MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Günü kurtarayım derken…
Tayfun MARO
YAZARLAR
23 Ocak 2019 Çarşamba

Günü kurtarayım derken…

Tolerans fikri bu ülkeye hiç uğramadığından, hoşgörü kültürünün gerçekliği şaibelidir. Öteki olanın varlığına dişlerini sıkarak tahammül etmekten öteye geçemeyen hoşgörü, aslında olmayan toleransa uydurulan kılıftır.

İslamiyette var olduğu iddia edilen hoşgörü ise, taktik bir geri duruş olmaktan öte anlam taşımıyor. Günü geldiğinde gizli gündem ortaya dökülüyor.

İslam âleminde ne tolerans fikri tutunabiliyor ne gerçek hoşgörü... Kimsenin öteki olanı sevdiği falan yok; sadece “mış” gibi yapılıyor.

Öyle ki yıllardır sabahın kör karanlığında okula giden çocuklar için parmağını kıpırdatmayan dindar yöneticiler; camiye gidenlere kolaylık olsun diye, namaz saatlerini değiştirebiliyor.

Bütün değerlerin içini boşaltıp kof ve işe yaramaz hale getiren, kendi rızasıyla koyulan kurallara uymadan yaşamayı marifet bilen milletin mazereti, günü kurtarmaktır.

Diğer yanda, çifte standardın, ikiyüzlü ahlakın yozlaştırdığı kamu hizmetleri, gemisini kurtaran kaptanların düzenini destekliyor.

Hastane kapısında, okul kapısında, çarşı pazarda, evinde, işinde, sokakta çaresizlikle malul insandan hangi değeri sahiplenmesi beklenebilir! Onun biricik derdi, günü kurtarmaktır.

Yoksulluğuyla baş etmeye çalışan insanın hayatında savunabileceği değer falan kalmıyor. Günü kurtarınca haline şükrediyor. Allah beterinden saklasın, diyor. Tevekkül, itaat, sabrın sonu selamet… Başını sokacak bir ev, karnını doyuracak iki lokma yemek, gerisi lafügüzaf.

Muhafazakârlar genellikle bunları verip ucu ucuna hayata tutunmasını sağladıkları yoksulların oylarıyla iktidarı ele geçirmeyi başarıyorlar.

Ancak bu defa sistemde ortaya çıkan kriz çok derin. Ahlaki çöküş ve vicdan yitimi; içi boş nutuklar ve kuru gürültüyle geçiştirilecek gibi değil.

Gerçek çıplak, yalanın her derde deva olduğu zamanlardayız. Ne yana dönsek satıh hayatlar… Bu kimlik ve karakter yoksunluğunda, kimin kimi ne kadar aldattığının hesabı olmuyor.

Gelin görün ki aldatmanın da pek işe yaramadığı günler sonunda kapıya dayandı…

Yeni kuşakların boş vaatlere karnı tok; Eşitlik istiyorlar. Adalet istiyorlar. Verilen sözlerin yerine getirilmesini istiyorlar. Geleceğe dair hayal kurmak istiyorlar.

Ne şarklı ne garplı olabilen iktidar, Doğu ve Batı kültürü arasında oluşan gerilim hattında sergilediği görüntü ve gürültüye dayalı gösteriyle toplumun yarısını peşinden sürüklüyor.

Günü kurtarmaktan başka derdi olmayan Erdoğan destekçileri, bütün bu olan bitene razı.

Ancak ülkede yeni bir toplumsal mutabakata da mutlaka ihtiyaç var. Ve sadece yüzde ellinin rızasıyla böyle bir mutabakatın gerçekleşme ihtimali yok.

Artık “güç bende” ve “ben yaptım oldu” kafasıyla gidilecek yol kalmadığını, ülkeyi yönetenlerin ve yönetmeye aday olanların anlaması lazım.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Ufuk doğanca
 23 Ocak 2019 Çarşamba 21:08
Referansı islam olan kişilerde hoşgörü olmaz. Demokrasiye ve olmazsa olmazı laikliği kabul etmez. Nasıl olacak uzlaşma. Bulundukları toplumda güçsüzlerse uzlaşmadan yanadırlar. İktidarda iseler uzlaşmazlar. Herkesin islami kurallara göre yaşamasını isterler.
 Raşit Yılmaz
 23 Ocak 2019 Çarşamba 14:50
Tayfun Bey, Hep Müslümanları/İslamcıları/İslamiyeti suçluyorsunuz. Siz/Sizin gibi aydın olduğunu düşünenler; ayrışma olmaması için ne yaptınız? Çözüm önerileriniz nedir? Suçlamak kolay, topu taca atıp sahadan kaçıyorsunuz. Ama sizde sürekli ayrıştırıyor, bölüyorsunuz. Önce kendi evinizi bir temizleseniz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz