MENÜ
İzmir 25°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sosyal hayatta hoşgörülü olmak
Ahmet DOĞRUYOL
YAZARLAR
24 Nisan 2018 Salı

Sosyal hayatta hoşgörülü olmak

Durup dururken nereden geldi hoşgörü demeyin.

Belki de üç günlük ömrümüzde yaşamın en önemli temel taşlarından bir tanesi de hoşgörülü olmak. En yakınımızdaki evladımızdan, kardeşimizden, eşimizden, annemizden, babamızdan başlamak kaydıyla dalga dalga genişleyerek tüm insanlara karşı sadece insan olduğu için hoşgörülü olmak bile yeter.

İnsan hayatında yaşamın bir gayesi olmalı. Öncelikle insanlara, hayvanlara kısaca doğada yaşayan tüm canlılara faydalı olabilmek olmalı yaşamın gayesi.

Ancak görüyoruz ki, hiçte öyle olmuyor. Hemen her gün gerek günlük hayatımızda çevremizde, gerekse basın yayın organlarımızdan duyduğumuz, gördüğümüz insanlarımızın pek çoğunun patlamaya hazır bir bomba gibi ortalıkta dolaştığına şahit oluyoruz. Yerine göre de yaşıyoruz.

Bir insan bir başka insana yada canlıya zarar vermiyorsa, devletine milletine ihanet etmiyorsa, bir başka insanın özel hayatına müdahale etmiyorsa düşünmesinde, yada ifade etmesinde ne zarar olabilir ki?

Birde, teknoloji ile birlikte yapılan haberleşmelerde, yazıp çizmelerde, kişilerin karşı karşıya gelmemesinden, yani iletişimde en önemli etkenin yazmaktan çok daha öte,- pek çok uzmana göre iletişimin %70 inin beden dili olduğunu hatırlarsak-, özellikle bir sıkıntı var ise, uzaktan uzağa yazıp çizmekten ziyade yüz yüze iletişim kurmakta büyük fayda var. Yerine göre bir tebessüm bile pek çok sıkıntıyı çözmeye sebep olabilir.

Özellikle, son yıllarda bir sosyal yara haline gelen, sosyal medya denen iletişim kurma yöntemlerinde bir bakıyorsunuz hiç alakası olmayan bir kişi oturduğu yerden size laf atmış, yada yaptığınız bir paylaşıma cevap vermiş, Türkiye’nin öbür ucundaki kişiye hiç alakası ve kendisine ilgilendiren bir konu olmamasına rağmen sataşmış. Ardından bir bakıyorsunuz karşılıklı hakaretler, küfürleşmeler.  Değer mi? değmez. Ama maalesef böyle. Hani Mevlana Celalettin Rumi diyor ya; “yaradılanı hoş gör, yaradandan ötürü” biz ne yaradılanı hoş görüyoruz ne de yaradanı görüyoruz maalesef.

Bir insanı; dili, dini, ırkı, mezhebi, meşrebi, siyasi görüşü için ötekileştiremeyiz. Eğer bireysel ve toplumsal huzur istiyorsak ötekileştirmemeliyiz.

Bir insan asgari müşterekler içerisinde sosyal hayattaysa yeterlidir. Elbette daha iyiye gitmesi için konuşulabilir, anlatılabilir, yapılacak bir şey varsa yapılır ama, hakaret, küfür, tehdit edilmez. Edilmemeli.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum ortada. Türk düşmanları yüzyıllardır sürdürdükleri haçlı seferlerinden bir türlü vazgeçmiyor. Sözde stratejik ortağımız ABD ve AB ülkeleri Suriye sınırına bir orduya yetecek kadar silah yığmış. Kime karşı? Elbette Türkiye’ye karşı.

ABD Suriye’de ki terör örgütlerine 2017 yılında 13 milyon 200 bin dolar silah yardımı yapmış, 2018 yılında ise tam 8 kat artırarak 104 milyon 202 bin dolarlık silah yardımı yapacakmış.

Türk Milleti olarak zaman birlik olma zamanı. Hoşgörülü olma zamanı. İnsanlarımızın farklılıkları olabilir. Sonuçta düşünen varlıklarız.

Yaradılanı seviyoruz, yaradandan ötürü.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Atilla
 24 Nisan 2018 Salı 10:49
Ahmet bey çok güzel yazmışsınız da bu zamanda çok zor sizin dediğiniz gibi hoşgörülü olmak.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz