MENÜ
İzmir 26°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Şam’da bir cuma vaktini beklerken
Tayfun MARO
YAZARLAR
14 Ocak 2019 Pazartesi

Şam’da bir cuma vaktini beklerken

Stratejik derinlik mucidi Davutoğlu’nun politikalarıyla iştahı kabaran Türkiye, bölgesinde ve özellikle Suriye’de “oyun kurucu olmak” anlamına gelebilecek adımları o yıllarda atmaya başladı. Mesela, “Şam’da, Emevi Camii’nde Cuma namazı kılmak” gibi çok stratejik bir hedef bile tarif edilmişti…

Stratejik derinliklere dalan Türkiye önce Putin’e çarptı. Baktı olmuyor, çark etmeye başladı. Bu sefer de çark ederken Trump’a çarptı. Trump ile ilişkiler bir düzeliyor bir düzelmiyor.

Saray, İran yönetimiyle iyi geçinmeye özen gösterirken Suriye yönetimiyle kavga ediyor. Ama Esed’e yeniden “Esad” diye hitap etme ihtimali de giderek güçleniyor.

Yarın ne olur belli değil. Saray yönetimi oraya buraya çarpa çarpa,  zigzaglar çizerek yol alıyor.

Ve Türkiye, oyun kurucu rolüne soyunduğundan beri, bölgesinde yalnızlaşıyor.

Son olarak, ABD, Kürtlerin öldürülmesi durumunda ekonomik yaptırım uygulamakla tehdit etti. Dahası Suriye’nin kuzeyinde Sünni devlet kurma girişiminin hamisi gibi görülüyor, Türkiye.

Çağımızda, hemen hemen hayatın her alanında, süreç yönetimi belirleyici olmaya başladı. Determinist yaklaşımlar pek iş görmüyor. “Sebep/sonuç” ilişkisinden ziyade, “süreci yönetmek” üzerine hesaplar yapılıyor. Emperyal güçler, kaotik ilişkileri, belirsizliği yönetmeye dayalı stratejiler geliştiriyor. Krizi çözmeyi değil de yönetmeyi tercih ettiklerine göre, getirisi daha çok olmalı…

Ayrıca, kapitalizmin metropollerinde, uluslararası etkisi olan kararlar öyle anlık alınmıyor, eğer taktik bir karar değilse… Tıpkı ABD’nin Suriye’den çekilme kararı gibi…

Yönetmesi zor bir dış borç, yetersiz üretim ve üçe bölünmüş toplum… Böylesine olumsuz koşullarda, Türkiye, Suriye’de ne arıyor, ne bulacak? Sözü edilen terör koridorunda Türkiye’nin etkili olma ihtimali nedir?

İkibinli yılların başında iktidara gelen Erdoğan, Başbakan olduktan sonra, MGK tarafından hazırlanan siyaset belgesinde yer alan ve ulusal güvenlik açısından öncelikli tehdit olarak algılanan iki meseleye dair raporu elinin tersiyle itti; Birincisi, Gülen Cemaati hakkındaki rapor, ikincisi ise PKK hakkındaki rapor…

Sonrasında da, Cemaatin, sivil ve askeri bürokraside etkili örgütlenme yapmasına göz yumuldu. Açılım politikalarıyla da PKK ve Abdullah Öcalan ile diyalog kuruldu.

Gelin görün ki “ileri demokrasi” günlerinde atılan bu iki adımın da sonu gelmedi. Aksine, her ikisiyle de kısa sürede büyük kavga başladı. “15 Temmuz” yaşandı. Cemaatin terör örgütü olduğunu öğrendik. Açılım politikalarına son verildi. HDP yönetimi içerde...

Mesele şu ki bu kadar çok yanılabilen veya yanıltılabilen yönetime nasıl güvenmeli!

Suriye’nin sınır boylarında, Fırat’ın batısı, doğusu, terör koridoru derken, Kürtler ile bölgesel bir savaşın içine çekilme ihtimalini hafife almamak lazım.

Bizim terör örgütü dediklerimizi, ABD, Rusya, İran gibi bölgede belirleyici ağırlığı olan ülkeler, “Kürtler” olarak anıyor. Ve o Kürtler ile Esat yönetimi arasında anlaşma zemini oluşmuş durumda. İsrail faktörünü konuşmuyoruz bile…

İç ve dış düşmanlar argümanıyla iyi kötü durumu bugüne kadar idare eden Saray yönetimi, içeride ve dışarıda denizin bittiğini görmeye başladı. Ülkenin içinden geçtiği bu zor koşullarda, Suriye, bir çıkış olarak görülüyor olabilir… Ve bu çaresizlik, ülkeyi öngörülemeyen gelişmelerin içine çekebilir…

Olmaz, dememek lazım. Bölgede olmuşluğu var. İran-Irak savaşı, üç parça Irak, işgal altındaki Suriye, ambargolarla yıpratılan İran… Bunlar hemen burnumuzun dibinde olan bitenler…

Destabilize olmuş bu bölgede oldum olası siyasi kararlarda değişkenlik olağandır. Akşamdan sabaha neler olabileceğini kestirmek bazen “büyük efendiler” için bile çok zor olabiliyor.

Ortadoğu’da bu denli içli dışlı ilişkiler içinde olduğu koşullarda ve ordusu bölgede konuşlanmış iken, Türkiye’nin o sıcak bölgeden uzak durması artık zayıf ihtimaldir.

Galiba zor günlere hazır olmak gerekiyor.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Obi
 15 Ocak 2019 Salı 00:36
O sıcak bölgeden tabiiki de uzak duramayız, ülke güvenliğini şimdi sağlayamaz, Pkk Pyd''yi ordan çıkaramazsak. Güneydoğu Anadolu bölgesindeki şehirler risk altında olacak, her an havan topu, füze vb şekilde saldırıya maruz kalacak, bir süre sonra Barzani nasıl devlet olmuşsa Salih Müslim de Suriye''nin kuzeyinde devlet olacaktır. Terör koridoru hayata geçecektir. Önemli olan hükümetin bu konuda kararlı olması ve sorun(Abd) ile bu sorunu çözemeyeceğini anlamasıdır. Bu anlamda peki muhalefet ne yapıyor? Ne çözüm getiriyor? Muhalefet yapmak adına farkında olmadan Pkk tarafına geçiyor... Yazıkkk
 Ismail
 14 Ocak 2019 Pazartesi 20:44
Cok zor gunlere hazir olunuz! ''Devlet yonetiyorum!'' diyen fakat Yaratanin emrini vê vereni unutan zatlar tarafindan yonetildiginizi unutmayiniz. Bunlari kimler secmisti? Secen hesabi oder! Saygilar..., Animsatani sevene . Animsatan, sevdiginden oturu animsatir...!
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz