MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Batı ile yolun sonu mu?
Tayfun MARO
YAZARLAR
4 Kasım 2019 Pazartesi

Batı ile yolun sonu mu?

Uluslararası kapitalist sistemin batı cenahında, AB ve ABD ile yaşanması muhtemel bir yol ayrımının öncülleri ortaya çıkmaya başladı.

Öyle ki Türkiye, doğu blokuna yöneliş koşullarını konuşuyor.

Yeni yönelimlere göre, Küresel Dünya düzeninde, batılı emperyal güçlerin Ortadoğu’da ileri karakolu, Kürdistan oluyor. Bu güvenlik hattına Ermenistan’ın da eklemlenmesi için ayrıca çalışmalar sürüyor.

Solun “emperyalist” dediği batılı emperyal güçler, bölgede oyunu yeniden kuruyor; Kürtler, Ermeniler ve bazı Sosyalist gruplar ile güçlü bağlar kurmuş bulunuyor.

Bu ittifak karşısında, Türkiye’nin doğu blokunda yer almasını isteyenlerin ve islamcıların elinin çok güçlendiğini söylemek, kehanet sayılmaz.

Yeşil kuşak aşkına islamcı örgütlerle içli dışlı ilişkiler kuran Türkiye’de, sosyal zemin ve devlet kurumları Erdoğan yönetiminde kayda değer ölçüde islamlaşınca, Batı’nın Türkiye’ye sırt çevirmesi için gerekli koşullar oluştu.

Batı, Türkiye’ye güvenmiyor; 1960, 1971, 1980 yıllarında, Sovyetler Birliği ile kurduğu ilişkiler yüzünden askeri darbelerle alaşağı ettiği siyasi kadrolara hiçbir zaman güven duymadı.

O kadroların günahı, Türkiye’nin hızla sanayileşmesini sağlayacak yatırımları yapmaktı… Sovyetler Birliği ile yapılan yatırım anlaşmaları, batı tarafından “tehlike” olarak algılandı.

Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen dönemin koşullarında, sosyalist blokun ortaya çıkışıyla oluşan iki kutuplu Dünya düzeninde Türkiye’ye mecbur kalan Batı, yüzyıllık “zoraki nikâhın” sona erdiğini, her fırsatta dile getirmeye başladı.

Türklerin bu topraklarla olan aidiyet duygusunu bir türlü içine sindiremeyen Batı, kendi kültürüne yabancı addettiği Türklere karşı, insani olmayan duygular besliyor.

Ve ne hazindir, bu insani olmayan duygular, Türkiye’deki sosyalist çevrelerden de azımsanmayacak destek görüyor.

Hâlbuki batı kültürü doğu Akdeniz’den, 3 din ve 4 kitabın ortaya çıktığı topraklardan başlar. Ve Türklerin batılı olmak için ABD’nin veya Avrupa’nın icazetine ihtiyacı yoktur.

Seksenli yıllarda ASALA’yı geri çekip PKK’yı sahaya süren batı bloku, bir aşamayı daha geride bırakmış bulunuyor.

Bu yeni aşamada, belli ki Türkiye çok yönlü baskı altında bırakılacak. Din ve etnisite grupları arasında derinleşen ayrışma, dış dinamiklerin etkisine girecek.

Batı blokunda, Türkiye-Rusya ilişkilerini zora sokacak kararlar alınırken, Kürdistan oluşumu destekleniyor. Kürdistan’ı temsil eden gruplara, uluslararası kuruluşlar nezdinde meşruiyet kazandırılıyor.

Ermeni soykırım kartı bir kere daha açılıyor. Eski hesaplar karıştırılacak, tehcirin yol açtığı büyük felaket yine soykırım olarak nitelendirilecek. İmparatorluk tasarruflarının faturası, Cumhuriyet’in önüne bırakılacak.

Fırat’ın her iki yakasında askeri operasyonlar yapan Türkiye yalnızlaşıyor; sınır güvenliğini sağlamak için Kürtlere dokunursa ABD’yi, Suriye’ye dokunursa Rusya’yı buluyor karşısında. Sadece bölgesinde değil, Dünya ölçeğinde yalnızlaşıyor, Türkiye.

Böyle zor bir zamanda, Batı tarafından uygulanacak ekonomik ambargoyla ülkenin destabilize edilmesi muhtemeldir. Ülke zaten ayrışan din ve etnisite gruplarının baskısı altında…

24 Ocak kararları ve 1980 darbesiyle başlayan Cumhuriyet’in tasfiye süreci, ikibinli yılların başında, ılımlı islamla yeni bir aşamaya geçmişti; Şimdi, içeride üç parça olmuş, dışarıda yalnız kalmış Türkiye, tarihinin belki de en ağır bunalımına sürükleniyor.

Anadolu, yeni bir kurtuluş mücadelesinin eşiğine getirildi.  

Herkes eteğindeki taşları bir an önce dökmeli.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 6 Kasım 2019 Çarşamba 11:38
Batıda insan haklarına bakıyorum katliamlar tarihi görüyorum. Demokrasiye bakıyorum, askıya alınmış parlamentolar. Aynı yere baktığımızdan eminiz değil mi?
 muhalif
 5 Kasım 2019 Salı 22:08
batıyı sadece ekonomik alanda görüp,ekonomi kurallarını uygulamazsanız demokrasisini insan haklarını, bağımsız basını ve hukukun üstünlüğünü almazsanız tabiki ekonominizde çöker.. ne dikkate alınırsınız ne de saygın olursunuz. geldiğimiz durum bu....sonrada çuvaldızı kendinize batırmadan batıyı sorgularsınız...
 Lombak
 5 Kasım 2019 Salı 14:38
Zamanın gereklerini yapmış. Batıyı sorgulamaksızın takip etmemiş. Günümüzde batıyı takip ederseniz ekonomik olarak çökersiniz. Nitekim öyle oluyor. Değişmesi lazım.
 lombaka
 4 Kasım 2019 Pazartesi 17:10
Atatürk batıyı takip edin dememişse, harf devrimini yapmış, arap harflerinden latin alfebesine geçmiş, kıyafet devrimi yapmış, şapka devrimi yapmış,medeni kanunu getirmiş tüm bunlar batı değilde nedir? hilafeti ve saltanatı kaldırmış, islami kesimin en büyük dertleri bu devrimler değil mi?
 Lombak
 4 Kasım 2019 Pazartesi 15:12
Atatürk hiçbir yerde batıyı takip edin dememiştir. Çağdaş medeniyet o gün itibarıyla ne ise ona erişin ve geçin demiştir. 20 yy da çağdaş medeniyet abd liderliğinde batı ülkeleri olmuş olabilir. Artık cağdaş değiller. 21. Yüzyılda Çin lider konumunda. Dolayısıyla Atatürkçüyseniz, Çin'i yakalayıp geçmeniz gerekir. Bunu yaparken de batı ile her türlü dengeyi gözetmeniz beklenir.
 muhalif
 4 Kasım 2019 Pazartesi 12:39
Türkiyenin yönü bellidir, Atatürk devrimleriyle de vücut bulmuştur.yani batı medeniyetidir.Türkiyenin içinde bulunduğu jeopolitikdurum ve ordusu batının dayandığı en büyük etkenlerdir. batının türkiyenin demokratik mi, islami mi olacağı aslında Atlantik ötesi için çok önemli değil, onlar iin önemli olan ABD.nin çıkarları. dolayısıyla Türkiye deki islami yönetimi desteklediler. ancak çıkarlarına dokununca ilişkiler bozulma toknasına geldi. doğu bloku totaliter ve demokrasiden uzak yönüyle, Atatürkün gösterdiği istikamet değildir.islami kesim belkide bunu istiyor olabilir ama milletin pek bundan yana olabileceğini düşünmüyorum.24 ocak kararlarının cumhuriyetin tasfiyesinin başlangıcı fikrine de katılmyorum.yeni ekonomik dünya düzenine ayak uydurulmuştur, kapalı ekonomiden çıkılmıştır.bu fikre göre bilişim e teknoloji çağınada adapte olmamlıymı acaba, ama tüm dünya bu teknoloji çağına ayak uydurdu. burada önemli olan yüz yıl başında kaçırdığımız sanayi devrimi gibi geride kalmamak olmalı.sanayi devrimini de emperyalizm olarak mı değerlendireceğiz? önemli olan dünyanın gidişatından geri kalmaaktır.günümüzde suriyeden kaynaklanan ülkelerin çıkar çatışmasından, ülke olarak kendi çıkarlarımız ile hareket etsek, ideolojik hareket etmesek, Türkiye bugün hem daha güvenli hemde daha güvenilir bir ülke olurdu. bugün kü durum yeni bir kurtuluş savaşı olamaz, değildir.Türkiyenin suriyede desteklediği milli suriye ordusu nedir? bir ülkede 2 ordu olur mu? acaba Türkiye suriyenin kuzeyinde desteklediği cihatçıların yönetimini mi istiyor? türk ordusunun harekatlarının bir amacı da bu mu? batı bundan dolayımı türkiye ye işgalci gözüyle bakıyor? suriyenin bütünlüğü ise niye kontrolündeki yerleri suriye rejimine bırakmıyor??
 Sarı Çizmeli Memed'A.
 4 Kasım 2019 Pazartesi 12:06
Saptamalarınız/kaygılarınız çoğu zaman olduğu gibi yine isabetli Sn.MARO... Bir örnek vermek gerekirse, "Anadolu'nun, yeni bir kurtuluş mücadelesinin eşiğine getirildiği" görüşünüze katılmamak imkansız.. Ancak, "Batı'nın, daha doğrusu Batı emperyalizminin Türklere karşı beslediği insani olmayan duyguları azımsanmayacak biçimde destekleyen" çevreleri -artık- sosyalist diye nitelemek bence yanlıştır... Çünkü sosyalizm'in temelinde anti emperyalist olmak yatar... "Batı emperyalizminin insani olmayan duygularını destekleyenler" ise en hafif deyişle "işbirlikçi", veya daha ağır/ve kendilerine tam da yakışan deyişle "ihanet cephesi"dir.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz