MENÜ
İzmir 21°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu-4
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
YAZARLAR
27 Ağustos 2018 Pazartesi

Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu-4

Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu-1,2 ve 3 numaralı yazılarımda sırasıyla  “Tarım’da  Aile İşgücü Temelinde Köylü İşletmeleri Desteklenmeli”,  “Tarımda Kooperatifleşme Sağlanmalı”  ve “Tarımsal Kitler Yeniden Açılmalı” önermelerinde bulunmuştum.

Bu yazımda “Toprak Reformu Yapılmalı”  önermesinde bulunacağım.

Neden Toprak Reformu ?

Bir zamanlar Türkiye’de, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere çiftçilik yapmak isteyen topraksız ya da az topraklı çiftçilerin toprak reformu aracılığı ile yeterince topraklandırılması zorunluluğu konusunda çalışmalar vardı. Bu amaçla bir Toprak Reformu Müsteşarlığı bile kurulmuştu. Günümüzde de bu kurum “Tarım Reformu Genel Müdürlüğü(*)’ne dönüştürülmüş.

Sonraları neler oldu? Acaba konu çözümlenmiş miydi?

Günümüzde Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde   yaşamakta olan sorunlarımızın bu konuyla bağlantılı olduğunu görmezlikten gelebilir miyiz?

Konu gündemden neden uzaklaştırıldı?

Bir tespit ile söze başlayalım.
Örneğin, Diyarbakır’da toprakların yüzde 41’inden fazlası ailelerin yüzde 3’ünün denetiminde. Şanlıurfa’da da 10 milyon dekara yakın arazinin yüzde 30’una yakını ailelerin yüzde 1,5’ine ait.

Toprak Reformunun yapılması,tarımsal üretimi olumlu yönde  etkileyeceği gibi mevsimlik işçi dramını önleyecek ve bir ölçüde ayrılıkçı terör hareketinin insan kaynağını da kesecektir.

Mevsimlik İşçi Dramı Ne?

Bu memlekette kentlerde yaşayan tuzu kuruların ya bilmediği ya da bilmezlikten geldiği mevsimlik işçiler gibi bir sorunumuz var...

Her yıl, Adana’da örtü altı sebze ve narenciye; Afyon’da kiraz toplama; Düzce’de fındık toplama; İzmir’de kiraz toplama ve kurutmalık domates kesme; Konya-Aksaray’da pancar çapası; Ordu’da fındık toplama; Samsun’da sebze hasadı; Urfa’da pamuk toplama ve Yozgat-Nevşehir’de pancar çapası gibi işlerde istihdam edilmek üzere Urfa, Mardin, Diyarbakır gibi ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden mevsimlik işçiler getirilir.

Mevsimlik tarım işçisi aileleri Mart, Nisan ve Mayıs aylarında evden ayrılırlar, daha çok Eylül, Ekim ve Kasım aylarında evlerine dönerler.

Yüzde 80’i memleketlerinde şehir ya da kent merkezinde oturmakta. Köyde oturanların oranı sadece yüzde 20. Yüzde 40’ı daha önce bir yerden bir yere göç etmiş. Bu göçlerin çoğunluğunu kırdan kente göçler oluşturmakta. Göçün en önemli nedeni “ekonomik zorluklar”, bir başka deyişle topraksızlık ya da az topraklılık.

 

Kente göçenlerin arasında daha önce herhangi bir araziye sahip olanların oranı son derece az. Ailelerin sadece yüzde 7’sinin köylerinde tarım arazileri var ve bu arazilerin ortalama büyüklüğü 10 dönümden küçük.

Toprak Reformu bir ölçüde ayrılıkçı terör hareketinin insan kaynağını da kesecektir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde var olan terör sorunun temelinde ekonomi olduğunu günümüzde herkes biliyor. Bölgedeki ekonomik yapı,işsizlik ve de yoksulluğu yaratıyor. İşsizlik ve yoksulluk ; topraksızlık, toprak yetersizliği ve bölgedeki sanayi ve hizmet sektörünün eksikliğinden besleniyor. Ayrılıkçı terör hareketi bu olumsuzlukları kullanılıyor.

Son bir tespit yapalım.

Güneydoğu Bölgesi’nde ağalar, beyler neredeyse bölgenin bütün topraklarına egemen. Kimi ağalar zaman zaman toprak reformu söylemlerinden ürkerek ya da çekinerek iki yönelişte bulunuyorlar.

Birincisi; Kimi ağalar topraklarını aileleri arasında pay ediyorlar, ya da kapitalist dev tarımsal işletmeler durumuna dönüştürüyorlar.

İkincisi de şu; Ağalar, beyler kooperatif kurmuşlar ya da kurdurulmuş. Başlarına ağalar geçmiş ya da geçirilmiş. Böylelikle dünyanın hiçbir bölgesinde gözlemlenmeyen bir kooperatifleşme modeli ortaya çıkmış. Ben buna yıllarca önce yazdığım bir yazıda “Aga-Koop” adını vermiştim. Yoksul köylüler, Aga-Koop adı verilen kooperatifin kâğıt üstünde eşit(!) ortakları. Ancak eskiden olduğu gibi boğaz tokluğuna yaşamaya devam ediyorlar.

Nasıl bir toprak Reformu?

Toprak reformunun  öncelikle  Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dan başlatılması gerekiyor.

Toprak reformunun finansmanı önemli bir konu olarak gündemde.Finansman için;

  • Finansmanını zengin köylülerin,ancak özelikle  toprak ağalarının toprak miktarı ile artan oranda vergilendirerek sağlamak,
  • Diğer bölgelerde de vergi tedbirleri ile büyük toprakların satışını teşvik etmek,
  • Topraksız ve küçük üreticilerin kolayca toprak alabilmeleri için kredi sağlamak

Ve

  • Bunun için de bir toprak kurumu kurmak gerekecektir.

Burada üstünde durulması gereken nokta, güçlü bir halk desteğinin sağlanması doğrultusunda çalışma yapılması gereği söz konusu olmasıdır.

Türkiye’de de önerilen toprak reformu, değişik etmenlere (toprağın kalitesi, ürün çeşidi, pazarın yapısı gibi) bağlı olarak, aile temelinden kolektif mülkiyete dek uzanan farklı yapılar altında örgütlenebilir.

Toprak reformu belirtildiği üzere bir araç ve onun kapitalist ya da toplumcu bir düzenin parçası mı olacağı sorusu, bu aracı kimin denetlediğine bağlı.

Çalışan sınıflar için iyi bir toprak reformu, daha eşitlikçi bir gelir dağılımının aracı haline dönüşebildiği takdirde başarılı olacaktır.

----------------------------------------

(*)Tarım Reformu Genel Müdürlüğü; misyonunu “Tarımsal alt yapıyı düzenleyerek, kırsal alanı yaşanabilir hale getirmek ve kalkınmayı sağlamak“ ve vizyonunu da “Kırsalın, çalışan, üreten, yaşanan ve korunan alanlar haline getirilmesidir” şeklinde tanımlıyor. Anladığıma göre Toprak Reformu ile ilgisi kalmamış.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz