MENÜ
İzmir 17°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmir artık gol atmalı
17 Eylül 2019 Salı 00:00

İzmir artık gol atmalı

Hanzade Ünuz, EGEV Başkanı Mehmet Ali Susam ile konuştu.

Olgunluk döneminde bir Başkan...

Sivil toplum ve siyasette hep aktif oldu.

Uzun yıllar Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı’nı sürdürdü.

23 ve 24. dönemlerde CHP İzmir milletvekilliği yaptı.

Ankara’da MYK üyeliği, Genel Başkan yardımcılığı görevlerini üstlendi.

Son üç yıldır aktif siyasetten uzakta, sivil toplumcu şapkasıyla...

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) Başkanlığı’nı yürütüyor.

Uzun zamandır sessizliğini koruyordu.

Sohbet teklifimi geri çevirmedi, temkinli olsa da içini döktü.

Mehmet Ali Susam, Türkiye’de nefes almak isteyenlerin kenti İzmir’de...

Tekrar harekete geçen EGEV’in gücüne işaret etti.

“Lobi, lobi, lobi...” dedi.

Hızlı ve yerinde pas yapılmasını istedi.

Kurulacak Ege Milli Takımı için forma giyecekler arasında Nihat Zeybekci’den, Aziz Kocaoğlu’na farklı takımların güçlü isimlerini sıraladı.

İzmir’in lokomotif görev yapacağını, forvet oynayacağını söyledi.

“İzmir artık gol atmalı” dedi.

Hakem bu işe ne der, maç oynanırken kalenin yerini değiştirir mi?

Onu bilmiyoruz ama...

Kongre sürecine girerken CHP İzmir’de bir başka maça hazırlanıyor malum...

Mehmet Ali Susam’ın satır arasında verdiği...

“İzmir’de kökü olanlar etkili olmalı. İzmir’de siyaset, İzmir’in değerlerine uygun kişilerce yapılmalı, dışarıdan müdahaleler doğru olmaz” şeklindeki taktik görüşü de...

Futbolsever CHP’liler tarafından çok konuşulacaktır diye düşünüyorum...

 

-İzmir kendini anlatabilen bir kent mi?

Bizim İzmir’de kendi ördüğümüz kabuk içerisinde kalma gibi bir rahatlığımız var, o rahatlığı aşmamız lazım. Türkiye'de nefes almak isteyenler, daha iyi yaşam isteyenler İzmir'i çok önemsiyor. İzmir’de sahip olduğumuz değerlerimizi ülke çapında hissettirip ulusal bir politika olarak desteklerini almalıyız. İzmir lobisi gücünü arttırmalı, Ankara ve İstanbul'da daha güçlü olmalı.

-Neden olmuyor, nasıl yapılmalı?

Nedeni liderlik eksikliğidir. Kolektif adım atmanın alt yapısını oluşturmak gerekiyor. Bireysel değil, kolektif çıkışlar yapılmalı. Ben üç yıldır EGEV Başkanıyım, ayda bir Başkanlar Kurulu düzenliyoruz. İzmir'de eskiden herkesin bir tarafa çektiği bir yapıda yavaş yavaş yeniden birlik beraberlik oluştu. İzmir için tartışıyoruz, İzmir için ortak karar alabiliyoruz.

AĞIRLIĞIMIZI HİSSETTİRİYORUZ

-Uygulamaya geçiyor mu bu kararlar?

Bu kararları uygulamaya geçirmek için iki şey önemli; birincisi yerel yönetimin başında olan Büyükşehir Belediye Başkanı ve ekibine ihtiyaç var. Bir de merkezi hükümetin bu ortak aklı daha çok dinlemesi gerekiyor. Merkezi hükümete de, yerel yönetime de bu ortak aklın hayata geçmesinin önemini vurguluyorum. Son dönemde meslek odaları ve sivil toplum örgütlerimizi ortak hareket etme konusunda müthiş istekli ve hareketli görüyorum. Bireysel değil, kolektif  davranmaya eğilimli bir atmosfer var şu anda. Ben EGEV Başkanı olarak, Başkanlar Kurulu olarak hem yerel yönetimle, hem de merkezi hükümetle ilişkilerimizde ağırlığımızı daha çok hissettirdiğimizi düşünüyorum. Bunu biraz daha üst seviyeye çıkarmamız lazım.

-Ortak akıl çok güzel bir kavram da... Yönetmesi, uygulamaya koyması da bir o kadar zordur...

Senin bir kenti yönetmek için muhakkak ki genel bir vizyonun vardır. Ama seninle birlikte yürüyen insanlardan da bir şeyler alıp kendi doğrularını düzeltmek, yapılan katkılarla yürümek önemli. Ayrıca ortak aklın her söylediği doğru diye de bir şey yoktur. Büyükşehir Başkanı Tunç Soyer'in daha geniş kitlelerle diyalog kurarak ortak hareket etme kültürüne yönelik çabalarını görüyorum.

-Ortak akıl, en iyi akıl benim akıla dönüşebiliyor bizde...

Böyle olmaması gerektiğini düşünüyorum. Tunç Başkanın bugünkü yöntemi devam ettiği sürece hiç kimse bu ortak aklın doğrularını inkar edip, bir kenara itip yürüyemez.

EGEV HAREKETE GEÇTİ

-İzmir'in avantajları, dezavantajları neler?

İzmir ekonomik açıdan Ege Bölgesi ölçeğinde tarımın ve sanayinin çok güçlü olduğu bölgelerden birisi. Turizm altyapısının ilk oluştuğu yerlerden biri, liman kenti, yenilenebilir enerji kaynaklarında Türkiye'ye destek olabilecek bir kent. İnsan kaynağı, üniversiteleri ve sivil toplum örgütleriyle çok avantajlı bir kent İzmir. Çok önemli bir hinterlandı olan İzmir ve Ege Bölgesi'nin avantajları çok fazla. Dezavantajları nedir derseniz? Gücünü hangi konular üzerinde yoğunlaştıracağı konusunda yerel çaba ve merkezi planlama desteği eksikliğidir.

-EGEV bu noktada neler yapıyor?

EGEV'in uzun zamandır ihmal edilmiş yapısı vardı, hatta kapatılması noktasında genel bir kanaat vardı. Bizim milletvekilliğimizden sonraki süreçte arkadaşlar bu işi Mehmet Ali beye teklif edelim, rica edelim diyerek başına geç dediler. Biz de EGEV'i yeni yeni harekete geçiriyoruz, önümüzdeki hafta Ege'nin diğer illerini ziyaret edeceğiz. Başkanlar Kurulu'nda kabul ettirdik, bazı etkinlikler yaptık hükümet nezdinde tekrar bilinirliliği oldu. Bir kere EGEV'in maddi hiçbir gücü yok, ben aldığımda EGEV'in bir yeri yoktu, bir masası, sandalyesi yoktu. Şu anda yerimiz var, destekler arttı, bundan sonra çok daha iyi şeyler yapacağız.

İZMİR LOKOMOTİFTİR-Ana hedefler ne olacak?

İki konu var, Ege'nin ortak potansiyeli tarım ve tarıma dayalı ihracatın ve sanayinin geliştirilmesi. Sanayinin geliştirilmesi, Silikon Vadisi gibi konularda ortak hareket edilmesi. Az önce söylediğim gibi İzmir'in her şeyi var ama planlaması yok. Bunların yapılması noktasında lobi gücünü oluşturmada bizim devreye girmemiz lazım. Biz İzmir'de ortak hareket edersek, İzmir önderliğinde diğer Ege illleri, biz de bundan pay alırız bölgede daha etkin oluruz diye düşünebilir.

-İzmir'in lokomotif bir görevi mi olacak?

İzmir'in lokomotifin etkisi doğal bir sonuç olur. Bu bölgenin lokomotifi İzmir'dir. İzmir bölgeden ayrı tek başına olmamalıdır. Arada geçirgenlik çok yoğundur, Manisa'yı, Aydın'ı, Balıkesir'i, Çanakkale, Denizli'yi İzmir'den ayırabilir misiniz?  Afyon, Uşak, Kütahya hepbirlikte iş yapmalı ve yürümeliyiz. Birlikte düşünüp, merkezi hükümetin desteği için birlikte hareket etmeliyiz. Çıkarlarımızın ortak olduğunu, birlikte olursak pastayı büyütebileceğimizi, birlikte güçlü olduğumuzu görmeliyiz.

UZUN PAS VE GOL

-Dar alanda kısa paslaşmalara son mu?

Daha uzun paslarla, hedefe hızlı gitmek lazım. Çok top dolaştırmak yerine, hızlı yerine pas ve gol. İzmir'in böyle yapması lazım.

-İzmir artık gol atmalı mı diyorsunuz?

Evet zamanı geldi, bu potansiyelimiz var. İstanbul sıkıştı, bitti. Marmara Bölgesi ile birlikte sıkışmış vaziyette. Geçen hafta Amazon'un Türkiye temsilcisiyle sohbet ediyorduk, Urla'dan ev almış. Yüksek Teknoloji'de yer kuruyor, evini buraya taşımış. Neden çünkü İzmir yaşanabilir bir kent.

-İyi antrenör, antrenmanlı bir ekip ve takım arkadaşlarının uyumu da önemlidir...

Son Moldova zaferinde Milli Takım'da hiç öne çıkmış parlak isimler yoktu, gençler vardı. Takım oyunu oynayan, birbirine destek veren bir oyun sergilediler başlarında da tecrübeli bir teknik direktör vardı.

EGE MİLLİ TAKIMI KURULMALI

-İzmir Milli Takımı mı kuracaksınız?

Ege Milli Takımı kurulmalı, Ege'de siyaset yapan bölgede gücü olan herkesi katabilmek lazım. İzmir lokomotif dediğimiz noktada olabilir. Ege siyasetinin çok önemli dinamikleri vardır, merkezi siyasetten mesela ben Nihat Zeybekci'nin bu konuda çok desteklerini gördüm, EGEV sürecinde önemli bir yeri vardır. Egelilik kültürüne çok kafa koymuş biri, onu milli takıma almak lazım. Binali Yıldırım'ı İzmir'den uzaklaştırmamak lazım. Manisa'da Bülent Arınç güçlü bir isimdir, almak lazım. CHP'nin bu konuda birçok siyasetçisi var, şu anki milletvekilleri var. Aziz Kocaoğlu var, 15 yıllık bir deneyimi var. ESİAD'da, BASİFED'de, TOBB'da, TÜSİAD'da, sivil toplum örgütlerimizde çok etkin insanlarımız var.

-Sizin için siyaset mi, sivil toplum çalışması mı öne çıkıyor?

Ben siyasete genç yaşta başladım ama siyasette hep örgütlü çalışma içinde oldum. Demokratik merkeziyetçiliğe inanmış bir kültürle büyüdüm.

-Hangisi daha lezzetli geliyor?

Ben sivil toplumu daha lezzetli buluyorum, çünkü bir sonuca ulaşıyorsunuz iş yapıyorsunuz. Siyasette daha büyük bir oyunun bir parçasısın ama sivil toplumda daha özgürsün. Ben siyasete çok erken henüz 17 yaşında başlamış olmama rağmen hep sivil toplumla yürüdüm. Neden? Somut şeyler üreterek topluma kazandırabildiğim için.

-17 yaşında hangi partide yer aldınız?

Cumhuriyet Halk Partisi, Bursa Orhangazi ilçe gençlik kolları başkanlığı yaptım. Biraz da genetik bu işler, dedem cumhuriyetin ilk muhtarlarındandı, 25 yıl muhtarlık yaptı. Okullar, köy meydanları kazandırmıştı. Raşit Efendi derlerdi, Orhangazi Çakırlı köyü muhtarıydı. Onun yaptırdıklarını gördüğümde etkilenirdim. Biz cumhuriyet değerleriyle bütünleşmiş neslin yetiştirdiği çocuklarız.

BAGAJIM YOK

-Bugün siyasette nerede duruyorsunuz?

Ben şu an siyasetin her anıyla, her şeyiyle ilgileniyorum. Siyasetle ilgilenmem bu ülkeye olan sorumluluğum gereğidir. Siyasetin ne noktada olduğunu her an takip ediyorum ama aktif olarak üyesi olduğum partinin çalışmalarından çok, sivil toplum çalışmaları yapmak istiyorum. Neden, benim milletvekilliğinde de bir misyonum vardı. Sivil toplumcu, esnaf teşkilatı liderliği, iş dünyası temsilciliği... Sekiz yıllık milletvekilliğimde bu anlamda görev yaptım, sanayi ticaret bilgi enerji komisyonunun aktif üyesi olarak görev yaptım. Bu birikimlerimle şu anda siyaseti aktif izleyerek Ege Bölgesi'ne faydalı olmaya çalışıyorum.

Siyasi beklenti içinde olmadan, bir bagajım olmadan objektif konuşabiliyorum. Merkezi hükümetle konuşurken de problem yaşamıyorum, yerel yönetimle konuşurken de. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile konuşurken de düşüncelerimi rahatlıkla söyleyebiliyorum, Sayın Cumhurbaşkanı dahil merkezi hükümetin bütün Bakanlarına da söylemek istediklerimi söyleyebiliyorum. Bu benim için özgürlük ve kente katkı koymak için bir rahatlık. Onların da beni dinlerken önyargıları yok, yıllardır bir pratikleri var ki, Mehmet Ali Susam bir siyasi angajmanla laf söylemiyor diye biliyorlar. Ben sadece bir siyasetçi değilim, bir kanaat önderi olarak bakıyorum. Birikimlerimi isteyen herkesle paylaşıyorum.

OLMADIK ZAMANDA, OLMADIK KİŞİLER ÇIKIYOR

-Mehmet Ali Susam için aktif siyaset bitti mi, noktayı koydu mu?

Siyasette siz kendinize bir hedef koyup ben şunu yapacağım, şuraya varacağım dediğiniz zaman çok kırıcı olursunuz. Çok hırslı olursunuz, buna gerek yok. Siyaset öyle bir şey ki, tesadüflere çok açık hele de Türkiye'de. Türkiye'deki siyaset Avrupa'daki gibi basamak basamak olsa... Sivil toplumdan, parti üyeliğinden başlayıp liyakatla yürüse... Olmadık zamanda, olmadık kişiler çıkabiliyor. O nedenle hedef koymakla olmuyor, siyaset sizin için bir yaşam tarzı ise görüşlerinizi söylemekle de mutlu olabilirsiniz, en üst düzeyde temsil etmekle de.

-Beklentiniz yok mu?

Hiçbir beklentim yok, bundan sonra bu işleri yapabilecek olanlara destek vermek de beni çok mutlu edebilir. Belediye Başkanı gelip "Abi senin bunca yıllık deneyimin var, şu konuda katkı koyacak çalışma yap" desinler, saatlerce mesai yapabilirim hem de makam mevki, oda istemeden. Bizim hizmet anlaşımız bu, ben böyle alışığım. "Senin bu konuda rölasyonların iyidir, bizim önümüze düş" derlerse düşer günlerce giderim, hiçbir maddi karşılığını da beklemem. Çünkü benim siyaseten bir doymuşluğum var ama siyasi birikimimi aktarmam konusunda bir kanal açılıyorsa yardım ederim.

AFFETMEYECEĞİM KİŞİLER VAR-Hırsınızın aklınızı geçti dönemler, mevkiler oldu mu?

Çok olmadı… Bireysel birkaç hata dışında. Genel siyasette aklımın önüne geçen bir hırsla hiç hareket etmedim. Bireysel olarak ben şöyle yapacağım diye hırsla söylemiş olabilirim. Fiziki yaş insanı olgunlaştırıyor, ben 17 yaşımda kendimi dünyayı değiştirebilirim diye görüyordum. Şu anda dünyayı iyileştirilebilir olarak görüyorum, buna katkı koyabilirim diye düşünüyorum. Ayaklarınız daha yere basıyor.

-Dostluklarınız kalıcı mıdır?

Dost olarak kabul ettiğim kişilerle dostluğumun bittiğini çok hatırlamıyorum. Kalıcı dostluklarım vardır, iyi dostlarım vardır. Bu ülkenin her kentinde dostum vardır. Düşmanlığım yoktur ama affedemeyeceğim bir iki kişi, bir elin parmağı kadar diyelim de var. Çünkü hiç hak etmediğim şekilde sadece kendi hırsları için her türlü kötülüğü yapan, değer yargılarıma, aileme kadar uzanan çizgide saldıranlar oldu. Ben esnaf teşkilatında çok farklı bir kültür edindim, ahilik kültüründe incinsen de incitme der. Büyük oranda çabalıyorum, bu felsefede insan kendi vicdanıyla mutlu oluyor. Ben bir insanı bilerek incitmekten gerçekten imtina ederim.

TEZGAH KURMAM, SURATINA SÖYLERİM

-Siz kimsenin ayağına basmadınız mı?

Basmaz olur muyum, ama bilerek değildir. Bulunduğu mevkiden tatmin olabilen bir insanım, bir makama daha gitmek için benden daha iyi biri varsa onu teşvik ederim. Ama bir şeyler de yapılmıyorsa ve ben o sürecin bir parçasıysam söylerim. Sen eksiksin, sen yanlışsın derim. Senin yerine bu iş daha şöyle yapılabilir derim. Bunlar benim karakterim, bu ayağa basmak değildir bunu böyle algılayanlar olabilir. Ama ben çelme atmak, onun yerine geçmek için söylemiyorum onu. Siyasette yüzüne söylemeyip arkadan söyleniyor, ben bir insanın suratına söyleyemiyorsam arkasından tezgah kurmam. Ben bu partide MYK üyeliği, Genel Başkan yardımcılığı yapmışım. İzmir değerlendirmesi yapılırken görüşlerimi özgürce söylemeyip sonra gidip Genel Başkan’ın odasında konuşmam. Ben kendime hesap veremem o zaman.

-Son yerel seçimlerde İzmir için Genel Başkan’a kanaatinizi belirttiniz mi?

Evet Genel Başkanla konuştum, bir saat sohbet ettik düşüncelerimi açıklıkla ilettim. CHP yerel seçimlerle birlikte Türkiye’de siyasetin getirdiği ittifakları doğru şekilde, doğru yapılanmayla yaptı ve sonuç aldı. Genel Başkanın performansı önemlidir.

SİYASETİN KİMYASI

-Siz kimya mühendisisiniz, siyasette bunun faydasını gördünüz mü?

Evet çok faydasını gördüm, analitik düşünmemi sağladı. Kimya formüllerdir, şunla şu birleşirse şu olur diye sonuç çıkar.

-Biraz da siyaset gibi o zaman…

Bazen, çok faydası vardır. Bununla bunu yan yana getirirsen sonuç alamazsın, gaz olur patlar. Ama şununla bunu yan yana getirirsen sonuçta çok daha güzel, yeni bir ürün çıkartırsın (gülüyor). Ben hiç kimyagerlik yapmadım ama hayatta çok faydalandım.

PM ÇOK İYİ ÇALIŞMALI

-İzmir sizin için ne ifade ediyor?

Ben İzmirliyim, İzmir ruhuna sahibim. Ve bu ruhla İzmir'e sahip çıkmam gerektiğini, herkesin sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bunu bir kent şovenizmi açısından değil, İzmir'in değerlerinin Türkiye için çok önemli olduğu için söylüyorum. Burada İzmir'in demokratlığı, çağdaş Türkiye değerlerine öncülük edecek bir dokuda olması bakımından İzmir çok önemlidir.

-İzmir’de iklim nasıl, CHP’de güç dengelerini nasıl görüyorsunuz?

89’u yaşamış bir siyasetçi olarak Türkiye’de yerelde iktidar bir CHP var, parti çok iyi çalışmalıdır. Parti mutfağı iyi çalışmalı, belediye başkanlarına müthiş destekler vermeli, zafer sarhoşluğuna girmemeli, bunun mirasını paylaşmak yerine yaşatıp güçlendirecek, iktidara taşıyacak yol olarak görmeli…

-Mirasını paylaşmak derken…

Biz iktidarız dememek lazım. Yerel iktidarla genel merkezi hükümet ciddi diyalog yollarını açmak lazım. Yerel yönetimler vasıtasıyla kentlerin ekonomik potansiyelleri harekete geçirilmeli, karşılıklı diyalog içinde olunmalı.

TUNÇ SOYER’İ SERBEST BIRAKMAK LAZIM

-İzmir’de yerel yönetimlerin ilk beş ay karnesi nasıl?

Beş ay ile değerlendirilmez ama ben olumlu buluyorum. Çok dinamik, 24 saatini kente veren, hazırlanarak bu makama gelen bir belediye başkanımız var. Tunç Soyer’i serbest bırakmak lazım, örgüt ve diğerleri daha rahat çalışması için katkı koymalı. Örgütlerin yerel yönetimlerden beklentisi çok olur, o beklentileri daha düşük tutmaları lazım. İş yapmasına imkan sağlamak lazım. İzmir’in yerel siyasetçileri bundan sonraki sürecin doğru olması için destek vermesi lazım. İzmir’in yerel dinamiklerinde ayakları yere iyi basan, toplumsal desteği olan insanlar, İzmir’de kökü olanlar etkili olmalı. İzmir’de siyaset, İzmir’in değerlerine uygun kişilerce yapılmalı, dışarıdan müdahaleler doğru olmaz. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Tayyar Önder
 22 Eylül 2019 Pazar 14:11
İzmir Zaten Yıllardır Gol Atıyor...!!! Ama Farkında Değil... Kendi Kalesine Atıyor...
 izmirli
 18 Eylül 2019 Çarşamba 10:16
Üretkenliği, uzlaşmacı karakteri ve tecrübesinin karşılığı İzmir büyükşehir bld. bşk.lığı olmalıydı. Egev ile yeni projeler bekliyoruz.
 Izmirsever
 17 Eylül 2019 Salı 22:53
Su adamin önünü kesip siyasete küstürdünüz CHP yönetimi, yatacak yeriniz yok!!
 Hasan Rastgeldi
 17 Eylül 2019 Salı 22:15
Mali Bey haklsınız da izmir gol yemiyor ki. Golleri sizi kızdıran aziz bir insan yedi...
 Murat Pak.
 17 Eylül 2019 Salı 21:07
Röportaj''ı iyi buldum. Mehmet Ali Susam çok olumlu konuştu. Herşeyden bir ders çıkarmak gerekir.!
 GerçekŞuKi
 17 Eylül 2019 Salı 19:42
İçten,açık,net,ölçülü ve yol gösterici... Zaten bu kentin uzun yıllardır sahne almış çok az vizyoner ve birikimli isminden biri Sayın Susam. İzmir'in gelişimi ve genel siyaset ahlakının yeniden gözden geçirilmesi açısından daha aktif olabilmesinin önünü açmak gerekli diye düşünüyorum.
Diğer Röportajlar
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz