MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Havalar neden böyle
Harun ÖZDEMİR
YAZARLAR
4 Aralık 2017 Pazartesi

Havalar neden böyle

Bu aralar anlamadığım olaylar yaşıyorum. Bunu o kadar yoğun yaşıyorum ki neredeyse açlığın, yoksulluğun, enflasyonun, işsizliğin…

Dostların iç ve dış düşman kisvesi ile vatan toprağına musallat oluşlarının… nedeni benmişim gibi!

Hakketen çok bunaldım.

Zaten zor uyuyorum.

Uyuduğumda da yorgun uyanıyorum.

Doktorumu aradım, ilaca gerek yok, dedi. Şikâyetlerim psikolojikmiş

Dedim ya doktorum ne derse desin ben iyi değilim!

***

Ne güzel günlerdi, yaz boyu meltemle uyanır meltemle uyurduk. Adeta deniz ve kara meltemleri bizim için eserdi. Ne hortum çıkardı ve de fırtına!

O günlerde, bu kadar sorun da yoktu.

Bu kadar şikâyet, bu kadar düşman kılıklı dost da yoktu!

Yakın zamanlara kadar inanın her şey çok iyi gidiyordu. En azından ben böyle düşünüyordum.

Her gün bir yabancı ile dost oluyordum. Her biri birbirinden parlak projeler sunarlardı.

Her projede para da vardı halk desteği de.

***

Ben ki; yokluklar içinde büyümüş biri iken kimse kapımızı çalmazdı. Çaldığımız kapılar da Dann! diye yüzümüze kapatılırdı.

Gel zaman, git zaman... Günler günleri kovaladı.

Kader arkadaşları edindim…

Bir de çıkar arkadaşlıkları…

Tarihlerini tam olarak hatırlayamıyorum, kader arkadaşlarımın yerini bir bir çıkar arkadaşlarım nasıl aldı? Aramızda neler geçti ki vazgeçemeyeceğim dostlarım bir bir uzak oldu.

Hep yoksul kalacak değildim ya!

Rabbim bir gün bizim de yüzümüze gülecekti…

Günü geldi bunların hepsi oldu…

Rabbim bana bi güldü ki masallarda gülmediği kadar!

Fakat ben gülemez oldum. Sinir ve asabiyet üzerime zift gibi yapıştı kaldı. Sevdiklerimle konuşurken bile boyun damarlarımı şişiriyormuşum.

Hanım öyle diyor.

Farkındayım bağırdığımın ama engel olamıyorum.

***

Her şey bir yana beni konuşturanları unutamıyorum.

Güzel konuşuyorsun dediler, konuştum!

Etkili konuşuyorsun, dediler konuştum!

Ancak seni dinlerler, dediler konuştum!

Ona konuştum, buna konuştum…

Her gün konuştum…

Gün boyu konuştum…

Konuştukça konuştum…

Öyle bir noktaya geldim ki daha önce bu konuda kime ne demiştim… Kimi eleştirmiş, kimlere övgüler dizmişti… Hepsini birbirine karıştırmaya başladım.

Söyleyecek ne doğrularım kaldı ne de yalanlarım!

Doktoruma anlatıyorum, bir ilaç yaz diyorum! O da psikolojik diyor başka bir şey demiyor.

Henüz şuurumu yitirmedim, Allah’a şükür.

Zamanında kapanan kapılar gün geldi sonuna kadar açıldı. Hatta kapıları sökenler bile oldu! Maazallah rüzgâr falan kapatır da kimseye dert anlatamayız diyenler, beni kapısız binalarda karşılamaya başladılar. Eski günleri unutmuş değilim ama gazabımdan korkulur olması beni mutlu ediyor.

Hele “Korkuyoruz!” diyenler yok mu, hiçbir şey beni bu kadar mutlu etmiyor. İçimden hep “Korkun! Korkun! Kapıları Dannn! diye yüzüme kapatanları ben unutmadım!

Siz de unutmayın!”

***

Gündüz, karalar denizden daha fazla ısındığından alçak basıncın etkisiyle denizden karaya doğru serin bir rüzgâr eser. Buna deniz meltemi denir İzmir’deki adı da imbattır.

Hiçbir rüzgâr biz İzmirlileri imbat kadar mutlu edemezdi.

Gece ise karalar fazla soğuduğundan karadan denize doğru bir rüzgâr eser. Buna da kara meltemi deriz.

Bu aralar sıklıkla tekrar ettiğim bir şikâyetim var, hiçbir şeyin tadı kalmadı diye. İnanın havaların da eski tadı kalmadı. Meltem beklerken ya hortum çıkıyor ya da çok sert Batı rüzgârları esiyor.

Doktoruma soruyorum, o da psikolojik diyor!

Pasifik fırtınaları bir yandan, Atlantis’ten esen rüzgârlar bir yandan…

Bu da mı psikolojik, diyorum…

Kuzeyin sert ve kuru soğuk mu soğuk rüzgârları da mı psikolojik diyorum!  

Lütfen doktor aç pencereyi bi de sen bak, diyorum…

O yine psikolojik diyor!

Benim beklediğim ise sıcak hava taşıyan Büyük Sahra’nın kum fırtınaları…

Anladım ki doktorumdan bir fayda yok!

 

Şimdilerde bir sığınak, bir korunak arıyorum…

Sevgi de istemiyorum, alkış da…

Unutulmak istiyorum…

Unutulmak!

Anlıyor musunuz beni, unutulmak istiyorum!

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 muhalif
 8 Aralık 2017 Cuma 14:27
hocam tam zamanıdır, Kudüsü ve mescidi aksa gerçeklerini de yazarmısınız.....
 Serkan Tüner
 5 Aralık 2017 Salı 10:31
Hocam, yazınızı okurken, yazının sonunda yazar olarak "Recep Tayyip Erdoğan" olacağını beklerken birden sizin isminizle karşılaşıyorum. Gaffamızı karıştırıyorsunuz:-)
 Ismail Sabaz
 5 Aralık 2017 Salı 01:11
Uzulmeyiniz; eger, gercekten, insanligin bugunku durumuna uzuluyor ve de bir sey yapamiyorsaniz. Bir nedeni vardir her olanin. Sabrediniz. Ben diyorsam ''iyi ve guzel gunler yakindir!'' , bos yere soylemiyorum. Adimi cok iyi ezberleyiniz. Umut verenleri animsayiniz her an. Sozlerimi anlamaya cogunuzun felsefi gucu yetmez. Inaniniz, sizlerden hicbisey istemeyen fakat yalnizca dogruyu soyleyene... Yakindir; gun agarinca yarasalar vê cakallar yok olurlar. Tum bunlari bildirene itaatsizlik, azabinizin devami demektir. Ispatlarla konustum ve de konusuyorum. Benim yanimda paralarinizin, mevkilerinizin, herhangi gucunuzun degeri yoktur. Itaat Eden deger kazanir. Anladiniz mi? Anlayacaksiniz, olunce... Yani beni gorunce..!
 A23Ö
 5 Aralık 2017 Salı 00:41
İnsanlara yerini dolduracak birini gösterir isen seni unutabilirler...
 Fikret Aslan
 4 Aralık 2017 Pazartesi 16:01
Kuran-ı Kerimdeki Bakara Suresine atıfta bulunarak bakara-makara diye dalga geçen şerefsizi kendinize Başdanışman ve Devlet Bakanı yaparsanız bu ülkenin saf, temiz ve inançlı Müslümanlarının bedduasıyla daha çoooook perişan-u beter olursunuz hocam. Bu daha iyi günleriniz. Daha beter olunuz inşalah.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz