MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Kılıçdaroğlu’na linç girişimi insanlık suçu…
Hüseyin ASLAN
YAZARLAR
23 Nisan 2019 Salı

Kılıçdaroğlu’na linç girişimi insanlık suçu…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “şehit cenazesi”ndeki saldırı; basit bir protesto gösterisinin şiddete dönüşmesi değil; planlı, programlı, iç barışımıza, dayanışmamıza, kardeşliğimize dönük “linç” girişimidir.

Anlaşılır sade bir ifadeyle Kılıçdaroğlu’na “linç” girişimi “insanlık suçu”dur.

Saldırı; sadece Kılıçdaroğlu’na değil; Kılıçdaroğlu’nun şahsında demokrasiye, kardeşliğimize, dayanışmamıza, iç barışımıza ve birlik-beraberliğimize yönelik “hain” saldırıdır, “linç” girişimidir.

CHP’yi sokağa dökmeyi hedefleyen “linç” girişimi; siyasi iklimi ve demokrasiyi zehirlemiştir.

CHP; provokasyon ve tahrikler karşısında “serinkanlı” bir tutumla ülkemizi “kargaşa”ya ve “kaos”a sürüklemek isteyenlere fırsat vermemelidir.

Böylesine “kırılgan” ve “nazik” bir ortamda toplumsal barışı ve huzuru sürdürülebilir kılmada en büyük sorumluluk siyasilere düşmektedir.

Seçim ortamında, meydanlarda Ana Muhalefet Partisi CHP’nin “PKK ve Kandil” ile aynı cephede gösterilmesi; Kılıçdaroğlu’na “linç” girişiminin hazırlayıcısı ve tetikleyicisi olmuştur.

Kılıçdaroğlu’nun güvenliğini sağlamak için korumaları ve Partililer tarafından götürüldüğü evin etrafını saranların “evi yakın” diye bağırmaları; “Madımak katliamı”nı hatırlatan “dehşet” verici bir noktaya geldiğimizi gösteriyor.

NEFRET DİLİ

Unutmayalım ki; toplumumuza ve ülkemize yapılan en büyük kötülük; “kin” ve “nefret” tohumları ekmektir. Herkesin bundan kaçınması ötelenemez bir zorunluluktur.

Siyasete hakim olan “kin”, “intikam” ve “nefret” dilinden uzaklaşmak gerekir.

“İntikam”, “kin” ve “nefret” dili yerine sevgi, barış ve hoşgörüyü ve kapsayıcı, kucaklayıcı üslubu; siyasete egemen kılmalıyız.

Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, ötekileştirici siyaset dili; hoşgörü ortamını zehirliyor. Böylesine bir siyasi iklimde Türk toplumunu esenliğe ve huzura kavuşturmak olası değildir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Seçimler geride kaldı. Dönem kızgın demiri soğutma dönemi. Önümüze bakalım, ekonomiye, sorunları çözmeye odaklanalım” şeklindeki sözleri önemlidir.

Ancak; bunun eyleme dönüşmesi gerekir. Gelinen noktada uzlaşmaya, hoşgörüye, dayanışmaya, kucaklaşmaya ve barış içinde birlikte yaşama iradesini hayata geçirmeye ihtiyaç var.

Siyasi tercihimiz, inancımız, hayata bakışımız, adımız farklı olabilir, ancak; soyadımız Türkiye’dir.

Sonuç olarak: Demokrasiyi ete-kemiğe büründürmenin yolu; barış, hoşgörü, uzlaşma, kapsayıcı ve kucaklayıcı olmaktan geçer.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Oya Turkeli
 25 Nisan 2019 Perşembe 17:26
Sayin Aslan sizi Almanyadan tebrik ediyorum/ Ne guzel yaziniz olmus/ Sizinle burada tanismistik. Artik niye gelmiyorsunuz
 sagduyu
 25 Nisan 2019 Perşembe 09:41
Ne tuhaf değil mi : şehit cenaze torenine katilan siyasiler icinde bir tek sayin Kilicdaroglu nun oglu askerlik yapmis ,bedelli yapmamis .ve orada o na saldirmaya cüret eden bir güruh ve saldiranlarin sirrini sivazlayan politikacilar. Osmanli nin cokusunu hem sosyal hem ekonomik yasar gibiyiz , ne acı ...
 Vedat Saygın
 23 Nisan 2019 Salı 11:34
Başkanım yine çok güzel bir yazı yazmışsınız. Hiç kimsenin farketmediği konulara dikkatimizi çekmişsniz. aklınıza nerden geliyor bu kadfar ilginç konular
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz