MENÜ
İzmir 16°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İnadına Yaşama Sevinci
Nedim ATİLLA
YAZARLAR
25 Mart 2020 Çarşamba

İnadına Yaşama Sevinci

Zor ama kısa bir süre sonra geçeceğini umduğumuz şu günlerde biz de sosyal sorumluklarımızı Rotary ve Slow Food üzerinden yerine getirirken kişisel olarak da bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Önce doğru bilgi akışını sağlamak sonra da en azından kendi moralimizi düzgün tutmak adına önlemler aldık.

Sevgili dostlarımla; “Corona” isimli bir whatsapp grubu kurduk. Derdimiz şu tatsız günlerde doğru haber alabilmek. Araya felaket tellalları, yalan yanlış habere inanmaya hazır insanlar sızdıysa da genel olarak doğru bilgi alış-verişinde bulunmaya çalışıyoruz. “İnadına Yaşama Sevinci” grubunda da moralleri yüksek tutacak işler yapmaya çalışıyoruz…

İki gruba da çok değerli edebi metinler de geliyor.

Bugün sizlerle bu metinlerden bazılarını paylaşacağım:

***

5 yıl sonra olacağın insan, tamamen bugün okuduğun kitaplara, izlediğin filmlere, dizilere, zaman harcadığın insanlara, tükettiğin gıdalara, alışkanlıklarına ve giriştiğin yazışmalara, konuşmalara göre şekillenecek.

***

Corona günlerinde aşk ancak edebiyat ile yaşanır diye düşünüyorum. Çünkü edebiyat iyi bir sığınaktır. Sizi sorgusuz sualsiz kucaklar. Bunun için romanlar, hikayeler, denemeler, oyunlar ve tabii ki şiirler okunmalı. Ama şiirde doz aşımına dikkat edin lütfen

***

Bilinç falan kalmadı bende. Bilinçaltımla hareket edersem de corona daha az solunum sıkıntısı çıkarır bana. Tek çare, atlayıp denize "Küçük Kara Balık" gibi, sonsuzluklara açılmak ruhumla, bedenimi bırakıp bir koyda…

****

Bu süreç geçtiğinde; müzik, sanat, edebiyat, aile içi iletişim, çoklu diller, tarih, sinema, tamir bakım ve daha bir çok alanda ilerlemiş bir Türkiye görmek işten bile değil…

***

İnsanlar olmayınca Venedik kanallarında kuğular, balıklar görülmeye başlanmış.

****

Gözle görülmeyen, küçük bir canlı, ders veriyor insana, insanlığa. Korona’nın Adaleti diyorum ben buna. Yarasaya dokunmuyor, insanı öldürüyor. Giymiş tacını başına, Kim efendi gösteriyor.

Bakmıyor, kimsenin gözünün yaşına, kılık kıyafetine. Son model arabasına, bankadaki hesabına. Hepimizin gözlerindeki korku aynı, ölüm korkusu. Market tezgahlarına saldırışımız aynı. Kalmadı fareden farkımız, Telaşla kaçışımız aynı.

Sınır tanımıyor Korona. Uzak Asya’dan Amerika’ya, Kuzey Avrupa’dan, Afrika’ya. Herkes eşit korkuyor. Fakir köylü, zengin tüccar, sıradan işçi, zalim diktatör. Kıyametin provasını yapıyor adeta. Önemi kalmıyor hiçbir şeyin, Hayatta kalmaktan başka.

Kendini her şeyden üstün gören, dünyanın efendisi insan, nerede o devasa kudretin, bu kadar mıydı? O yenilmez gücün, kuvvetin.

Hey Amerika! Nerede o nükleer başlıklı füzelerin? Herkesi öldürmekle tehdit ettiğin.

Ey koca Rusya! Kapatsana çelik ve soğuk duvarlarını, girmesin içeriye kimse.

Ey Almanya! Ne oldu disiplinli çalışmana? Yetmedi mi?

Kibirli Fransız! Anlamıyor mu bu küçük canlı, senin o burnu büyük duruşundan.

Ortadoğu’nun kendi bedenini patlatan cellatları! Yok mu bir intihar bombacısı, Yok edecek bu küçücük virüsü.

Koca Çin! Yapıyordun ya, her şeyin aynısını. Yapsana bu meretin de düşmanını.

Tepeden konuşurken insanlık, düşmanı sanırken biri, diğerini. Ders almalı artık bundan. Ne kadar zayıf, ne kadar kırılgan. Gözle görülenden korkmazken, gözle görülmeyenden yok olma ihtimalinden. Korona, hepimize öğretti adaleti. Hepimizin eşit olduğunu, ne kadar zayıf olduğumuzu.

Kendine gel artık! Dersini al bu küçük virüsten. Bırakın böbürlenmeyi, birbirinizle savaşmayı.

Kim bilir? Daha tehlikeli başka neler bekliyor seni? Bırak harcamayı paranı, silaha, petrole, savaşa. Ortak kullanalım dünyanın nimetlerini.

Yemesin bir Alman, Afrikalı’dan daha çok, giymesin bir İngiliz, Bangladeşli çocuğun diktiği kıyafeti.

Ne işi var sansar derisinin, Bir Fransız’ın üstünde.

Bırakın süs yapmayı, koca filin dişini. Medet ummayı bırak küçük iktidarına, gergedanın dişinden. Kimse açlıktan ölmesin, beyaz derili, kara deriliden üstün olmasın. Bitsin, binlerce yıllık kölelik. Tapınak inşaatından, arenaya. Şeker kamışı tarlasından, fabrikaya. Yer altında nasıl aynıysak hepimiz, Yer üstünde de, eşit olsun bedenimiz.

Bugün belki el çektiriyor birbirimizden, Mutlaka yarın, elele tutuşmalıyız yeniden. Teşekkür etmeliyiz belki de, bu küçük taçlı canlıya.

Hırsımızı indirir, Vicdanlarımızı iktidara getirir belki de. Kim bilir belki bir fırsattır, Yeni bir dünya düzenine.

***

Corona elbet geçer dünyadan… Edebiyat dünyası buna duyarsız kalmaz birkaç kitap adı vereyim:

Fransa: Corona Günlerinde Aşk

İspanya: Corona Günleri Çılgınlığı

Türkiye: Corona Günlerinde Emekçinin Açlıkla İmtihanı

***

Umarım şu günler çabuk biter de sizlerle yeni bir yazı paylaşmak zorunda kalmam. Ama corona edebiyatı yaygınlaşıyor…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz