MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ses kayıtlarının arka planı!
Fatih YAPAR
YAZARLAR
15 Şubat 2021 Pazartesi

Ses kayıtlarının arka planı!

AK Parti’nin İzmir’de ağır topları arasında yer alan bir dönem milletvekilliği, iki kez de farklı tarihlerde il başkanlığı yapan Aydın Şengül hakkında disiplin işlemi başlatıldı. İzmir il kongresinden önce partinin en üst organı MYK’da alınan karar resmen kayıtlara geçmiş oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen MYK toplantısında yapılan bu işlemin çok önemli bir sürecin de başlangıcı olduğuna inanıyorum.

Gelelim meselenin ayrıntılarına!

Şengül’ü yıllardır hizmet ettiği partisinden ayırma noktasına götüren en önemli konu tabi ki ses kayıtları. Ses kayıtlarında Erdoğan için “Alzheimer” dediği iddia edilen Şengül’ün ülkenin siyasi ve ekonomik politikalarına yönelik ağır eleştirilerde bulunduğu da belirtiliyor. Mesela Şengül’e ait kayıtlarda bir yandan “dolar alın, parayı dövize yatırın” denilirken diğer yandan Erdoğan için, “kontrolü kaybetti, son dönemini yaşıyor, gidici” gibi cümleler kullanılıyor.

Hakkındaki yürütülen disiplin soruşturmasını öğrendikten sonra ses kayıtları için “üretilmiş, montaj” çıkışı yapan Şengül, 17-25 Aralık dönemine vurgu yapmıştı. Erdoğan ve partisine bağlılığının altını çizen Şengül, “partim benimle ilgili ihraç kararı almışsa da takdir partimindir” demişti. Ses kayıtlarının bir üretim mi yoksa kes-yapıştır mı olduğunu kimse bilmiyor ancak bilinen şu ki kayıtları bizzat Erdoğan’ın dinlediği ve disiplin işleminin onun talimatıyla başlatıldığıdır.

Peki bunu nereden anlıyoruz?

Çünkü ses kaydını Erdoğan’a götürenler AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nın da Şengül’ün devamı bir yönetim olduğunu, İl Başkanı Kerem Ali Sürekli’ninŞengül ile “hukuki-ticari”bağının olduğunu anlatmış. Erdoğan’ın kayıtları dinledikten sonra Sürekli’nin acil kodlu Ankara’ya çağırılması ve bu konuda sorguya çekilmesi olayı var. Selden kütük kapma misali parti teşkilatında bir sorun yokken Sürekli’yi de ateşe atanlar elbette sonuca ulaşamamış olacak ki kongreye tek aday olarak gidiyor. Parti kulislerinden aldığım bilgilere göre Sürekli zaten konuyla ilgili net olarak durumu izah etmiş. Parti yönetimine ne öncesinde ne de sonrasında Şengül ile bir avukat-müvekkil ilişkisi içinde olmadığını ayrıntılı olarak anlatmış.

Konuyu biraz daha derinleştirelim!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat dinlediği ses kayıtları bir ortamdan elde edilmiş değil. Kayıtlar, Şengül’ün karşılıklı telefonda konuştuğu bir isimle sohbetinden elde edilmiş. Yani söz konusu cümleleri Şengül, karşısındaki bir kişiyle konuşmasında paylaşmış.  Tabi ki Şengül deneyimli bir siyasetçi olduğu için kiminle ne şekilde konuştuğunu çok iyi biliyor. Disiplin işlemini ilk öğrendiğinde bizzat beni telefonla arayarak şüphelerini dile getirmişti. Olayın şokunu atlattıktan sonra konuyla ilgili Ankara’ya götürmek üzere evrak ve savunma hazırlığı yaptığını da öğrendim. Burada altı çizilmesi gereken önemli bir konu daha var. Ses kayıtları Erdoğan’ın önüne yeni gitse de kayıtlar yakın tarihli değil. Zamanı gelince kullanırız mantığında düşünülmüş, kayıt edilmiş konuşmalar bir takım gelişmelerden sonra işleme konulmuş.

O zaman niye şimdi?

Bu soruyu çok sayıda kişiden bizzat aldığım için yukarıda yaklaşan il kongresi sürecine vurgu yaptım. Çünkü Erdoğan’a “Alzheimer” diyen ve partide disipline gönderilen bir eski il başkanı ve milletvekili bırakın isim önermeyi kongre salonuna bile gelemez. Kısacası, yaklaşan kongre sürecinde şu sıralar liste telaşında olan İl Başkanı Sürekli;  Şengül ile çalışan ya da birlikte siyaset yaptığı ekip arkadaşlarından hiçbirisini yeni yolculuğunda yanına yaklaştıramaz.

Kim yaptı?

İzmir kamuoyuna hiç yansımadan, milletvekilleri ve parti yöneticilerinin bile haberi olmadan doğrudan Erdoğan’ın talimatıyla alınan karardaki yolculuk nasıl ilerledi?

İşte şimdi bu sorunun yanıtını verelim!

Şengül’e ait olduğu iddia edilen ses kayıtları; birçok kişinin Balçova’da çeşitli konulardan tanıdığı, İzmir kamuoyunun da yakından bildiği bir avukatla yaptığı konuşmayı içeriyor. Şengül’ün samimi olarak sohbet ettiği avukatla konuşmasına dair ses kayıtlarının içeriklerinde Erdoğan olsa da gerilime neden olan önemli bir konu daha var. O da bir işadamından para alınması meselesi. O işadamı ise İzmir’de kat karşılığı inşaatları ilk yapan isimler arasında bulunan 80 yaşına merdiven dayamış Karşıyaka ve Bayraklı’da tanınmış müteahhitArmağan Çağlayan’dan başkası değil. İddialara göre Çağlayan, İzmir’de faaliyet gösterilen bir üniversiteye merhum eşinin adını vermek ve yaşatmak istemiş. Gayrimenkul zengini olarak bilinen bu işadamı kurduğu bir vakıf aracılığıyla öğrencilere burs ve birçok imkan da sunacağını açıklamış. Yine iddialara göre bunun için yaklaşık 300 milyon TL gibi bir kaynağı harcayacağını, öldükten sonra adının yaşatılmasını istediğini ifade etmiş.

Bu arada Çağlayan’ın görüşmeler devam ederken partiye bağışladığı 1 milyon TL’lik bir rakam var. Parti kayıtlarında da görünen bu para uzlaşı olmayınca Çağlayan tarafından geri istenmiş. Şengül bu parayı senet karşılığında bizzat geri ödemiş. Telefonda bizzat görüştüğüm Çağlayan, “Beni üzdüler” dese de öğrencileri okutmak istediğini, eğitime destek vermek istediğini vurguluyor. Konuşmasında, “kimseyle kötü olmak istemiyorum” diyen Çağlayan yeni kurduğu vakıf vasıtasıyla yapacağı hizmetler için önünün açılmasını talep ediyor. Şengül’e işadamı Çağlayan’ı getiren de aynı avukat olduğu için daha önce samimi diyaloglar üzerinden kullanılan cümleler bugün yürütülen disiplin sürecinin mihenk taşı haline gelmiş durumda.

Son olarak Erdoğan’a olayları anlatan, ses kayıtlarını ulaştıran önemli bir isimden daha bahsetmek istiyorum.  O kişinin;  2019 yerel seçimleri İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Nihat Zeybekçi olduğu yönünde iddialar var. Parti kaynaklarından elde ettiğim bilgilere göre Zeybekçi hem olayı hem de ses kayıtlarını Erdoğan’a taşıyan kişi olarak biliniyor. Zeybekçi’nin olayların ortaya çıkması sürecinde Çağlayan’a yaptığı özür ziyaretinde parti kurumsalı adına mahcubiyetini ifade eden cümleler de kullandığı ifade ediliyor.

Sözün özü; hiç kimse hakim yada savcı değildir. Biz de değiliz! Partinin aldığı kararın nereye gideceğine elbette disiplin kurulu karar verecek. Şu da bir gerçek ki İzmir’de partide yaşananlar son yılların en büyük dizayn operasyonu olarak kayıtlara geçecek

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Hüseyin Ahmetoğlu
 16 Şubat 2021 Salı 05:44
Kısacası kuruluş gayesi hak ve adalet üzerine kurulu AK partimiz,bu kongre surecinde yolumuza ,hasbiler ile mı? yoksa hesabiler ile mı devam edilecek göreceğiz.
 HAKAN YAVUZ
 15 Şubat 2021 Pazartesi 14:03
NİHAT ZEYBEKÇİ İZMİR SİYASETİNİN YENİ EFESİ OLMAYA MI ÇALIŞIYOR YOKSA.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ege'de Sonsöz