MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Baskın basanındır misali
Ümit YALDIZ
YAZARLAR
18 Nisan 2018 Çarşamba

Baskın basanındır misali

Merhum Demirel’in ‘siyasette 24 saat çok uzun bir süredir” özdeyişini hatırladığımız bir dönemi yaşıyoruz. Çok değil daha 10 gün önce  “Erken seçim talebinde bulunmak vatana ihanettir” cümlelerine kulak verirken bugün tarihi açıklanan baskın seçimi konuşuyoruz.
Siyaset kulvarında elde ettiği başarılarla değilse de 3 Kasım 2002’den bu yana Türkiye’nin erken seçim ve referandum bombalarının pimini çeken adam olarak tarihe geçmeyi garantileyen Devlet Bahçeli’nin pasına Erdoğan’ın vuruşunu izledik.
Daha dün “Zamanında yapılacak seçimlerin’ altını çizen Erdoğan bugün 24 Haziran tarihini açıkladı.
Tüm bu olanlar halkta “danışıklı dövüş” izlenimini yarattı.
Olan olduğuna ve olanla-ölene çare bulunmadığına göre bize düşen süreci analiz etmeye çalışmaktır.
Öncelikle neden baskın bir seçime ihtiyaç duyulduğuyla başlayalım.
Kuşkusuz Bahçeli’nin gerekçeleriyle Erdoğan’ın gerekçeleri (ortaklaştıkları konular olmakla beraber) bir değildir.
İlk olarak Bahçeli’nin muhalefet kanadındaki ‘ittifaktan ürktüğü’ düşünülebilir. Yani Kılıçdaroğlu-Akşener görüşmesiyle başlayan süreçten…  Muhalefette ete kemiğe bürünmüş bir ittifak ‘milliyetçi cephenin’ altını oyacak sonuçlar doğurabilirdi çünkü. Burada Bahçeli’yi korkutan gittikçe eriyen MHP tabanı olabilir. Yahut Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’nda başka partnerler (Saadet gibi) bulmaya çalışması da yan bir faktör olarak kayda geçebilir.
Devlet Bahçeli’nin dünyasına inmek hal, hareket ve hamlelerine mantık dizgisi içinde açıklama yapmak mümkün değildir. (en azından benim için)
3 Kasım 2002’de erken seçim bombasının pimini çekerken ABD tarafından önüne konulan bir anketin etkisinde kaldığı konuşulmuştu mesela. MHP dışında diğer partilerin baraj sorunu yaşadığı düzmece bir anketin… Bahçeli bugün neyin etkisinde kalarak bu süreci öne aldı bilemiyoruz. Dahası kendi adıma bilmek de istemiyorum.
Erdoğan’ın gerekçelerine gelirsek;
Muhalefet toparlanmadan, iddialı bir cumhurbaşkanı adayı palazlanmadan, İyi Parti daha fazla örgütlenmeden, ekonomi daha fazla dağılmadan, son dönemde kontrolden çıkan döviz, akaryakıt, doğalgaz, enerji gibi temel girdilerdeki zamlar sağanak bir yağmura dönüşmeden, Ortadoğu’da ABD, Rusya arasındaki gerilim daha fazla tırmanmadan, Çarşı daha fazla karışmadan, OHAL süreci sonlandırılmadan bir baskın seçimin kimin değirmenine su taşıyacağı bellidir.  

Özellikle seçmen tabanında önemli bir talep olarak her geçen daha da belirginleşen İyi Parti, CHP ve Saadet birlikteliğinin yaratacağı sinerji anlaşılan o ki birilerini fena ürkütmüş görünüyor.
Bu birliktelik iki ay içinde zor şekillenir. Çünkü her parti kendi derdine düşecektir. Özellikle bu birlikteliğin kilit partisi CHP bugün itibariyle kendi içindeki adaylık karmaşasıyla baş başa kalacaktır. Baskın bir seçim olduğuna göre ön seçim ihtimali ortadan kalkmıştır. Bu durum Genel Merkezin elini güçlendirecek ancak bir o kadar da meşgul edecektir. Adayların katar katar Ankara’ya ulaşıp genel merkezi ablukaya alması an meselesidir.
Kendi iç dengeleri ve 24 Haziran sonrasına ilişkin senaryoların etkisiyle CHP ittifaka yeterince odaklanamayabilir.
Cumhur ittifakına dönersek;
CHP’de yaşanan adaylık karmaşasının burada yaşanmasını beklemiyorum. Keza Erdoğan’ın partisi üzerindeki kontrolünün en üst düzeyde olduğu bir dönemdeyiz. Vekillerin bıyıklarına kadar karar verebilen bir liderin aday listesini 3-5 günlük bir mesainin ardından hazır etmesi en azından beni şaşırtmaz.

Sandıktan ne mi çıkar?
Bu soruya yanıt vermek kolay değil. Ama baskın bir seçim “Baskın basanındır” ifadesiyle de vücut bulabilir. Erdoğan ve cumhur ittifakı bugün için çok güçlü…
Halen süren sınır ötesi harekâtlar “Milliyetçi-Muhafazakâr” kesim üzerinde etkili…
Mazotun 6 liraya dayanması, doların 4 lirayı geçmesi,  ekonominin kontrolden çıkma ihtimali bazılarının umurunda bile değil. Bu tablo belirli bir kesimi endişelendirse de “gerçek gündemin” hükümete yakın medyanın da etkisiyle suni gündemin altında ezilmesi ister istemez baskın seçimde “Cumhur cephesinin” elini güçlendiriyor.
Buna rağmen 16 Nisan’da şekillenen yüzde 51-49 dengesi önemli bir hatırlatma. Muhalefet en kısa süre içinde en makul cumhurbaşkanı adayına ulaşabilirse, durumu toparlama imkanı doğabilir.
Önerim muhalefetin, en azından HDP dışındaki muhalefetin, ilk turda ortak aday çıkarmasıdır.  
Şöyle düşünelim…
Karşınızda gerek mühimmat gerekse sayı bakımından güçlü bir ordu var. Topu, tankı, süvarisi, piyadesi…  Bu orduya karşı sayıca daha küçük birliklerle mücadele etmek ne kadar mümkün olabilir.
Bugünün siyasal fotoğrafı biraz 300 Spartalı filmini andırıyor. Dünyanın her bakımdan en güçlü ordusuna karşı bir avuç vatanseverin filmi…

Son seçimde yüzde 49’u tek başına geçen, yanına MHP, BBP gibi partileri de ekleyip “Yüzde 50’yi geçtim” algısını yöneten “cumhur” cephesine karşı İyi Parti’nin ayrı, CHP’nin ayrı, Saadet’in ayrı, HDP’nin ayrı aday çıkarması zaman, para, afiş, kırtasiye israfından öte bir anlam taşımaz. Bu tablo
olsa olsa kakafonik bir görüntünün sebebi olabilir.  Diğer taraftan yapılacak acil ve sağlıklı bir ittifak Saadet ve İyi Parti’nin baraj sorununu ortadan kaldıracağı gibi muhalefet cephesindeki ‘başarabiliriz’ algısını da büyütecektir.

Ayrı ayrı gidilirse ne olur?
Batı’da İyi Parti CHP’ye ağır bir darbe vurabilir.
İyi Parti ve HDP’nin barajı geçmeleri halinde mecliste hayli ilginç bir sandalye dağılımı olacaktır.
Muhalefetin parçalı yapısı iktidarı daha da vazgeçilmez kılmaktan başka ne işe yarar ki!

İzmir’e geldiğimizde pek çok vekilin seçimlerin sırası değiştiği için bir tercihte bulunmaları gerekecektir. Genel seçimden 6-7 ay önce planlanan yerel seçimde CHP’li vekillerin üçte ikisi ‘belediye başkan adayı’ olmak için fırsat kolluyordu. Şimdi karar zamanı… Ankara mı İzmir mi? İzmir diyenler 9 ay sonraki seçimler için şimdiden renklerini belli edeceklerdir.
Bu durum AK Parti için geçerli değil.
AK Parti’de “başbakan dahil” kimin ne zaman nereye aday olacağı Erdoğan’ın iradesine bağlı…
O bakımdan bugün vekil olanın 9 ay sonra başkan adayı olma ihtimali var.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 m.kara
 19 Nisan 2018 Perşembe 10:55
iyi partinin seçim dışı kalma ihtimali bile oy kazandırıyor Birde İzmir i kutsamayalım bence.Genç partiye yüzde 18 oy veren izmirliler dir.Chp nin sürekli kazanması çok biinçli seçmeni olduğu anlamına gelmez.ne yapacağı belli olmaz yani.
 Demokrat
 18 Nisan 2018 Çarşamba 23:45
Güneş İzmir’den doğar CHP nin Adayı izmirden çıkar, tüm Anadolu’yu ve Balkanlar’ı kucaklar.
 Lombak
 18 Nisan 2018 Çarşamba 23:41
İlginç bir durum da bu baskın seçim sonrası hafta yapılacak üniversite sınavının kktc''deki yerel seçim tarihi ile kesişmesi. Dolayısıyla orada hem yerel seçim hem de üniversite sınavı olacak ve bu tarih bahçelinin önerdiği bir tarih değil.
 Lombak
 18 Nisan 2018 Çarşamba 22:13
Ha bu yüzbin imzayla aday olacakların da önü kesilirse ancak o zaman ilk tur için tek aday düşülebilir. Bu konu açıklığa kavuşmadı.
 Lombak
 18 Nisan 2018 Çarşamba 22:07
Jetonu geç düşen halk varken birinci turu mümkün olan en fazla adayla yapmakta fayda görüyorum. İlk turda Tayyibin burnunu sürttüğümüzü elaleme gösterelim sonra ikinci turda kim karşısındaysa evelallah. Ben ilk turda ne chp adayına ne de iyi parti adayına oy veririm. Ama "adil bir seçim ortamında" tayyibin ilk turu geçebileceğini de sanmıyorum. Bir konu daha ilgimi çekti. Meclise girecek partilerin baraj geçip geçmediği ve sandalye dağılımlarının ne önemi var? Önemli olan cumhurbaşkanı seçmek değil mi? İsterse hükümeti tamamen meclis dışından kurar. Önemli olan 50+1. Bu sistemde meclis devre dışı. Anlayın artık!!!
 Haluk
 18 Nisan 2018 Çarşamba 21:57
CHP nin adayı kim acaba?
 Bulgur ve pirinç
 18 Nisan 2018 Çarşamba 21:49
.Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olunurmuş bu hikaya yaşanacak görünüyor zira bu sefer hayat pahalılığı veya ekonomi mecbur etti.Millet halini referandumda anlattı ama duyan olmadı.
 Birde buradan bakınca
 18 Nisan 2018 Çarşamba 19:18
15 yıldır kayıtsız şartsız Ak Partiye dava diye destek veren, kimse ile dirsek teması olmamış, siyset sayesinde zenginleşmemiş büyük bir kesim var birçok insan bunlar sayesinde evine ekmek götürüyor.Hayat pahalılığı milleti canından bezdirdi.Ülke kimseye muhtaç değildir ve özünden gelinen parti tabanda teveccüh buluyor.İyi parti seçim dışı bırakılırsa sonucuna müsebbibleri katlanırlar.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz