MENÜ
İzmir 23°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bu beyhude devingenlik
Tayfun MARO
YAZARLAR
20 Ağustos 2018 Pazartesi

Bu beyhude devingenlik

Çağımızın “hız çağı” olduğunu söylemeyi seviyor, siyasetçiler. Muhtemelen, 3. Sanayi devriminden 4. Sanayi devrimine giden süreçte bilişim teknolojilerinin itelemesi sonucu ortaya çıktı bu hız çağı.

Zaten sanayi devrimiyle kıpır kıpı şehirlerimiz olmuştu; şimdi de ekranlarda görüntüleşirken, belirsizliğin hazzında, hız manyağı olduk çıktık.

Pür telaş hayatların hiçbir yere varmayan gayretkeşlik içinde uygarlık ekip mutsuzluk biçmesi, sadece zaman israfı değil, yeryüzü yaşamına musallat yıkıcı bir ruh halinin de kaynağıdır.

Acelemiz var… Daha çok tüketmek ve daha çok sahip olmak için acelemiz var. Doğal hayata daha çok zarar vermek için acelemiz var. Dünya’da yaşamı bir an önce bitirmek için acelemiz var.

Hem neslini sürdürmek için üreyen hem de gelecek nesillere yaşanabilir bir Dünya bırakmamak için elinden geleni ardına koymayan tuhaf yaratıklarız.

Dünya’yı birbirine çok gören insan türünün kurduğu uygarlığın medeni insanı, kendinden olmayanı düşman sayan ve öldürmek amacıyla silah üreten bir kültürle hemhal, barışa methiyeler düzüyor.

Dünya nüfusunun dörtte üçü yoksul iken, bir yoksul ailenin 10 yıl boyunca yaşamak için harcayacağı para değerindeki arabasının otoyolda yapacağı hızı hesaplayan varsıllar, yol ve köprü yapan iktidarı alkışlıyor.

Akşam sofralarında, rakı ve balık eşliğinde, en devrimci muhabbetlerle sömürülen halklara selam gönderenlerin o masaya ödedikleri hesap, yoksul bir ailenin on günlük geçim parasıdır.

Kurtarıcı kontenjanından statü sahibi olan siyaset erbabının bütün derdi, karşıymış gibi yaparken, bu devranın hep böyle sürmesini sağlamaktır. İktidar ile muhalefet aslında bir bütündür.

Her sabah bir maratonla başlar gündelik hayat. Bir Amok koşucusu kadar mantıklıdır her kişi ve kendisini, gün boyu gözaltında tutulacağı mekânlara doğru adeta fırlatıp atar. Kimi karın tokluğuna çalışmaya, kimi servetine servet katmaya, kimi de okumaya… Sadece aylakların acelesi yoktur.

Bu beyhude devingenlik ve kapitalizmin küresel çağına karşılık gelen hız; insanlık durumunu daha iyi kılmadı. Aksine o hercümerç içinde hayat sığlaşıyor, insan satıhlaşıyor.

Şöyle bir durup soluklanmak ve olan bitene bakmak gereği duyan her kişi, hayatı değerli kılan ne varsa, bu hengâmede hepsinin yitip gittiğini görecektir. Fakat sadece görecektir…

Ne yazık ki bu gidişi insanlığın durdurması mümkün olmuyor. Elbet de çözüm var ama o büyük insanlığın çözecek iradesi ve niyeti yok.

Çaresiziz. Çünkü insan sürükleniyor ve bu sürükleniş insanı tüketiyor. İnsan tüketerek tükeniyor.

Gelecek kuşaklara bir Dünya bırakmaktan söz eden insanlık, bunun gereğini asla yerine getirmiyor. Kendi evlatlarına bıraktığı malı mülkü insanlık mirasından daha değerli bulan günümüz insanı, yalanın ve ikiyüzlü ahlakın bastırdığı vicdanıyla oyalanıyor.

Çıkış yok. Biliyorduk yine de yaptık. Sodom ve Gomora’ya bakmak gibi netamelidir artık yeryüzünde olan biteni seyretmek.

Yeryüzü yaşamına yapılan her türlü kötülüğün kaynağında insan var. İnsan kusurlu bir yaratık; adanmış kurbanlar yetmiyor ne kusurlarını ne günahlarını örtmeye.

İnsanlık Araf’ta…

Hal böyle olmakla birlikte, bir teselli olarak; Bayramınız mübarek, kurbanlarınız hayırlı olsun...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz