MENÜ
İzmir 19°
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Türkiye’de tarım nasıl çökertildi?/6
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
YAZARLAR
10 Ocak 2018 Çarşamba

Türkiye’de tarım nasıl çökertildi?/6

“Türkiye’de Tarım Nasıl Çökertildi?” yazılarımın sonunda, yaşamakta olduğumuz süreçte “Tarımın Manzara-i Umumiyesi”ne,Öztürkçe deyişle “Genel Görünümü”ne bir göz atalım.

Ancak önce rakamlar: Türkiye,son 14 yılda  18 milyar dolarlık tahıl,17 milyar dolarlık pamuk lifi,37 milyar dolarlık yağlı tohum ve türevleri ve  3.5 miyar doları geçen bakliyat ithal etmiş.İthalat yapılan ülke sayısı 126 dolayında imiş.

Diğer yandan , 2017’de 234 milyar dolarlık ithalatın 172 milyar doları ara malı ve hammaddeye  gitmiş. 157 milyar dolarlık  ihracat,ara malı ithalatını bile karşılamıyor.

***

  1. Kırsal kesim yoksullaştırılarak devlet–halk bütünleşmesi parçalanma sürecine sokuldu. Tarımsal Kit’ler ile kırsal kesime sağlanan hizmetlerin yerli ve yabancı sermayeye aktarılmasıyla, örgütlenmemiş üreticilerin devlet ile bağı zayıflama sürecine girmiştir. Bu durumda çözüm için, cemaat-tarikat ya da etnik kimlikler giderek devreye girmekte, ulus ve sınıf kimliği ikinci plana düşmektedir.
  2. Kente göç etmek zorunda bırakılan köylüler, daha ucuz işgücünü oluşturmaktadırlar. Örgütlenme eksikliği nedeniyle öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmeler ürünlerini yeterince değer fiyata satamamıştır, bunlar çözülerek kente göç etmeye başlamışlardır. Bu durum, şehirlerde daha ucuz iş gücünün kaynağını oluşturmakta ve temel tüketim mallarının üretim maliyetini düşürmektedir.
  3. Tarımsal üretimin uygulanan politikalar sonucu azalması, emperyalist Batı’nın tarımsal ürün fazlalık ve stoklarının eritilmesine yaramıştır. Tarımda özelleştirme sonucu, Türkiye’nin temel tarımsal üretiminde önemli gerilemelere neden olmuştur. Bu durumda tarım ürünleri dışsatımcısı olan Türkiye dışalımcı bir ülke durumuna gelmiştir. Türkiye’nin tarım ham ürünleri ticaretinde sürekli açık vermektedir.. Dolayısıyla Uluslararası Para Fonu (UPF) ve Dünya Bankası (DB) aracılığıyla AB ve ABD güdümündeki politikalar, emperyalist Batı’nın tarımsal ürün fazlalık ve stoklarının erimesine hizmet etmiştir.
  4. Tarımsal endüstri alanında tekelci küresel firmaların payı artmıştır. Özelleştirmeyle Tarımsal Kit’lerin devreden çıkması sonucu, tohum, damızlık, ilaç ve gübre gibi girdilerde, tekelci küresel firmaların payı artmıştır. Fiyat belirleme giderek bunların denetimine girmiş, aynı zamanda tarım topraklarının ve suyun kirlenmesi de kimi bölgelerde artmıştır.
  5. Tarım arazileri ucuza kapatılmaya ve tekelci küresel firmaların güdümünde dışsatıma dönük organik tarım çiftlikleri kurulmaya başlanmıştır. Köy yasası değiştirilerek tarım arazileri yabancılar tarafından ucuza kapatılmaya ve bu arazilerde organik tarım çiftlikleri kurulmaya başlanmıştır. Çiftliklerde sağlıklı ürün üreterek stratejik üstünlük kurmakta, aynı zamanda üretimi yönlendirmektedirler. Türkiye’ de organik tarım, tekelci küresel firmaların denetimine girmiş bulunmaktadır.
  6. Tarımsal üretim politikaları tekelci küresel firmaların denetimine girmiştir. Özelleştirme ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın elinde kamu yararı için kullanacakları herhangi bir örgüt kalmamak üzeredir. Bu durumda Bakanlık örgütü işlevsiz duruma gelmiştir. Kırsal kemsin örgütlenmesi de yetersiz olduğundan tarımsal üretim politikaları ve uygulaması tekelci küresel firmaların denetimine girmiştir.
  7. Türkiye’nin tarımsal araştırıcı gücü, Batı’nın denetimine girmek üzeredir. Tarım Bakanlığı’nın işlevsiz duruma getirilmesi, kırsal kesimin örgütlenmesinin yetersiz oluşu AR-GE kaynaklarının yetersiz ve eşgüdümün olmayışı gibi nedenlerle, ancak bunların ötesinde ulusal bilincin köreltilmesi sonucu, Türkiye’nin tarımsal araştırıcı gücü de Batı’nın denetimine girmek üzeredir. Bu durum, bilimsel alt yükleniciliği kabullenmek anlamındadır. Ancak kimileri bunun ayırtında değildir, kimileri de bu alt yükleniciliği kişisel çıkarları için onaylar durumundadır.

Sonuç

Tarımın,bu bağlamda Türkiye’nin geldiği nokta dışa bağımlı neo-liberal politikalardan kaynaklanmaktadır. Toplumun kendisi,egemenler tarafından  yönlendirilen neo-liberal politikaların değişmezliğinin değişebilirliğini  görmek durumundadır. Bir başka deyişle topluma yön veren sınıfın dünya görüşü olarak tanımlanan  “Hegemonya”ya karşı çıkmak olasıdır. Bu  politikalara Türkiye mahkum değildir.

Dışa bağımlı ara malları ve hammadde ithalatçısı bir ülke olmanın  seçeneği vardır.

Bu seçenek :İthal İkameci  ve daha eşitlikçi ekonomi politika ve bu modelle bağlantılı  tarım politikaları  üretmekten geçmektedir.

Çözümün kendimizden geçtiğine inandığımız ve örgütlendiğimiz ölçüsünde buna olanak vardır. Önümüzdeki en canlı örnek ise, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Cumhuriyettir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Zafer Zafer
 12 Ocak 2018 Cuma 11:51
Tablo acı :( Buruk teşekkürler KAYMAKÇI Hocam.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Ege'de Sonsöz