MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bu yıkıcı ve saldırgan dil neyi halledecek?
Tayfun MARO
YAZARLAR
11 Haziran 2018 Pazartesi

Bu yıkıcı ve saldırgan dil neyi halledecek?

Erken seçim kararını izleyen günlerde, yurtiçinde ve yurtdışında güvensizlik yaratan ekonomik göstergeler ve Batı’yı rahatsız eden Türkiye-Rusya-İran ilişkileri nedeniyle tırmanan olumsuzluklar, iktidar çevrelerinde kullanılan dili hayli derinden etkilemişe benziyor.

Agresif, küçümseyici, yıkıcı bir dili benimseyen ittifak sözcüleri, muhalefete adeta ateş püskürüyor. Dinlerken insan irkiliyor.

Seçim konuşmalarına iki farklı retorik hâkim. İktidar grubuna göre, herşey yolunda… AKP’nin başarısını çekemeyenler durumu kötü gösteriyor. Kıskanan dış güçler ekonomiye saldırıyor. Muhalefete göre ise, Türkiye çok kötü yönetiliyor. Siyasi ve ekonomik durum kötü…

Ülkenin bekası adına Doğu-Batı hattında süren siyasal mücadelede gerilim o kadar yüksek ki tolerans neredeyse yok hükmünde; kimsenin ötekinin varlığına tahammülü yok gibi...

Öte yanda, Türkiye, Doğu veya Batı ile birlikte attığı her adımda, diğeri tarafından bir şekilde cezalandırılıyor. Bunun nedeni, ülkede ortaya çıkan yönetim zafiyeti olmalı.

Aslında, gerek iktidar gerek muhalefet hattında dile getirilen herşey seçim kampanyasıyla sınırlı… Seçimler sonuçlanınca, kim iktidara gelirse gelsin, yönetim modeli ne olursa olsun, Dünya sistemi kapitalizmin gerekleri yerine getirilecek; ama demokrasiyle ama otokrasiyle… Dünya ölçeğinde sistem krizi derinleşirken Türkiye de bunalımdan nasibini alıyor. Dolayısıyla, yapılabileceklerin sınırları belli.  

Şurası muhakkak ki yetersiz siyasetçilerin çıkışsız sosyal politikalarla yönetmeye yeltendiği toplumlarda, çaresizliğin baskısı altında, siyasetçi kullandığı dili bozuyor. Düşüncenin yerini saldırgan bir dil alıyor. Muktedirin kullandığı dil, genellikle, yukarıdan ve ezici bir üslupla karşısındakini etkilemeyi, hareketsiz bırakmayı amaçlıyor.

Ancak zekâ ve incelikten yoksun yıkıcı bir dille adeta topluma saldıran yönetenlerin ve siyasetçinin derdi bu olmamalı…

Doğrusu, kimselerin sorun çözdüğü falan yok. Herkes yangın söndürüyor. Ve bu yangın söndürme faaliyetlerini marifetmiş gibi anlatmak, siyasetin lafzı oluyor. Ruhunu hiç sormayın…

Bu ülkede oldum olası sorunlar doğru zamanda çözülememiştir. Kronikleşir, epey can yakar, sonra da mecburiyetten çözüm yoluna gidilir. Ne ki çok geç kalındığından, çözüm de pek çözüme benzemez. Hele askeri darbelerle gelen çözümler…

Bu yüzden, siyaset dili ikiyüzlü karaktere sahiptir ve hemen bozulmaya çok müsaittir. Siyasetçi,  siyasi varlığının bekası için, olanı biteni başka türlü göstermeye mecbur olduğundan, kullandığı siyaset dili çoğunlukla samimiyetten uzak ve saldırgandır.

Söylediklerine kendisi de inanmayan siyasetçinin kullandığı dilin sorunlu olması olağandır. Olağan olmayan, toplumun bu yıkıcı siyaset diline itibar etmesidir.

Ne yazık ki saldırgan dil prim yapıyor. “Lafı amma da oturttu” kafasının siyasette karşılığı var. Siyasal alanı ring gibi gören ve ring gibi kullanan siyasetçiler ve seçmenler, siyasette buluşuyor…

Hazin ama gerçek, bu hengâmeden medet umuyoruz…

Aklım çok karışık... Diyorum ki;

Toplumları yönetenler ve yönetmeye aday olanlar konuşmakla ünlüdür. Eski Yunan’dan beri alanlarda toplumun önüne çıkıp konuşuyorlar. Elbet öncesi de var, yol yordam farklı olsa da…

Sonuç!.. Dünya nüfusunun dörtte üçü yoksul.

Onlar konuştukça halklar yoksullaştı. Onlar konuştukça adalet, özgürlük ve eşitlik yok oldu. Onlar konuştukça halklar birbirini boğazladı. Ve elan konuşuyorlar…

Bir sussalar artık! 

Bir sussalar da, sırf muktedir olmak ve öyle kalmak için insanlığın başına açtıkları işleri görebilseler!

Bu utanç verici tabloya bakarken, insanın utanma duygusu olduğunu hatırlayabilseler…

Ve hatırlanan utanma duygusu onları vicdanlarıyla buluşturabilse…

Fakirin ekmeği umut dedikleri böyle bir şey işte!..

 

 

 

 

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz