MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yeni Dünya Düzeninde Levant’ın İzmir’i
Tayfun MARO
YAZARLAR
12 Mart 2019 Salı

Yeni Dünya Düzeninde Levant’ın İzmir’i

Philip Mansel’in deyişiyle; Levant bir bölge, bir diyalog, bir arayıştır.

19. yüzyıla gelindiğinde, İzmir, İskenderiye ve Beyrut, Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu Akdeniz’de yer alan uluslararası liman kentleriydi. Üçü de büyük ve zengin kentlerdi.

Bu üç şehir Levanten diyalogunu ifade eder. Kozmopolit ve milliyetçi unsurları şehirde bir arada barındıran, Levanten diyalogdur.

Buna karşın, Levanten diyalog, şehirde yıkıcı milliyetçiliği ve baskıcı din taassubunu barındırmamıştır.

Doğu Akdeniz liman kentleri, geçmişte farklı din ve etnisite gruplarını barış içinde barındıran kozmopolit yapılarıyla; devletlerin, sınırların, milliyetlerin tartışıldığı günümüz dünyasında, geleceğin metropollerinin kozmopolit yaşam kültürüne de ışık tutuyor.

Tarih boyunca çok uluslu, çok kültürlü, çok dilli, çok dinli kalmayı başarmış, ancak 20. yüzyılda ulus devletler kurulurken büyük yıkımlar yaşamış bu kentlerden İzmir, sistemin model metropol kenti olma potansiyeline sahip.

Bedensel gücün ulusal büyüklüğe katkı olarak görüldüğü yıkıcı milliyetçilik yeniden ortaya çıkarken, kozmopolit kültürü elan barındıran İzmir’in alternatif sunma potansiyeli, umut olabilir.

Geçen yüzyılın başında milliyetçiliğin yarattığı cazibeyle din rekabet edememişti.

Bu yüzyılın başında tam tersi oldu, tartışmalı bir dinler çağı başlarken milliyetçilik cazibesini yitirdi. Ulusların ulusu olmak fikri, alt kimlik olarak görülen diğer milletlerin itirazlarıyla karşılaşıyor. Fakat sistemde derinleşen kriz, otoriter popülizmi yeniden desteklemeye başladı.

Bugün karşımızda duran dünya problemi, inançların ve milliyetlerin yaşam alanlarını yeniden tanımlayan yeni bir kamusallığın ortaya çıkışıyla ilgilidir.

İşte tam burada, Levant’ın kozmopolit kenti İzmir, yeni dünya düzeninde farklı kültürlerden, dillerden, inançlardan insanların ortak yaşam modeli arayışlarında, ilham veren bir kent olarak karşımıza çıkıyor.

İzmir’in tarih ve toplum belleğinde tolerans fikrinin izini sürmek, yeni kamusallığın ortaya çıkış sürecinde kuşkusuz önemli katkılar yapacaktır.

Yüzyılın başında, Doğu Akdeniz’de Beyrut, İskenderiye, Batı’da Atina gerilerken, İzmir’in yıldızı konjonktürel olarak yükseliyor.

Bununla birlikte, İzmir’in bir cazibe merkezi olarak ortaya çıkışını, kentin iyi yönetilmesine borçlu değiliz;

Eski İzmir evlerini yıkıp Kordon Boyuna o betonları diken Vandallığın ve yağmacılığın elan sürdüğünü görmeliyiz.

Zeytinin ve üzümün yerini yazlık evlerin aldığı bir kültürün talihsiz mirasçıları olarak, İzmir’in tarihi ve kültürel mirasını yok saydığımızı kabul etmeliyiz.

İzmir’in beş bin veya sekiz bin yıllık geçmişinden söz ederken, binlerce yıllık mirastan geriye sadece birkaç arkeolojik kazı kaldığını da görmeliyiz.

Belli ki bu topraklarda yaşanmışlıktan nasibimize fazla bir şey düşmemiş…

Oysa Batı kültürü Doğu Akdeniz’den başlar; dört kitap, üç dinin ortaya çıktığı topraklardan. Batılı olmak için Avrupa’nın icazetine ihtiyaç yoktur.

Hal böyle iken, İzmir bir dünya kenti olma yolunda hareketlenmeye başladı. Metropolleşme sürecindeki İzmir’in nasıl yönetileceği, bambaşka boyutlarda tartışmalara konu olacak.

Başarı istiyorsak, kenti yönetenlerin ve yönetmeye aday olanların, kentin kanaat önderlerinin, kentin önemli kurum ve kuruluşlarının yöneticilerinin bakış açılarını gözden geçirmelerine ihtiyaç var.

Kapitalizmin yeni Dünya düzeninde, çok içimize sinmese de, İzmir bir değişim yaşayacak; Bu değişimi ya İzmir yönetecek, ya da İzmir’e rağmen olacak.

İzmir illaki metropolleşmenin getirdiği bu değişimi yaşayacak.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Lombak
 15 Mart 2019 Cuma 12:54
Antik yunan bir medeniyet değil. Medeniyet aktarıcısıdır. Bilinen tüm medeniyetler Etrüksler gibi asya medeniyetlerinden gelir.
 m.y.
 13 Mart 2019 Çarşamba 18:21
evet batı medeniyeti doğu akdenizden çıkmıştır, yani antik yunan medeniyeti ve bu medeniyetinde babası kabul edilen Homeros, Homer..3 büyük dinden sonuncusu islamiyet..aslından uzaklaştığı için şimdi doğu akdeniz batı medeniyetinden uzaklaşmıştır..Avrupanın icazetine gerek yoktur diyorsunuz ama bu eski kıta günümüzdeki AB.kriterleri de bunu yansıtmaktadır.
 muhalif
 13 Mart 2019 Çarşamba 13:24
levant kentlerden izmir….izmirin bugünkü durumunu sadece yerel yönetimlerle ilişkilendiremeyiz,yani kordonun betonlaşması,..1922 yangınından sonraki 30 ve 40 yıllar izmir fotoğraflarında, gündoğdudan Alsancak limanına eski kordon evlerini görürsünüz, peki bugünkü duruma etken olanlar nelerdir. 1.cisi 2.dünya savaşından önce ki kent planlaması girişimleri, önce bir Fransız mimara verilir, Fransız mimar planını hazırlar, ancak 2.dünya savaşı nedeniyle uygulanamaz. daha sonra 50.li yılların başında, tekrar şehir planıiçin bu sefer yarışma açılır, yarışmayı İTÜlü türk mühendislerin oplanı kazanır.İTÜ.lülerin planı ile Fransız planlamacının planları arasında bir fark vardır. Fransız planlamacı planında şehirdeki tarihi binalar ile arkeolojik alanları İŞARETLEMİŞTİR. İTÜ.lerin planında ise işaretlenmemiştir. eğer işaretlenmiş olsaydı, bu "korumayı" da birlikte getirecekti. sonuç ortada, hep birlikte görüyoruz.Tarihi koruma bilinci maalesef sadece Kocaoğlu döneminde ortaya çıktı, agora ve antik tiyatro kamulaştırmaları ile İzmir tarih projesini örnek göaterebilirim.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ege'de Sonsöz