MENÜ
İzmir 13°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sözün haysiyeti
Tayfun MARO
YAZARLAR
18 Ekim 2019 Cuma

Sözün haysiyeti

Bayağılığa adanmış yitik hayatların insanı önemli kıldığı ve sözün söz olmaktan çıktığı bir çağın orta yerinde, yalanı umut niyetine tüketiyoruz.

Görüntüleşerek dolayladığımız sosyal ilişki ağındaki interaktif söz ve görüntü israfına “iletişim” dediğimiz bu çağda, akıl söze söz geçiremiyor. İletişimsizlikle malulüz.

İletişim niyetine ekranların interaktivitesinde kendini çoğaltan öznelerin kurduğu sanal âlem, yeni kuşakların sığınağı… Sözlerden ırak güvenli bölge…

Demokrasi olsun diye halkın oylarıyla oraya buraya seçtiği efendilerin, yapacağı veya yapamayacağı işleri lafla yoğurarak topluma servis etmesine, siyaset dilinde, vaat deniyor.

İşte bu halka vaat etmek için kullanılan dil ve siyasal propaganda, sözü söz olmaktan çıkaran etkenlerin belki de başında geliyor. İktidar kurmanın aracı olarak siyaset ha keza…

Yönetmek ve siyaset yapmak için algıyı “her şey” kabul eden anlayış, her şeyin ucuzuna ve kolayına teşne olmanın sonucu, sözü algıya kurban etti. Söz, aldatmanın aracı oldu; yani laftan ibaret kaldı.

Günümüzde, Dünya lideriyim, diyen adamlar, (şu an için aralarında kadın yok) yalan söylemekle meşhurdur. Dünya’nın en meşhur efendileri, en iyi yalan söyleyen, en küstah, en rahat hakaret edenlerdir. Bunlar büyük efendilerdir.

Ve “siyasette yalan mubahtır” demekten imtina etmeyen, bu durumu olağan karşılayan insanlık, ne yazık ki değersizliği seçiyor. Hepimiz değersizlikte buluşuyoruz.

Sistemde kendine yer açmanın, barınmanın bedeli, sistem kuran buyurgan akla, zora dayalı veya gönüllü itaattir.

Yönetenlerin yönetilenleri sosyal sözleşmeyle gönüllü itaate ikna ettiği devlet/toplum ilişkisi, tam olarak sözün yalana dönüştüğü insanlık durumudur.

Sözün bittiği yerde insanlık sopa ile ikna edildiğinden, sözün zaten hükmü kalmıyor. Fakat modernitenin getirdiği yönetim biçimlerinde sopa pek makbul olmadığı için, niyeti sözle alalamak gereği ortaya çıkmıştır. Kabaca, “kafakol” dediğimiz…

Uygarlaşma sonucu, söz, dolaylanmış ilişkilerin ifade biçimi olduğu ölçüde, sahici olandan, gerçekliğin bilgisinden uzaklaştı. Gerek muktedirlerin iktidar dili olarak, gerekse tüketim toplumunda metalaşan değerlerin ifadesinde, bize sadece insanın gönüllü esaretinin ve teslimiyetinin bilgisini veriyor.

Günümüzde, söz, başkaldırının değil, baş eğişin ve teslimiyetin imgelem aracıdır.

Bu ahvalde, insanlığa karşı işlenmiş suçların belgesi olarak yazıyı işaret etmek, abartı olmaz.

Uzun sözün kısası, yalanla aynılaşan sözün haysiyeti kalmadı.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz