MENÜ
İzmir 14°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Geri kalmış toplumlarda siyaset
Harun ÖZDEMİR
YAZARLAR
27 Eylül 2018 Perşembe

Geri kalmış toplumlarda siyaset

Bir toplumda her sorunun çözümü için “mutlaka siyaset”, “her şeyden önce siyaset”, “ya iktidar ya da ölüm”, “siyasi başarı oldu mu bilim, teknoloji, din ve ahlak da olur”, “iktidar yoksa Müslümanın yapabileceği, başarabileceği hiçbir şey yoktur, olamaz da”… deniyorsa o toplumun yapabileceği bir tek şey kalmıştır; o da

Kendi kıyametini beklemek!   

Düşünceler bu denli dumura uğramışsa anlatılacak bir söz de kalmamış demektir!

K.Marx ne güzel söylemiş: Siyaset, üst yapı kurumudur, diye.

Önce ticaret, bilim, teknoloji, yaratıcı sanatlar, edebiyat sonra da siyaset!

Bizde de böyle mi?

Bu işler eskiden nasıldı, diyerek sözü uzatmaya gerek yok!

Son yüz, yüz elli yılda yazılanlara bakılırsa;

Önce siyaset”!    

Varsa yoksa siyaset!

Din, iman, ahlâk, hukuk … her ne var ise “siyasetin emrinde ise” ne âlâ!

Değilse, düşman başına!

Siyasete hizmet etmeyen, siyasetten emir almayan her ne var ise “düşmanın emrindedir”!

Bu kadar basit!

Gerisi emperyalizmin oyunu!

***

Bir toplum; bilimde, teknolojide, hukukta ve ekonomide “yenilik” yapamamışsa onun geri kalacağından kuşku duyamayız. 

Geri kalmış toplumlarda sanat, edebiyat ve spor da geri kalır; bundan da kuşku duyamayız.

Geri kalmışlık deryasında siyaset olsa ne olur, olmasa ne olur!

Bütün avunmalar, arada bir görülebilen “saman alevi” türünden yenilikler üzerinde yoğunlaşır!   

Durağanlaştırıcı ve geri bırakıcı barikatları bir şekilde aşabilenler, heyecan uyandırıcı ümit kıvılcımları çakabilirler.

Bilelim ki, hiçbir gelişme doğa ve sosyal yasalardan bağımsız olamaz!

Bu kıvılcımları destekleyen toplumsal dinamikler yoksa onlar da az sonra yerini derin karanlıklara bırakacaktır; bundan emin olabiliriz!

Bilindiği gibi bütün “acı son”lar da bir yasadır!

Hem de toplumsal bir yasadır.

Senden benden bağımsız gibi görünebilir ancak özüne inildiğinde acı sonlarda hepimizin az çok katkısının olduğu görülebilir!

Biraz umursamazlık, biraz tembellik, biraz dalkavukluk, biraz da bencillik oldu mu, bu durum toplumsal bir hastalığa dönüşür ki, gerisi çok kolay!

Gelsin ekonomik, sosyal ve siyasal krizler…

Ahlaki ve manevi çöküşler…

Az üretip çok tüketmeler…

Kazanmadan zengin olma hastalıkları…

Zenginmiş gibi miras yedi harcamaları…

Savurganlıkta yarışmalar…

Borçla yaşamayı iş bilirlik sanmalar…

Yetmediği yerde rüşvetler, yolsuzluklar, kamu malını yağmalamalar…

Finali “Yolsuzluk, hırsızlık değildir!” fetvası ile yapmalar… 

 

Ben desem ki;

Ey halkım, birçok sorunumuz var bunları kabul ediyorum! Ama hala sapa sağlam bozulmamış dinimiz, imanımız, çok sağlam ahlakımız var!

Bu bize yeter, dersem bana kim inanır?!  

Finali “yolsuzluk, hırsızlık değildir!” fetvası ile yapmış insanların sayısının her geçen gün fevç fevç arttığı bir toplumu Trump, Merkel veya Putin’in mali ve askeri desteği kurtarır dersem selamımı alan kaç kişi kalır?!  

Ne dersiniz dostlar, bizi Trump veya Merkel, o da olmazsa Putin kurtarır mı?

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Sarı Çizmeli Memed'A.
 27 Eylül 2018 Perşembe 12:02
Sn.ASLAN'ın yazdıklarına katılıyorum ama aynı zamanda -ve affına sığınarak- "15 yıl sonra günaydın" diyorum.
 Fikret ASLAN
 27 Eylül 2018 Perşembe 11:42
5 yıl işletme ve üretme garantisi ile ihale yoluyla satılan üç tane şeker fabrikamız alıcı firmalar tarafından 1 kg bile üretim yapılmadan ihalenin ertesi haftasında Mehmet DİŞLİ ve Şaban DİŞLİ kardeşlerin kuzenlerine satıldı. Bundan sonra bu Ülkede HAK HUKUK ADALET AHLAK beklemek sadece enayiliktir. 15 yıl boyunca AKP’ye oy veren ellerim kırılsın. Allah beni cehennemlerde yaksın inşallah.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz