MENÜ
İzmir 15°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Tam buğdaydan yapılmış ekmeğe dönüş için ne yapmalı?
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
YAZARLAR
28 Ocak 2019 Pazartesi

Tam buğdaydan yapılmış ekmeğe dönüş için ne yapmalı?

Bir önceki yazımda,yerel yönetim adaylarına seslenerek,”Projeleriniz arasına “Ekmek Meselesi, Memleket Meselesidir Ve De Belediyelerin Meselesidir” konusunu ekleyiniz ve tavır geliştiriniz.” demiştim.

Ekmek üzerine kaleme aldığım bu yazıya geçmişte olduğu gibi, okurlarım ve  kimi fırıncılardan  olumlu tepki aldım. Yazılarıma  ve konuşmalarıma   olumsuz tepkiler de söz konusu oluyor.

Örneğin bir kanalda,  doğruları söylemediğim iddia edildi.

Beni tanıyanlar bilir. Bilimin ışığında büyük çoğunluğun çıkarı için yazar ve eylem yaparım. Tarım  kesiminde,çiftçilerin büyük çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli çiftçilerin yanındayım.Onların örgütlenmesinde de  rol aldım.

Halkımın sağlığı da benim için çok önemli.Bunları , kimilerine anımsatmak istediğim için  yazmak zorunda kaldım.

Ekmeğin sağlığımızda ve beslenmemizdeki önemini ,bir önceki yazımda kısaca özetlemiştim.

Bu yazımda  “Ne Yapmalı?” konusunda biraz daha ayrıntıya gireceğim.

Birincisi:Türkiye’de beyaz undan yapılmış  ekmeklere “Sağlığa Zararlıdır” ibaresi yazılmalı.Bu önerme,kimilerine naif gelebilir,uzun  dönemde  birçok hastalığı tetikleyen besinin  beyaz ekmek olduğu artık biliniyor. Ancak “tam buğday unundan yapılmış sansınlar diye esmerleştirilmiş ekmeklere de dikkat edilmelidir.” derim.

Bilindiği üzere,Türkiye’nin, endüstriyel beyaz un ve beyaz ekmekle tanışması 1948 yılındaki Marshall yardımı ile  oldu. Zenginlik ve statü göstergesi olan  olarak kabul edildi.Köylüler bile evlerine dönerken hediye diye beyaz ekmek,yaygın adıyla francala aldılar.Tam buğday unundan yapılmış ekmekler dışlandı.

İkincisi:Sağlık Bakanlığı  ile Tarım ve Orman Bakanlığı,tam undan yapılmış ekmek üretimini yaygınlaştırmak için kampanyalar açmalı.Bu girişimleri, doğal olarak kimil grupların ve örgütlerin çıkarlarıyla çatışacaktır.Ancak, bir süre sonra ekonomiye ve halk sağlığına getireceği yararlar açısından  bu kampanyanın  önemi büyük.

Üçüncüsü:Tohumlukta,hibrit buğday tohumu yerine,yerli buğday çeşitleri ile yerlilerden üretilmiş buğdaylar tercih edilmeli. Bilindiği üzere,Türkiye’de hibrit tohumlar,özellikle 1960 yılların başından itibaren yoğun olarak devreye girmiştir.Dönemin Tarım Bakanı Bahri Dağdaş hibrit tohumların  öncülüğünü yapmıştı.Günümüzde,yerli çeşitlerimizin kaliteli un üretiminde daha önde olduğu görülmüştür.

Döndüncüsü:Evlerde  tam buğday unundan yapılmış ekmek üretimi özendirilmeli .Bu doğrultuda  başta tüketici örgütleri harekete geçmeli.

Beşincisi:Tam buğday unundan yapılmış ekmek üretiminde yerel yönetimlere büyük görevler düşüyor.

Bununla birlikte  Belediyeler,Halk Ekmekleri adıyla beyaz ekmek üretiyor. “Halk Ekmek’in  beyaz ekmeği içinde neler var biliyormusunuz?“

Buğday unu, içme suyu, maya, tuz, mono ve digliseridlerin diasetil tartarik asit esterleri, hemiselulaz, fungal alfa amilaz ve askorbik asit gibi bir sürü madde ve kimyasal var.

Şaşırdınız değil mi? Belediyelerin beyaz ekmek üretimleri,  toplum sağlığından çok bir gelir kapısına dönüşmüştür. Oysa bir kamu kurumunun amacı, yüksek kârlılık değil, yüksek kalitede ve toplum sağlığını önceleyen tam buğday ekmeği üretmek olmalıdır.

Özetlersek,devletin desteğiyle   yerel yönetimlere büyük görev düşüyor. Yerel yönetimler  üretim noktalarında  tam buğday unundan kaliteli ve sağlıklı  ekmek ve fırıncılık ürünleri üretebilirler.

Tam buğdaydan yapılmış ekmeğe dönüş için  geçen yazımdaki önerimi tekrarlamak istiyorum.

“Haydi,yerel yönetim adayları! Biraz cesaret.

Projeleriniz arasına “EKMEK MESELESİ,MEMLEKET MESELESİDİR VE DE BELEDİYELERİN MESELESİDİR” konusunu ekleyiniz ve tavır geliştiriniz.”

Yazımı bitirirken bir tespitte yapayım.Yukarıda da söylediğim gibi Türkiye’nin, endüstriyel beyaz un ve beyaz ekmekle tanışması 1948 yılındaki Marshall yardımı ile söz konusu oldu.

Özetle,ekmeğimiz de emperyalizmin yurdumuza girişiyle bozulmaya başlıyor.Kimileri,hala başını kumdan çıkarmıyor, amma gerçek bu.

Oktay Akbal’ın , “ Önce Ekmekleri Bozuldu “adlı yapıtı da bu yıllara denk geliyor Yazar, yapıtına bu nedenle başlık atmış.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 karakılçık
 29 Ocak 2019 Salı 13:54
Karakılçık buğdayına sahip çıkan Soyer'den çağrınıza cevap bekliyoruz Sayın Kaymakçı. Tohumlara da sahip çıkmıştı biliyorsunuz!
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz