı akıllı telefonunu kullanmayı öğreniyor…

Arabasını Kültürpark’ta otoparka park ediyor.

Korumalar olmadan özgürce yürüyor.

Aziz Başkanımız…

İzmir’in Aziz Abisi...

Gökkubbede hoş bir sada bırakmakla birlikte şimdilerde…

Hayata yeniden başlıyor...

Yeni hayatta, yeni projeleri var…

Ama önce dinlenecek...

Kitap okuyacak, uzun yürüyüşler yapacak, bol bol yüzecek.

“Kendini küllenmeye bırakacak…”

Sonra da kolları sıvayıp…

CHP’de eksikliğinden dem vurduğu meşhur “Mutfağı”...

İzmir’de oluşturacağı bir platform ile kuracak.

“Mutfaktaki Ocak” harıl harıl yanacak...

İzmir Modeli, Türkiye Modeli’ne uyarlanacak.

Sivil hayattaki ilk haftasında…

Başkanla kahve içtik, zaman telaşı yaşamadan keyifle sohbet ettik…

Aziz Başkan belki zaman zaman kendisine de sorduğu...

“Çok mu hırslı bir insanım...”

“Aziz’in şekeri var mı...”

“Güç beni değiştirdi mi...”

“1 Ekim’den sonra ne öğrendim...”

Sorularının yanıtlarını verdi.

“O mutfak kurulacak” kararlılığında olduğunu gördüğüm Aziz Kocaoğlu...

Hayatını ve son 15 yılda yaşadıklarını…

Bazı çok özel dip notlarını…

Geçmişi ve geleceği anlattı…

 

BENİM KİŞİLİĞİM BÖYLEBu Pazartesi günü mazbatayı teslim ettim. Günde ortalama 16 saat çalışarak 15 yıl geçti. Zaman zaman günde 20 saate çıktığı da olmuştur, 12 saate indiği de olmuştur. Belki de benim kişiliğim böyle, ben bir işe sarıldığım zaman o işle yaşıyorum. Kitleniyorum, o günkü önemli iş neyse 24 saat o işle yaşıyorum. Belediye öncelikle dev bir işletme. Türkiye’nin ilk on kurumundan bir tanesi, 27 bin kişi çalışıyor. 4.5 milyon kişiye hizmet ediyorsun, büyük bir gemiyi yönetmek kolay değil. 4.5 milyon insanın günlük hayatını ilgilendiren büyük bir geminin kaptanlığını yapıyorsunuz, onu herkes göz ardı ediyor. Şimdi sabah 8’de kalktığım için şaşırıyorum. 15 sene belediye başkanlığından sonra hayata yeniden başlıyoruz.

YAŞAM ÖĞRENMEKLE GEÇİYOR…

Yaşam öğrenmekle geçiyor, ben yaşamımın her aşamasında öğrendim. Çocukluktan beri böyledir siyasete de, tarlada çalışmaya da 6 yaşında başladım. Komik geliyor ama baban siyasetin göbeğinde ise, sen de evin büyük oğluysan ister istemez burnunu sokuyorsun. Tesadüfen 1954’lü yıllarda Tokat Erbaa’da belediyenin tam karşısında büyük bir mağazamız vardı. Onun yanında da CHP ilçe binası var, babam hem CHP’de siyaset yapıyor hem de mağazayı çalıştırıyordu. Dört buçuk yaşında beni mağazaya götürürdü. O yaşta para  hesabı yapabiliyordum, para üstü alıp mal satıyordum. O zamandan beri çalışıyorum, sonra okuduk. 1973’te işletme iktisadı enstitüsü masterı bana çok şey kattı diye düşünmüştüm. 1975’te Ankara’da muhasebe uzmanı olarak çalışırken bürokrasiyi tanıdım. Orada da mesai mefhumu olmadan çalıştım. 1978’te Samim Sivri ve Atilla Yurtçu’nun İzmir Demir Çelik grubunda Santes firmasında yöneticilik yaptım. 

KİMİNE GÖRE ÇOK HIRSLIYIM

İzzeti nefsime laf gelmesin diye her zaman hata yapmamaya, herkesten fazla çalışmaya özen gösterdim. İşimi hakkıyla yapayım, kimse bana bir şey söylemesin rencide olmayayım diye çok çalışıyordum.Çalışma tempoma bakılırsa kimine göre çok hırslıyım ama ben hiçbir işi burada yükseleyim diye yapmadım. Patronun gözüne gireyim diye çabalamadığım gibi çoğu zaman da müdürlerimle sürtüştük. Doğruyu söyleme, doğruyu yapma, hatadan koruma adına sürtüştüm ama tabii kendi bilebildiğimiz kadarıyla.

Hiç unutmuyorum, bir gün Atilla Yurtçu ile toplantıdayız ben devlette yetiştiğim için hep olmazları söylüyorum. Atilla Bey çok doğru bir tespitte bulunmuştu, ‘Aziz sen devletten geldin. Devlette kanunun ana hükmüne bakarlar ama sairler (istisna) vardır, özel sektör onu kullanır’ dedi (gülüyor). Ondan sonra ben uygulamaları sairlere göre yaptım, orada da çok şey öğrendim

EĞER ESNAFLIK YAPMASAYDIM….1979’da bir arkadaşımla birlikte Karşıyaka’da Bankalar sokağında beyaz emta mağazası açtık. 1979’un sonuna doğru açtığımız Bornova mağazasının başına  ben geçtim. Eşim Türkegül de Bornova Ana Çocuk Sağlık’ta çocuk hekimliği yapıyordu. Ama ticarete kruvaze ceket ve kravatla başlayınca olmadı (gülüyor). Paramız yok, sermaye hak getire zaten. Mahmutpaşa’da işportacılıkta yetişmiş kumaş tüccarı olmuş Halil Bey geldi mağazaya, bana baktı ‘Böyle olmaz, git kendine kot pantolon, oduncu gömleği al, sen başka türlü para kazanamazsın’ dedi. Ben ancak ondan sonra mal satmaya başladım (gülüyor).

Esnaflık yaparken önce yadırgadım, önceden müdürdüm altımda araba vardı diyorum bir yandan. Mağazada konuşmam değişti, müşteriye abla teyze dayı diyorum. Türkegül kızıyor, hanımefendi desene diyor. Bir gün mağazaya gelen kadın müşteriye ‘Hanfendi buyrun’ dedim, ‘Hanfendi senin anandır’ dedi. (kahkahalar)… O zaman anladım amca, teyze, dayı diye gideceksin. Tüm bu mücadelelerden sonra anladım ki, eğer ben esnaflık yapmasaymışım dünyadan boş gelip boş gidecekmişim. Esnaflık öyle bir şey ki, insanı inanılmaz pişiriyor.

‘AZİZ’İ DELEGE BİLE YAPMADIK’ DEDİLER…

Siyasetle başından beri ilgileniyordum, parti üyesiydim ama delegelik falan da istemiyordum. Fahri olarak danışma kurullarında çalışıyordum. 1999’da CHP baraj altında kalınca ülkenin CHP’ye ihtiyacı var, partiyi ayağa kaldırmak lazım diye düşünerek Bornova ilçede yönetim kurulu üyesi oldum. Alaattin Yüksel de İl Başkanıydı. Bir arkadaşımız yönetim kurulunda ‘2004’teki belediye başkan adayımız belli oldu, bizim adayımız Aziz Kocaoğlu’ dedi. Benim de niyetim yok ama o zaman partiye ve yönetime yakın olan insanlar bizi diskalifiye etmeye çalıştılar. Örgütlendiler, Başkanlıkta adım geçtiği için 2003 kongresinde bizi epey ezdiler, seçimi kaybettik ve yönetimden ayrıldım. O dönemde mağazamın üstündeki ofisim öyle oldu ki, CHP ilçeye gidenlerden kat be kat benim ofisime gelmeye başladı insanlar. Bornova’da CHP’nin sağlıklı unsurlarının hemen hemen tamamı bizim yanımızdaydı. 2004 için ‘Aday olamaz, delege bile yapmadık Aziz’i’ diyorlardı.

HERKES BANA KARŞIYDI…

Bir gün parlamentoya gittim, kendi başıma Bornova aday adaylığı için müracaat ettim. Diğer 11 aday adayı bana karşıydı, ilçe zaten karşıydı. 16 İzmir milletvekilinden de yanımda bana yakın sadece Oğuz Oyan vardı. Diğer hepsi bana karşıydı (gülüyor). Bugün de öyle evet ama karıştırma şimdi (kahkahalar). O gün de ‘Aziz Deniz Baykal’a karşı’ diye bir laf çıkarmışlardı. Önder Sav ile görüştüm, ‘Sen bir de meclis üyelerini değiştiririm demişsin öyle mi?’ diye sordu. ‘Ben o şartla aday olurum’ dedim. ‘Seni zaten kim aday yapacak, daha dur. Bir de meclisi dizayn etmeye çalışıyor’ dedi. Ben 10 dakikada çıktım tabii yanından (gülüyor). Alaattin’in (Yüksel) orada aday olmamda çok katkısı var, onu söylemem lazım. Sonra seçime girdik ve aldık, daha sonrası da malum.

AZİZ’İN ŞEKERİ VAR MI?

Aziz’in şekeri var mı? Hayır benim şekerim yok. Haksızlığa karşı tepkinin adı bugün şeker oldu. Kişiliğe saldırıya verilen tepkinin adı şeker oldu. Ben sabırlı bir insanım ama bildiğin bazı çıkışlarım var. Ben para gitmiş, zarar ettim kar ettim diye fazla bakmam. Ama benim kişiliğime, izzeti nefsime kırmızı çizgilerime dokunmayacaksın kardeşim. Ufak tefek, şöyle yapmasaydım dediğim şey çok vardır ama belediye büyük bir gemi. Sizin ailenizden gelen değerleriniz ve yaşamınız boyunca oluşturduğunuz bir kişiliğiniz var. Sizi de diğerlerinden farklı yapan bu değerleriniz, kırmızı çizgileriniz. Paraya bakışınız, insana bakışınız, arkadaşınıza bakışınız, doğaya bakışınız…

BEN DE EVRİM GEÇİRDİM

Şimdi eskiye göre daha sabırlıyım, daha töleranslıyım. Meclisi yönetmeye baktığınızda, 15 sene içerisinde meclisi yönetme şeklim benim geçirdiğim evrimi de gösteriyor. Önce epey problem yaşıyorduk, daha tahammülsüzdük. Öğrendikçe başardıkça rahatlıyorsun, yönetmeyi öğreniyorsun. Beş sene önce aynı lafa sinirlenirken, bu sefer gülüyorsun tansiyonu düşürerek yönetiyorsun. Yaptıkça öğreniyorsun, yönetmeyi de öğreniyorsun. 15 senede çok piştim, daha da çok pişeriz. Bundan sonra da öğreneceğiz, öğrenmeye devam edeceğiz.

1 EKİM KARARINDAN SONRA…

Ben 1 Ekim’den sonraki üç ayda yaşadıklarımı tüm ömrüm boyunca yaşamamıştım derken; tecrübe kazanıyoruz, bunu da yaşıyoruz anlamında söyledim. Hem bir eleştiri, hem de heybeye konan tecrübe anlamında söyledim. 1 Ekim kararımdan sonra yaşananlar, bakışlar, yazılanlar çizilenler, bürokraside de bazı arada çıkan haller oldu tabii. Belli hareketleri görüyorsun. Bir mevkiyi makamı temsil ederkenki gücünle, ayrılma kararı verdikten sonra bazı istisna insanların davranışları, duruşları, tavırları değişebiliyor. Eğer yaptığınız işten eminseniz, hesap veremeyecek bir noktada değilseniz, kimseyi maddi manevi ezmemiş ve çıkar sağlamamış iseniz, adil davrandıysanız, bütün İzmir’e aynı pencereden baktıysanız vicdanen müsterih oluyorsun. Özgüvenin artıyor, benim şu yanlışımı yüzüme vuracaklar diye bir kaygım hiç olmadı.

GÜÇ BENİ DEĞİŞTİRDİ Mİ?Güç insanı değiştiriyor mu? Herkes değiştirdiğini söyler. 15 senede gücün beni değiştirip değiştirmediğini sen biliyorsun, siyasette yakın arkadaşlar biliyor, bürokratlar biliyor. Ben değiştim değişmedim dersem izafi olur, subjektif olur. Onu o arkadaşlara sorman lazım, Aziz değişti mi diye? Yürüyüşü değişti mi, yukarıdan bakıyor mu diye… Değişim o şekilde olur. O makama gelen kişinin kendisini koruması lazım. Makamın geçici olduğunu, bunun bir görev olduğunu, ilkelerini korursa makamı hak edeceğini, yarın sade vatandaş olarak da bu kentte yaşayacağını, amacının belediye başkanı olarak hemşerilerine hizmet etmek olduğunu bilmesi lazım. Ben 56 yaşımda belediye başkanı oldum, kişiliğim oturmuştu. Eksiklerim olabilir, bugün de var. Bu arada çok şey öğrendim ama önemli olan özünü korumak, değerlerini korumak, kişiliğinden taviz vermemek. Benim bütün hırçınlıklarım, üç dört yaşanan olay tamamen izzeti nefsimi korumak üzere yaptığım çıkışlardır, planlanmış değildir.

İYİ Kİ DİYORUM...

15 yılın ardından iyi ki diyorum tabii ki. 15 sene yüz akıyla, Türkiye’nin bu koşullarında hiçbir şaibeye bulaşmadan, adil bir şekilde eşit hizmet dağıtma anlayışıyla yaptığımız için iyi ki diyorum. Şartlar insana öğretiyor. Zorlu süreçlerde ailenin eşinin çocuklarının dostlarının seni koruması, uyarması aynı felsefede olmanız, hayata aynı nazardan bakmak en büyük güç. Hem partide, hem bürokraside, hem aile akraba, konu komşu  içinde sağlıklı insanlarla yürüdüğünüzde hata yapma riskiniz minimuma iner. Ben yaşamım boyunca öyle yapmaya çalıştım.

15 yılda çok insan tanıdım, yeni arkadaşlar kazandım. Kaybettiğim arkadaşım olduğunu sanmıyorum ama çok büyük ayrılıklar da olmadı değil. Yapabildiklerimizi yaptık, herkesin istediği olacak diye bir şey yok, benim de istediğim olacak diye bir şey yok. Olabilecek işlerde İzmir’de yaşayan hiç kimseyi dışlamadım. Kendimi korumak için bazı insanlarla daha samimi, bazı insanlarla araya mesafe koyarak çalışmam gerekiyordu. Bu doğaldır her insan öyle yapar, 15 sene ancak öyle geçer.

ÇOK ÖZGÜR HİSSEDİYORUMHayatımda bir boşluk yok, tam tersi o kadar rahatladım ki çok özgür hissediyorum. Ben zaten cumartesi, pazar günleri bazı etkinlikler dışında protokolsüz sade bir yaşantı sürüyordum. Kendini hazırlamazsan bir şok yaşanabilir ama ben zaten kendimi 5 – 6 senedir hazırlıyordum buna. Bugün arabamı otoparka park ettim, yürüyorum bir hanımefendi geldi. “Şimdiye kadar söylemiyordum, yanınıza gelmiyordum. Her şey için teşekkür ediyorum” dedi. Bizim insanımız görev başındaki yetkilileri methetmez, eleştirir. Böyle bir geleneği vardır. Görevi bıraktıktan sonra eleştirmez, tam tersi hakkını teslim eder. Toplumun özelliği, geleneği bu. İş başında yanlış anlaşılır, yağcılık yapıyor demesinler diye söylemez.

ONORE ETMEK İSTİYORLAR

15 senelik birikimin teveccühünü, teşekkürünü şu anda sivilken daha çok yaşıyorum. Babam da böyleydi, 80 darbesinde belediye başkanlığı görevinden alındı. 2014 yılında vefat edinceye kadar hiç kimse “La havle” demedi. Hangi partili olursa olsun, kapısının önünden geçerken ayağa kalktı, saygısını sundu. “İhsan abi buyur çay iç” dedi. Benim babam Atatürk’ün kuşağıdır, öyle kuşak bir daha gelmez. Ben her zaman iyi ki öyle bir babanın oğlu olmuşum diyorum.

15 sene boyunca sevgi, saygı gördüm. Gözlerin içi hep gülüyordu evet ama şimdi bambaşka bir şekilde gösteriyor sevgisini. Biz de şimdi sade vatandaşız, onore etmek istiyorlar. Bu yaptığınız belediye başkanlığının sadece hizmetler değil, kenti korumak için de olmasındandır. Dev bir işletmeyi yönetmişsin, farklı işlere girmemişsin. Bizim tanıtım yapamadığımızı söylüyorlardı ama biz sadece işin tanıtımını yapıyorduk. Ben bir tane fotoğrafımı bilboardlarda, şurada burada yayınlamadım. Sadece iş yapmak değil, iş yaparsan takdir edilirsin. Seni severler ama bu kadar sempatik bulmaz. Burada sizin samimiyetinizin yansıması da önem kazanıyor.

YOL GÖSTERİCİ OLABİLİR MİYİM?

Bundan sonra önce dinleneceğim ve kitap okuyacağım. Yürüyüş yapıp, yüzeceğim. Yazdan sonra da bir ofis ile küçük bir ekip kuracağım. Ben bundan sonra aktif politika yapmayacağım, bir yere seçilmeyeceğim aday olmayacağım ama amatör olarak siyasete yaşamım boyunca devam edeceğim. Yerel ve genel politikada aklın ve bilimin rehberliğinde yeni ne üretebilirim diye bakacağım. Bu kadar deneyimden sonra bir yol gösterici olabilir miyim diye çalışacağım. Ülkenin çıkış yolu aradığı bir dönemde biz bir şeyler üretebilir miyiz, bir şeyler söyleyebilir miyiz diye bakacağız.

Madem burada bir birikim var, birlikte çalıştığımız geniş bir insan ağı var. Bu kişiler İzmir’de başarı kazandı, tecrübe kazandı. Bugün hiçbir partide bizim İzmir’de uyguladığımız ve adına İzmir  Modeli dediğimiz uygulamaları, Türkiye’ye uygulama çalışması yok. Bu çalışmayı yeni insanlar da katarak Türkiye genelinde sürdürmemiz gerekiyor. Bir tür düşünce platformu diyelim adına. Kapasiteyi artırmak için, eskisi gibi kendi kendine yeter hale gelmek için kaynağı nereden bulabiliriz, bizim özgün değerlerimiz neler? Bunları çalışan bir ekip olacak.

MUTFAĞI İZMİR’DE KURACAĞIZ

Parti mutfağı yok dedim, böyle bir eleştirim var evet. Ama ben bunu daha önce Genel Başkan’la da konuştum, Genel Başkan yardımcılarıyla da konuştum. Her yerde konuştum. En az 10 senedir konuşuyorum. Ben Türkiye siyasetinde nelerin nasıl yapılabileceğini, ne gibi faydalar temin edeceğini çalışalım diyorum. Ülke devrevi krizler yaşıyor. Ekonomik krizler siyasi krizler getiriyor, bunları ne ile engellersiniz? Ekonominizi güçlendirerek, sektörlerinizi büyüterek yaparsınız. Partide ne yapacağız, bizim bir sıfatımız yok. Biz üreteceğiz ve paylaşacağız. Değerlendirmek isteyen alacak. Daha çok partisiz insanların, uzmanların hazırlık yapacağı, katkıda bulunacağı, saha çalışması yapılacak  projeler olacak. Elbette mutfak çalışması yapacağız, bir mutfak kuracağız.

ÇOK YANLIŞ BİR ŞEY GÖRÜRSEM…

Benim  iş başına geçen belediye başkanlarını eleştirmek gibi bir tavrım kolay kolay  olmaz. Bürokrasi orada duruyor, biz istendiği zaman dağarcığımızdaki konuları aktarmaktan kaçınmayız. Dedim dedi meselesine girmem. Çok yanlış bir şey görürsem onu basın yoluyla söylemekten ziyade o arkadaşa söylemeyi yeğlerim. Basında bugüne kadar yapmadığım gibi bundan sonra da reklam yapacak, şov yapacak halim yok. Kendisine söylerim, dinler dinlemez o ayrı mesele kendi bileceği iştir. Ama kentin ve ülkenin iyiliği, kendisinin iyiliği için söylediğimi bilmesi gerekir.

KENDİMİZİ KÜLLENDİRMEKTE FAYDA VARTrafikte sinirlenmiyorum, bekliyorum ne sinirleneceğim. Zaman mefhumum yok, bir yere de yetişmiyorum. Fıstık gibi gidiyorum. On beş yıldır hep oraya koş, buraya koş iki ayak bir pabuçta yaşadım. Benim belli bir yaşam standardım var, o hiçbir zaman değişmedi. Belediye Başkanlığı belli bir yaştan sonra, benim gibi belli bir yaştan sonra, mükemmeliyetçi mantıkta da olunca… Örneğin bir körfez projesi diyorsunuz 10 senede ortaya çıkıyor. Kolay olmuyor. Bu yaz biraz uzak duracağım, taşlar yerli yerine otursun. Şimdi fıstık gibi gidiyorum. Kendimizi biraz küllendirmekte fayda var. Yeni belediye başkanlarımız var, sonbahardan itibaren biz de kendi mutfağımızdaki hazırlıklara bakarız.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Hakan Erdemir
 15 Temmuz 2019 Pazartesi 05:33
Sayın Başkanım Allah yolunuz açık etsin inşallah izmir büyük şehir belediyesi Ailesinin Ve izmirli hemşehri lerine verdiğin ve köylüye çifçiye hayvancılık| üreten bir Nesil yetiştirdin Allah yolunuz açık etsin inşallah saygılarım onur ve gurur duyuyorum saygilarimla
 ışıl süalp özden
 10 Haziran 2019 Pazartesi 16:40
Dürüst Başkan'a emekliliği hayırlı olsun
 doğan işleyen
 22 Mayıs 2019 Çarşamba 18:47
tebrik ederim çok güzel bir görüşme
 ali
 6 Mayıs 2019 Pazartesi 17:47
hizmet adamı.dürüst adam.
 mami
 4 Mayıs 2019 Cumartesi 12:18
yorumlara bakıyorumda ekseriyetle memnunlar.. Efsane demişler aziz başkan için. merhum Priştina içinde öyle şeyler söylenmişti. bu kadar efsanenin görev yaptığı izmir, acaba neden kalkınma fakiri.bende chp i aday ve başkanları destekliyorum. acaba doğrumu yapıyorum diye hep kuşkuluyum.
 BABA
 27 Nisan 2019 Cumartesi 23:45
pes yani izmire ne yaptı 15 sene bilen varsa yazsın ben hiçbir sey görmedim .varos yerlere ,orta direğin yasadıgı yere ne yaptı ben söyleyeyim hiç koca bir hiç .ohbee kurtulduk senden iyikide gitmişsin.15 sene nede zor gecti ..ha sakın unutmadan mümkünse gözüme gözükmesin hiç hayırla yad etmicem .
 HAKAN YAVUZ
 17 Nisan 2019 Çarşamba 09:36
AZİZ BAŞKANA BAKINCA İZMİR İÇİN 15 SENE CANSİPERANE ÇALIŞMIŞ ÖZVERİLİ, GÜVENİLİR BİRİNİ GÖRÜYORUM. HEP DE ÖYLE HATIRLAYACAĞIM. HAKKINI HELAL ET BAŞKANIM. İYİ Kİ SİZİ TANIMIŞIZ.
 ahmet
 13 Nisan 2019 Cumartesi 07:47
Aziz Başkan gerçek bir efsanedir.Belediyecilikte devrim yapmıştır.Şimdi bütün belediyeler tarıma destek vermeye başladı.
 eng
 13 Nisan 2019 Cumartesi 00:12
körfez projesi çok büyük bir tuzaktır, hiç bir bilimsel altlığı olmayan bazı kişiler koltukta kalmak üzere dostlar alışverişte görsün diye yapılmış bir projedir, aklı olan başkan o projeyi rafa kaldırır...
 Mehmet TANRIÖVER
 13 Nisan 2019 Cumartesi 00:07
CHP Aziz KOCAOĞLU,na Zaman Zaman Haksızlıklar yapmasına rağmen asla küsmedi Benim hiç hazmedemediğim bir haksızlık şöyle olmuştu Deniz BAYKAL,ın Genel Başkanlığı dönemiydi Rahmetli PRİŞTİNA,nın yarım kalan döneminin sonrasında Aziz bey Adaylığını ilan egmesine rağmen Deniz BAYKAL KOCAOĞLU,nun Adaylığını son ana kadar onaylamayarak Aziz beyi haketmediği halde fazlasıyla üzmüşlerdi bu son dönemdede aday yapılmamasının nedeni Aziz beyin kendi ikircikli kararı baştan aday olmadığını açıklayıp sonra aday olması hata idi herşeye rağmen kendisini seviyoruz sağlık ve esenlik diliyoruz.
Diğer Röportajlar
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz