MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Dalından yiyebilirsiniz!
Engin ÖNEN
YAZARLAR
2 Kasım 2019 Cumartesi

Dalından yiyebilirsiniz!

Zeytin çok özel bir ağaç…

Hem ömrünün uzunluğu (Ölmez Ağaç) hem de ürünlerinin önemi bakımından (zeytin, hurma, yağın kullanım zenginliği vb) çağlar boyunca Akdeniz Uygarlığı’nın en önemli unsurlarından biri olmuş…

Girit ziyaretimizde Hanya’nın bir köyünde tescilli ve “Dünyanın En Yaşlı Zeytin Ağacı” olduğu haberini aldığımızda heyecanla bölgeye hareket etmiştik. Gerçekten etkileyiciydi. Hemen yanında bir müze ve kafeterya vardı. Gövde genişliği 12,5 metreye ulaşmış yaşlı zeytin ağacının içi birkaç kişiyi alacak kadar oyulmuştu. Dünyanın her yerinden kutsal bir yeri ziyaret eder gibi ziyaretçiler geliyordu…

Dünyanın en yaşlı zeytin ağacını gördüğüm, dokunduğum ve içine girip fotoğraflar çektiğim ve çekildiğim için çok mutlu olmuştum… Hemen hakkında bir yazı bile kaleme almıştım. Başlık da hazırdı: “Hani Bunun İlk Sahibi?”

Sonra komşu köyümüz Uzunkuyu’da Levent Köstem Hocamız’ın “Zeytincilik Müzesi”ni gezerken bize rehberlik eden Ali Ertan hoca beni şaşırtan bir şeyler anlattı. “Engin hoca buralarda Hanya’dakinden daha yaşlı zeytinler var” demez mi? Hem ayıpladım kendimi buralı biri olarak hem de heyecanlandım. Hanya’da olsa ne olur, Urla’da olsa ne olurdu, ama öyle değil, ben neden bilmiyorum onları? Neden görmedim? Ertan hocayla bir alışveriş yaptık. Bölge arkeolojisinde adeta bir akademisyen birikimi ve titizliğine sahip Ertan hocaya bölgedeki arazilerde yer alan ve daha önce görmediği bazı arkeolojik eserleri gösterdim. O da bana bölgedeki en yaşlı zeytin ağaçların yerlerini söyledi ve hatta birine de kendisi bizzat götürdü…

Urla merkezindeki diğerlerine göre gençti ama gövdesi oldukça gösterişliydi. Gençti dediğim, 2 bin 300 yaşında bir ağaçtı söz konusu olan… “Hocam, bunlar neden tescillenemiyor? Bunlar anıt ağaç, çok özeller…” dedim. “Ya bilmiyor musun hocam bizim yerel yöneticileri. Kaç kez başvuru yaptık” diye karşılık verdi... Devam etmek istemedi sözlerine, ben de dinlemek istemedim doğrusu…

Zeytin sadece ömrünün uzunluğu ile değil, verdiği ürünlerle de tarihi, kültürel ve kutsal bir ağaç olmuş. Hele bizim Yarımada’daki yerli zeytinlerin, tam da bu mevsim verdiği ürün olan hurma tam bir mucize. Dalından yenebilen zeytin, başka yerlerde pek bulamazsınız. Muhtemelen, insanlar zeytinin yenebilecek bir ürün olduğunu bu sayede öğrendi…

Evliya Çelebi’nin Urla’dan geçerken anlattıkları, tam da buna destek niteliğinde cümleler:

“Ve 240 zeytinyağı değirmenleri vardır. Bu şehirde yetişen zeytin ve zeytinyağı Edremit Şehri'nde ve Karaburun kazasında olmaz. Zira dağı taşı iki konak yer zeytin ormanından insan geçemez. Ve zeytinin Allah'ın emri yaratılışı acı olmak üzeredir. Ama bu şehrin zeytini de taze iken diğer meyve gibi ekmek ile yenilir. Çeşit çeşit iri ve yağlı zeytini olur ki aşlama tabir ederler bir çeşit mor Rum cevizi kadar iri zeytini var. Olgunlaştığında ağacından silkip vilâyet ayanı birbirlerine hediye gönderirler. Yeryüzünde benzeri yoktur. Belki, (İncir ve zeytine and olsun…) [Kur'ân, Tîn, 1] âyeti bu zeytin hakkında inmiş ola, gayet lezzetli zeytindir... Bu şehir halkı bu gibi güçlendirici zeytinleri yediklerinden eşleriyle çok birlikte olup o kadar çocukları var ki anlatılmaz…”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz