MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmir 'Perde' diyor
Hanzade ÜNUZ
YAZARLAR
19 Ekim 2018 Cuma

İzmir 'Perde' diyor

Tiyatro dünyasının sevilen siması Alaittin Eraslan…

Nam-ı diğer Aloş…

Sanat ve tiyatro aşığıydı.

Kalbi, ruhu ve aklı tiyatrodaydı.

1985 yılında AYSA Organizasyon’u, 2002 yılında AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu’nu kurdu.

Türkiye’nin köklü tiyatrolarına turneler düzenledi.

İzmir’e de çok büyük emeği geçti, uzun yıllar “27 Mart Tiyatro Haftası” nı düzenledi.

Ne yazık ki, 5 yıl önce henüz 49 yaşında iken…

Çok talihsiz nedenler sonucu aramızdan ayrıldı.

Şimdi kardeşi Necip Eraslan, Aloş’un izinde yürüyor.

AYSA bayrağını gururla taşıyor.

Alaittin Eraslan’ın kalbini verdiği İzmir’de…

Aloş anısına festival havasında geçen tiyatro günleri düzenliyor.

Bu yıl “3. Alaittin Eraslan Tiyatro Günleri” 21 Ekim – 18 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek.

İzmir tiyatroya doyacak.

Muhteşem oyunlar, muhteşem tiyatrolar, çok ünlü isimler İzmirli seyircilerle buluşacak.

Alkışlar, Aloş için gelecek.

İzmir’de “Acaba hangisine yetişsem” diye seçmekte zorluk yaşayacağınız oyunları…

AYSA Organizasyon’un www. aysaorganizasyon.com adresinden takip edebilir, biletleri Biletix’ten satın alabilirsiniz.

AYSA ALOŞ’TAN ÖZLEM DOLU SATIRLAR…

Alaittin Eraslan İzmir’de adına düzenlenen Tiyatro Günleri öncesinde dostlarına, sanatçı arkadaşlarına, tiyatro severlere de bir mektupla seslendi…

AYSA Organizasyon tarafından Alaittin Eraslan adına kaleme alınan satırlarda Aloş dostlarına şöyle seslendi:

 “Kaç zamandır beklediğim günler bugünler…

Aylardan Ekim… Mevsimlerden en sevdiğim… Güz gözlü, güzel sözlü, ballı dilli, şarkılı Ekim…

Geçen zamanı saymadım desem yalan olur. Kaldığım yerin tuğlasına çizik atmadım desem, dert olur …

Buralar bildiğiniz gibi desem gülünç, anlatmak istesem güç olur...

En iyisi mi zamanı geldiğinde ya da zamansız gelindiğinde siz kendiniz öğrenin…

Söylenenlere de kulak tıkayın bildiğiniz gibi yaşayın...

Korkmayın bükülmeyin …

Ayan beyan elbet haklı haksız kalacaktır yalnız.

Soğuğu, sıcağı, rüzgarı, yağmuru, lapa lapa yağan karı değil de insanın hasını , alkışın tavan yapanını özlüyor insan en çok…

Aranızdayken ismimi duyar olurdum; sağdan soldan çekiştirenler, övenler seslenenler çok olurdu…

Şimdi buralarda da kulağım çınlıyor epey…

Çınladığında göğü yarıp el sallayasım, haykırasım geliyor… Duyuyorum, görüyorum, biliyorum farkındayım diye…

Abartmayın seyrediyorum alem sizi, bi’ alemsiniz diye …

Sofralar kuruluyor... Kadehler tokuşturuluyor, dedikodu diz boyu… İşitiyorum... Her şey dile geliyor …

Sanmayın ki gizli saklı kalıyor… Alaittin, siz görmeden de misafir oluyor…

Şimdi sıra bende… Ev sahibi yine benim... Bu sefer üçüncü kez ağırlıyorum abilerimi, ablalarımı kardeşlerimi, arkadaşlarımı, yoldaşlarımı, emekdaşlarımı, emek verdiklerimi…  Canlarımı…

Ne çok özlemişim sizleri…

Genco abi... Hoş geldin abi… Deli edeceksin yine değil mi… Salya sümük nasıl deli edilir öğreteceksin, ders vereceksin yine değil mi ? Ne çok özledim susup bakarak verdiğin dersleri….

“Yaşamaya Dair” oynayacakmışsın bir de, gördüm gururlandım yine… Yaşamak … “Yaşamaya Dair”. Buralarda yapayalnız kaldığımı düşündüğüm anda aklıma gelmez mi sanırsın güzelim Tülay’ın aşık olduğum sesi…

Benim için şakırda Tülay, bana bana şakırda güzel sesini… Bir sır vereyim sana … Nazım da buralarda... Arada ona da efkar basmakta…

İşte o efkarlı buhranlı anlarda senin sesinle, kafası öne eğik tedavi olmakta... İlaç niyetine, şifa niyetine bir yudum Tülay Günal sesi almakta …

Ağzına sağlık…

Selçuk abi baksana yine öyle muzur bi’ çocuk gibi. İçindeki heyecanlı ateşli, gururlu delikanlının meydan okuyan gözleriyle baksana yine göğe abi; bir bak, bak ki göz göze gelelim… Karşılıklı çay içer gibi feleğe sövelim…

Ayağına sağlık… Tozunu attıracaksın yine bilirim…

“Ey Aşkkkkkk!”  Eyyy süzülmüş, saf aşk. En çok sana yakışır aşkın her hali … Zuhal’im, hanımım hanımefendim...  Asil kadınım... Yine yanındayım, hayran hayran bakarım sana ... Burak’ı almışsın yanına. Bak buralardan söylüyorum sana ... Olmuşsunuz, oluvermişsiniz bu oyunda...

Cihan abi, Can abi, Mutlu’m Güney’im… Üzerimde hırkam var... Tek düğmeli yapmış bizim Ayfer…

Üçünüz için de ayrı ayrı iliklediğimi bilin… Gururlandığımı bilin… Kalp atışımı hissedin… Sefa getirdiniz. İsminizi duydum, içimdeki aynılığı terk ettim sayenizde...

Hakkımı savunan, ben bıraksam da peşimi bırakmayan adalet avcısı, haksızlık düşmanı abim Rutkay’ım Aziz’im bu kaçıncı “Adalet” diye haykırışın olacak … Benim için kaçıncı kez girişeceğin kavgan olacak.

Taner abim, davamda elini sırtıma koyduğunda güveni hissettiren sahici abim. Bu kaçıncı oyunumuz abi…

Size kahve söyledim, yorgunluğunuzu alır…

Saçına sakalına ak düşmüş, yakışmış; bilgeliğine bilgelik katmış, senden vazgeçenlere yazıklar olsun…

Aç pencereni içeriye hava dolsun; sana, yoluna emeklerim helal olsun ... Esra, Kürşat sakın tek damla yaş akıtmayın bana… Hadi yollara buradan sonra turnelere düşsün yollarınız … Yakın memleketin sanat ateşini de içimiz ısınsın.

Siz geleceksiniz diye günlerdir uyku uyumadım; beklerim de sonsuza dek, zaten burada zamanın pek bir kıymeti yok ... Dördünüzü göreceğim ya yine birlikte, daha ne isterim ki bu gurbet ellerde ...

Gençliğinize, büyümenize şahit olmuştum… Unutmayıp geldiniz ya  helal olsun hepinize. Demet’ime, Engin’ime, Bülent’ime, Okan’ıma … Ayakta kalmayın, gelin gelin oturun... Güneş buradan daha güzel görünüyor, birlikte izleyelim batışını sonra doğuşuna da bakarız yine…Eskisi gibi,turne hallerindeki gibi…

Ne güzel isim bulmuşsunuz siz öyle... Bizim gibi Halk gibi Halktan Biri... Levent, Galip sol yumruğu kuvvetli gardaşlar…

Betül abla benim için düşmüşsün İzmir yollarına, kıyamam sana öyle zor geldi ki sizlerden ayrı kalmak …

Hey Mert Fırat bana bak … Bizim oranın suyunu içen … Böyle olur işte aferin sana evlat... Sana abi nasihatı olsun az biraz... Yolunu ayrı gayrı düşürme bak ... Sıra sende, abi olma vakti gelmiş geçiyor bile, bak kol kanat gel ardından korkmadan gelen sabilere…

Didem, Onur, Özgün… Genceciksiniz ... Gençliğinize güveneceksiniz... Dağların ardında güzel yollar var, sonunu düşünmeyin oynayın yeter... Buyrun… Sizin için bu ailede oturacak yer hep var.

Onur, Esra, Kübra, Murat, Mert, Çağlar, Hasan, Alper, Timur; Hamlet diyecekler gelin şöyle etrafıma, toplanın çökün yamacıma, hepinize yetecek kadar yol hikayem var… Gelin gelin…

Anımsar mısın ben hastaydım yatıyordum, seni arar bak böyle bir oyun var  bi’ sana çok yakışır, sen oyna derdim... Sen de Aloşum sen istersen oynarım be derdin... Ben hala her uyuduğumda uyandığımda sana oyun bakıyorum ilk günkü heyecanla, ne yapayım çok seviyorum kopamıyorum afişlerde senin adını benim Aysa’mın yanına yazmaya… Yavrum Sumru’m… Sumru’m Yavrucuk’um elleri kınalı kuzucuğum... Rüçhan’la, Hakkı’yla, Yurdaer’le çıkmışsın seyirci karşısına ... Aferin hepinize ne kadar da çok yakışmışsınız kalp kalbe…

Dolunay, kız çocuğu ellerin nerede bakayım göster abine... Dün gibi değil mi daha ilk provalara geldiğin anın… Saçlarını savurup koşuşturduğun... Şimdi derman olmaya gelmişsin özlemime…

Açtım kollarımı gel, gel de doya doya sarılayım şöyle…

Umut, Pervin bu sözlerim size... Bedel ödetirler... Çekinmeyin ödeyin ... Her bedelin bir ödülü var hiç ürkmeyin… Hoyrat olun ama hor kullanmayın. Derdiniz büyük olsun ama boynunuz bükük olmasın...

Deniz, Feri, Beste, Hülya, Gizem… Bu sene siz de misafirimiz oluyormuşsunuz hoş geldiniz... İyi ki geldiniz… Neredeydiniz , gözlerimiz yollarda kalmıştı…

Dirmiiit … “Sevgili Arsız Ölüm” sevgili İzmir senin için ne de güzel ev sahibidir….

Nebil, Mehmet, Çetin…. “Maskeliler” … Yüzünüz alnınız yolunuz açık olsun… Ben emeğim geçen kimseyi utandırmadım… Eminim siz de abinizi utandırmazsınız…

Dört bir yanınızı bazen insanla, bazen kötülükle, bazen görünmeyen korkuluklarla, vefasızlıkla örüp istila edebilirler. Yılmayın, insan diyenlerden olun kendinizi bilin biz olun; Barış, Hasan, Efe, Seda gibi olun emi …

Siz de hoş geldiniz …

Ben ev sahibiyim... Gururluyum, benim için geliyor bunca insan gibi insan… Yiğit, aslan gibi adam. Hiç kimse duymadan hüküm giydik... Ellerimiz ayaklarımız tutmadı, itildik… Bana mısın demedik…

Ne haram yedik, ne cana kıydık; ekmek kadar temiz yaşadık .

Geçer gider dedik... Geçti gitti. Ardımızdan marşa gerek yok.

Efkar basmasın... Dert tasa yapılmasın yeter...

Bir de sahneler kapanmasın perdeler açık kalsın…

Ben sizi avuçlarım patlarcasına alkışlayacağım… Yanımdaki dostlar da öyle...

Ben Alaittin Eraslan, nam’ı değer Aloş…

Aysacı Aloş..

Sabırsızım, hadi artık vakti geldi Aysa’nın cini başlat artık festivali ...

Seyirci izlesin masalımsı festivalini…

Onlar ersinler muratlarına, ben çıkayım kerevetime…

Sevgiyle…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Gündüz uğur
 24 Ekim 2018 Çarşamba 13:15
Yiyatroya gitmeyi seyretmeyi çok severim ama festivalleri etkinlikleri takip edemediğim için pek haberim olmuyor egede son söz yayınıyla güzel haberlerigörüyoruz böyle güzel haberleri bize bildirdiğiniz için yazarımızı tebrik eder teşekkür ederiz
 Zeki Hozer
 21 Ekim 2018 Pazar 20:01
Harika bir yazı.Tesekkur ederiz.. Saygılarımla.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz