MENÜ
İzmir 16°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Düz dünya teorisi!
Harun ÖZDEMİR
YAZARLAR
26 Aralık 2018 Çarşamba

Düz dünya teorisi!

Su, coğrafyanın eğimine göre akar; tersine akmaz! 
Coğrafyanın doğal yapısına müdahale edilirse, suyun yatağı değişir. Bu durumda su yeni bir yatak oluşturur ve o yönde akmaya başlar. 
Mühendislik, biraz da doğaya yapılan müdahaleleri izleyip sonuçlarını hesaplayabilmektir. 
Mühendislik ilminin kâfirleri ve münafıkları ise olur olmaz yerlerde evler, sokaklar, mahalleler, fabrikalar hatta şehirler kurarlar. Her şeyin çok güzel olduğu sanılan bir zamanda, paraların kazanılıp hesaplara istif edildiği, yaşasın zengin olduk, bu işler biraz cesaret, biraz da kurnazlık ister denildiği dönemde gökten damlayan küçücük yağmur tanecikleri kısa sürede hesaba katılmayan doğal bir afete dönüşür. 
Su damlacıkları sele, sel de önüne çıkan evi, arabayı, kütüğü, çöp konteynırlarını, en acıtıcı olanı da her yaştan insanı sürükleyip ölümlerine neden olabilir ki Allah korusun! 
Akışkanlar mekaniğinin künhüne vakıf olan, örneğin Avrupa’da, kimse mühendisliği yok sayarak bir yapı inşa edemez. 
Bir afet yaşanmışsa, o da mühendislerin ön göremediği kadar büyük bir yağışla olmuştur. Aksi durumda görevden istifa etmek, toplumdan özür dilemek sorumluları aklamaz. Yargının vereceği ceza bazen altından kalkılamayacak kadar da ağır olabilir. 
Japonya, G.Kore gibi bir ülkede mühendislik hatası felaketle sonuçlanmışsa, bir dizi özrün arkasından olay, sorumluların intiharı ile sonlanır. 
Bu tür yanlışlar Hıristiyan, Budist, Allahsız ve ibadetsiz Şintoist toplumlarda böyle cezasını buluyor 
Hani lanetli Yahudiler var ya, onlarda ise sorumluların kimliğine, unvanına, servetinin miktarına bakılmaksızın yargılanır ve cezası ne ise onu da alır. 
*** 
Siyasetin de bir mekaniği vardır. Yanlış kararlar mutlaka devlete ve topluma bir şekilde zarar verir. İktidar veya muhalefet, fark etmez, önce halktan özür dilenir, sonda istifa edilir. Bu da yetmez, mahkemenin vereceği karar beklenir...

Avrupa’da işler böyle yürür. 
İki yıl bile olmadı. TV ekranlarını dolduran nice akil adam, bilim insanı, uzman, kanaat önderi... kimlikleriyle, yeni bir rejimi inşa edecek olan anayasa değişikliklerini konuştular. 
O günleri kifayetsiz insanların konuşmalarını dinlemekle geçirdim. Dinlediklerim adeta işkenceydi. Ne yazık ki o kadar uzman arasında ne dediğini bilen sadece Prof.Dr.Şükrü Karatepe vardı. 
Hatırlanacağı gibi yeni rejim “Atı alanın Üsküdar’ı dörtnala geçtiği” bir oylama ile kesinleşti! 
Bu süreç, Türk usulü yeni bir siyaset mekaniğinin dosta düşmana ilanıydı. 

O günlerde düşünülen şuydu: 
-Bundan böyle Türkiye, istikrarlı bir şekilde TEK parti ve TEK adamla yönetilecek! Bu böyle biline! 
-Koalisyonlar dönemi bitmiştir! 
-Kuvvetler ayrımı netleşecek; birbirlerine müdahale edemeyecekler! İsteseler de başaramayacaklar! 
-Ekonomi uçacak! 
-Türkiye şaha kalkacak! 
-Darbeler dönemi kapanacak! 
-Dış güçlerin bütün oyunları bozulacak.

İlk madde hariç, diğerlerinin zaten değişime sunulan anayasa maddeleri ile hakkaten bir ilgisi yoktu. 
Türkiye’nin her sorunu “Düz dünya teorisi” ile ele alınmış, mekaniği olmayan bir siyasal yapıya mahkûm edilmişti. 
Hemhal olmak zorunda kaldığımız yeni rejimde, koalisyonsuz yönetim olmadığı gibi -hayret ki ne hayret- koalisyonsuz seçime de girilemiyor. 
Ekonominin nereye uçtuğunu ibretle izliyoruz. 
Darbeden kıl payı kurtulduk. 
Şaha kalkan Türkiye’nin -Tanrım bir de ne görelim- tırnakları erimiş, ayakları kanlar içinde!

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Süleyman tatar
 26 Aralık 2018 Çarşamba 17:56
Harun iyiki varsın herkes teslim olmuş
 muhalif
 26 Aralık 2018 Çarşamba 16:58
harika bir yazı,
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz