MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
31 Mart’ın ardından… Peki, şimdi ne olacak?
Ümit YALDIZ
YAZARLAR
16 Nisan 2019 Salı

31 Mart’ın ardından… Peki, şimdi ne olacak?

İstanbul hariç tarihi 31 Mart seçimleri geride kaldı. Birçoğumuz için İstanbul da bitti aslında. Ortaya çıkan tablo oldukça net ve manidar... Ülkeyi 17 yıldır tek başına idare eden AK Parti iktidarının ciddi şekilde uyarıldığı, muhalefetin ise aynı oranda yüreklendirildiği bir tablo var ortada.

Şimdi her seçimden sonra yanıtını aramayı sevdiğim o soruya dönüyoruz. Peki, şimdi ne olacak?

Önceki pek çok seçimde bu soruya yanıt ararken CHP’deki kurultay sürecinden başlardık. Ve çoğunlukla da CHP, seçimin ardından olağanüstü kurultaylar sürecine girerdi.

Belki de 31 Mart’ı CHP için farklı kılan bu olacak.

Her ne kadar Millet İttifakı çatısı altında da olsa ortaya çıkan başarıda CHP’nin yani Kılıçdaroğlu’nun rolü düşünüldüğünde bu seçimin ardından olağanüstü bir kurultay sürecini beklemek zor.

Bu kez olağanüstülük AK Parti için söz konusu..

Başta Ahmet Davutoğlu olmak üzere birkaç önemli aktörün yeni bir siyasi parti kurmaya varan teşebbüslerini arttırdığını biliyoruz.  Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’ın ayrı ayrı parti çalışması yürüttüğü 11. Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu süreci dikkatle izlediği konuşuluyor.

Erdoğan’ın tüm yaşananlara yönelik tavrı, tepkisi ya da hamlesi ne olacak göreceğiz. Ancak son süreçte gözlemlediğimiz Erdoğan’ın siyasi açıdan eski günlerini arattığını söylemekte fayda var.
İster güç zehirlenmesinden mütevellit paslanma, körleşme deyin, ister metal yorgunluğunun ta kendisi…

Bir zamanlar kendi partisinin yanısıra muhalefet partilerini dahi yönettiğini iddia ettiğimiz Erdoğan son süreçte Bahçeli’nin gölgesinde kalmış görünüyor.

İş bu sebeple Erdoğan’ın Davutoğlu, Babacan hamlelerine karşı ne yapacağını kestirmek zor. Eski Erdoğan olsa bu ikiliyi ve çevresini çoktan partiye geri kazandırmış, önemli görevler yükleyerek onların enerjisinden faydalanmaya başlamıştı. Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu operasyonları örnektir. Ancak bugün içinde bulunduğu duygusal tabloda Erdoğan’ın bu isimlere karşı ciddi bir güven sorunu yaşadığı biliniyor. O nedenle onları partiye davet etmesi uzak ihtimal…

Öte yandan davet edilseler dahi Davutoğlu ve Babacan gibi isimlerin yeniden Erdoğan’la yol yürüme noktasında gönülsüz oldukları da biliniyor. Tabloyu bir şarkıyla özetlemek gerekirse, ‘O eski günlerden eser yok şimdi’ .

İlerleyen günlerde AK Parti cephesinde oldukça hareketli bir süreci takip edebiliriz.Yaşanacaklara dair ilk ipucu İzmir’den geldi.

“Tüm sorumluluğu üzerime alıyorum” diyerek istifa eden İzmir İl Başkanı Aydın Şengül,  Büyükşehir Adayı Nihat Zeybekçi özelinde partinin/liderin aldığı kararlara itirazını pek de duymaya alışık olmadığımız bir tonda kamuoyuna aktardı. Yani göle ilk taşı atmış oldu.

CHP’de kurultay beklemiyoruz dedik. Çünkü hem Kılıçdaroğlu süreçten başarıyla çıktı. Hem de parti doğal kongre sürecine giriyor. 24 Haziran’dan sonra Muharrem İnce öncülüğünde 600’ün üstünde imzayla zor anlar yaşayan Kılıçdaroğlu’nun 2023’e kadar görevi bırakacağını düşünmüyorum. En azından yakın çevresiyle yaptığı değerlendirmenin bu çerçevede olduğunu biliyorum.

Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu sallayacak tek isim var. Ekrem İmamoğlu… O’nun da İstanbul mesaisi önce gelecek. Ardından İstanbul sınavındaki başarısına göre Cumhurbaşkanı adaylığı söz konusu olabilir.
Diyeceksiniz ki adam daha mazbatayı bile almadı. Alacak. Öyle ya da böyle alacak.
Hatta seçim yenilenirse uzak ara alacak.

Artık bu iş Ekrem İmamoğlu-Binali Yıldırım meselesi olmaktan çıktı. Bana göre zaten hiç olmamıştı. Yani başından bu yana İmamoğlu’nun rakibi Erdoğan’dı.

Eğer seçim yenilenirse, ortaya çıkan yeni sonuç Erdoğan ve hükümeti için bir güvenoyu sorununa bile dönüşebilir. Bunu bu toplumu ve reflekslerini bildiğim için rahatlıkla iddia edebiliyorum.

Aynı refleksler yıllar önce Erdoğan ve arkadaşlarını iktidara getirdi çünkü.

MHP’ye gelince… Bana göre MHP’nin yeni bir tanıma ihtiyacı var.

Dahası müstakil bir parti olup olmadığına karar vermek durumunda… Müstakil bir parti mi yoksa müstakil bir partinin küçük ortağı mı olacak? Bahçeli’nin zekâsını hafife almış olabiliriz. Çünkü HDP’nin altında bir sandalye sayısıyla girdiği mecliste iktidarın fiili ortağı olarak oturuyor bugün. Ve kimilerine göre ülkeyi yöneten adamı yönetiyor.

İyi Parti’nin de MHP gibi konumlanma sorunu olduğu ortada. İttifaklarla seçim güzel… Bir ittifakın parçası olarak pastanın tamamında ya da bir kısmında hak iddia etmek bazılarının hoşuna gitmiş de olabilir. Lakin İyi Parti’yi kuranlar herhalde her seçimde CHP’ye ortaklık, yoldaşlık etsin diye kurmadılar.

-Efendim sistem ancak iki partiyi kaldırıyor.

Eğer durum buysa MHP ve İyi Parti’nin sonu hayra alamet değildir. Yani bundan sonra ittifakları değil iltihakı konuşmak durumunda kalabiliriz.

HDP ise ‘Büyükşehirlerde Millet İttifakını destekleme kararıyla’ ortaya çıkan 31 Mart fotoğrafında çok önemli bir paya sahiptir. Ancak HDP’nin şu veya bu sebepten kendi coğrafyasında bazı kalelerini kaybettiğini de biliyoruz.  HDP içinden ‘özeleştiri’ sesleri yükselmeye başlamışken, bu özeleştirinin sınırlarını genişletip 7 Haziran’dan sonra kaçırdıkları ‘kitle partisi trenini’ yakalamak için de kafa yormalarını bekliyorum.  Sonuçta sistem ne kadar zorlarsa zorlasın 6 milyonu aşkın oy alan HDP Türkiye’mizin bir gerçeğidir.

İzmir’e gelecek olursak…

“İzmir’in ülke siyasetinde muhalefetin erken habercisi rolünü oynadığı çok örnek vardır. Mesela, 1930’da Serbest Fırka’ya kucak açması, 50’lerde Menderes’e el vermesi ya da 1980 sonrasındaki aykırı duruşu gibi. AKP döneminde de İzmir benzer bir role soyundu. Seçim gecelerinde doğu, güneydoğu hariç Türkiye’nin tamamı haritada sarıya dönerken, yanındaki birkaç kentle birlikte ısrarla kırmızıda kaldı. Yani iktidarın karşısındaki kesimler için başka bir ufku gösteren deniz feneri olarak fonksiyon gördü. İzmir, bu nitelikleriyle seküler kesimler için bir alternatif olarak yüceltilip bir övünç kaynağına dönüştü. İktidar için başa çıkamadığı bir kötülük, bir tekinsizlik olarak görüldü. Tabii İzmir’in bu pozisyonunun tarihsel, kültürel, demografik nedenleri var, bunlar da başlı başına ayrı bir söyleşinin konusu.,

Öyle görünüyor ki, Ankara ve İstanbul’u muhalefetin kazanmasıyla İzmir, öncü rolünü tamamlayacak ve bundan sonraki gidişatta ikincil rol oynayacak, stressiz hayatına dönecektir. Ta ki yeniden durumdan vazife çıkartacak şartlar oluşana dek.”

Bu sözler İzmir’in yetiştirdiği önemli siyasal iletişimlerden biri olan Ali Sabuktay’a ait.  Hem Merhum Başkan Ahmet Piriştina hem de Aziz Kocaoğlu dönemlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kritik görevlerde bulunan Sabuktay, Gazete Duvar’la yaptığı söyleşide 31 Mart’ın fotoğrafın pek çok açıdan ı çekmiş.  Şahane tespitlerle dolu bu söyleşiyi siyasetin meraklılarına hararetle tavsiye ediyorum.

Aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/04/10/izmir-stressiz-gunlerine-geri-donecek/

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Halim Yazıcı
 17 Nisan 2019 Çarşamba 12:11
Ali Sabuktay ayrı bir söyleşi konusu dediği Izmir seçmenin muhalif duruşunun nedenlerini de anlatırsa sevinirim. Çok iyi bir analiz yapmış. Kutlarım.
 REMZİ
 17 Nisan 2019 Çarşamba 09:33
Ali beyin açıklamalarına katılıyorum. akp istanbul, ankara, antalya, adana gibi kaybettiği yerlerle uğraşacak bu dönem. izmir rahat edecek. keşke aziz kocaoğlu kalsa da söyle rahat bir dönem geçirseydi. kumpastı engeldi derken anasından emdiğini burnundan getirdiler senelerce.
 Lombak-abuktay
 17 Nisan 2019 Çarşamba 00:00
Toplumsal gerçeklikten yoksun yazılar bunlar. Toplumun %64''ü kesinlikle chp''ye, %81''i de kesinlikle hdp''ye oy vermem diyor...
 kemal kılıç
 16 Nisan 2019 Salı 17:25
O ESKİ GÜNLERDEN ESER YOK ŞİMDİ ŞARKISI DA GÜZEL AMA EN GÜZEL ŞARKI YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR OLMALI.
 HAKAN YAVUZ
 16 Nisan 2019 Salı 17:09
CHP'de genel başkan sorunu olmadığına katılmıyorum. başarı kemal kılıçdaroğluna yazılırsa bundan akp ve erdoğan kazançlı çıkacaktır.
 tuna
 16 Nisan 2019 Salı 16:49
cok yanlıs yorumlar cidden siz tarafsız gazeteci misiniz bir defa akpye baktıgınızda %44 var bunu gormezden gelemezsiniz.mhp'ye baktıgınızda il genel meclisi oyları %18 var bunu gormezden gelirseniz kendinizi aldatırsınız bir dolu saibeyle alınmıs %48 var istanbulda ve bunun içinde iyi parti var feto var hdp var yani var da var chpnin surecten basarılı cıktıgı falan yok kendini kandırmaca sadece chp aynen %25'te duruyor tarafsız olursanız durum bu.Taraflı gazeteci olursanız durum sizinki gibi
 İstanbul
 16 Nisan 2019 Salı 12:12
İstanbul seçimlerinin sürüncemede kalmasının tek zarara uğrayanı Ak Parti oldu. İnsanlarda güven kaybına uğradı. Çekince yaratan konu da belediye seçiminde bike bu kadar mağlubiyeti kabullenmeyenler seçim Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa aynı sonuç çıksa ülkeyi ne hale getirirler? Sırf dava diye maddi beklentisi olmayanlar artık mesafeli durmaya başladı. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali. Bugüne kadar mağdur edebiyatı Ak Partiye yarıyordu ama İstanbul da mağduriyet İmamoğlu na yaradı
 yeni durum
 16 Nisan 2019 Salı 12:05
Istanbul'da herhangi bir maddi beklentisi olmadan Ak Partiye oy veren secmende buyuk soru isareti olustu, acaba biz gercegi simdi mi gorduk? 'Bu secim sonucu mahalli idareler degilde Cumhurbaskanligi secimi olsaydi neler yasayacaktik?' Ak parti Istanbulda secim yenilenirse simdiki oyu alamayacak. Insanlar urktuler
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz