MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Mart’ın sonu…
Ümit YALDIZ
YAZARLAR
12 Mart 2019 Salı

Mart’ın sonu…

Hoş bulduk! Ben de sizleri özledim. Son 3 yılda 20 yıl koştuğum bu kulvarınbiraz dışına çıksam da gazetecilik insanı her an çağıran ve yöneten bir içgüdü gibi… DNA’mızda var desek yeri…

Çok uzaklara gitmiş de değilim hani. 20 yıl gazeteci olarak takip ettiğim siyaset gündemini bu kez araştırma şirketi yöneticisi olarak izliyorum.

Ve genelde ‘mutfak’ çalışmalarında başroldeyim.

Mutfak, atölye çalışmaları, sunumlar vs…

Neyse… Asıl konumuza gelelim.

Sıklıkla sorulan o sorulardan başlayalım.

Mart’ın sonu bahar olacak mı?

CHP/ millet ittifakının afişlerini süsleyen bu slogan, aslında Türkiye’nin önemli bir ihtiyacının da altını çiziyor. Bahara olan susamışlığımızın…

Kürt kökenli şair/yazar/siyasetçi Kemal Burkay’ın sözleri, Ermeni müzisyen ArtoTunçboyacıyan’ın müziği ve İzmirli Sezen Aksu’nun harikulade sesinden aşina olduğumuz ‘gülümse’ şarkısında dendiği gibi…

Belki şehre bir film gelir,
Bir güzel orman olur yazılarda…
İklim değişir Akdeniz olur,
Gülümse!

Malum slogandaki ‘bahar’ vurgusunu iki açıdan okumak mümkün…

İlk olarak ülkeyi 16 yıldır tek başına yöneten siyasi iradenin değişme ihtimali… Ve de buna bağlı olarak adalet, demokrasi, eşitlik, özgürlük hatta ekonomi alanlarındaki durağanlığın, geriye gidişin durması, ileriye doğru olumlu yönde bir değişimin başlaması…

Metaforik açıdananlatılmak istenen de budur.

Lakin kazın ayağı çok da öyle değildir.

Yani tam da burada ‘bahar’ beklentisinin ikinci boyutu öne çıkmaktadır.

Yani topyekûn bir değişim beklentisinden söz ediyorum.

Tepeden tırnağa bir yenilenme… Tazelenme…

Uzun süren kara kışa dair tüm izleri silecek bir yeniden doğuş…

İnanıyor ve görüyorum ki; yerel seçimleri AK Parti’nin kaybetmesi, memlekete arzulanan baharı getirmeye yetmeyecektir.

Yerine daha iyisini koyamadığınız sürece AK Parti iktidarının birkaç kalesinde seçim kaybetmesi olsa olsa kısa süreli bir yalancı bahar havası yaratır. O kadar…

Sonrası kaos, belirsizlik ve belki de sonbahar…

Şurası kesindir ki; AK Parti Başkanı Erdoğan bir süre önce ‘metal yorgunluğu’ olarak koyduğu teşhisin hakkını tam anlamıyla verebilmiş değildir.  Yani toplumun beklediği sahici değişimi, partisi içinde bile hayata geçirebildiği söylenemez. O nedenle birkaç ‘dinozoru’ emekliye sevk etmekten öte bir anlam taşımamıştır yaşananlar. 

CHP mi?

Hiç sormayın!

Koltuk telaşı, ekip kaygısı/kavgası, kurultay korkusu tüm sürece hâkim olmuş görünmektedir.

Tereyağından kıl çekmek kadar kolay çözülebilecek ‘kale’ İzmir’den devasa krizler üretmeyi başaran CHP,  ne yazık ki ‘alt kimlik siyasetinin’ de esiri olmuş izlerimi vermektedir.

Uzun lafın kısası CHP yönetimi ülkeyi esir alan siyasal/toplumsal kutuplaşma ikliminin kendisine düşen kısmında keyif çatmaktadır. Yani Erdoğan’ın Konya’da, Kayseri’de, Erzurum’da yaşadığı rahatlığı Kılıçdaroğlu İzmir’de, Kadıköy’de Beşiktaş’ta yaşamaktadır.

Tarihe ‘muhalefete muhalefet yapan muhalefet’ olarak geçecek olan Devlet Bahçeli, izlediği propaganda filmlerinin etkisinden bir türlü çıkamamış hatta bütün bir ülkeyi olmayan sorunlara inandırma gayretiyle ödüllük bir performans sergilemeye devam etmektedir.

Büyükşehirlerde aday çıkarmayarak önemli bir hamle yapan HDP, bu açıdan 31 Mart tablosuna olumlu ya da olumsuz etki eden en önemli faktör olmayı şimdiden garantilemiştir.

Süreçte şu ana kadar en beğendiğim performans Saadet Partisi’nin performansı… Milyonlara ulaşan reklamları, tutarlı, anlaşılır ve net mesajlarıyla Saadet, 2009’da Numan Kurtulmuş’la yakaladığı yüzde 6 çıtasını aşarsa kendi adıma şaşırmam…

Beka, ezan gibi kutsallar üzerinden en azından 24 Haziran seçmenini konsolide etmeye çalışsa da Erdoğan’ın elini zayıflatan reel ekonomi…

Adına ister yokluk, ister varlık deyin bu ülkenin insanı ucuz patates-soğan almak için tanzim kuyruğuna mahkûm olmuşsa, bunun siyasal açıdan bazı sonuçları olacaktır.

Bu açıdan 31 Mart akşamı balkondan ‘mesajı aldık’ mesajı bekleyenlerdenim.

Muhalefete gelince;

Hiç kusura bakmasınlar… 2002’den bu yana yenilmeye doymadıkları iktidarın kalelerinden birkaç burçtan fazlasını koparacak gibi görünmüyorlar.

Muhalefeti dahası toplumsal muhalefeti motive eden İstanbul ve Ankara adaylarının olası zaferi…

Daha çok da İstanbul adayı İmamoğlu’nun…

Karadenizli, merkez sağ kökenli ve muhafazakâr… AK Partinin geleneksel tabanıyla doku uyuşmazlığı sorunu yok. Ve de son derece nazik ve bütünleştirici… 

Ve ‘koskoca’ Cumhurbaşkanı,  onca işin gücün arasında İmamoğlu’na verip veriştiriyorsa mesele hayli ciddi derim ben.

Ben İmamoğlu’nu 1994’ün Erdoğan’ına benzetiyorum. Hakim ideoloji, rejim tarafından baskılanan, medya tarafından horlanan, ötekileştirilen; kendisini anlatmak için çırpınan ve alttan alta önemli bir kitleyi arkasına almayı başaran Rizeli mağdur Erdoğan’ı görüyorum Trabzonlu Ekrem İmamoğlu’na bakınca…

Muhtemelen Erdoğan da kendisini görüyor olmalı…  Sık sık yüklendiğine göre!

İstanbul demişken… Binali Yıldırım’ı es geçemeyiz. İzmir’in suyunu içtiği o kadar belli ki…

Erdoğan’ın konsolidasyon kokan çıkışlarından eser yok. Hatta ‘rahatsız edici bir rahatlığı var’ diyebiliriz.  Son derece hoşgörülü,  seviyeli, yer yer esprili bir dil kullanıyor.

Hatta ‘bu ülkede beka sorunu yoktur’ diyebilecek kadar da ileri gidebiliyor.

Kimileri bu tutumu rakibinin diline, üslubuna ayak uydurmak olarak görebilir.

Ancak onu yakından tanıyan bizler için Binali Yıldırım’ın bandı beş yıl geriye sarmış halidir bu.

Yıldırım İzmir adaylığı dahil Türkiye’nin en uzun soluklu Ulaştırma Bakanı olduğu dönemde tam olarak böyle biriydi zaten.  Hiçbir ideolojik tartışmanın tarafı olmazdı. Kendisine uzatılan mikrofonlara “Ben amele bakanıyım… İşime bakıyorum’ diye yanıt verirdi.

İşte bugün İstanbul’da izlediğimiz Binali Yıldırım, Erdoğan’ı taklit etmek zorunda kaldığı başbakanlık, meclis başkanlığı gömleklerinden kurtulmuş yeniden ‘amele bakan’ olduğu yıllara dönmüş bir portre çizmektedir.  Hatta bu açıdan biraz rahatlamış bile görünmektedir.

Bir temenni ile bitirelim.

Umarım Mart’ın sonu gerçekten bahar olur.

Hepimizin yüreğini ısıtacak, umutlarını yeşertecek bir bahar…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 14 Mart 2019 Perşembe 00:22
Artemalar açıla kapana yoruldu. Ümit ise yorulmadı. Ama bizde yorulmadık. Sonuna kadar... egetürkleri brunsonları amerikanınseslerini gönderene kadar... 2009'a kadar akpyi ve bugune kadar fetöyü yerlere göklere sığdıramayan ab-d, sığındığı yalancı muhalefetin şikayetini avrupa parlamentosunda üyelik sürecini reddeden parmaklara dönüştürdü. Eğer kabine başarısızsa muhalefet pert. Ama bu millet bu ahvalde bile tüm bu sinek vızıltılarını savuşturacak güçte. Ben bu halka inanıyorum.
 İzmirli
 13 Mart 2019 Çarşamba 17:54
Soğan ve patates her şeyi açıklamaya yetiyor.......
 Hür Düşünce
 13 Mart 2019 Çarşamba 13:26
Ümit bey hoşgeldiniz- Hoşgrldiniz- Hoşgeldiniz- Nokta Ege'de Son Söz'e ,üçlü hoşgeldinizi duyururum.
 Murat
 13 Mart 2019 Çarşamba 11:14
İzmir de çoğu kişi belediyecilik ten memnun değil ama yine de burada AKP alternetif olarak görülmüyor. Memnun olmasa da yine CHP ye oy atıyor. Genel siyasette de esnaf, köylü, ortadirek ekonomiden memnun değil ama yine CHP değil AKP kazanıyor. Ne zaman partiler karşıdakini suçlamayı bırakıp biz neden alternatif olamıyoruz sorgulamasını gerçekten yapacaklar o zaman belki birşeyler değişmeye başlar. Yoksa bu kutuplaşmadan çıkamayız mevcut partiler de bu durumu kullanır. Kutuplaşma iyice arttı kimse kimseyi dinlemiyor. Bakın bu sitede iyi niyetle bir eleştiri yapıyorsunuz hemen troll damgası yapıştırılıyor.
 Gerçek
 13 Mart 2019 Çarşamba 10:07
Sayın yazar bu süreçte CHP genel merkez yönetimi aday belirleme sürecini iyi yönetemedi.yüksek bir ekonomi kriz var.bu krizi fırsata çeviremediler.parti içinde koltuk,sen ben krizi var .yani CHP süreci iyi yönetseydi sonuç değişe bilirdi.ama yapamadılar.martın sonu bahar evet CHP için parti içi bahar olacak.kadınlar üzerinde siyaset yapacaksınız ama aday belirlemede aday göstermeyeceksiniz .ya hiç söylemiyeceksiniz .söylem ve uygulama bir birini tutmadığı zaman inandırıcılığınızı kaybedersiniz.aynı şey gençler içinde söylenir ama uygulamada yok.İstanbul 39 ilçe ama sadece bir kadın aday var.hani sosyal demokrat hani kadının seçilme hakkı hani gençlik hiç biri onun için partide çok küskün ve kırılma var .çoğu kişi 31 Mart sonunu bekliyor.genel başkan bir açıklamasında kadınlara gerektiği kadar yer veremedik.genel başkansın yapsaydın eş dost siyaseti yapacağınıza koltuk koskusuyla siyaset her zaman sonu hüsrandır.eğer bugün CHP kendi düşüncesinde Mansur yavaş gibi bir siyasetçi yetiştirmiyorsa genel merkez siyasetinin nekadar eksik olduğunu düşünmesi gerekir.çoğu Büyükşehir adayları sağda siyaset yapanlardan atanmış Hatay da aynı durum ve daha kaç tane il var.....
 kemal kılıç
 13 Mart 2019 Çarşamba 09:59
BU PARTİLER YIKILMADAN BU ÜLKEYE BAHAR GELMEZ. AL BİRİNİ VUR ÖBÜRÜNE!!!
 Lombak
 12 Mart 2019 Salı 21:15
Sanıyorum Akp de İzmir''de chp politikaları sayesinde ilk defa %40 ların üstünü görecek. Buna artık kale denilemeyecek. Çünkü bu sonuca göre azımsanamayacak büyük bir kesim chp karşıtı olacak. Belki de bazı belediye meclislerinde çoğunluk sağlanamayacak. İzmirde % 56 bile alsa ülke sathındaki performansı pert niteliğinde olacak. Evet chpde sıcak tepeden inme "ben bilirimci" sıcak koltuk sayısı gitgide azalacak.
 Merkez
 12 Mart 2019 Salı 18:43
Sayın yazar chp ye yakın olduğunuzu biliyoruz Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yazılarınızı da hiç heveslenmeyin Mart ın sonu 1 Nisan yani İzmir''li chp ye güzel bir nisan şakası yapacak koltuğu Zeybekçi ye teslim edecek Muharrem İnce de başlayacak kardeşim çıkmışsın yenmiş çıkmışsın yenmiş yenmiş de yenmiş diye sizde bir mazeret yazısı yazar günü kurtarırsınız...
 Hoş geldiniz
 12 Mart 2019 Salı 17:55
Sayın Yaldız farkındamısınız 17 yıldır ilk kez Ak Parti seçmeni artık konuşuyor, soru soruyor, eleştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı ve kendisi TBMM başkanlığından istifa etmesine gerek yok denildi Abdülkadir Selvi olayın açıklanmasından 15 gün önce gelinen noktada istifa edecek dedi. Mutfaktaki yangını söndürecek itfaiye yok. Kışlık külliyenin astronomik giderleri, ister hediye ister satın alınsın vıp jumbo jet, Marmarise yazlık külliye yapımı artık sesli olarak Ak Parti seçmeni eleştiriyor. Anket şirketlerine neden kızıyorlar, bakanlar neredeyse uçakta uyuyorlar. Milletin verdiği cevap benim verdiğim vergiyle siyaset yapıyorsunuz. Sayın Binali Yıldırım partinin 2 ci adamıydı İstanbul adaylığı şık olmadı. Hazine ve maliye bakanı aynı kişi olmaz. Bunlar görüldüğü gibi sokakta ki vatandaştan da geliyor ama çoğunluk topluma ekmek verenlerden geliyor sanırım anlaşılmıştır.
 Z.B
 12 Mart 2019 Salı 17:39
Bu ülkenin yakın bir gelecekte bahar yaşayacağına olan inancımızı maalesef kaybettik. Bunun sorumlularının kimler olduğu da ortada. Soğan ve patatesi kuyruklarda evine taşıyan yurdum insanı artık bazı gerçeklerle yüzleşmeli ve de gereğini yapmalıdır. Ödemiş, Beydağ,Kiraz bölgelerinde çiftçinin tarlasındaki patatesine 10 kuruş değer biçenler kimlerdir? Bunun sonucu çiftçinin de bunları hayvanlarına ve tarlasına gübre niyetine kullanmasına neden olanlar ve buna inanlara önerim; gitsinler buradaki çiftçilerle bir konuşsunlar. Tabi ki yüzleri ve de cesaretleri varsa...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz