MENÜ
İzmir 23°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Kapitalizme karşı olmak…
Tayfun MARO
YAZARLAR
31 Ağustos 2018 Cuma

Kapitalizme karşı olmak…

Beşyüz yıllık bir meseledir kapitalizmle yaşarken hemhal olmak veya karşı olmak…

O meşum yüzyılda ilk beratlı kentlilerin ortaya çıkışıyla başlayan kapitalizmin uzun yol hikâyesi, karşı olanların yaptıkları, söyledikleri ve yazdıklarıyla zenginleşmiştir. Marksist düşünce, kapitalistlerin, sistemin ömrünü uzatmak için yeni yollar bulmasına ciddi katkı yapmıştır. Kapitalizme karşı çıkarken kapitalizmin ömrüne ömür katmak, solcuların kötü kaderi olmuştur.

Bununla birlikte, kapitalizme karşı olmak, komünist, sosyalist olmakla tamamen aynı şey değildir.

Ve bu yüzyılda, sosyalistlerin kapitalist sistem karşısında duruşları ve mücadele yöntemlerinin, tarihsel bir sistem olarak kapitalizm kaçınılmaz sona yaklaşırken, sorgulanma zarureti vardır.

Bugün, Kapitalizme karşı olduğunu söylemek, kendi başına fazla bir şey ifade etmiyor. Yanı sıra, Batı karşıtlığı, Çin yandaşlığı, Küba hayranlığı, ABD düşmanlığı gibi argümanlar da kendi başına kapitalizme karşı olmanın karinesi değildir.

Kapitalizme teslim olmadığını söyleyenler pekâlâ sistemden mükemmelen beslenebiliyorlar. Kapitalist sistemin kendilerine sunduğu maddi, kültürel, entelektüel bütün imkânları dibine kadar kullanmakla birlikte, kapitalizme teslim olmamak… Bu bana hiç inandırıcı gelmiyor.

Mesele şu ki, Kapitalizmin size sunduğu her türlü nimeti tüketmeye bu kadar teşne olduğunuz sürece, sistem sizlerin birer iyi yurttaş olduğunuzu bilir ve sizleri korur, gözetir. Ara sıra cezalandırır gibi yapıyorsa, bu da o ihtiyaç duyulan muhalefetin inandırıcılığı ve bekası içindir.

Uygarlık ve kapitalizm, insan kusurunun tezahürüdür. Uygarlıkla gelen mülkiyet, para ve iktidar, kapitalist sistemi mümkün kılmıştır. Ve beşyüz yıldır bu sistem yaşıyor; Hem de, Dünya yaşamına verdiği bütün zarara rağmen…

Bugün, sistem karşıtı bildiğimiz düzenler çoktan sisteme rücu etmiş, kapitalizmi Dünya sistemi olarak abat ediyor… İşte Çin gerçeği, kapitalizmin metropolü olmak için ABD ile yarışıyor ve oldukça acımasız sömürü düzeniyle rekabet gücünü yükseltiyor. Rusya ha keza kapitalist sistemde belirleyici rol oynuyor.

Gerçek çıplak. Burjuvazi elan tek devrimci sınıf olarak varlığını sürdürüyor. Burjuva devrimi sürüyor. Burjuvalar, bilişim devriminde de ön almış durumdalar. Bu da solculara dert olsun…

Hemen belirteyim; Marksizmi gerçekten bilen ve ömrünü bu mücadeleye adamışlara her aman saygı duydum. Bu yazının onlarla pek bir ilgisi yok.

Antiemperyalizm üstüne salt gevezelikle sözüm ona kapitalizm eleştirisi yapanlar, insanlıkla eğleniyor. Eleştirmek değil, değiştirmek gerekiyordu… İşi sadece ezbere muhalefet olanların bunu beceremeyecekleri zaten belliydi; Dolayısıyla işi gevezeliğe vurdular. Yaptıkları, laf israfıdır.

Yeryüzünde yoksulluk hiç azalmadı, arttı. Dünya nüfusunun dörtte üçünden fazlası yoksul. Bu demektir ki beş milyardan fazla yoksul insan, kapitalizme karşı mücadele ettiğini söyleyen ve muhtelif ideolojilerden beslenen grupları ciddiye almıyor.

Dünya düzeninde, piyasa ekonomisini tanımayan hiçbir siyasi gruba iktidar yüzü gösterilmiyor. Bırakın iktidarı, ılımlı muhalefete bile etkili rol oynama imkânı tanınmıyor.

Sistem içinde söylenen her söz, yapılan bütün eylemler yine sisteme dönüyor. Öyle ya da böyle yine sistemi yaşatıyor, hatta daha güçlü kılıyor.

Kapitalizme karşı insanlığı ayağa kaldıracak dinamikler işlemiyor veya o dinamikleri işletecek fikirler yeterince güçlü değil. Yer yer geçici olarak mevziler kazanılsa da, bu durum çok uzun sürmüyor. Burjuvazi bir şekilde duruma el koyuyor; Fransız İhtilali ile halkların kazandığı mevzilerin zamanla geri alınması gibi… Çevre sorunları, iklim değişikliği gibi sorunlara öncelikle burjuvazinin sahip çıkması gibi… Demokrasi için “mümkün olanın en iyisi” diyerek halkları bu yolla zapturapt altına almak gibi…

Anlamamakta ısrar edenlere bir kere daha tekrar etmek istiyorum. Hangi gemide olduğunuzun hiçbir önemi yok, kapitalist sistem, bütün gemileri aynı sularda yüzdürüyor. Bu sularda gemisini kurtaran kaptan falan yok.

Üretim araçlarının mülkiyetinden tutun da yaratılan artı değere, kullanım ve dolaşım değerine kadar bütün değerler kapitalist üretim ilişkilerinden zuhur ediyorsa, üretim ve tüketim kültürü iflah olmaz bir şekilde yeniden sistemi üretiyorsa, kapitalizme teslim olmak veya olmamak ne ifade eder! Kaldı ki kapitalist sistemin mülkiyet düzenini mümkün kılan uygarlığın içine doğuyor, insan.

Sistemin rahle-i tedrisinden geçmiş ve tüketim kültürüyle yoğrulmuş, sistem nimetlerinden yararlanan, cebinde kredi kartıyla yaşayan ve fakat illaki kapitalizme teslim olmadığını iddia eden insan, sadece naif ve romantiktir.

Yeni ekonomi modeli önerisi olan var mı, diye ahkâm kesenler, elinizi tutan mı var! Hadi anlatın sosyalist ekonomiyi, sömürü son bulsun, beş milyar yoksul düşsün peşinize…

Neyse, tezgâhınızın önünü kapatmayalım. Size hayırlı işler!

Ne yazık ki, sistemin icazetli muhalifleri, ideolojik saplantılarını bayraklaştırarak gerçek çözüm yolları üstüne düşünmenin önünü kapatıyor.

Mülkiyetin, paranın, metanın dolaşım ve kullanım değerinin, artı değerin, üretim ilişkilerinin yeniden konuşulacağı zamanların şafağındayız. Paradigma çöküyor. Çöküş ve sonrası tam olarak Marks’ın söylediği gibi mi olur, orası meçhul. Sosyalistler mi daha hazır, yoksa burjuvazi mi; muhtemelen bu yüzyılda ortaya çıkacak.

Sonuç olarak, antikapitalist mücadele yolları üstüne yeniden düşünmeye ihtiyaç var. Ve bu ihtiyaç, bir Dünya problemi olarak önümüzde duruyor.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Obi
 1 Eylül 2018 Cumartesi 13:43
Yeni ekonomi modelini Çin ortaya koyuyor zaten.. ''üretim''.. Afrika neden Çin''le ortaklık yapıyor? Sömürülmediği için, tarihlerinde ilk defa beyazlar onlara birlikte kazanalım diyor. Çin küreselleşmeyi bir sömürü aracı olarak kullanmıyor, başka ülkelerin iç işlerine karışmıyor. Sen de kazan, ben de kazanayım diyor. Kapitalizmden bahsederken Abd''den ve Batı''nın yaptıklarından tek bir cümleyle bile bahsetmemiş olmanız çok enteresan olmuş. Marx'' tan bahsedip Liberalizmi es geçmek pek olmamış doğrusu. Halen daha Abd''yi dünya sisteminin koruyucusu olarak görmek isteyenler artık görmek istemedikleri gerçekleri görmeliler. Evett çöküş başladı hem de önce anavatanında...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz