MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Dokuz milyon kişi antidepresan kullanıyor
Hüseyin ASLAN
YAZARLAR
25 Kasım 2019 Pazartesi

Dokuz milyon kişi antidepresan kullanıyor

İşsizlik, yoksulluk, umutsuzluk, gelecek kaygısı ve toplumun her kesimine, özellikle de kadınlara yönelik şiddet ve katliamların giderek yaygınlaşması; toplumun “ruh sağlığını” bozuyor, geleceğini karartıyor. Bunun sonucunda da; “antidepresan” kullananların sayısı artıyor, “siyanür zehiri” ise “kontrolsüz” olarak internette satılabiliyor, “aile boyu toplu intiharlar” yüreğimizi sızlatıyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre; “8 milyon 179 bin kişi antidepresan ilaç kullanıyor. Bu ilacı kullanan kadınların sayısı erkeklerin iki katına çıkıyor. Türkiye’de antidepresan kullananların sayısı son 5 yılda yüzde 56 arttı.”

Öte yandan; ruh sağlığı sorunu olanların sadece yüzde 14’ü bir uzman hekime başvuruyor, geriye kalan binlerce kişi tedavi görmüyor.

Bu arada; içimizi acıtan, yüreğimizi yakan, toplumu derinden sarsan bir durum da; artış eğilimini sürdüren “ihtihar” olayları.

“Türkiye Ruh Sağlığı Profili” çalışmasında 12 aylık bir süreçte “ruh sağlığı bozukluğu”ndaki yaygınlık; yüzde 17’yi buldu.

Bunun anlamı; toplumda 6 kişiden birinde “tanı konacak” seviyede ruhsal hastalık bulunmasıdır.

Günlük problemler; stres, travma, kaygı, gelecek endişesi; bir yandan “ruh sağlığının bozulması”na neden oluyor, bir yandan da tedaviye ve önlem almaya duyulan ihtiyacı artırıyor.

İŞSİZLİK, RUH SAĞLIĞIMIZI BOZUYOR

İşsizlik; tüm kötülüklerin anası ve “sosyal travma” nedeni.

İşsizlik sorununu çözmeden topluma huzur getirmek, “sosyal travma”yı önlemek ve sürdürülebilir güven ortamını oluşturmak pek olası değildir.

Huzurun, mutluluğun, dayanışmanın anahtarı; herkese iş, herkese aş ve gelecek kaygısı olmayan ekonomik ve sosyal ortamı hazırlamaktır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK); Ağustos 2019 işsizlik oranını %14, gençlerdeki işsizlik oranını da %27.4 olarak açıkladı.

İşsizlik geçen yıla ve bir önceki aya göre yükseldi.

İşsizlikteki artış; ekonomide yaşanan “olumsuzlukların”, üretim ve yatırımlardaki “yetersiz”liğin, ithalata dayalı “büyüme” modelinin sonucudur.

Ayrıca; işsizliğin bu ölçüde artmasının nedeni; Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın küçülmesidir.

Ülkemizde %14 olan işsizlik; 2018’de, bu oran dünyada ortalama %5’dir.

Öte yandan; Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO); dünyada günümüzde işsizlik probleminin değil; çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunun tartışıldığını söylüyor.

İşsizlikteki artışın bir başka nedeni de; ülkemizdeki Suriyeli “sığınmacı”ların düşük ücretle ve kayıt dışı çalışmaları ve Suriyeliler için harcandığı söylenen 40 milyar doların yatırım harcaması yerine “sığınmacı”lara harcanmasıdır.

İşsizlik, aynı zamanda hane halkının gelirinin azalmasına, bu durum da, toptan talebin düşmesine, dolayısıyla iş gücünün “atıl” kalarak üretimin ve büyümenin “olumsuz” etkilenmesine neden oluyor.

Buna ek olarak; ülkemizdeki “güven” eksikliği, yasal altyapı yetersizliği ve demokrasi sorunu nedeniyle yabancı sermaye gelmiyor, yatırım yapılamıyor.

Tüm bu nedenler; üretimi azaltıyor, ekonomiyi küçültüyor, işsizliği artırıyor.

Sonuç olarak: İşsizlik; toplumun ruh sağılığını bozuyor, şiddeti artırıyor, bütün kötülüklere zemin hazırlıyor.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz