MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Köylünün gözü Bakan Pakdemirli ile Büyükşehir adaylarında
Abdi KARAGÖZOĞLU
YAZARLAR
5 Ekim 2018 Cuma

Köylünün gözü Bakan Pakdemirli ile Büyükşehir adaylarında

İzmir'in kırsal bölgelerinde yaşayan üreticiler iki nedenden dolayı çok mutsuz. 

Birincisi; tarım ve hayvancılıkta maliyet çığ gibi büyüdü. Yem fiyatı ikiye katlanırken hükümet yeterli önlemi henüz alamadı.

İkincisi; İzmir Modeli ile köyden kente göçü tersine çeviren "Yerelde kalkınma mucizesi"nin mimarı Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu 2019 Mart'ında yapılacak yerel seçimler için "Ben yokum" dedi.

İki konuyu şöyle açayım;

Ödemiş, Bayındır ve Torbalı'nın köylerinde hayvancılık yapan hemen herkes hayvanlarını satmak için adeta yarışıyor. Buralarda katıldığım kahve sohbetlerinde gülen tek bir yüz bile görmedim.  

Torbalı'nın Dirmil mahallesinde yaşayan Deniz Sapmaz, "İki ay önce 11 bin lira eden gebe düveleri şimdi 7 bin liradan satışa çıkardık, bir kişi bile istemedi. Çünkü alacak olanlar da eldekini çıkarmanın peşinde. Süt markette 3.5 lira, bizde 1.5 lira. Yem fiyatıyla başa çıkamıyorum. Bir inek ayda 550-600 liralık yem tüketiyor. Hayvanları birer birer kasaba göndermeye başladım" diyor.

15 Ağustos 2018 tarihindeki Egedesonsöz'deki yazıda Tarım ve Orman Bakanı Bakan Bekir Pakdemirli'ye sorunları anlatmış, beş öneride bulunmuştum.

Dedim ki; 

1- İzmir, teşvikten en az yararlanan bölgelerin başında. Doğu ve güneydoğuyu saymıyorum; hiç olmazsa yanıbaşındaki Manisa'nın teşvik statüsüne çıkarın İzmir'i.

2- Karkas ağırlığı 10-12 aylık olan kuzular 5 aylık bile olamaz. Kurban ibadetine de uygun olup olmaması tartışılır. Yurt dışındaki üreticileri kalkındıracak bu tür uygulamalar önlensin.

3- İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin üretici kooperatiflerine uyguladığıı "alım garantili destek modeli"ne sahip çıkın ve geliştirin.

4- Yurt dışından sadece damızlık düve ithal edilsin ve uygun şartlarda üreticilere dağıtılsın.

5- Köylüler maliyetlerin çok artması nedeniyle hayvanlarına bakamıyor. Binlerce inek kasaba gitmek üzere. Ne yapın edin yem fiyatlarını ucuzlatın.  

Sonraki yazılarda da çiçeği burnunda Bakan Pakdemirli'nin ekibine tarım ve hayvancılık sektörünün sorunlarının çözümü konusunda talimat verdiğini belirtmiş; 

Sorunların çözümü konusunda adımların atılacağını açıklamıştım. 

Ancak şu ana kadar atılan adımlar gördük ki çok yetersiz. 

Zira ateş bacayı sardı. Yangın evi yutmak üzere. 

Biraz daha geç kalınırsa inekler kesileceğinden dolayı önlem alınmaya gerek bile kalmayacak. 

***

Gelelim İzmir köylüsünü umutsuzluğu iten diğer konuya.

İzmir Modeli ile köyden kente göçü tersine çeviren "Yerelde kalkınma mucizesi"nin mimarı Aziz Kocaoğlu yerel seçimlerde aday olmayacağını belirtti, "Ben yokum" dedi. 

Katıldığım kahve sohbetlerindeki ortak ses şöyleydi: 

"Yeni başkan bize sahip çıkmaz. Kentlerin nüfusu daha kalabalık. Oy potansiyeli nedeniyle artık kırsal kesim yine unutulur. Umarız CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Aziz Kocaoğlu'nu kararından döndürür de yeniden aday yapar."

Peki ne yaptı da Kocaoğlu köylünün, üreticinin Aziz Başkanı oldu?

Şöyle bir hatırlayalım;

- İlk iş olarak Türkiye'de ilk kez bünyesinde "Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı" kurdu ve “sözleşmeli üretim” modelini uygulayan ilk Büyükşehir oldu.

- "Okul Sütü" projesi ile başlattığı sözleşmeli alımlar, çiçek, fidan, süt mamulleri, zeytinyağı gibi ürünlerle çeşitlendirildi. 7 yıl süren okul sütü projesine hükümet sahip çıktı. 

- Kooperatiflerden sözleşmeli üretimle yapılan alımla, üretici birliklerinden yapılan alımlar ve doğrudan desteklerle 900 milyon TL maddi katkı sağlandı.

- Kapanmaya yüz tutan kooperatifler yeniden canlandı, bazıları ihracata başladı.

- İzmir tarımsal üretimde ülke ortalamalarının çok üzerinde bir artış hızı sağladı. İstihdam olanakları genişledi.  

- Ürünün tüketiciye ulaşması ve değerini bulması sağlandı.

- 1990-2003 dönemindeki 14 yılda sadece binde 9 düzeyinde büyüyen İzmir tarımı, Kocaoğlu'nun dönemindeki 2004-2017 arasında yüzde 7,5'luk büyüme oranını yakaladı. 

- İzmir tarımı Türkiye ortalamasından 2,4 kat daha fazla büyüdü.

- İzmir'in "kırsal" olarak tanımlanan 19 ilçesindeki nüfusu arttı. Tarımsal istihdam Türkiye'de düşerken İzmir'de artış gösterdi.

- "Süt Kuzusu Projesi" ile 130 bin çocuğun evine haftada 2 litre süt bırakılıyor. Üreticilerin kurduğu kooperatif, 2013 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “örnek kalkınma modeli” seçildi. 

- Bayındırlı çiçekçiler desteklerle hızla büyüdü, şimdi dünya pazarlarında.

- Ülke tarihinde ilk kez ova yollarına yatırım yapıldı. Tarım arazileri tozdan kurtarıldı.

- Arıtmasız yerleşim kalmadı; toprak ve sular kurtuldu

- Börçok ilçede köyde festivaller düzenledi, kalkınma için kaldıraç oldu.

- Urla'da kurduğu Doğal Yaşam Köyü ile "ekoturizm" başlattı. 

- Milyonlarca fidan dikildi.

- 1909 üreticiye 7 bin 546 adet küçükbaş hayvan dağıttı. 

-Bergama’daki atıl bal tesisini yenilenerek üretime kazandırıldı. Günlük 2 ton bal işleme kapasiteli tesis, kuzeydeki arıcıların gelirini artırmada önemli rol oynamaya başladı. 

- 10 ilçede birden arıcılık eğitimi ve desteği veriliyor.  

- Toplam 54 dekar alanda lavanta, akasya, ılgın, böğürtlen ve dağ çileği olmak üzere toplam 44.653 adet dikim gerçekleştirildi. 

- “Ortak Tarım Makineleri Parkı”, Ziraat Odaları ile iş birliğinde, 17 ilçede toplamda 147 parça tarım alet ve makinesinden oluşan bir filoya dönüştü. Üreticiye 2.7 milyon liralık  tarım makinesi dağıtıldı.   

- Toplam 53.331 dekar alanda 369 üretici ile iyi tarım uygulamalarına başlandı. 

- Bergama ve Aliağa ilçelerindeki menengiçlere 23.440 adet Antep fıstığı aşılaması yapıldı.

- Sadece kadınlara yönelik yeni bir proje ile Urla'da ilk kez çilek yetiştiriciliği başladı.

- Tarlaları Beydağ Baraj Gölü'nün altında kalan üreticilere balıkçı teknesi, motoru, ağ malzemeleri, soğutma konteyneri ve buz makinesi desteği verildi.

- Selçuk'a soğuk hava, Foça'ya kurutma tesisi kuruldu.

- 11 ayrı noktada "tarımsal tahmin ve erken uyarı sistemleri" kuruldu. 

Sonuç olarak;

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin desteklerine rağmen İzmir'in köylerinde bile hayvancılık batmak üzere, tarım ise can çekişiyorsa, siz varın memleketin diğer bölgelerini düşünün.

Dolayısı ile İzmirli Bakan Pakdemirli, en kısa zamanda yem maliyetlerini aşağıya çekecek önlemleri almalı ki, köylerdeki yangın sönsün.

Mart 2019'da yapılacak yerel seçimlere gelince;

Tüm partilerin başkan aday adayları tarımdaki "İzmir Modeli"ne devam edip etmeyeceğine yönelik düşüncelerini mutlaka açıklamalıdır.

SONSÖZ: Türk köylüsünü ‘Efendi’ yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez. (Atatürk)

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Nurizade
 6 Ekim 2018 Cumartesi 18:25
Yunan adalarından zeytinyağı aldığını anlatan bir tarım bakanına umut bağlamak biraz safdillik olur.
 ümit
 5 Ekim 2018 Cuma 17:16
Dünya gıda krizine koşar adım giderken Türkiye'nin çocukluğumuz da " Kendine yetebilen 7 ülkelerden biri " olduğunu anlatan ilkokul öğretmenimi hatırlıyorum. Bu ülkenin tarım ve hayvancılık yapamıyor olması bana çok uçuk saçma geliyor. Umarım tenkitleriniz yetkililer ve vatandaş nezlinde bir karşılık bulur.
 Gürkan
 5 Ekim 2018 Cuma 11:14
Çözüm beklenen sayın bakan en son "un ithal" edeceğiz diyordu :)
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz