MENÜ
İzmir 23°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
‘Sanatçı’ olmanın sırrı ne?
Mehmet KARABEL
YAZARLAR
30 Haziran 2020 Salı

‘Sanatçı’ olmanın sırrı ne?

Magazin dedin mi?

Bizim memlekette akıllara hep…

Ne hikmetse “gaydırı gubbak” haberler gelir…

Yani…

Kıpır kıpır, hareketli ve heyecan verici…

***

Bu güzel ülkede…

Emin olun; siyasetten, ekonomiden ve hatta spordan…

Daha fazla “okuyucusu / izleyicisi” vardır magazinin…

Mesela…

Kamuoyu yoklamalarında sorarlar:

“TV’de en çok neler seyredersiniz?”

Cevap klasiktir; hiç değişmez:

“Haberleri kaçırmam, belgeseller daima ilk tercihimdir…”

Gizemli iç dünyamızın “yalan rüzgarı”dır bu cevap…

Özlenen “gerçek” o cevaplardaki gibi olsa…

TV’deki haber kuşaklarında reyting patlaması yaşanır…

***

Sosyal medyada…

Dünden beri alamet-i farika bir İbrahim Tatlıses haberi dönüyor…

Başlık müthiş:

“Baba Tatlıses aradığı aşkı İzmir'den buldu!”

Hiç itirazım yok…

Neden?

Çünkü, milyonlarca hayranı olan bir şarkıcı…

Yeni sevgilisi Gülçin Karakaya ile ilk kez görüntüleniyor…

Yine itirazım yok, yüzlerce örneğini gördük, yaşadık, yazdık…

Ancak o haberde…

Okuyucunun ilgisini çeken “iki önemli” ayrıntı var:

Birincisi…

Baba Tatlıses ile İzmirli sevgilisi arasında 43 (kırk üç) yaş fark var!

İkincisi…

Baba Tatlıses’in, “Çok mutluyum; ben kadınsız yapamam!” sözleri…

***

Bizim, şahane bi’özelliğimiz var…

Sahneye çıkıp şarkı söyleyen herkese…

Film çeviren bilumum yetenekliye…

Biz, kısaca “sanatçı” deriz…

Neden?

Çünkü, biz…

“Oyuncu” ve “Şarkıcı” unvanlarının…

Özellikle unutturulduğu bir neslin çocuklarıyız…

***

Sanatçı, bir düşünceyi ya da bir görselliği…

En güzel şekliyle yansıtan veya ifade edebilen kişidir…

Mesela

Keman virtüözü bir sanatçıdır ama…

Biz O’na aramızda…

Kısaca, “dondurmacı” der gibi, “kemancı” deriz…

Peki, unuttuğumuz nedir?

Şudur:

Her yaratıcı düşünce “sanat” olmadığı gibi…

Her yaratıcı düşünen de “sanatçı” değildir…

Sinema yıldızları aslında birer “oyuncu”dur…

Biz aşırı saygı ve sevgiden “sanatçı” deriz…

Sesiyle sanatını icra edenlerin tamamı “şarkıcı”dır…

Biz yine saygımızdan onlara da “sanatçı” deriz…

***

“Harbiden sanatçıyım!” diye dolaşan…

Nerede, nasıl ve “kaç okka” konuşacağını iyi bilir…

***

68 yaşında…

San’at yaşamının zirvesinde olmanın tadını çıkaran…

Filmleri aratmayan bir silahlı saldırıdan…

Hayranlarının dualarıyla kurtulan…

Türkiye’nin “İmparator” unvanı ile taçlandırdığı…

Hayatının geride kalan kısmını…

İzmir’de geçirmeye karar veren…

Seslendirdiği türkülerle herkesi ağlatan…

“Ayağında Kundura”dan…

Memleketin “en varlıklı” şarkıcısına uzanan yolun yolcusu…

Yedi çocuk, dokuz torun sahibi…

İzmir’in “en yeni / en ünlü” hemşehrisi…

Siyaset, denilince…

Dört kez “milletvekili olma yolunda” heyecan yaşayan…

Ne var ki…

AK Parti tarafından hiç aday gösterilmeyen…

Sadece anılarının arasına sıkışmış…

Genç Parti’den “İstanbul 3. Bölge Vekil Adaylığı” ile hatırlanan…

İbrahim Tatlıses…

Dilediği gibi yaşayabilir…

Yaşı kaç olursa olsun “yeni sevdalara” yelken açabilir…

Mutluluklar O’nun olsun…

Ancaaaak…

Yaşı ve kıdemi gereği…

Dudağının ucuna gelen her sözü…

Tartarak ete/kemiğe büründürmek zorundadır…

***

İbrahim Tatlıses, aradığı aşkı İzmir’de bulmuş olabilir!

Allah mutlu etsin…

Ama, önce üretecek…

Üretmeyen insan “sanatçı” olabilir mi?

Bir sanatçının en temel özelliği…

Toplumun 10 adım önünde gidiyor olmasıdır…

Aydınlık çağların başlamasına ön ayak olandır sanatçı…

Bu nedenle…

Her zorluğa göğüs gerer…

***

Biz, milletçe…

Oyuncuya, komedyene, besteciye, şarkıcıya, türkücüye…

Yetmez…

Sunucuya, dansçıya, yönetmene, şaire, romancıya, öykü yazarına…

Hatta…

Her fotoğraf çekene, canı sıkılıp resim yapana “sanatçı” diyoruz…

Biraz magazin programlarına çıksın…

O “sanatçı” kelimesinin önüne…

Hiç sıkılmadın bi’de “ünlü” sıfatını yerleştiriyoruz…

***

Rahmet dileyerek söylüyorum…

“Sanat Güneşi”ni yakından tanırdım…

Bir kez olsun, kendisinden…

“Ben büyük bir sanatçıyım” dediğini duymadım…

Tersi olsa…

“Şarkılara duygu seren / Çilelere göğüs geren / Dertli gönüllere giren / İşte benim Zeki Müren…” diye şarkı yapar mıydı?

Ne çabuk unuttunuz?

Bu dünyaya veda ederken…

İzmir TRT stüdyolarında elinde mikrofon vardı!

***

Bitiriyoruz…

Hiçbir şeyden korkmayıp…

Sistem içindeki hataları gözümüze sokmaya çalışanlara kızmayın…

İşte, onlar sanatçıdır…

Avuçlarınız patlayıncaya kadar onları alkışlayın…

Yaşlansalar bile…

Size “ışık” olurlar…

Bi’de “tarz” yapanlara bakın…

Sonra…

Sorun kendinize…

“Alkışı hak ediyorlar mı?”

Nokta…

Sonsöz: “Efendiler; hepiniz milletvekili olabilirsiniz… Bakan olabilirsiniz, hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz… Fakat sanatçı olamazsınız… / Gazi Mustafa Kemal Atatürk / 27 Nisan 1930 – Türk Ocağı Tiyatrosu’nun Açılışı…”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 
 1 Temmuz 2020 Çarşamba 09:05
İbrahim Tatlısesi İzmirden gönderin. Ne işi var bu zatın şehrimizde.
 Baba Muhalefet
 30 Haziran 2020 Salı 12:13
Sanatçı, kurallara sınırlamalara takılmadan ve çıkar gözetmeden şu veya bu biçimde özgürce düşünce üretmek için doğal olarak muhaliftir, muhalif olmalıdır. İktidara/güce yanaşan, pay/rant/voli peşinde koşan İ.Tatlıses gibiler sanatçı değil, en fazla türkücüdürler.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz