MENÜ
İzmir 21°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
 Ya bu yüzde elliyi nereye koyacağız?
Tayfun MARO
YAZARLAR
26 Aralık 2017 Salı

 Ya bu yüzde elliyi nereye koyacağız?

“Hadi tepelerdekilerin eteklerinde dolanan ‘ikincileri’ anladık, onlar çıkarcı güruhu… Ya toplumun bu karanlık gidişatını körü körüne destekleyen ve belli ki desteklemeye de devam edecek olan %50’sini nereye koyacağız?”

“Korkuların yönettiği insan” başlıklı yazımın altında, çıkışsızlığa isyanın yanı sıra gelen bu soruyu görünce, islamcı değişimi destekleyen muhafazakâr toplum üzerine yazma gereği duydum.

Yaptığı yorumla bana bu imkânı veren saygıdeğer okuruma teşekkür ediyorum.

Bu meseleyi birkaç açıdan ele almak mümkün. Ancak, kapitalist sistemin sermaye düzeninin en sadık partilerini desteklediği bilinen malum yüzde ellinin hayata bakışının, sosyal evrimle ilintili insanlık durumu olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Her şeyde evvel, onlar, yığınlar halinde bir çobanın peşinden gitmeyi, “doğal insanlık durumu” addediyorlar… Tıpkı İncil’de yer alan o ünlü benzetmedeki gibi…

Kendi aklıyla hareket edenler ve emanet akılla hareket edenler… Bu iki ana grup arasında uzlaşma alanı son derece sınırlıdır. Sosyal çatışmanın yarattığı çelişkilerin izin verdiği kadar uzlaşma ve mutabakat oluyor. Ya da olmuyor…

Ne yazık ki biat kültüründe demokratik yönetim biçimlerinin yaşaması pek rastlanan bir durum değildir. Fakat nedense bu mesele siyasetçiler tarafından ısrarla göz ardı ediliyor. Oysa tecrübeyle sabit; bir insana kırk kere “demokratsın” diyerek o insanı demokrat yapmak mümkün değil.

Ülke nüfusunun neredeyse yarısı bir kişinin aklıyla hareket ederken, bu sosyolojiden demokratik yönetim çıkacağını söylemek, naiflik değilse kötü niyet veya cehalettir.

Son yıllarda “siyasilerin evde tutmakta zorlandığı yüzde elli” olmakla ünlenen cenah, ki aslında nüfusun %60’ını da geçiyor, kendisine acı çektirenleri sırtında taşımaktan 70 yıldır vazgeçmiyor. Öncesi zaten tek parti dönemi…

Bu tespitle şunu söylemek istiyorum; Bu ülkede yaşayan insanların kahir çoğunluğunun durduğu yer ve bakış açısı hiç değişmedi; muhafazakâr, dindar, milliyetçi yapısıyla daima sağda yer aldı. Yani onları efendileri nereye koyduysa orada duruyorlar. Ve son derece istikrarlılar.

Bu ahvalde, korkarım, seküler toplumun onları koyabileceği yer; KHK Demokratik Cumhuriyeti…

Ne ki itiraz kültüründen gelenlerin malum çoğunluğu nereye koyduğu kimsenin umurunda olmamakla birlikte, onların seküler toplumu nereye koyduğu çok mühim bir meseledir...

Zira milli ve yerli çoğunluğun kendi ötekisini koyduğu yerde, öteki olanın başı her zaman derde giriyor; sürüden ayrıldığı için kurtlardan yakasını bir türlü kurtaramıyor…

Hâlbuki sürü halinde hareket edenler çobanlarını görünce hemen tanıyorlar, çobanları da onları tanıyor. Bu ezeli ve ebedi tanışıklıktan tam bir uyum çıkıyor. Onlar birbirlerinden razı…

Asıl sıkıntı, itaati pek sevmeyen, soru soran, itiraz eden yurttaşın aykırı duruşundan kaynaklanıyor; Çünkü insani olmayana itiraz eden yurttaş azınlıkta kalıyor. Çünkü hakkını arayanı bozguncu olarak gören yönetimler, insan hak ve özgürlüklerini tanımak ve korumak konusunda isteksiz hareket ediyor. Çünkü sistemin makbul insanlarından oluşan %60’lık çoğunlukla işleri yürüten muktedir, demokrasiyi ayak bağı gibi görüyor; çoğulcu yerine çoğunlukçu yönetim biçimini benimsiyor.

Hal böyle iken, statükonun beslendiği vasat çoğunluğu bir yere koymak çok anlamlı olmuyor. Onlar zaten her yerde. Kelle hesabıyla yeryüzünü kaplıyorlar. Ve Dünya’nın işini bitirmek üzereler.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz