MENÜ
İzmir 23°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Demokrasi dedikleri…
Tayfun MARO
YAZARLAR
27 Mart 2019 Çarşamba

Demokrasi dedikleri…

Demokrasi, bir yönetim biçimi… Batı’nın, “mümkün olanın en iyisi” dediği… Hak ve özgürlüklerin görece en iyi durumda olduğu…

Benim kuşağım demokrasinin gelgitleri arasında büyüdü. Ne geldiğini anlayabildik ne gittiğini… Çok partili rejim, 60 ve 80 darbeleri, 71 muhtırası, 28 Şubat derken, o göstermelik demokrasiden geriye bir tek seçme ve seçilme hakkı kaldı. O da yarım yamalak.

İndimde, demokrasi, öteki lehine bir vazgeçiştir. Demokrasiyle yönetilmek, kuralların ve yasaların herkes için olduğuna dair bilinci gerektiriyor.

Demokrasi, hukuksuzluğa ve keyfiliğe yer olmayan bir yönetim biçimi… Sınırlarını bilenlerin, kendini tutmayı bilenlerin yönetim biçimi…

“Muktedirim ama yapmam!” diyemeyen insanların bol olduğu toplumlarda demokrasi olmuyor. Kural çiğnemeyi demokratik bir hak zannedenlerin ülkesinde demokrasi fikri kök salmıyor. Temsil sorunlu ise, katılımcılık ilkesi laf ola var ise, demokrasi olmaz.

Bir başka sorun da, kapitalist sistemde, yoksulluğun demokrasiyle yönetilmeye engel teşkil ediyor olmasıdır.

Kapitalistler, sosyal devleti, sosyal adaleti mümkün kılacak parayı sistemden yok ettikleri için, çözümü hibe ekonomisi ve sadaka kültüründe arıyorlar.

Doğrusu, “demokrasi” üzerine parlak nutuklar atan siyasetçileri hiç ciddiye alamıyorum. Onlar demokrasinin ne olduğunu ya bilmiyorlar ya yalan söylüyorlar, ya da çok naifler.

Güçlü bir ekonomisi yok ise, zenginlik yaratamıyor ise, “o ülkeye demokrasi gelecek ve işler düzelecek” diye düşünmek gerçekçi değildir. Bu, her şeyden önce, ekonomik bir tercihtir.

Kapitalist sistemde güçlü ekonomi, tam aksine, hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasıyla mümkün ola gelmiştir. Sınırsız sermaye birikimi ve kar güdüsüyle hareket eden kapitalistlerin, “önce insan” diye bir meselesi yoktur.

Demem o ki demokratik yönetimler ancak “var olanı” paylaştırabilir. Yoktan var edemez.

Refahın yaygın olduğu zengin toplumlar ise, artı değerdeki sınırsız genişlemenin, sınırsız sermaye birikiminin oluşturduğu para dolaşımının son durağı olan kapitalist metropollerde yaşarlar. Dolayısıyla dünya nimetlerinden ziyadesiyle nasiplenirler. Emperyalizmin halleri…

Neyse, konumuz demokrasi…

Görülmüştür ki demokrasinin en temel meselelerinden olan temsil, şark kafasıyla örtüşmüyor. Bu ülkede ne yerel ne merkezi yönetimde, halkın kendisini temsil edecek adayları doğrudan belirlemesi bir tarafa, ön seçimler bile doğru dürüst yapılamıyor. Parti üyelerinin vereceği oydan korkuluyor.

Kapalı kapıların ardında yapılan alışveriş sonucu belirlenen adayların halka onaylattırılmasıyla vücut bulan siyasal temsil, temsil ve katılımcılık ilkelerinin şark versiyonudur.

Paranın ve mülkiyetin her şey olduğu uygar dünya düzeninde, gelişmekte olan ekonomilerde, benim anladığım, demokrasi bir tercihtir;

Efendiler halklara bir soru soruyor; sen kendin mi yapacaksın, ben mi yaptırayım?

Birinci durumda olan bitene, demokrasi, diyoruz. İkinci durumda olan biten ise, demokrasi dışında her şey…

Kapitalizmin nimetleriyle donatılmış halde, alanlarda müzik eşliğinde “demokrasi” diye zıplamanın saçmalığı, demokrasiyle izah edilebilir bir durum değildir.

Buna karşılık, demokratik mücadele, resmi verilere göre 4 milyon, gayrı resmi verilere göre 8 milyon işsiz hanenin dramını alanlara taşıyabilmektir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 muhalif
 29 Mart 2019 Cuma 12:23
gösteri ve protesto özgürlüğü tartışılamaz, yani,dış güç mü destekledi,iç güç mü destekledi fark etmez.insanların birşeylerden rahatsız olup sokakta kendilerini yönetenleri protestolarına kılıf bulunamaz.ister türkiyede olsun, ister venezuelada ister cezayirde, ister katalonyada,müslüman ülkelere gelince, bu ülkelerdeki müslümanlık kriteri nedir? mezhepler mi?bu ülkeler için demokrasiden söz edemeyiz.
 Lombak
 28 Mart 2019 Perşembe 19:42
Türk siyasi tarihinin özeti verilen demokrasidir. Kimse istememiştir. Sen ben bizim oğlan gitse kimse şikayet etmezdi. Neyseki cumhuriyet döneminin bize verilen bir armağanı. Avrupa siyasi tarihini şablon olarak alıp Türkiye''ye yapıştıramazsın. O yüzden topluma yabancısın ve siyasi düşüncen oy anlamında iktidara taşıyacak sonuçlar çıkarmıyor.
 TC misafir
 27 Mart 2019 Çarşamba 23:41
Demokrasi beklenerek elde edilmez, istenir ve kazanılır. Bizde başına çoban arayan çok olduğundan güdülüyoruz toplum olarak, güdülmek istemeyen ise kurdun önüne atılıyor. Siyasetçinin önünde tek sıra hizaya geçip el öpme yarışı sürdükçe demokrasinin "d"si bile gelmez. El öpmekle dudak aşınmaz demişler, galiba şimdiki demokrasi anlayışımız bu şekilde. Toplum kimi zaman sesini yükseltir derdini anlatmak adına, sıcak çorba gibidir dil yakar, bazı sinekler de içine düşer çorbayı kirletmek için işte o zaman asıl konu olan çorbanın tadına ve sıcaklığına bakılmadan sinek ve kirliliği özne olur ve çorba dökülür. Aşağıdaki yorumcu arkadaşların dediği soros gibiler sinektir. Güzel bir yazı kaleminize sağlık. Bazı tepki reytingini seven "meslektaşlarınıza" umarım ders olur, olur mu? yok, olmaz işine gelmez.
 Lombak
 27 Mart 2019 Çarşamba 20:42
Bence de herkesin gösteri özgürlüğü olmalı. Ama yurtdışı finansmanlı Ukrayna "kadife devrimini", Tunusta başlayıp başta Libya olmak üzere gösterilerle arap ülkelerini paramparça eden emperyalizm-el cezire destekli olayları, halen devam eden Yemen iç savaşını da bir kenara not etmek gerekir. Barışçıl gösteriyi, Soros destekli gösteriden nasıl ayıracaksınız? Kriter nedir? Cezayirde özgürlük gösterisi mi var, yoksa Libya gibi ülkeyi parçalama girişimi mi? Suriyeliler bu kışkırtmalara çok geç uyandılar ve şimdi hala bir vatanları var.
 Sarı Çizmeli Memed'A.
 27 Mart 2019 Çarşamba 20:15
Eğitimi bilinçli olarak geri bıraktırılan, ekonomisi dışa göbekten bağlı, üretimi/sanayisi sefilleri oynayan, muhalefeti yerlerde sürünen bir ülkede demokrasinin doğması/olması/yaşaması nasıl beklenebilir ki?
 muhalif
 27 Mart 2019 Çarşamba 12:01
birileri "demokrasiyi" kendine göre tarif ediyor ama demokasinin dünyada kabul görmüş temel ilkeleri var.kapitalit sistemde sadece paranın sorgusuz sualsiz dolanımı var. ama insani değerler içinde şartlar var. mesela gösteri yapma özgürlüğü gibi. bizde hükümet karşıtı gösteriler sanki yasa dışı gibi gösteriliyor, ama gösteri ile hükmetin istifasını istemek te en az seçim kadar yasal haktır. şu an Cezayirde yaşananları örnek gösterebilirim...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz