MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
“Ayasofya” Tartışmalarında “Üslup” Sorunu ve Demokrasimiz
Kemal ARI
YAZARLAR
31 Temmuz 2020 Cuma

“Ayasofya” Tartışmalarında “Üslup” Sorunu ve Demokrasimiz

Bir ülke, tepeden en aşağıya kadar, sırf rejim ve rejime ilişkin değerler üzerinden tartışmalarla nereye kadar gidebilir?

Bizim ülkemizin yazgısı mı bu?

Oysa herkes temel değerlere ve yasalara bağlı kalsa kimi sorunlar hiç yaşanmayacak…

Öyle ya!

Gündelik yaşamın içinde birey ve toplum, onca sorunlarla didişirken, hamaset üzerine kurgulanmış bir siyasal ortamda ipe sapa gelmez sözler, davranışlar ve argümanlarla uğraşamanın anlamı var mı?

***

 

Ama benim ülkemde var:

Temel amaç topluma hizmet, bireye refah ve esenlik sunmak değil de; siyaseten karşıtlarını punduna getirmek, halk şakşakçılığına oynamak ve sonunda da oy almak amaçlandığında ne yazık ki, bütün değerler alt üst oluyor ve siyaset diye hamaset topluma dayatılıyor…

 

Düşünün:

Sırf Ayasofya polemiği üzerinden şu ülkede söylenen sözlerin, yapılan işlerin anlamı var mı?

Tamam, anlıyoruz:

Ayasofya’nın bütünüyle cami haline getirilmesi ve müze konumuna son verilmesi bir ülkede tartışılır. Öneriler getirilir, eğri doğru nedir, bunlar irdelenir.

Bu normal…

 

Ancak Ayasofya’da, daha 24 Temmuz günü kılınan Cuma namazından sonra şu ülkede konuşulan konulara, siyaseten ortaya konulan gerilimlere bir bakar mısınız?

İnsanın kafası takılıyor ve:

 

“Yahu bu kadar da olmaz!” diyesi geliyor.

 

Bana göre, Ayasofya ile ilgili yeni uygulama doğru olmamıştır.

Zira yeni tartışmalar ve gerilim ortamları ortaya çıkmıştır kendiliğinden…

Daha da olacak şeylere hazırlıklı olmalıyız:

***

 

İlkin Diyanet İşleri Başkanı elinde kılıçla minbere çıkarak, dua okumuş ve yaptığı konuşmada Ayasofya Vakfiyesinden bir cümle alarak, “lanet” vurgulaması yapmıştır…

 

Pek çok kişi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir gönderme olarak algılamış, yer yerinden oynamış, protestolar yapılmış, sivil toplum kuruluşları tepki göstermiş; siyasi polemik almış başını yükselmiş, ortalık bir anda gerilmiştir.

Ardından sayın başkan, geri adım atarak, bu sözü Atatürk için kullanmadığını belirtmiş, hatta Diyanet’in sayfasında bu hutbe yayınlanırken, içinde “lanet” sözcüğü geçen cümle kaldırılmıştır…

 

İş orada kalsa iyi:

Aradan günler geçtikten sonra da sayın başkan, caminin müze olarak geçen dönemini bir fetret dönemi olarak nitelendirmiştir. Başka anlamları olmakla birlikte, “fetret” sözcüğü yaygın olarak çözülme, dağılma, sorumluluğu olmayan karmaşa dönemi olarak kullanılır…

 

Bizim tarihimizde de Fetret Dönemi diye bir dönem vardır ve bu dönem, 1402’de Timur’un Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt’ı yenmesiyle birlikte Anadolu’daki siyasal birliğin çözülüşü ve iç kargaşa ve savaşların yaşandığı, yoğun iktidar savaşımları içinde Yıldırım Beyazıt’ın oğullarının birbirleriyle savaştığı dönemdir. İslam Tarihinde ise Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasındaki peygambersiz ve tebliğsiz dönem için kullanılır “Fetret” sözcüğü…

***

 

O halde, Diyanet İşleri Başkanının kullandığı “fetret” nitelemesini Ayasofya’nın müze olarak kullanıldığı dönem için değerlendireceksen denilen şey açıktır:

 

Bu dönemde Ayasofya Camii fetret dönemini yaşamıştır ve bu dönem, İslamiyet öncesi döneme benzer; yani bir bozulma çözülme ve kargaşa dönemi…

 

Sayın Başkan tam olarak bunu mu demek istemiştir?

Sanmıyoruz, bunu düşünmüş olamaz..

Olmamalı.

Ama sonuçta bu anlam çıkarılabilir bu sözcükten.

Demek ki, toplum içinde belli konumlara gelmiş kişilerin, söyleyeceği sözlere çok dikkat etmesi gerekiyor ki bu tür değerlendirmelere ve bunlar üzerinden de siyasal gerilimlere gerek kalmasın…

***

 

Ama oluyor işte.

Şimdi görün fırtınayı: “Fetret” sözcüğü, “lanet” sözcüğüne, bunlar da “ihanet” sözcüklerine eklenenerek, bu söze karşı gelenler neler söyleyecekler, neler!

 

İşte bu kamplaşma ve ayrışma sorununu aşmalıdır Türkiye’ye…

Siyasetse konu, siyaset sırf oy uğruna yapılmamalı, öncelikli olarak toplumda birlik ve bütünlüğün sağlanmasına hizmet etmeli.

Eğer bunu yapmıyorsa siyaset, bu gerçek bir siyaset olamaz.

Buna Aristo; “Demogoji” diyor…

 

Demokrasi de “demogoji”yle hiç, ama hiç bağdaşmıyor…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz