MENÜ
İzmir 16°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmir’in kimliği, kimliğin İzmir’i
Nedim ATİLLA
YAZARLAR
25 Ağustos 2017 Cuma

İzmir’in kimliği, kimliğin İzmir’i

Son yazımız da 600’e yakın kez paylaşıldı sosyal medyada… Paylaşanlara da, yazdıkları yorumlarda alakasız şekilde stat tartışmasına katılmamama rağmen beni içine çekmeye çalışanlara da, avmlerin bu memleketin önemli bir derdi olacağını, 1989’da ilk kez Yeni Asır’da yazan biri olarak avmci ilan edenlere de teşekkürler. Yorumcu zerzevat ailesi tam yol gidiyor elbette.

Bir daha yineleyelim: Mahalle duygusu biz Anadolu insanlarının ruhunda çok önemlidir. Avmler mahalle duygusunu ortadan kaldırmıştır. Mahalle bir insanın hayatında aileden sonra hayat eğitiminin ikinci aşamasıydı… Şimdiki çocuklar mahallede büyümüyor diye üzülürüm hep… Evimin çevresinde bakkal kasap olsa avmye gitmem tabii ki…

İsimlerini yazarak görüşlerini açıklayanlara özel teşekkürler… Sevgili meslektaşım Cemal Tükel’in uyarısına aynen katılıyorum. “Monşer” Bülent Alp, tam da beklediğim tepkiyi göstermiş, Sultan Acar ve Halil Uçar isimli okurlara da teşekkürler.

Sevgili levanten dostumuz (kendisi 88 yaşında) Aşil Bey’in İstanbul için şu sözlerine ne denir: Malum, Polis şehir, kent demek ama onlar istedikleri kadar megapol desinler, bizim için hala Mega Varoşlu Megaköy ! karmakarışık, kimsenin kimseyi iplemediği, saygı hak getire, orman kanunlarının geçerli olduğu, gidenin bin pişman, gitmeyenin hiç pişman olmayacağı, herkesin kendi köyünün adetlerini baskın kılmaya çalıştığı için İstanbul kültürünün içine ettikleri, eski Istanbul beyefendileri ve hanımefendilerinin kalmadığı, velhasılı bir herc-ü-merç ve gayya kuyusu…

***

Ne dediğimi anladığını iddia eden, ancak bir sonraki cümlede anlamadığını ortaya koyan değerli okurlara tek tek yazıyorum:

Mimari yapıları, tarihsel ve kültürel değerleri, çevre düzenlemeleri ile kentler, toplumların gelişmişlik düzeyinin önemli göstergesidir. İzmir son yıllara kadar gelişmişlik düzeyimizin önemli bir parçasıydı, bu niteliğini kaybediyor diye kaygılıyım…

Hemşerilerin tüm ihtiyaçlarına karşılık vererek, toplumsal ve siyasal yaşama etkin katılımlarını sağlayan çağdaş kentler, sağlıklı kuşakların yetişmesini mümkün kılarak ülkelerin gelişimini hızlandırmaktadır. İzmir’in bu yönünü korumak zorundayız.

Günümüzde, İzmir de diğer büyük kentler gibi önemli sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Nüfusun hızla artması, çarpık yapılaşma, gecekondulaşma, kırsal alandan göç gibi çeşitli sorunların neden olduğu olumsuzluklar, İzmir’in de geleceğini tehdit etmektedir. 

Bir kentin çağdaş kimliğe kavuşması için, kentsel tasarım ve planlamaların, bilimsellik, nesnellik ve mimari değerler temelinde oluşturulmasının yanı sıra eşgüdüm içinde uygulanması zorunludur. Maalesef İlhan Tekeli Hoca’nın ve ekibin hazırladığı İzmir kentsel tasarım ve planlamaları işe yaramamış, kentle uyum sağlayamamıştır. Bu düşünceyi paylaştığım her entelektüel platformda bunun karşılığını buluyorum. Mimar dostlarımın Tekeli Hoca için yaptıkları yorumları saygım gereği yazamam. Ama Büyükşehir Belediyesi İzmir’deki mimarları da mutlaka dinlemelidir.

Aziz Başkan, “İzmirli Olmak” sempozyumunun girişinde şöyle demişti: “Her kent, tarihin, coğrafyanın, iklimin ve bunların ortaya çıkardığı kültürün toplamıdır. İzmir de, her kent gibi, insan yapısını, duruşunu, geleneklerini göreneklerini ve “İzmirlilik” olarak adlandırılan kendine özgülüğü, bu toplamdan alır.”

Tarihsel, kültürel ve doğal değerleri koruyan kent planlaması anlayışını Büyükşehir Belediye Başkanımızın demeçlerinde okuduk yıllardır. Ama son iki yılda ne oldu da bu fikirlere değişiklik geldi anlamak mümkün değil.

Defalarca yazdım hepimiz bütün İzmirliler (hatta emlakçılar ve hatta müteahhitler) bu kentin en dar sokağından, siluetine kadar her şeyinden sorumluyuz… Kulağımıza gelenlere inanmak istemiyoruz ama herkes bilsin ki kısa dönemli kişisel çıkarların önünde sonunda kente zararı dokunur.

Avrupa’da görmediğim tarihsel şehir pek az... Artık şundan eminim: Kentlerin tarihsel, kültürel ve doğal varlıklarının korunarak geleceğe aktarılmasında, kentlilik bilincinin yerleşmesinde ve yaşatılmasında biz “sivillere” çok önemli görevler düşüyor. Bu anlamda bu konuda yazan-çizenleri, Kültürpark Platformu gibi forumları çok önemsiyorum… Elimin erdiği kadar bu kentin tarihsel mirasını korumaya yönelik yazılar yazmayı ömrümün sonuna kadar görev bileceğim.

Derdim kimlikli bir İzmir… İzmir’in kimliği, kimliğin İzmir’i…

**

DÜZELTME: Bu yazıları yazarken mimar, şehir plancısı, mühendis, tarihçi ve felsefeci dostlarla konuşurum, yazışırım. Bir whatsapp yazışmasında mimar dostumun rakamla yazdığı TOKİ konularında 150000 satılık daire var notunu 1.5 milyon diye anlamışım. Bugüne kadar 560 bin daire üreten TOKİ’ye haksızlık ederken ortaya da abartılı bir rakam çıkmış. Düzeltirim: İddia o ki satılamayan oturmaya hazır 1.5 milyon konut var, bunların 150 bini de TOKİ üretimi…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 muhalif
 27 Ağustos 2017 Pazar 14:15
"isimleri bilmezsem ciddiye alamam ki" diyor yazar, ciddiye almamak başka, bu kişilere zerzavat demek başka birşey, biraz seviye lütfen....
 Lombak
 27 Ağustos 2017 Pazar 00:53
Ben de bu manav ve turşucu siyasetini ciddiye alamam. Aziz'e selamlar. Ben böyle iyiyim.
 Müjde Tönbekici
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 20:35
Daha önce dillendirdiğimiz şu konu aklıma geldi sevgili Nedim. Avrupa kentlerinde seyahat eden Türkler eski şehirlerin daracık sokaklarında minik taş evlerin fotoğraflarını paylaşıp, ahhh biz kasaba ve şehirlerimizi neden koruyamadı diye hayıflanırlar. Oysa hangimiz atadan kalma 2-3 katlı evi korumaya çaba gösteriyor? Geniş dairelerde oturup, sitede yazlığa gitmeyi tercih ettik. Ben şahsen müsterihim 200yıllık harabeleri restore edip çocuklarımı gerçek mahallede sokakta büyüttüm. Asla da yazlığım olmadı. İzmir''de en mutlu olduğum AVM Kemeraltı''dır
 Nedim Atilla
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 16:05
Mesela "salatalık" diye yazan kişinin dedikleri ciddiye alınıp tartışılabilecek fikirler. Keza Lombak'ın dedikleri de ama isimlerini bilemez isem ciddiye alamam ki...
 Nedim Atilla
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 16:04
Kendi köşeme yorum yazmak zorunda kaldım. Emre Bey; Mavişehir yönetimi için haklısınız. Biz de onlarla yasal yollardan uğraşıyoruz. Bilumum zerzevata: Benim kişisel bir derdim yok. Yazılarım için burasının yanı sıra paylaştığım email veya whatsapp gruplarından aldığım destek yeter. Siz zerzevatlara korkmayın adınızı verin tartışalım diyorum. Size yüzde yüz katılmasam da dediklerinizi özgürce paylaşmanızı sonuna kadar desteklerim. Aziz Bey'in deyimi ile adınızı yazın ki hem adam kim şalgam anlayalım...
 Lombak
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 16:01
Tirolista Barbarika Büyükşehir işbaşında...Ne diyim Atilla!
 sinameki
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 15:06
lombak konuyu idrak edebilmen için önceki yazıyada bakman gerek, salatalık rumuzu boşuna değil, ve diğer zerzavat rumuzları, yazarı protesto etmek için,yorumcusuna nasıl yazması gerektiğini dikte eden bir yazar,
 sezarın hakkı sezara
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 15:05
Salatalıgı Nedim atillanın yerine yazar almak lazımmış :)bir insan bukadar güzel anlatabilirdi salatalık isimli yorumcu anlatmış. Beni de Mehmet KARabel in yerine yazar alırsanız harika olur :D
 enginar
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 14:56
lombak, ismini yazmadığın için sende salatalık(yani hıyar)oluyorsun, farkındamısın? insan velinimetine hakaret eder mi?
 Lombak
 26 Ağustos 2017 Cumartesi 14:35
Salatalık'a katılmamak mümkün değil. Ek olarak, %60'lık varoş kesimin artık sağlıklı konutlara kavuşturulması gerekli. Ada bazlı dönüşümler olmalı. Yerinde dönüşüm altyapıyı çözmüyor. Yeni yeşil ve rekreasyon alanları planlayamıyorsun. Şu çarpık yapılaşma-gecekondu retoriğini bırakalım artık. Bunlar var olan gerçekler. Biliyoruz. Buralar nasıl sağlıklı yerleşim yerlerine dönüşecek onu konuşalım. Burada yaşayan insanlar da İzmirli. Bu iş Kadifekale çevresinin yıkılıp, insanların taşınıp bölgenin ağaçlandırılmasına benzemiyor. O çok küçük bir pencere açtı. Tatmin edici değil. Daha gelişmiş diye tabir edilen yerler iç açıcı değil. Karşıyaka'nın kuş bakışı fotolarını gördünüz mi hiç? Bakın, betondan hapishaneye benziyor.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2017 Ege'de Sonsöz