MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmir'in 'korkak' sermayesi
Ahmet ZİYA
YAZARLAR
9 Haziran 2016 Perşembe

İzmir'in 'korkak' sermayesi

İngiliz kökenli perakende şirketi Tesco, 10 gün önce Türkiye'deki mağazaları Tesco Kipa için Anadolu Grubu’na ait Migros ile yapılan ama anlaşmayla sonuçlanmadığı belirtilen görüşmeler yaptıklarını açıkladı.  Dün Tesco Kipa ile ilgili daha ilginç bir açıklama geldi. Borsa İstanbul, "Borsada işlem gören TESCO Kipa'nın yıl sonu finansal tablolarında sermaye kaybı oranının yüzde 51 olması nedeniyle şirketin sermaye kaybını gidermesi konusunda uyarılmasına karar verildiğini" bildirdi.

Hikaye çok basit aslında. İngilizler, 2001 krizinden hemen sonra, 2003 yılında yaklaşık 150 milyon dolara satın aldıkları Kipa'dan elde ettikleri milyonlarca dolarlık karı 13 yıl boyunca yurtdışına transfer ettiler. Geride öz sermayesi erimiş, zarar yazan, geleceği belirsiz bir şirket bıraktılar.

Gelelim meselenin bizi ilgilendiren boyutuna. Kipa'yı 1992 yılında bir grup İzmirli işadamı kurdu. Kurucular arasında merhum İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina, ünlü oyuncu Metin Akpınar ve İzmir ekonomisine yön veren onlarca işadamı, sanayici vardı. Çok ortaklı şirket modeli ilk değildi ama farklı bir sektörde ve özgün bir deneyimdi. Sonuçta Kipa hızla büyüdü. Ege'ye açıldı. Kuruluşundan 5 yıl sonra şirket hisseleri borsada işlem görmeye başladı. Ve bu hikaye 2003 yılında hisselerin İngilizlere satışı ile sona erdi. 

Kipa, İzmir’deki işadamlarının bir araya gelerek başarılı olabileceğinin bir örneği oldu. Aynı dönemde veya daha sonra kurulan çok ortaklı İzmirli şirketlere cesaret verdi. Ama Kipa aynı zamanda İzmirli işadamının ürkekliğinin, cesaretsizliğinin bir sembolü oldu. Şirketi büyütmeye gerek yok, iyi parayı görünce sat!

Peki bu büyümenin arkasında ne yatıyor? Açıkça yazalım. Bu büyümenin altında İzmir’in kaynaklarının, İzmir halkına ait değerlerin bu çok ortaklı şirketlere peşkeş çekilmesi var. Kimi zaman şehrin göbeğinde çok değerli bir arsadır bu kıyak (Güçbirliği ve EGS'ye verilen Basmane'deki ünlü çukur), kimi zaman Kipa örneğinde olduğu Ege Üniversitesi'nin arazilerinin bedavaya kiralanmasıdır. Parola çok çarpıcıdır. “Herşey İzmir’in çıkarı” içindir. İkinci aşamada kentin kaynaklarıyla palazlanan şirketi halka açılır. Böylece halkın kıyıda köşede tuttuğu küçük tasarruflara el konulur. Üçüncü aşama ise iyi fiyatı bulduktan sonra hemen hisseleri elden çıkarmaktır. EGS Holding veya Güçbirliği Holding’te olduğu gibi şirketlerin maceraları hüsranla sonuçlanabilir. Kipa, Kent Hastanesi vs. olduğu gibi şirketler iyi bir fiyata yabancı bir alıcıya satılabilir. Ama öykünün sonu hiç değişmez: İzmir'in kaynakları ile kurulup büyütülen bu şirketler elden çıkarılırken, bir avuç şirket ve işadamı paraları cebe atar.

İzmir'in "çok ortaklı şirketler" tarihinde şöyle bir gezi yapalım. Ege Sağlık Hastanesi artık yok. İşbirliği Holding'i hatırlayan var mı? EGS'nin nasıl batırıldığını EGS mağdurları anlatsın size. İzair uçtu gitti. Enerji yatırımlarıyla büyümeyi planlayan Enda Holding'in ne yaptığından haberdar olan var mı? Egeli binlerce pamuk üreticisinin kooperatifi Tariş, arsa satarak ayakta kalmaya çalışıyor artık. Güçbirliği Holding'ten geriye Çeşme'ye giderken gördüğümüz rüzgar santralleri ve Basmane'deki çukur kaldı. İzmirli bakkalların şirketi Besaş'ın öyküsü, adliye koridorlarında devam ediyor.

Bütün bunları neden mi anlattım? İzmir'in parasıyla çok ortaklı şirket kurup para kazanma sevdası devam ediyor çünkü. İşte size Tarkem. Kemeraltı'nı "güzelleştirmek" için yola çıkan Tarkem'in yüzlerce ortağı var. Hepsi Türkiye'nin  parmakla gösterilen sanayicileri. Ama ne hikmetse ellerini ceplerine sokmadan para kazanma derdindeler. Kaynak ne de olsa İzmir Büyükşehir’den, İzmir Kalkınma Ajansı’ndan temin edilir. Şimdi bu ifadelere karşı yükselen tepkileri duyar gibi oluyorum: "Ama Kemeraltı için". Evet yukarıda saydığım bütün çok ortaklı şirketler de "İzmir için" yola çıkmışlardı. Ama geriye ne kaldı, bir kalkınma öyküsü yazamayan, yönünü tayin edemeyen İzmir'den başka.

"Önce kamu kaynaklarıyla büyüt, sonra halka aç, ardından yabancılara sat". İzmir'in kalkınması, bu modelden geçmiyor.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Uğur Yuce
 9 Haziran 2016 Perşembe 21:54
Ahmet Ziya bey; TARKEM ile ilgili doğru ve sağlıklı bilgi almak isterseniz her zaman Sizi bilgilendirmekten mutluluk duyarız.
 
 9 Haziran 2016 Perşembe 17:02
izmir kalkınma ajansından kemeraltıya "tek kuruş" çıkmamıştır.yazar bu konuda fena yanılmış..kültür ve turizm bakanlığı kemeraltına kaynak aktarımını engellemiştir.
 Hayrullah SORKUN
 9 Haziran 2016 Perşembe 12:04
Unutulan şirketlerin bilinçli olarak unutulduğunu sanmıyorum bu nedenle hatırlatma gereğini duydum.İzmir Hava Yolları Torbalıda ki şarap üretim çiftliği en önemlisi de EFE RAKI ne hazindir ki bu şirketler de halkın yatırımları ile kuruldu.Ama sonu belli olmayan yollara sapıtıldı
 Tayfun
 9 Haziran 2016 Perşembe 11:08
aşağıdaki tespitlerden bir tanesi cok dogru İzmir sermayesi hem bu donem hem de bundan onceki donemde siyaseten cok dayak yedi , bu şehre bundan daha buyuk kotuluk mu olur? Netice de siyaset karsısında akan sular durmak zorunda kalıyor..
 Vedat karakaya
 9 Haziran 2016 Perşembe 10:52
İzmir ticaret odası başkanının kurduğu çok ortaklı ELDA enerji olarak kurulan daha sonra ELDA içeçek ltd.şti dönüştürülen EFE rakı dan bahsetmemişsiniz . Bu şirkette gayet güzel ve yogun bir katılımla kuruldu. ANAP ın tüm Türkiye'yi soyan zihniyetinin son halkası olarak gider ayak bir işadamına verdiği elektrik dağıtım özelleştirilmesi ( kağıt üzerinde) bunun Danıştayca kabulü ile ELDA ENERJİ nin kazandığı elektrik dağıtım ihalesi iptal edilince kurulmuş olan şirket ve yüksek sermaye dağılmasın faydalanırsın diyerek EFE rakının İmal edildiği fabrika kuruldu. Başlangıçta çok karlı olacağı düşünülen bayagıda geniş satış trendini yakalayan işletme bu gün trilyonlarca bir borç yükünün altındadır .. İŞTE İZMİR SERMAYESİ BU BİRİLERİ KESESİNİ DOLDURUR .AMA İZMİR HEP KAYBEDER .... BUNDA İZMİR Mİ YOKSA İZMİRLİ Mİ SUÇLU ..... YOKSA İZMİRİN KAYNAKLARINI KESESİNİ DOLDURMAKTA KULLANAN İDARECİLER Mİ ...
 muhalif
 9 Haziran 2016 Perşembe 09:56
tespit doğruda , ifade yanlış, peki o zaman devletin sattıklarını da eleştirebiliyormusunuz? yatırımın amacı "kar etmek" "para kazanmaktır" EGS. Modeli dünya üniversitelerinde ders olmuştur. ama EGS.nin bankacılığa girmesi ne kadar doğru, işte bir ekonomik kriz sonunda EGS.nin yok olmasına neden oldu.türkiyenin 80 sonrası siyaseti de etkili, poliitik cezalandırmalar var. özalın "bira yasağı" yaşar holdingi küçültmüştür. izmire verilmeyen teşvikleride unutmamak gerekir.metaş, ege endüstri, bmc,tuborg ,ege gübre izmirli ailelerin elinden çıkmıştır.siyasi tercihler ve hukukun siyasallaşması yatırımı engellemiştir. eğri oturup, doğru konuşmak gerek....
 hissedar
 9 Haziran 2016 Perşembe 09:00
yazı hakikaten cok guzel bir pozitif katkı 1966da 4.500den fazla İzmirlinin kurdugu Baticim hala yoluna devam ediyor Ahmet Bey
 gcetin
 9 Haziran 2016 Perşembe 08:35
Tabi tabi, her şey Kemeraltı için... Cüzdan kemer hizasının altındadır. Tebrikler sayın yazar.
 Tayfun
 9 Haziran 2016 Perşembe 08:27
Ekonomi gerçeği şudur : Özel sektör de satılmayacak şirket yoktur yeter ki iyi değerde alıcı bulsun.Bence bu şirketi o yıllarda satarak çok doğru bir karar vermişler diye düşünüyorum: çünkü içinde bulunduğumuz bu dönemde sürüyle buyuk-orta-kucuk ölçekte market zinciri oluştu bunların arasında rekabet etmek ve karlı kalmak son derece guc hele buyuklerin isleri cok daha zor . Malum market zincirleri arasında Helal alıs veriş zincirlerine giden muşteriler digerlerinin kapısından bile iceri girmiyor. 10 sene once 100 milyon dolar eden şirket gunumuzde 50 milyon dolar bile etmeyebilir. Ve de karlı kalmak hic de oyle kolay degil.Kısaca, bir şirketi bir emtia yı dogru zamanda dogru fiyata satmak gunumuz serbest (bence vahşi) ekonomik sistem icinde oldukca zor ve beceri ister.
 Deniz
 9 Haziran 2016 Perşembe 08:24
Ah İzmir'im ah... Elinize sağlık. Bizde bir mağdur olarak şunu eklemiş olalım. İnciraltı'nı İzmir'e kazandırmak için onlarca yıldır bekliyoruz, İzmir çok yavaş ve korkak ilerliyor gerçekten yazık...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz