MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
'Ben ne yapayım bakanlık izin veriyor!'
Engin ÖNEN
YAZARLAR
25 Kasım 2019 Pazartesi

'Ben ne yapayım bakanlık izin veriyor!'

Bir süredir kapitalizme karşı yürütülen mücadele, emek sömürüsünün yanı sıra “doğa sömürüsü”nü de içermektedir. Dolayısıyla grev ve toplu sözleşmeler kadar çevre direnişleri ve mahkemeleri de gündeme gelmektedir…

Gelişmiş kapitalist ülkelerde artık meseleye sürdürülebilirlik açısından bakılmaktadır. Yani kapitalizm, mevcut kalkınma anlayışı ile kaynakların sonunu hazırladığı için, üretime belli standart ve denetimler getirmeye çalışmaktadır. Geçici de olsa bir çözüm olarak, kirliliği az gelişmiş ülkelere kaydırmak da uygulamalar arasındadır…

Maalesef, çevre koruma konusunda ülkemizin durumu, hiç de iç acıcı değil. Devlet kurumlarının çevre koruma konusunda katkıları şöyle dursun, bunlar adeta doğal kaynaklar ve yerel halkın en büyük engeli durumundadır…

***

Kısmen belediyelerden böyle bir duyarlılık beklenebilir. Çünkü onlar bulundukları beldenin doğal değerlerini koruma konusunda, yerel halkın da etkisi ile daha duyarlı hale gelebilirler. Bunun güzel örnekleri de bulunmaktadır. Belediye yönetimleri bazı yerlerde hem hukuki mücadeleye hem sivil tepkilere destek vermekte ve hatta öncülük edebilmektedir…

Ancak belediyelerin çevre koruma konusundaki öncülüğü ve destekleri yeterince yaygın olmadığı gibi, bazıları kaba kalkınma anlayışının etkisi ile bu konuda istekli değildir…

“Taş ocağı olmazsa, binalar ve yollar nasıl yapılacak?”

“Enerjide dışa bağımlıyız, RES’ler (Rüzgar Enerji Santralleri) olmazsa olmaz.”

“Balık çiftlikleri olmazsa, doğal balıkla bu kadar nüfus beslenebilir mi?”

Bunlar en sık duyduğumuz cümleler…

***

Çevre koruma, aslında aynı zamanda yaşam alanlarını ve insan türünü, insandan koruma çabasıdır. Aşırı kar hırsı ve kolay kazanma anlayışı ile taş ocakları, balık çiftlikleri ve RES’lerin yer seçimleri, genellikle yaşam alanlarını tehdit edecek şekilde yapılmaktadır. Yatırımcı için önemli olan kaynağın bolluğu, yatırım ve taşıma maliyetinin düşüklüğüdür…

Burada iş Devlet’e düşer tabi. Ama öyle bir iktidar ve devlet yapısından bir hayli uzağız. O zaman yerel değerleri ve yaşam alanlarını korumada belediyeler önem kazanıyor. Çünkü yerel halk ve çevreciler hem hukuki süreçlerde hem sivil mücadelelerde yalnız ve güçsüz kalmaktadır. Bilhassa tüzel kişiliği ortadan kalkan köyler, bu konuda çok sıkıntı yaşamaktadır.

***

Başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, çevre koruma konusunda yapılacak öncelikli iş, yerel kalkınma ve koruma planlarının bu bilinçle yapılmasıdır. Neresi enerji alanı olacak, neresi mera kalacak, neresi taş ocağı için elverişli olabilir… Bütün bunlar konusunda plan, ciddi bir denetim aracı olabilir…

Birçok belediye başkanı, “Ben ne yapayım, bakanlık izin veriyor” diyor ve demeye devam edecek…

Ancak yaşam alanlarını korumaya yönelik planlama yapıldığında ve bu konuda kararlılık gösterildiğinde ne yatırımcı ne de bakanlık bu kadar rahat olacaktır…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz