MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Nuriye ve Semih için iki damla gözyaşınız var mı?
Neşe ÖNEN
YAZARLAR
16 Eylül 2017 Cumartesi

Nuriye ve Semih için iki damla gözyaşınız var mı?

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, iki eğitimci. Gözümüzün önünde ölüyorlar. Kanıtlanmış hiç bir somut suçları yok. Tek suçları KHK ile sebepsiz yere işlerinden atılmalarını protesto etmek için açlık grevine başlamak. Ve bu nedenle bir süredir tutuklular. Yani bu ülkede hakkını aramak için ölmekten başka çare bırakılmayanların, insanca ve onurlu bir yaşam hakkının elinden alınmasına, ölümü göze alarak isyan etmeleri suç sayılıyor. Suçlanmak bazen ölümle bile sonlanmıyor. Kimileri ölüp mezara girdikten sonra bile damgalanıp suçlanabiliyor. Alevi olduğu için... Kürt olduğu için... Ermeni olduğu için... Bu böyle uzayıp gider.

Hatun Tuğluk, Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve bilip bilmediğimiz daha nice insan hayatının maruz kaldığı trajediler karşısında, milyonlarca insanın eli kolu bağlı, suspus sessiz kalışı...  Sahi neden sessiz kalınır, iki genç hayat her gün biraz daha solarken?  Henüz vicdanı kararmamış üç beş kişi dışında, bütün bir ülke, hayatının baharındaki iki genç bedenin günbegün erimesini ve yok oluşunu kıpırdısızca seyredecek kertede vicdansız mıdır ya da sadist ruhlu mudur? Haksızlıklar karşısında susanların ‘dilsiz şeytan’ olduğunu söyleyenler, Nuriye ve Semih’in uğradığı haksızlık karşısında neden ‘dilsiz şeytan’ olmayı tecih ederler?

Zannedersiniz ki Adnan Menderes’leri, Deniz Gezmiş’leri asmanın acısı toplumun vicdan duvarlarında çok büyük yaralar açmıştır... Zannederseniz ki bir tek şiir okuduğu için hapse atılan Sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir haksızlığa ilk itiraz eden kişi olacaktır... Ve zannedersiniz ki bu toplum bir daha böyle acımasızlıklar yaşansın istemez.

Anlaşılan o ki faşizm çoktan toplumsal vicdan duvarlarının tuğlalarını ezip geçmiş... Geriye unufak olmuş bir enkaz kalmış... Bu enkaz bütün bir ülkenin çöküşü ve maddi/manevi ölümüdür aslında. Hızla tükenen yalnızca Nuriye ve Semih’in artık yarı cansız sayılır zavallı bedenleri  değildir sevgili halkım! Biten ve yok olan bizim insanlığımızdır. Bu enkazın tozlarından doğacak olan ise nurtopu gibi bir FAŞİZM canavarıdır.

Bu canavar, haksızlıklardan, adaletsizliklerden, haksızlığa karşı sessiz kalanların korkaklığından ve sessizliğinden, celladına aşık olan kurbanların edilgenliğinden, cahillerden, ve zalimin zulmüne  biat edenlerden güç alıp büyür. Ve bir gün bu canavar yeteri kadar güçlenince önüne gelen herkesi yutar. İnanmayanlar dönüp tarihe baksınlar...

Bu canavarın büyümesini engellemek bizim elimizde. Yapmamız gereken tek şey haksızlıklar karşısında yek vücut sesimizi yükseltmek... Nuriye’ler ve Semih’ler ölmesin diye haykırmak... Vicdanımızın sesini dinlemek... Hiç olmazsa Nuriye ve Semih’e iki damla gözyaşınızı akıttığınız bir sevgi notu göndermek. Ölmeyin, siz yaşamalısınız, siz ölürseniz bu toplumun daha aydınlık günler göreceğine dair umudumuz da ölür demek için...

İki damla gözyaşınız var mı?

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz