MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Küllerinden doğan şehir…
Nedim ATİLLA
YAZARLAR
9 Eylül 2017 Cumartesi

Küllerinden doğan şehir…

9 Eylül kutlu olsun…  Önderimiz Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da başlattığı Kurtuluş hareketinin, 9 Eylül 1922'de büyük zaferle sonuçlanmasının ardından, Türk Milleti için yeni bir dönem başlamıştır. İzmir 9 Eylül’de kurtulmuş ama 14 Eylül’de yakılmıştır ve ama küllerinden yeniden doğmuştur.

1919’da emperyalist işgalin İzmir’de başlaması; Kurtuluş Savaşını tetiklemiş ve bir ulusun simge kenti olarak, İzmir’i bu var oluş mücadelesinin başköşesine oturtmuştur. 9 Eylül 1922’de kentimizin kurtuluşu ile bu kez Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş süreci başlamıştır.

Kurtuluş Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte yeniden yapılandırılan İzmir, bugün sanayi, ticaret, eğitim, bilim, kültür, sanat, turizm ve fuarcılık alanlarında ülkemizin öncülerinden biridir.

Büyük Atatürk'ün önerisiyle İzmir'de toplanan I. Türkiye İktisat Kongresi'nde, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasında izleyeceği politika belirlenmiştir. Böylesine önemli bir Kongre için İzmir'in seçilmesi, kentin ülke ekonomisindeki öneminin ve öncülüğünün göstergesi olmuştur. Cumhuriyet'in özgürlük ve çağdaşlık olarak nitelenebilecek temel ilkeleri, ülkemizin ekonomi politikasına da yansımıştır. 1.İktisat Kongresinden Müslüman ilk Türk Kadının tiyatro sahnesine çıkmasına, Uluslararası ilk fuarın kurulmasından birçok çağdaş ve modern yeniliğe; İzmir her zaman ilklerin ve kuşkusuz Türkiye Cumhuriyetinin göz bebeği kenti olmuştur.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kıvanç duyacağı kentlerin başında İzmir gelir. 95 senede İzmir’in geldiği nokta cumhuriyetimizin övüncüdür. Tarihsel ve kültürel zenginlikleri bir yana İzmir çağdaşlığa ve gelişmişliğe açılan penceremizdir. 

Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun bir süre önce yaptığı bir konuşmada dediği gibi, “İzmirlilik” ötekileştirme, dışlama, hor görme gibi insanlık dışı sapmaları her dönemde reddetmiştir.  Yiyecek, içecek kültürümüzden eğlencelerimize, gelenek ve göreneklerimizden şarkılarımıza, kentimiz büyük bir sentezin mutluluğunu yaşamıştır, yaşamaktadır. “İzmir, demokrasinin kalesidir” sözü, bu nedenle boşa söylenmiş bir cümle değildir. İzmir’in “demokrasi”den ve ona uygun yaşama standardından vazgeçmemesinin nedenlerini; yaşama dair seçimleri, kadına saygısı, doğaya karşı titizliği, değişim ve gelişimlere uyumu, bütün bunları yaparken çağdaş ve aydınlık duruşundan ödün vermemesinde aramak gerekir.

Bir Zamanlar Kurtuluş Bayramı…

Anadolu’nun işgalini sembolize eden kent İzmir’di hiç kuşkusuz. Bu nedenle İzmir’in kurtarılması savaşın da sonu anlamına geliyordu, Anadolu içlerinden Ege Deniz’ine doğru yürüyen ordu için…

Eski bir yazımızda da söz ettiğimiz gibi kutlamalar dönemin gazetelerinde savaştan sonra da rahatlıkla izlenebilir. 1930’lu yılların ortalarına kadar ulusal basında, 9 Eylül günü manşet haber olarak duyurulurdu. İzmir’deki tören ve kutlamalar da geniş bir şekilde aktarılırdı bu haberlerde.

İzmir o gün kelimenin tam anlamıyla süslenip donatılarak şenliklere hazır hale getirilirdi. Yerel gazeteler günler öncesinden kutlama programını ve kortej güzergahını yayınladıklarından, bütün İzmir halkı, belirtilen güzergahı baştan başa doldururdu. Bunlardan en sık kullanılanı, Basmahane önünden başlayıp, önce Çankaya’ya doğru açılan oradan yukarıya dönerek İkiçeşmelik yokuşundan Bayramyeri’ne ulaşan güzergahtı. Sonrasında şimdiki Varyant’ın yerindeki eski yoldan Bahribaba parkına inen kortej, buradan geçit resminin yapılacağı meydana doğru yoluna devam ederdi. Geçit resminin yapılacağı alan, genellikle Konak Meydanı olurdu, ancak Bahribaba parkı ve 1932 yılında açıldıktan sonra Gazi Parkı yani şimdiki Cumhuriyet Meydanı’nın da sıklıkla kullanıldığı biliniyor.

Eski bir Osmanlı geleneğinden esinlenilerek, kortejde bütün esnaf kolları yer alırdı. Arabalar üzerinde iş aletleriyle ve icra-yı zenaat ederek geçerken çok ilgi çekerlerdi. Sadece esnaflar mı? Çeşitli kuruluşlar, kendi ürünlerini sergileyerek ve hatta güzergahın iki yanını dolduran İzmirlilere küçük hediye paketleri sunarak yollarına devam ederken, ortaya keyifli bir manzara çıkardı.

Leblebiden şaraba, incirden üzüme, neler olmazdı ki dağıtılan hediyeler içinde!

Halkevi’nin çeşitli faaliyet kolları, sporcuların geçişi, bisiklet ve koşu başta olmak üzere çeşitli yarışlar; hele ödüllü at yarışları ve eskrim müsabakaları tam bir bayram havasına sokardı 9 Eylül günlerini… Geceleri fener alayları ve fişek gösterileri ise başka bir âlem olurdu.

Hatta sözlerini öğretmen Hamdi Zühdü Bey’in kaleme aldığı, bestesini de udi İsmail Zeki Bey’in yaptığı bir “Dokuz Eylül Marşı” bile bestelenmişti!

Kısacası kamu kurumları, kentliler, esnaf, öğrenciler, yöneticiler, spor kulüplerinin hepsi geçit resminde görünmek ve 9 Eylül yarışlarından birini kazanma onurunu yaşamak için adeta çırpınırlardı. Kent yaşamında olumsuzu anmadan, savaş ve çatışma nutukları atmadan; özetle acıyı tazelemeden de unutmamanın mümkün olduğunu kanıtlaması bakımından, eski Kurtuluş Bayramı organizasyonları mükemmeldi.

9 Eylül kutlu olsun!

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 asil dorman
 9 Eylül 2017 Cumartesi 14:22
İzmirimiz için En büyük 29 Ekim Cumhuriyet Bayramından sonra 9.Eylül ikinci büyük Bayramımızdır. Çocukluktan beri öyle telakki ederim..
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2017 Ege'de Sonsöz