MENÜ
İzmir 16°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Dallas
Dr. Berna BRIDGE
YAZARLAR
10 Mayıs 2019 Cuma

Dallas

Bizim kuşak Dallas kentini 70'lerde oynayan Dallas dizi filmiyle tanıdı. Daha haritada Luxemburg’un yerini bilmeyen tüm Türkiye köyünden kentine, doğusundan batısına dizi saatinde televizyon başına geçip Türkçe konuşan J.R.’ın, SueEllen’ın adını öğrendi, onların yoz ve mutsuz yaşam biçimini, izlemeye koyuldu.

Yokluk yıllarındaki Türkiye daha CornFlakes’le tanışmamıştı, ya da Amerikan yapımı herhangi başka bir şeyle. Kahvaltımız beyaz peynir, ekmek, bal, zeytin, ama maalesef yine batıdan kopyalanmış, sağlığa son derece zararlı margarindi. Sınırlarımızın dışına açılmamış kendi dar ama sıcacık dünyalarımızda yaşarken televizyonun gelmesiyle kültürümüze son derece yabancı Dallas dizisi kültürümüzün içine girivermişti.

Petrol, petrole dayalı zenginlik, parasal hırs, açgözlülük, yarış, manipülasyon, o yıllarda komşusunu gözetip koruyan, ekmeğini yoldan geçen yabancıyla paylaşan, mütevazi ve tok gözlü, sevgi dolu Türk insanının yaşamında farklı ama pek hoş olmayan bir pencere açmıştı. Yine pek depresyon bilmeyen toplumumuz eski güzellik kraliçesi SueEllen’ın depresyonuyla tanışmıştı.

Üstüne 24 Ocak kararları geldi. Gümrük Birliği vb. derken dükkânlarımızın raflarını ithal CornFlakes’ler ve benzerleri doldurmaya başladı. Daha kötüsü o güzel kültürümüz adım adım erozyona uğramaya başladı. Raflardaki her şeyi herkes bol bol almak istiyordu. Daha pahalı otomobiller, dizi filmde görünen daha pahalı evler, Amerikan tarzı yaşam özendirici olmuştu. Gel zaman git zaman komşu komşusunu tanımaz, ekmeğini paylaşmaz olmuş, çoğunluk ABD’deki insanlar gibi paraya insanlıktan, dostluktan, komşuluktan daha fazla değer verir olmuştu.

Tabii sorumluluk sadece Dallas dizisinin değildi. Dallas dizisiyle başlayan kültür asimilasyonu, değişimi takip eden benzer diziler, Brezilya ve sonra Türk dizileriyle devam etmişti. 70lerden 2019a kapitalist, vahşi tüketim devrimi başarılı olmuştu.

Nerden geldi JR ve Sue Ellen aklıma? Bu hafta yolum Atatürk’le ilgili bir araştırma için Baylor Üniversitesi’ne düştü. Baylor Üniversitesi’ne en yakın havaalanı Dallas havaalanıymış. Bu nedenle yolum Dallas’a düştü ve tabii genç kızlığımın Dallas dizisi de birden aklıma düştü. Dostlarıma Baylor Üniversitesi’ne gitmem gerekmese hiçbir güç beni Dallas’a götüremezdi diye söylenirken, gitmişken Dallas’ta ne görmeli acaba diye aradığımda çarpıldım.

Dallas, Kennedy suikastının yapıldığı ve Kennedy’nin hayata gözlerini yumduğu kentti. İşte size büyük bir kültür manipülasyonu. Acaba yetkililer Dallas’ın her zaman Kennedy suikastıyla anılmaması için mi böyle ünlü bir dizi tasarlamıştı ve dünyaya dağıtmıştı? Dünyayı yerinden oynatan, akıllara durgunluk veren bu suikast bir şekilde geri plana itilmiş, ön plana sevimsiz dizi çıkmıştı.

Şimdi para verip dizinin çekildiği SouthforkRanch’i gezebiliyormuşsunuz. Hatta broşür diyor ki JR’ın öldüğü odayı görebilirmişsiniz. Ben onun yerine Kennedy’nin vurulduğu ve şimdi bir müze olan, o zaman ise okul kitapları deposu olan 6. Kat Müzesi’ne gittim, vurulduğu pencerenin önünde durdum. O zaman dört yaşındaymışım, şimdi bu müzede an be an ne olduğunu adeta bir daha yaşadım ve yolun hangi noktasında vurulduğunu gördüm.

Daha sonra kentin merkezini yürüyerek kenti gezmek istedik ama kent sadece gökdelenlerin ve otomobillerin olduğu insansız bir kent görünümündeydi. Gölge kaldırımlar 23 derece, hoşbir ılıklığa rağmen boştu ve bir saat yürümemize, yorulup oturmak istememize rağmen bir tek kaldırım kafesine rastlamadık. Hareket eden otomobilleri görmesek sanki terk edilmiş bir kentti. İnsanlar garip bir şekilde klimalarla buz gibi yapılmış kapalı alanlarda ve otomobillerde yaşıyordu…

Aklımdan bazı düşünceler geçiyor… Kendi başkanını öldüren bir zihniyet başka ülkelerde kim bilir hangi suikastları düzenledi? Hollywood ve dizi film endüstrisi zihinleri nasıl şekillendiriyor? Hatta çocukluğumda, ilkokulda okuduğum Teksas, Tommiks çizgi romanlarıyla ne işimiz vardı? Kültürümüzle ne alakası vardı? Bunları kim tercüme ettirdi? Kim piyasaya sürdü? Neden? Kafam çok karışık…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Keriman alp
 11 Mayıs 2019 Cumartesi 21:03
Bernacım siyasiler tarafından beynimize iblis gibi yerleştirilen amerikancılık her şeyimizi yozlaştırdı. Köylü bile beybi patates çeri domates diyor. Torba verirmisin dediğimde poşetmi istıyorsun diyor. Çok güzel bir konuya dokundun. Başarıların annenin arkadaşları olarak bizleride mutlu ediyor..Devamını diliyorum. selam ve sevgiler.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz