MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmir’e göç etmek isteyenler kararlı mısınız?
Nedim ATİLLA
YAZARLAR
19 Ağustos 2017 Cumartesi

İzmir’e göç etmek isteyenler kararlı mısınız?

İzmir yükselen değer… Son üç yılda taşınan ailelerin sayısı yüzbinlerle ifade ediliyor. Daha önce “buyurun gelin” diyen bir gazeteci olarak şimdi “emin misiniz?” , “kararlı mısınız?” diye sormak istiyorum…

Neden mi? İEF’nin açılışında yaşanan protokol krizi sıradan bir olay değildir. İzmir’in geleceği açısından önemli semboller içeriyordu açılış töreni. Fuarın açılışında CHP milletvekilleri pek de haklı olarak protokolde kendilerine ayrılan yere tepki göstererek töreni terk ettiler. Haklıdırlar… Milletvekillerinin oturtulmadığı protokolün ön sırasında oturanların inşaatçı tayfası oluşu tepkiyi de katladı. Buradaki sembolü iyi değerlendirmek gerek: Gelecek için gördüğüm fotoğraf İzmir’in yeni inşaatlarla yaşanmayacak hale geleceğidir. Bu inşaatçı tayfası hedeflerine ulaşırsa ( konjonktür olarak ulaşamama ihtimali de yüksek) İzmir -bence-yaşanacak şehir olmaktan çıkacak… Zaten son tramvay inşaatları sırasında kentte “yaşamak istemeyenlerin” sayısı artmıştır.

Malum bilgi: İstanbul’da deprem toplanma alanlarını doldurmaktan, Cihangir’deki üç ağacı kesip apartman dikecek kadar gözü dönmüş olan açgözlü inşaatçı tayfası bir süredir gözünü İzmir’e çevirmiş durumda…

CUMHURBAŞKANI NE DEMİŞTİ?

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kulak verelim. Sayın Cumhurbaşkanı Şehircilik Şurası’nda Türkiye’de şehircilik faciaları yaşandığını söylemiş ve şöyle demiştir: Yaşadığımız şehircilik facialarının nedenlerini çok iyi tespit etmeliyiz. Şehirleşme konusunda yaşadığımız sıkıntılar bize mahsus değildir. 1950'de nüfusumuzun sadece yüzde 25'i şehirlerde yaşarken bugün bu oran yüzde 90'ı aşmıştır. Ben dikey mimariden yana değil yatay mimariden yanayım. Şehirleşmenin getirdiği sorunları aşmak için hep birlikte fikir üretmeliyiz. Ülkemizde nispeten düzenli ve tarihi dokusunu muhafaza eden şehirlerimize baktığımız zaman, bunlar köyden göçün patladığı 2. Dünya Savaşı sırasında geleceği gören belediye başkanları olan şehirlerdir. Vizyoner bir bakış açısıyla gelişmeleri doğru değerlendirip, geleceği planlayan anlayışlar o şehri bugünlere kadar getirmiştir.”

Cumhurbaşkanı, aynı toplantıda müteahhitlere de şöyle seslenmişti: “Müteahhitler kot farkı ile acımasız bir biçimde yolsuzluk yapıyorlar. Kazanmak istiyorum derken ihanet ediyorsun geç o işleri.” (Ocak 2017)

Erdoğan kimleri kastetmiştir bilemem ama suçladıklarının bir bölümü İstanbul’u, Ankara’yı bitirip İzmir’e gelmişler midir?.

İzmir’in geleceğine ipotek koyan, giderek yükselen bu inşaat işinin çok da uzun süreceğini zannetmeyin. Özellikle bu işte avanta görenler zannetmesinler…

Neden mi? Gelelim işin ekonomik boyutuna…

İNŞAAT EKONOMİSİ

İnşaat sektörü 2016 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5.1, ikinci çeyrekte yüzde 15.7, üçüncü çeyrekte yüzde 1.4 büyümüştü. 2016 yılında Türkiye ekonomisindeki büyüme yüzde 2.9 olurken, inşaat bu büyüme 6.6 olarak kendisini gösterdi. İkinci ve üçüncü çeyrek mevsimsel etkilerden dolayı inşaat sektörünün daha fazla hızlandığı sektörler olarak dikkat çeker bu doğal. Veriler bize şunu da gösteriyor. En fazla büyüyen sektör yüzde 7.7 ile finans yüzde 6.6 ile inşaat, sağlıksız bir ekonominin göstergeleri! İnşaat sektörünün milli gelirdeki payı ise yüzde 8-9 mertebelerinde. 

Türkiye Bankalar Birliği verileri 2016 sonunda toplam banka kredilerinin yüzde 10’luk bir kesiminin konut kredilerine ayrıldığını gösterirken, inşaat firmalarının banka kredilerinin yüzde 12’sini kullandığı da izlenebiliyor. 

Bu rakamlar sürdürülebilir değildir. Nedenini ekonomist Mahfi Eğilmez açıklıyor:

Türkiye, 1980’lerde Özal ile birlikte, dünyada yavaş yavaş egemen olmaya başlayan başka bir öncü sektör seçme modasına kapıldı: İnşaat sektörü. Çok daha az yatırım gerektiren, çok daha kolaylıkla teknolojiye adapte olabilen, hemen sonuç verebilen ve büyümeyi derhal sıçratan bir sektördü inşaat sektörü. Her bir apartman dairesinde yaklaşık 150 sanayi ürünü kullanılıyordu (çimento, demir, kum, boya, cam, pencere, kapı, fayans, parke, lavabo, musluk, elektrik teçhizatı vb.) Dolayısıyla bir daire inşa ederken bu kadar sanayi ürünü üretimine yol açılıyordu.

Çok daha basit, çok daha kolay bir yoldan giderek ekonomi canlandırılmış ve büyüme sağlanmış olacaktı. Ama önce üretilen konutlara talep yaratmak gerekiyordu. Bunun için de devlet teşvikleri, destekleri devreye girmeliydi. Özal, bu sektörü devlet teşvikiyle canlandırabilmek için Toplu Konut İdaresini kurdu. Modern bütçe yaklaşımının temel ilkelerinden olan ‘adem – i tahsis’ (devletin gelirlerinin belirli giderlere tahsis edilememesi) ilkesinin çiğnenmesine aldırış edilmeksizin, devletin vergi ve benzeri adlarla aldığı gelirlerin bir bölümü kurulan fon kanalıyla bu idareye aktarılmaya başlandı.        

Ne var ki bu ilk görünüm bir illüzyondan ibaretti. İnşaatı yaptığınızda fiziksel üretim büyümüş olur, hepsi o..

Küresel konjonktürün yükseldiği, likiditenin bol ve akışkan olduğu ortamda bu gidiş son derece normaldi. Sonra birden küresel kriz patladı. Çeşitli nedenleri var krizin. Ama en önemli nedenlerinden birisi de gelişmiş ekonomilerdeki konut balonuydu. Derken bize gelen yabancı para miktarı azalmaya başladı. Bunun ilk etkisi TL’nin değer kaybında ortaya çıktı. Bu gelişme, imalat sanayisini geliştiremediği için sermaye malı ithalatının yüksek olduğu Türkiye’de, ithal malı maliyetlerini ve dolayısıyla enflasyonu artırmaya başladı. Bunu faizlerdeki artış izledi. Artık bankalar eskisi kadar kolay ve ucuz kredi veremiyorlar.

Konuta talep hala oldukça yüksek bir düzeyde görünüyor. Bu, kimseyi şaşırtmasın. Çünkü bugün Türkiye’de konut ve dolar dışında yatırım yapılabilecek alan yok. İnsanlar da onlara yöneliyor. Bunun sonsuza kadar sürmesi mümkün değil. Hiçbir yerde sürmedi. Onun için bugün konutta yaşanan şaşırtıcı talebe karşın inşaata dayalı büyüme modelinin sonuna geliyoruz. Tıpkı aynı politikayı izlemiş olan ve 1997’de krize giren uzakdoğu ülkeleri gibi, yakın dönemde krize giren ABD, İspanya ve İngiltere gibi.

Görünümüne aldanıp da inşaat sektörünü lokomotif sektör yaparsanız yokuşa gelince lokomotifin treni çekemediğini, trenin lokomotifi geri çekmeye başladığını görebilirsiniz. 

***

Umarım Mahfi Hocam haklı çıkmaz ama maalesef haklı çıkma olasılığı yüksek. Böyle bir balon şişmesi durumunda İzmir ne hale gelir bilemiyorum. O yüzden her zaman sürdürülebilir bir büyümeyi savunmaya devam edeceğim.

İzmir’e taşınmak isteyenler bu yazıyı okuyun ve öyle karar verin…

 

 

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Cenap Börühan
 21 Ağustos 2017 Pazartesi 00:10
İzmir'den son üç yılda taşınan ailelerin sayısı yüzbinlerle ifade ediliyor söylemi tamamen yanlış ve asılsızdır.İzmir'in yaşanmaz bir şehir olduğu inanç ve gözlemiyle bu şehirden yine bir başka şehire taşınanların sayısı da çok sınırlıdır.İzmir tam aksine başta İstanbul olmak üzere Anadolu'nun bir çok kentinden gelen ‘’orta gelir’’ seviyesindeki insanların yeni yaşam merkezi olmuştur..Bu arada İzmir'den de çokça genç nüfus da daha kazançlı ve kariyere açık iş olanakları için başta İstanbul olmak üzere kıyı kentlere ve Avrupa'ya gitmiştir.Ama bu farklı bir kaygıdır.. Bu arada rantın bol olduğu ve İstanbul'u bitiren inşaatçılık furyasının baş aktörlerinin İzmir'e göz diktiği de çok açıktır.Ama İzmir kent yaşamı ve çağdaş kentlilik bilinci açısından bütün bunlara rağmen kıyas kabul etmeyecek şekilde bir çok yerden çok daha iyi ve öndedir.Yukarıda bahsedilen finans,para ve kredi olumsuzlukları da İzmir'e özel değildir.Bu sorun çok yerde İzmir'in bir hayli ötesinde ziyadesiyle yaşanmaktadır.İzmir'in sorunu pazarlama ve satıştır.İzmir başta turizmini sonra sanayisini sonra da atölye üretimleri ile tarımını iyi pazarlamak ve kazançlı satmak zorundadır.Öyle,üretimi arttıralım,üretim şart gibi ekonominin hiçbir zaman ana sorunu olmayacak bir konu ve buna ait klişe sözlerle geçiştirilecek kadar sığ değil bu kentin ticari eksiği..Üretim de ayrıca sorun değildir.Siz Pazardan haber verin.Deposunda üretilmiş mallar tıka basa dururken satış yapamayan ve ortaya çıkan karşılanamaz stok maliyetinden dolayı batan yüzlerce esnaf ve tüccar biliyorum ben. Hem belediyeye değil de biraz da hükümete yüklenin bakalım beyler..Belediye yapıyor yine,ama bir kısmını yanlış,bir kısmını da geç yapıyor.. Ya Hükümet ne yapıyor..
 Vekiller yanlış yaptı
 21 Ağustos 2017 Pazartesi 00:05
Sayın milletvekillerimiz kendilerine ayrılan yerde oturup toplantı sonunda, konuyu protesto eden bir bildiri yayaınlasalardı birçok kişinin gözünde büyürlerdi. Bu şekilde davranmakla hem misafirlerin önünde İzmir'i küçük düşürdüler hem de İzmir'in CHP'li Belediyesi ile CHP'li Milletvekilleri birbirine düştü diye AKP'lilerin ellerini ovuşturmalarına neden oldular.
 Vekillerin hareketi doğru mu?
 20 Ağustos 2017 Pazar 21:29
İzmir Kentinin en zirve olayında yüzlerce yabancı misafirin önünde vekillerin salonu terk etmesi doğru bir davranış biçimi mi? Bunu sorgulayalım. Protokolde yanlış yapılmış olabilir , acaba tören sonuna kadar gösterilen yerde oturduktan sonra, uygun bir ortamda bu konuyu dile getirip arkasını aramak daha doğru olmaz mı idi. Bence protokol düzenlemesini yapanları eleştirdiğimiz gibi, salonu terk eden milletvekillerini de eleştirmeliyiz.
 Tramvaya karşı olanlar
 20 Ağustos 2017 Pazar 21:02
Tramvaya karşı olamak toplu taşımaya , akla karşı olmaktır. Tramvaya karşı oldukları için şehri terk etmek isteyenler varsa; buyursunlar terketsinler,kendilerini tutmayalım:
 Tramvaya karşı olanlar
 20 Ağustos 2017 Pazar 21:00
Tramvaya karşı olamak toplu taşımaya , akla karşı olmaktır. Tramvaya karşı oldukları için şehri terk etmek isteyenler varsa; buyursunlar terketsinler,kendilerini tutmayalım:
 
 20 Ağustos 2017 Pazar 13:04
İzmir'de hala görüyorum ki toplu ulaşım teşvik edileceğine tam tersi yapılıyor. Şehirde tramvay , metro ağları olmasın mı ? Herkes özel aracı ile mi bir yerden bir yere gitsin. Yoksa tramvay , metro olsun ama inşaat olmasın mı :)
 Oğuz Kaan
 20 Ağustos 2017 Pazar 01:17
Tramvaya karşı olan zihniyet, çağdışıdır, cahildir. Toplu ulaşımın en kolay gerçekleştirilebileceği araç tramvaydır. Süratle yeni tramvay projeleri yapılmalı ve hayata geçirilmelidir.
 Koray Gökçen
 19 Ağustos 2017 Cumartesi 23:48
Hay kalemine sağlık ??
 
 19 Ağustos 2017 Cumartesi 22:46
Karşıyaka Stadı' nın yeri uygun olduğu için mi doğru düzgün 4 tribün yok, kapasite düşük, kale arkaları koltuksuz olacak? Kocaaa şehirde yer yokmuş gibi binaların arasına, dar arsalara ufak stat yapmanın manası nedir? 15 binlik stat bugün Batman'a yapılıyor. Karşıyaka ve çevresi 1 milyon üzeri nüfusa hitap ediyor. Senin hedefin ne? 15 binlik stat ile ne yapmayı planlıyorsun? altına köfteci mi açacaksın? Hemen ileride Karşıyaka Çarsı, Mavişehir' de dev AVM' ler yan yana iken kim ne yapsın senin stat altı mağazanı? Göztepe Stadı'nın yeri, kapasitesi uygun diyen mi var? Stat yapınca düzenli gelirin maç kazanırsan gelir, yoksa stat=para değildir. para süper ligdedir, alt liglerde değildir. Göztepe'ye ve şehre 40 bin kişilik stat yapılmalıydı. Şehrin 40 bin kişilik modern futbol stadı yok. Uluslararası turnuva alsak İzmir bu organizasyonun dışında kalacak. milli takım İzmir' e gelmiyor. Mahalle arası butik statlar bitsin, bu sefer gelme ihtimali de ortadan kalkıyor. 15 bin'lik Karşıyaka Stadı'nda mı milli takım maç yapacak? rakipler 40-50 bin'lik statlarda maçlarını oynarken bizim takımlar 15-20 binlik statlara mahkum kalacak. Konya, Bursa, Trabzon, Kayseri, İstanbul, Antalya, Adana, Diyarbakır ... hepsine 35 bin üzerinde statlar yapıldı. Bu şehirde yaşayan bir kitle nedense büyükşehirde olduğunun farkında değil. Burası ufak bir sahil kasabası değil.
 Ksk
 19 Ağustos 2017 Cumartesi 21:40
O stadin yeri kesinlikle uygundur. KARSIYAKA miza surekli gelir olacaktir. O zaman bakinda gostepe gursel aksel stadinin yerine!
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2017 Ege'de Sonsöz