MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bilmiyorum demek erdemdir
Nedim ATİLLA
YAZARLAR
25 Kasım 2019 Pazartesi

Bilmiyorum demek erdemdir

Göbeklitepe için yeniden yazacağım demiştim sözümü tutuyorum. Toprağı bol olsun Klaus Schmidt sorduğumuz pek çok soruya “bilmiyorum” derdi. Bilmiyorum diyebilmek ne güzel bir erdemdir…

Bildiklerimizi özetleyelim: Göbeklitepe dünyanın bilinen en eski ritüel alanlarındandır. Yani Tapınak dediğimiz Ritüel alanları aslında gördüklerimiz. Burada bir kutsal alanın varlığını biliyoruz. Peki bunu nereden biliyoruz? Atatürk barajı altında kalan kazı alanı var: Nevali Çori.  Bilgi kaynağımız burası…

Turizm efsanelerinden kurtulup bugün de Göbeklitepe’yi anlamaya çalışalım.

Göbeklitepe’nin kazılış öyküsünü Doç. Dr. Ahmet Uhri’den rica ettim. Şöyle anlattı:

Nevali Çori’yi Herald Hauptmann kazıyordu. Herald Hauptmann Deutsch Arkeloji Enstitüsünün başı o dönemde. Doktora öğrencisi de Klaus Schmidt idi. Klaus Schmidt onun yanında çalışırken Nevali Çori’de çıkan bir alanın tapınak olduğunu fark eden ilk arkeolog oldu. T biçiminde taşlar Nevali Çori’de halen duruyor.

Ama Göbeklitepe’ye oranla daha genç bir alan. Göbeklitepe’den 1000 yıl veya 2000 yıl daha sonra yapılmış bir yer. Burayı kazıp bu T leri gördüğü an “Nevali Çöri’dekinin eskisini kazıyoruz” diyor. Daha geçmişini daha öncesini kazıyoruz diye anlıyor. O nedenle de gayet dikkatli bir şekilde açılıyor ve bugüne bu tapınak kazandırılıyor.  Arkada da oradan çıkan bir totem var. Altta insan var doğum yapar bir şekilde.. Onun üzerinde Hilda. Elleri görüyorsunuz. En üstte de bir kafanın olması gerekiyor. Ayı kafası belki. Hayvanlar dünyası, insanlar dünyası hepsi bir arada.

Göbekli Tepe’nin T biçimindeki yapılarının içine herkes giremiyordu. Kimler giriyordu? Yalnızca Ritüelle ilgilenen kişiler din adamı diyebileceğimiz kişiler veya Şaman, Büyücü, Rahip diyebileceğimiz kişiler giriyordu. İnsanlar o dönemde merdiven yapmayı akıledememişler… Göbeklitepe’de basamak yok. Binanın içine girerken kavis vererek eğimli bir yol yapıyorlardı.

Dairesel planlı yapılar da öyle. Diyarbakır Çayönü kazılarında rastlanan bir gelenek. Dairesel planlı yapılar üzerine hücre planlı, ızgara planlı yapılar gibi yapılar gelir. Üst üste görünür. Yavaş yavaş köşeli mimariye doğru ilerler. Çünkü çadır gibi ya da yuvarlak bir yapı o dönemde statik olarak 6 metre çapta yapılamıyor çöküyor. Stabil değil. Dolayısıyla yavaş yavaş nüfus da arttıkça daha büyük yapılara ihtiyaçları var. O zaman ne yapıyorlar? Çadırın girişini aynı tutuyorlar, çadırı şantiye çadırı gibi uzatmaya başlıyorlar. Şantiye çadırı gibi uzayınca ne oluyor? Köşeli plana geçiş oluyor. Bir sonraki evrede köşedeki taşları bağlamayı öğreniyorlar, bu tabi 1000 yıl, 500 yıl zaman alıyor. Köşeli plana geçilmiş oluyor. Burada da gene aynı şekilde bir tapınak.

***

Unutmayalım. Göbeklitepe tek değil. 12 tane daha Göbeklitepe var aynı şekilde. Bunların biri Necmi Karul tarafından kazılan Karahantepe.. Bir diğerini Bahattin Çelik kazıyor Harbetsuvan Tepesi.

Hamzan Tepe, Sefer Tepe, Kurt Tepe gibi başka isimleri de olan Göbeklitepeler de var. T biçimli taş. Hiçbiri şimdiye kadar açılamadı. Sadece Harbetsuvan ve Karahantepede kazılar var. Orada da Jeofizik çalışmalarla yeraltına bakıldığında bu dairesel planlı yapılar görünüyor. Önümüzdeki yıllarda da oraları açıldığında Göbekli Tepe’nin ne anlama geldiğini ya da bütün bu ritüeller bütünün bu dünyanın ne anlama geldiğini daha iyi anlayacağız.

BU PALAVRALARA DA İNANMAYIN
İnanmamız gereken palavralar var… Alt-alta sıralayalım da

- Göbeklitepe’de Kızılderililer ya da Avustralya’nın yerlisi aborjinler yaşamadı. O bulunan şey çanta değil, bir bira yapım kabı.

- Göbeklitepe Türklerin dünyaya yayıldığı yer falan değildir. 12 bin sene önce dil dağarcığında en çok 500 kelime olduğunu tahmin ettiğimiz insan kendine isim vermedi ki, grubuna isim versin.

- Göbeklitepe’de bazı felsefe grubu mensuplarının kendi meşreplerince yorumladıkları ezoterik-batıni yorumlara bilim insanları gülüp geçiyorlar. Siz de gülün geçin.

- Şanlıurfa Müzesinde sergilenen ve bilinen gerçek boyutlardaki dünyanın en eski heykeli Göbeklitepe’de bulunmadı. Balıklıgöl’de bulundu

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Mutahhar Aksarı
 26 Kasım 2019 Salı 16:36
Merhaba Sayın Attila, yazılarınızı ilgiyle okuyorum ve sabırsızlıkla bekliyorum. Elinize sağlık... En içten saygılarımla...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz