MENÜ
İzmir 21°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Müslüman mahallesinde seküler hayat
Tayfun MARO
YAZARLAR
3 Ağustos 2018 Cuma

Müslüman mahallesinde seküler hayat

Geçenlerde, Facebook’ta dönen CHP muhabbetine tepki olarak şöyle yazmıştım;

“CHP, 1946 seçimlerinden beri tek başına iktidar yüzü görmedi. Hal böyle iken, Kılıçdaroğlu’nu,
dokuz seçim kaybettiği için suçlamak, ikiyüzlü bir cehalet örneğidir.

Seküler toplumu savunmanın bedelidir, doğulu ve islami toplum karşısında azınlıkta kalmak. 300
yıllık bir meseledir bu; evrimin çarkları ağır döner.

Sırf iktidara gelmek için; anamın, bacımın başı örtülü, ben cumaya gidiyorum, diyen kafalara
ihtiyacımız yok.

Aydınlanma devrimi kelle hesabıyla gelmedi, kelle hesabıyla yürümeyecek.

Kurultaya bu kafalarla gidilecekse, çok yazık!”

Neden böyle tepki verdim?

Türkiye sosyolojisi üstüne galiba yeterince kafa yormuyoruz. Toplumsal yapının hangi değişim ve
dönüşümlere yatkın olduğu konusunda sosyal bilimcilerin yaptığı araştırmaları sanki siyasetçiler
önemsemiyorlar. Toplum dinamikleri diye söze girmeyi biliyorlar ama o dinamiklerin nasıl
çalıştığını anlamak için çaba harcamıyorlar.

Anadolu insanı dediğimiz, Asya ile Avrupa arasında bir köprü gibi uzanan topraklarda yaşar.

Anadolu toprakları, bilinen bütün zamanlarda, kıtalar arası köprü görevi görmüştür. İnsanlar hep
gelmiş geçmiş… Hep kıpır kıpır...

Gelin görün ki böylesine değişken koşulların, gelgeç ilişkilerin insanları da pek tekin olmuyor…
Önce göçebe, sonra köylü…

1808 yılında ayanlar ile hükümet arasında yapılan Sened-i İttifak sözleşmesi sonucu vergi toplama işleri eşrafa devredilince, ‘gördüğü zulme karşı çıkmak, yerleştiği toprakları savunmak yerine,’ en ücra köşelere kaçan reayanın günümüz Türkiye’sine bıraktığı miras; 40 000 köydür.
Yavuz Sultan Selim’in 1517’de halife oluşunun ardından Sünniliğin İmparatorluk himayesinde
yayılması, Acem ve Arap dillerinin yaygınlaşması, Cumhuriyet dönemi sosyolojisine miras kalmıştır.

İşte köprü üstünde yaşayan Osmanlı bakiyesi bu kalabalığı, Modernitenin getirdiği Aydınlanma
devrimiyle buluşturan Mustafa Kemal, bir mucizenin peşinde olduğunu elbet de biliyordu.

Ve bugün, doğulu ve islami topluma dayalı iktidarın karşısına, seküler toplumun %40’ın üzerinde
bir oy potansiyeliyle dikilebilmesi, hiç de küçümsenecek bir durum değildir.

17. yüzyılın sonlarında başlayan ve günümüzde elan süren Batılılaşma hareketi, Anadolu halklarının kozmopolit yapısıyla bütünleşebildiği ölçüde ilerliyor. Toplumsal dönüşümü, yavaş işleyen süreçler olarak anlamak gerekiyor, çarkların çok yavaş döndüğü bir gerçek.

Fakat bu saptamanın hemen yanı sıra, Batı’nın doğu Akdeniz havzasından, üç büyük din ve dört
kitabın zuhur ettiği topraklardan başladığı da gerçeğin bir diğer yüzüdür.

Doğu ve Batı kültürünün birbirine karıştığı, üç inanç grubunun bir arada yaşadığı, islami toplum ile
seküler toplumun uzlaşma aradığı topraklardır, Anadolu.

Sonuç itibarıyla, bin yıldır bu topraklarda Türkler ile hayat bulan islamın mahallesinde seküler
toplum fikrini savunmak hiç kolay değil; ama imkânsız da değil. Yeter ki muktedirler gölge etmesin!

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 tayfun Maro
 3 Ağustos 2018 Cuma 16:57
Sayın yorumcu, Kılıçdaroğlu'nu savunmuyorum. Aksine, her zaman eleştirdim. Yazımda anlatmak istediğim konu,Türkiye sosyolojisinin gözardı edildiğidir. Kılıçdaroğlu'nun istifasının istenmesini yanlış bulmuyorum.
 Sarı Çizmeli Memed'A
 3 Ağustos 2018 Cuma 15:05
Kılıçdaroğlu dokuz seçim kaybettiği için suçlanıyor, doğru... Ama Kılıçdaroğlu asıl, kaybettiği her seçimi başarı olarak yutturmaya kalkmasından ve dokuz seçim kaybetmesine karşın koltuğa yapışmasından dolayı suçlanıyor. Ayrıca, dokuz seçim kaybeden bir adam ve çevresindekiler suçlanmayacak da kim suçlanacak Sn.MARO? Hele ki bu adam hala istifayı düşünmüyorsa???
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz