MENÜ
İzmir 21°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
CHP Zihniyeti
Tayfun MARO
YAZARLAR
16 Temmuz 2018 Pazartesi

CHP Zihniyeti

“CHP zihniyeti” ile mücadele argümanı, 1946’dan beri, muhafazakâr partilerin propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. İsmet İnönü tek parti dönemine 1945’te son verince bu yol açıldı. Rejim eleştirisi yapanlar genellikle söze, “CHP zihniyeti”ne atıp tutarak girer, ardından söz nereye giderse artık… Neler çekmiş memleket o CHP zihniyetinden, anlatırlar da anlatırlar. Bu kadar yüklendikleri CHP’nin günahı ne? Birinci Dünya savaşında yenilerek dağılan Osmanlı İmparatorluğu’nun bakiyesinden bir cumhuriyet, modern bir devlet çıkaran kadroların siyasal partisi olmuş. Dahası muhafazakarların lider kadroları da o CHP’den çıkmış…

Hedef tahtası yapılan “CHP zihniyeti”ne saldıranlardan olmamaya hep özen gösterdim. Eleştirdim ama varlığını da savundum; dünya görüşüme pek uymadığı halde… Zaten mesele benim kafama uyması değil, Türkiye’nin gerçeklerinin ve ihtiyaçlarının doğru okunmasıdır. Ancak “fabrika ayarlarına dönelim” diyenlerden de değilim. Aydınlanma devriminin gerektirdiklerini konuşalım fakat fabrika ayarlarına dönerek değil. Sıfırlama fikrini doğru bulmuyorum. Şurası muhakkak ki artık sistem ayar tutmuyor… Bununla birlikte, yıkıp yenisini yapmak fikri liberallerindi ve çok sorunluydu. Israrla söylemeyi sürdürüyorum; yeni bir dil kurmak ve her şeyi yeniden söylemek gerekiyor. Ama yıkmadan.

Cumhuriyet’in kuruluşunun ve 95 yıllık varlığının ayrılmaz parçası CHP, bu değerli birikimin ışığında, kurulmakta olan yeni dünya düzeninde Türkiye’nin nasıl ve nerede yer alacağını, anlaşılır bir dil ve gerçekçi bir programla dosta düşmana duyurmalı. Dünya nimetlerinden Türkiye’nin ne kadar pay alacağı, kopan kıyametin asıl nedenidir. Herkes yeryüzünden alacağının peşinde… CHP, yaratacağı zenginliği anlatmayı denemeli.

Ülkenin içinden geçtiği koşullar gösteriyor ki örgütüyle, yönetimiyle CHP küllerinden yeniden doğmak zorunda… Çünkü Türkiye artık o bildiğimiz Türkiye değil. Yaşandığını zannettiğimiz modernite ve aydınlanmanın büyük ölçüde bir yanılsama olduğunu artık görmek gerek. Osmanlı bakiyesinden zuhur eden sosyoloji, Trakya ve Anadolu toprakları üzerinde, doğulu ve islami bir kültürü egemen kılıyor.

Yanlış yaşanmış veya hiç yaşanmamış zamanlar dönüp hesap soruyor. Hayat boşluk kabul etmiyor. Belli ki Aydınlanma sadece bir avuç aydının meselesi olmuş… Devlet aygıtını kontrol edebildikleri için de, Aydınlanma ve Modernite çıkışlı Cumhuriyet devrimini, millet dediklerinin benimsediğini varsaymış, ülkenin yönetici zümresi. Oysa şimdi görüyoruz ki egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi millet, Erdoğan’ın otokrasiyle yönettiği doğulu ve islami bir devlet ve kamusal düzen istiyor. Seküler toplum talepleri yok. Elde etmek için bir an bile mücadele etmediği laisite ve sekülarite bu topluma hayli uzak.

Hal böyle olunca, CHP’nin gerçekliği çok su götürür Cumhuriyet devrimine dair ideolojik kabulleri bir kenara bırakıp yürüyen gerçekle yüzleşmesi kaçınılmaz oluyor. CHP zihniyeti, milletin zihniyetiyle arasında köprüler oluşturmanın yolunu bulmak zorunda; elbet de kuyrukçuluk, popülizm yapmak için değil ama sesini duyurabilmek, derdini anlatabilmek için… Bunun için de asıl derdin ne olduğuna önce CHP’nin bir karar vermesi elzem.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz