MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Hangi 12 Eylül?
Neşe ÖNEN
YAZARLAR
12 Eylül 2018 Çarşamba

Hangi 12 Eylül?

Dünün değer yargıları ve kavramları üzerinden bugünü doğru bir şekilde analiz edebilir miyiz? Bence 12 Eylül Askeri Darbesi ile ilgili yorumlara bir de bu pencereden bakmak lazım. Askeri darbe engellenebilirdi veya engellenemezdi, gerekliydi veya gereksizdi elbette bu tartışılabilir ve tartışılmalıdır. Tarihi olayları derinlemesine ele almak ve sonuçları açısından işlevsel dersler çıkarmak önemlidir. Ancak asıl mesele; günümüz şartları içerisinde hangi toplumsal anlaşma üzerinde mutabık kaldığımızın ve neden mutabık kaldığımızın irdelenmesidir.

Bilimsel yöntemleri dikkate almadan tartışılan konuların havada kaldığına ve faydasız olduğuna inanırım. Bu bağlamda Türkiye’nin sorunlarına ışık tutmak istiyorsak, 12 Eylül 1980 ile 12 Eylül 2018 Türkiye’sini çevreleyen iç ve dış konjektürel koşullar da sosyolojik metodların sunduğu veriler vasıtasıyla kıyaslanmalı ve değerlendirilmelidir. Örneğin her gün sokak çatışmalarında yüzlerce insanın öldürüldüğü ve neredeyse iç savaşa gittiğimiz bir ortamda, 12 Eylül 1980 Anayasası’nın neden yüzde doksan seviyelerde onaylandığını anlamak mümkün. Keza bu Anayasa’nın sonradan neden çok büyük eleştirelere hedef olduğu da anlaşılabilir. Ama bugün sadece şeklen mevcut olan ve tamamen fonksiyonsuz bırakılan Parlementer Rejim ile onun dayandığı güya Anayasal sistem nasıl izah edilebilir? Konsensus (toplumsal mutabakat), 12 Eylül 1980 Anayasası’nın dayandığı topal aksak dahi olsa Kuvvetler İlkesi Ayrılığı’na dayanan fiili Parlementer Rejimden fiilsiz Parlementer Rejim noktasına nasıl gelmiş ve neden buluşmuştur? İhtiyacımız olan, bu sorunun cevaplanmasıdır...

Küresel iletişim, teknoloji ve silah devlerinin hegemonya savaşları ile biçimlendirdiği günümüz dünya düzeninin kapitalistleri kuşkusuz düne göre çok daha acımasız ve güçlüler. Sermayedarlar aralarında adeta zımmi bir sözleşme varmışcasına birbirlerine her geçen gün daha çok kenetlenmektedirler. Avrupa’nın en sosyal demokrat devletlerinden İsveç’in dahi sağa kaymaya başlaması bu anlamda dikkat çekici bir gelişmedir. Enerji kaynakları sorumsuzca tüketilen ve ekolojik dengeleri amansızca sömürülen yeni dünya düzeninden Türkiye’nin de payını alması kaçınılmazdı. Ve ne yazık ki dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi bu coğrafyada da bedel ödetilenler elinde emeğinden başka hiç bir gücü bulunmayan geniş halk yığınlarıdır. Şurası aşikar ki burjuva iktidarlarının ayakta kalabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için şeklen de olsa (modern kapitalizmin demokrasi maskesi altında) bu elinde işgücünden başka sermayesi olmayan halk yığınlarının mış gibi görüne onayına (konsensus) ihtiyaçları vardır. Mış gibi yapılan rıza göstermelerin (konsensus) sağlanıp, sürdürülebilmesi için ise devletin başvurduğu aygıtlardan en etkilisi, çoğunluğu cahil ve eğitimsiz kitlelerin, öncü aydın kadroların yokluğunda, din siyasetine alet edilmesidir.

Bu tez, Türkiye’nin bugünkü 12 Eylül koşullarına neden ve nasıl gelindiğini açıklamakta elbette yetersiz sayılır. Bugünkü 12 Eylül koşullarını oluşturan sebep ve süreçlerin çok daha geniş boyutlu araştırılması ve yeni tezler üretilmesi kaçınılmazdır. Bu zaten yapılmaktadır. Benim burada vurgulamak istediğim; aydın olma sorumluluğu taşıyan tüm düşünür ve yazarların küresel kapitalizme karşı tek bir vücut etrafında örgütlenme ve dayanışma içerisinde olmaları zaruretidir. Günlük çıkar çatışmalarının aymazlığında debelenen ya da bireysel yalnızlıkları içerisinde mücadele etmeyi seçen aydınların; bu tarihi ve vicdani sorumsuzluğun bedelini masum halk yığınlarının ödediğini ve kapitalist sömürü düzeninin bu durumdan daha da faydalandığını bilmeleri lazım. Bu nedenle günümüz aydınlarının ve toplumsal mücadele forumlarının, dünden ziyade bugünkü 12 Eylül’ü oluşturan sebepleri iyi anlayarak, geçmişteki argümanlar yerine daha gerçekçi söylem ve politikalarla geleceğe ışık tutmaları yerinde olur.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Sarı Çizmeli Memed'A.
 12 Eylül 2018 Çarşamba 13:02
12 Eylül’ü nesini iyi anlayacağız Sn.ÖNEN?.. 12 Eylül, Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm ekonomisiyle/varlıklarıyla/topraklarıyla/doğasıyla/insanlarıyla birlikte peşkeş çekilmesinin ilk adımlarının atıldığı 12 Ocak 1980 kararlarının baskıyla/zulümle/işkenceyle/ölümle uygulanabilmesi için "uygar(!) batı" maskesi altındaki emperyalizm/ve Türkiye'deki işbirlikçileri olan ilkel kapitalizm tarafından ortak yürürlüğe konmuş eli kanlı/karanlık faşist dönemdir. Ekleyip çıkaracağınız noktalar varsa buy'run lütfen... Saygılarımla.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz