MENÜ
İzmir 12°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Aydınlanma devrimi sanki bu ülkeye hiç uğramadı
Tayfun MARO
YAZARLAR
9 Temmuz 2018 Pazartesi

Aydınlanma devrimi sanki bu ülkeye hiç uğramadı

“Aydınlanma, insanın kendi kabahati sonucu ortaya çıkan ergin olmama durumunu aşmasıdır.

Ergin olmama, kişinin kendi anlama yeteneğini başkasının yol göstericiliği olmadan kullanamaması demektir.

Kendi kabahati olması da, bu ergin olmamanın, anlama yeteneğinin eksikliğinden değil, başkasının yol göstericiliği olmadan bu yeteneği kullanma kararlılığı ve cesareti eksikliğinden kaynaklanması demektir.”

Kant bu tanımlamayı 1784’te yapmış. İoanna Kuçuradi’nin İnsan hakları: Kavramları ve Sorunları kitabından alıntıdır.

Bu tanımlamaya göre; Aydınlanma bir dünya görüşü değil, kişinin kendi adına yargıda bulunma yeteneğidir. Ve felsefeyle düşünmeyi gerektirir.

Bu tanımlamaya katılmayabilirsiniz. Ancak bu durumda, Modernitenin, Aydınlanma fikrinin getirdiklerine ve Cumhuriyet devrimine nasıl baktığınızı, Atatürkçü düşünceden ne anladığınızı da açıklamanız gerekir. Yoksa hem nalına hem mıhına vuran alaturkalık ve iflah olmaz şark kurnazlığı kaderiniz olur.

Çok gerilere gitmeye gerek yok, 24 Haziran seçimlerinin öncesi ve sonrasında olan bitenler, 300 yıllık Batılılaşma hareketinin trajik sonu hakkında bir fikir veriyor.

Bir tarafta, islamlaşan toplumun bir otoriteye itaat arzusuna cevap veren muhafazakâr Erdoğan; Diğer tarafta, islamcı cenaha ve liderine öykünen, vitrinde başı örtülü anne ve abla, cami cami Cuma namazı kılan ama laik, ilerici, Atatürkçü bir lider adayı… Postmodern düşüncenin en absürd versiyonlarından biri gibi…

Aydınlanma düşüncesi “rakı da içerim namaz da kılarım” düzeyine indirgendiğinde, işte böyle absürd manzaralar çıkıyor ortaya…

İslamcılar gibi takiye yapmıyor ise, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının islamiyet hakkında pek bir fikri olmadığını düşünüyor, insan; Aydınlanma felsefesi ha keza…

Bir çivi ile başlayan kurtuluş hikâyesinin yarattığı yiğit, bir kurtarıcı olarak, %30’un sevgi ve güvenine mazhar oldu. Seçmenlerin %52,59’u Erdoğan’ı kurtarıcı olarak görürken; %30,64‘ü İnce’yi kurtarıcı olarak görüyor. Sonuçları böyle okudum. Zira her ikisinin de diskuru birbirine çok yakındı.

Kurtarıcı beklemek, kurtarıcı diye birinin eteğine yapışmak seviyesinde seyreden siyasal ve sosyal yaşamın ortaya koyduğu gerçek; %83’ün Cumhuriyet devrimiyle bağları çok zayıf.

Kendi aklıyla düşünmeyi beceremeyenlerin ülkesine, Aydınlanma devrimi hiç uğramamış gibi...

Doğru dürüst oturup konuşmanın, tartışmanın, kendimizi sorgulamanın zamanı geldi. Kendimizi inandırdığımız yalanların rehavetinden kurtulup, kimliklerimiz üstüne yeniden düşünmekten korkmamalıyız. Biz kimiz? Bu topraklarda yaşamak bize ne ifade ediyor? Nasıl bir hayat istiyoruz? Aidiyetten ne anlıyoruz? Hangi kültürün mensubuyuz? İnancımız neden ibarettir?

Batılı gibi yapıyoruz ama batılı değiliz. Doğuluyuz ama doğulu gibi yaşamak istemiyoruz.

Nüfusun hiç değilse %65’i, bir muktedirin otoritesi altında, Allah’ın ipine sarılıp yaşamaya teşne.

Geri kalan %35 ise, Cumhuriyet devriminin ne olduğunu tartışmakla meşgul; hem de 95 yıldır… Sanki Modernite, Aydınlanma, çağdaş uygarlık, laisite, sekülarite üstüne konuşmak entelektüel gevezelik... Sanki Aydınlanma devrimi, bu topraklara hiç uğramadı…

Nihayetinde, Külliye’de oturan bir Muktedir tarafından yönetileceğiz. Belki de gerçekten reklam arasıydı ve reklamlar bitmiş bulunuyor. Herşey aslına rücu ediyor.

Batılılaşma hikayesinin kaçınılmaz sonu…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 10 Temmuz 2018 Salı 19:14
Sadece üretseydik ve dış ticaret açığımız kapansaydı, Kürt konusu dahil, hiçbir konuyu tartışmıyor olacaktık. Ülkenin ihtiyacı üretim. Mevcut yeni sistemin sahipleri dahil, muhalefeti dahil kimse üretimin nasıl yapılacağından söz etmiyor. Üretim bir söylem polemiğinde boğuldu gitti. Biri q kuantum dedi, öbürü kıraathane 4.0 icat etti. Millet keki tercih etti. Bu konu da böylece kapandı. Tercihsizlik ve milli beka endişeleri insanları 16 yıldır tanıdıklarına itti. Bu noktada tercihsizliği muhalefet aşacak. İktidardan ziyade, kendisini sorgulaması ve aşması gereken muhalefet. Soru şu, siyasi tartışmalar bir yana, ne üreteceğiz, ne zaman üreteceğiz, kime satacağız? Ayrıca üretmeyecekse de bilelim. Dükkanı kapatıp gidelim. Gerçek genç işsizliğinde %50 ile Bosna Hersekten farkımız kalmadı. Çalışmayan kişi ne evlenir ne araba alır ne ev alır ne de tüketir. Bence bu da kontrolsüz serbest piyasa ekonomisinin sonu ve aslında Batı'nın sonu.
 Sarı Çizmeli Memed'A
 10 Temmuz 2018 Salı 09:02
Oldukça kötümser ama bir o kadar da gerçek bir tablo... Ve inanılmaz acıtan bir cümle: "Sanki Aydınlanma Devrimi bu topraklara hiç uğramadı."
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz