MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sanatçı, özgürlük ortamında soluklanır
Hüseyin ASLAN
YAZARLAR
7 Ocak 2019 Pazartesi

Sanatçı, özgürlük ortamında soluklanır

Sanatçı yaratıcıdır; demokrasi, özgürlük ve hoşgörü ortamında soluklanır.

Sanatçı; doğası gereği nazik, kırılgan, duygusal ve kolay incinen kişiliktir. Politikacının da toplumun “ortak değer”i olan sanatçıya karşı hoşgörülü olması, onu kıracak, incitecek söz ve davranıştan kaçınması beklenir.

Sanatçının doğasında “eleştiri” var, bu özelliği dolayısıyla da “muhalefet”te konumlanır.

Kaldı ki; politikacının sade yurttaşa göre çok daha eleştiriye açık ve hoşgörülü olması gerekir.

Ülkeyi yönetenler sanatçının görüşlerine, eleştirilerine katılmayabilirler ancak; sanatçının ifade özgürlüğünü en geniş anlamda “güvence” altına almakla yükümlüdürler.

Bu bağlamda; anayasamız devlete sanatçıyı “koruma” görevini veriyor.

Sanatçı; toplumun vitrini, gülen ve güzel yüzüdür.

Metin Akpınar ve Müjdat Gezen; her ikisi de bilgi birikimi ve yurttaşlık bilinci yüksek, insanlarla gönül ve akıl ilişkisi kurabilen, “empati” yeteneği olan, güldürürken düşündüren toplumun “yüzakı” dev sanatçımızdır.

Metin Akpınar ve Müjdat Gezen, sanatçı olmanın doğasında bulunan “muhalif” kişiliğe sahiptir.

Unutmayalım ki; sanatçının “muhalif” kişiliğine saygı ve hoşgörü gösteren yönetimler; toplumdan ilgi ve saygı görürler.

Bu arada; sanatçı “duygusal”dır, “kırılgan”dır, ancak; politikacının “duygusal”, “kırılgan” olma hakkı yoktur.

Sanatçının “eleştiri sınırı” geniştir, siyasetçinin de “tahammül sınırı” geniş olmalıdır.

Atatürk’ün, “Efendiler, hepiniz Milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, dahası Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatçı olamazsınız” sözü; sanata ve sanatçıya uygun gördüğü “özel statü”yü anlatıyor.

METİN AKPINAR ÖZEL KONUK

Dev sanatçımız, dostumuz Metin Akpınar; Ege-Koop’un eğitim seminerlerinin, panellerinin “özel konuğu” olarak katılımcılara “sunum”lar yaptı.

Özellikle; Ege-Koop’un Antalya, Kemer’de ve Denizli’deki eğitim seminerlerinde hem sunumuyla, hem de semineri değerlendirdiği kapanış konuşmasıyla katılımcılardan yoğun alkış aldı, ilgi gördü.

Topluma mal olmuş, hepimizin hafızasında derin iz bırakmış, akıl ve gönül bağı kurmuş Metin Akpınar ve Müjdat Gezen, Türkiye’nin vitrini ve yurt dışına açılan “aydınlık” yüzüdür.

Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in Halk TV’de canlı yayınlanan Uğur Dündar’ın sunduğu “Halk Arenası” programındaki sözleri nedeniyle dava başlatılması, her iki dev sanatçıya “yurt dışına çıkış yasağı” konulması; Avrupa ve ABD’deki gazete ve televizyonlarda geniş yer aldı, “Türkiye’de yazarların, sanatçıların, aydınların düşüncelerini ifade etmelerinin suç sayıldığı” yorumları yapıldı.

Ne yazık ki; Türkiye böyle bir görüntüyü hak etmiyor.

Oysa; demokrasinin “olmazsa olmaz”ı düşünce ve ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı; özellikle de sanata ve sanatçıya “hoşgörü”dür.

Evrensel anlamda da demokrasi; çoğunluğa karşı azınlığın haklarının korunduğu, güvenceye alındığı rejimdir.

Sonuç olarak: Sanatçısı susturulmuş bir toplum; “öksüz” kalmış demektir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz