MENÜ
İzmir 21°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Faşist parti
Emin ÖZTÜRK
YAZARLAR
27 Aralık 2017 Çarşamba

Faşist parti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HDP ve CHP'yi kastederek, “Faşist partileri mezara gömün” çağrısından sonra faşizm nedir, faşist parti nasıl olur diye bir merak oluştu. Faşizm hakkında bir şeyler bilmeden, faşist parti hakkında bir şey bilmek mümkün değil dedim ve cahilliğimi gidermek için ufak çaplı bir araştırma yaptım.

Tarihe nam salmış faşist parti liderleri üzerinden giderek faşist partiyi anlamaya çalışmak sanki daha sıkıntısız olacak gibi geldi. Lakin ikinci dünya savaşından önce İtalya’da ortaya çıkan faşizmi anlamaya çalışırken konunun derinliklerinde boğulma riski vardı.

O yüzden kestirmeden gidip Georgi Dimitrov’a ait “Faşizm, finans-kapitalin en gerici, en şoven ve en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğüdür” tanımlamasını yeterli görmek zorunda kaldım.

Bu işin ağa babası Benito Mussolini’ydi. Kalfası ise; boynuzun kulağı geçtiğinin tipik örneği Adolf Hitler…

Her ikisinin de ortak özelliği; otoriter devlet üzerine kurulu radikal milliyetçi ideolojiydi. Her ikisi de kısa sürede baskıcı, otoriter rejim anlayışını benimsemiş. Anti-demokratik ve otoriter ideolojiyi devletin yönetim sistemi haline getirmiş.

Yine her iki faşistin ortak özelliği; ülke, liderin dünya görüşüne ve ilkelerine göre biçimlendirilmiş.  Her ikisi de aşırı sağcıdır. Her ikisi de çoğulcu demokrasiyi kabul etmezmiş. Tıpkı Franko, Salazar, Pinochet gibi…

Daha neler neler…

Faşist parti anlayışında; orduya hükümet bütçesinden aşırı miktarda pay verilir ve yerel gündemler göz ardı edilir. Askerler ve ordu hizmetleri alabildiğine yüceltilir. İnsanlar histerik kalabalıklara katılıp sokaklara dökülür. Faşist rejimlerde polislere, kanunları zorla uygulamaları için neredeyse sınırsız bir yetki verilir.

Faşist anlayışta, yüksek öğrenim ve akademiye karşı açık bir düşmanlık körüklenir ve teşvik edilir. Akademisyenlerin sansüre uğraması, hatta tutuklanması sıkça yapılır.

Yönetim kadrolarına kendinden olanlar atanarak, hükümetin güç ve otoritesi sağlanır. Hesap vermekten korumak için yasalar çıkartılır.

Ulusal kaynaklar, hükümet lideri tarafından eşine rastlanmayan şekilde yönetilir. Seçimler tamamen göz boyamak için yapılır. Çamur at kampanyaları hunharca uygulanır. Muhalif adayların tutuklanması, hatta suikastlara uğraması olağan hale getirilir. Yargı sistemi kontrol altına alınır.

Okuduklarım ürkütücü boyuta vardığında, okumayı bıraktım…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz