MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yeni parti, yeni siyaset üzerine...
Ümit YALDIZ
YAZARLAR
6 Aralık 2019 Cuma

Yeni parti, yeni siyaset üzerine...

İntegral Araştırma olarak son zamanlarda yaptığımız çalışmalarda yeni siyasi arayışlar önemli bir yer tutuyor. Yeniye olan ihtiyacı tetikleyen, besleyen tabi ki mevcutların performansıdır.
Daha net bir ifadeyle mevcut siyasi parti ve aktörlerin eskimesidir. İhtiyaca cevap veremiyor oluşlarıdır.

Uzunca bir süredir özellikle İzmir ve Ege’de ‘yeni parti’ talebinin yüksek olduğunu gözlemliyoruz.
2016’da %53’leri bulan yeni parti talebinin halen %45’leri geçtiğini söyleyebilirim.
O tarihten bu yana bu oranı biraz olsun düşüren İyi Parti’nin kurulması olmuştur.

Ama hala neredeyse iki kişiden birine tekabül eden oranda yeni parti ihtiyacı söz konusu…

Ama nasıl bir yeni partiden söz ediyoruz.

Damat Bakan Albayrak’ın ifadesiyle söyleyelim.
“İşte burası çok önemli”

Halk nasıl bir yeni partiden söz ediyor? Yakın geçmişte daha çok muhalefet cephesinden yükselen yeni parti talebinin bugün iktidar cephesinde de dalga dalga yayıldığını söyleyebiliriz.

Belki de Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan gibi isimlere cesaret veren de bu oldu.

Yalnız tam da burada bir noktanın daha altını çizmek gerekiyor.

“Yeni parti gerekli” diyenlerin tamamı ‘kurulursa oy veririm’ demiyor tabi ki.

Kimileri yeni partinin etkili muhalefet için gerekli olduğuna inanırken bazıları yeni bir iktidar partisinin şart olduğunu savunuyor. Görüşler farklı olsa da oranlar cesaret verici…

Buradan bakıldığında Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın bu ihtiyaca yanıt verip veremeyecekleri sorunu cevap bekliyor.

Daha önceki yazılarda da altını çizmeye çalıştım.

Kendi adıma her ikisinin bu ihtiyaca yanıt vermekten uzak olduğunu düşünüyorum.

Tabi ki pehlivan er meydanında belli olur. Ayrıca tabi ki hitap ettikleri belirli bir kitle olacaktır.
Ama kendi adıma “sandıkları patlatıp meydanları coşturacak, kitleleri ‘işte bu…’ diye peşinden sürükleyecek bir potansiyel” her ikisinde de göremiyorum.

Öncelikle 18 yıllık iktidarın günahlarına ortaklar.

Sonradan yaptıkları itirazlar daha çok kişisel sebeplere dayanıyor gibi…

“Başbakanlık yaptırmadılar, bakanlık vermediler, siyaseten kendimi ifade edemedimden” öteye gitmiyor şu ana kadar verilen mesajlar.

Özellikle ekonomi alanında “başarılı” işler çıkaran Ali Babacan’a dair beklentinin iş dünyasında oransal olarak yüksek olduğunu görüyoruz. Büyük bir çıkmazda görülen ekonomi için Babacan ismi belirli bir kitle üzerinde etkili olabilir.

Ama Babacan’ın başka açmazları da var.

Vesayet altındaymış gibi bir görüntü çiziyor.

Abdullah Gül vesayetinden söz ediyorum.

Türk seçmeni bağımsız ve güçlü liderlerin arkasından gitmeye programlıdır. Babacan yeni yolculuğunda başarılı olmak istiyorsa ilk mücadelesini bu görüntüyü ortadan kaldırmak için yapmalı.

“İşte burası çok önemli” dediğimiz noktaya geri dönersek; toplum herkesi kucaklayan merkez bir parti istiyor. Ekonomiyi toparlayacak, işsizliği çözecek, adaleti, eşitliği, toplumsal barışı sağlayacak bir parti…

Aslında 2001’de kurulan AK Parti’ye benzer bir modelden söz ediliyor.

O günlerde AK Parti, çekirdeğinde ‘milli görüş yoğunluğu’ olmasına rağmen ‘eğilimler koalisyonu’ olarak tanımlanıyordu. Tüm eğilimler, siyasi görüşler ülkenin kalkınması ve adalet hedefiyle bir araya getirilmişti. Siyasi istikrar ve güven temalı mesajlar halkta karşılığı bulmuş AK Parti kurulduktan sadece 1 yıl sonunda tek başına iktidara getirilmişti.

Gelinen süreçte AK Parti, kendi içinde evrim geçirdi.

Eğilimler koalisyonundan Erdoğan’ın partisine dönüştü.

Ve bugün yeni parti ihtiyacının kabarmasında AK Parti’nin kendi iç yolculuğunun etkisi kuşkusuz büyük olmuştur.

Şimdi önemli bir soruya yanıt vermemiz gerekir.

Eski Bakan Ali Babacan’ın ‘kadro hareketi’ ya da Eski Başbakan Davutoğlu’nun partisi Türkiye’deki eğilimlerin kaçta kaçına kucak açabilecektir.

Mesele onların kucak açmasıyla da bitmiyor. Bakalım bu eğilimler Davutoğlu ve Babacan’ın çatısı altında temsil edilmek isteyecek mi?

Büyük umutlarla kurulan fakat kadro ve söylem bakımından neredeyse Bahçeli’yi sevmeyenler/onaylamayanlar partisine dönüşen İyi Parti’de olduğu gibi Babacan ve Davutoğlu’nun partilerinin de ‘Erdoğan’ı sevmeyenler/onaylamayanlar partisine’ dönüşmesi kaçınılmazdır.

Niyetim cesaret kırmak değil!

Ama yeni partiye olan ihtiyaç, bu ihtiyaca yanıt vermekten uzak partilerle karşılanmaya çalışılırsa, işte o zaman ülke siyasetindeki değişimin önü tamamen kapatılmış olacaktır.

İhtiyaca yanıt vermekten uzak yeni partiler çözümü siyaset kurumundan bekleyen kitlelerin umudunu kıracak, gerçek anlamda yeni partilerin kurulmasını da ne yazık ki geciktirecektir.

Siyaset oyununda rollerin daha doğru dağıtılması adına söylüyorum bunları.

Örneğin Ali Babacan yeni bir parti kurmak yerine yeni partinin ekonomi kurmayı olarak daha fazla iş görebilir. Ya da Ahmet Davutoğlu da farklı bir rolle sahneye çıkmalıdır belki. Yeni parti için çok sayıda aktörden söz etmek mümkün…

Ama daha önceki bir yazıda altını çizdiğim gibi… Yeni parti için yeni bir hikâye yazılmalıdır. Yeni yüzler, yeni aktörler, yeni bir dil, üslup ortaya konmalıdır.

Tecrübe tabi ki önemli… Ama eskinin günahına ortak, yıpranmış, yorulmuş isimlerle yeni bir hikaye yazmak da yazılsa bile bu hikayeye kitleleri inandırmakta zor olacaktır.

Sonuç olarak gençliğin, yeni neslin enerjisini bünyesinde yoğunlukla barındıracak, tecrübeyle gençliği doğru bir şekilde yoğuran, tüm eğilimlere kucak açma potansiyeline sahip yeni bir parti, güçlü bir lider için Türk siyasetinde çok önemli fırsatlar olduğunu görüyoruz.

Er ya da geç doğru bir liderin etrafında doğru bir kadro bu fırsatı değerlendirecektir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Okuyucu
 10 Aralık 2019 Salı 12:54
İYİ PARTİ tarihi bir başarıya imza attı. Bazen 10 kişi akıl ve taktik ile 100 kişiyi yener.
 Köyden tarafı
 9 Aralık 2019 Pazartesi 21:49
Babacan ve Davutoğlu'nun kuracaklsrı partiyi "Bugüne kadar birsürü parti kuruldu sonu hüsran oldu" algısı yayılmaya çalışılıyor. Bu bir taktik milletin buna inanması isteniyor. Sayın Cumhurbaşkanı Sayın Babacan'ı çağırıp niye partiye dön dedi? İnsanlara köyden tarafı ışıklı gösterilmeye yeni partileri dikkate bile almayım anlatılıyor. İşin aslı Ankara Çıktıkçılar Yokuşunda yetişen Babacan'ın nasıl yavaş yavaş zorlayacağını neler konuşabileceği bilindiği için sonuçlar da biliniyor. Bu iki partiyi daha önce kurulanlarla kıyaslamak en büyük hata. Ekonomi,sanayi perişan, istatistik rakamları gerçek değil, merkez bankası başkanı, hazine ve maliye bakanı damat varın gerisini siz tahmin edin.
 Tek doğru
 9 Aralık 2019 Pazartesi 21:22
Desteklediğim tek olay Sayın Davutoğlu'nun önerdiği 2001 yılından beri Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık yapanların kendi, aile fertleri ve ikinci dereceden akrabalarının mal varlıklarında ki artışlar açıklansın. Bu bence daha başlangıç sayılır. Böyle birşey de ısrar devam ederse ülkede değil rüzgar değil fırtına ne tayfun o zaman kasırga eser.
 Rantçılar mı sağduyu mu
 9 Aralık 2019 Pazartesi 21:15
31 mart seçimlerine kadar başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes ne pahasına olursa olsun kanal İstanbul'un yapulacağını söylediler. Ak Parti içinde çok büyük topluluklar ekonomi bunun yanısıra köprü ve otoyollara vetilen hesapsız devlet garantisi nedeniyle karşı çıkıldı. Seçimden çıkan sonuç görülünce 23 haziran seçimlere kadar kimse kanal İstanbul'u ağzına almadı.Ak Partide okumuş kesim ikna olmadı seçim biter ertesi gün başlarlar denildi. 15 gün önce Sayın Dışişleri bakanı Sayın Çavuşoğlu hiç yokken kanal İstanbul'u gündeme getirdi.Hemen ardından inşaat ve ihale şirketlerinin televizyon kanalları İstanbul Boğazında daha önce gemi kazalarını ve zarar gören yalıları gösteren programlar sunmaya başladılar. Tarihine sahip çık kanal İstanbul yapılırsa boğazdan gemi geçmeyecek demeye başladılar. Onların derdi tarih değil çünkü onlara inşaat izini verilsin anında Topkapı Sarayına kepçe vururlar. Kanal İstanbul yapılacak diye arazi kapatanlar zaman geçtikçe huzursuzlanmaya başladı. Kanal İstanbul diye kim ısrar ederse hezimeti yaşar. Hiç kimse kanal İstanbul'u istemiyor ilk öncede Ak Partinin okumuşu da okumamışı da.Referanduma giderse kesin ret çıkar. Rantçıların isteği mi milletin isteği mi?
 Misafir
 9 Aralık 2019 Pazartesi 11:32
İyi Parti ne kadar başarılı olduysa bu yeni parti o kadar başarılı olur ikisi de proje olduğu için.
 Gürkan
 8 Aralık 2019 Pazar 22:21
18 yıldır iktidarda olanlar tüm bunları red mi ediyor? Hımmm.
 Lombak
 6 Aralık 2019 Cuma 20:25
Yeni parti sorunun temelinde ekonomik sorunlara eski yöntemle yaklaşım geliyor. Yeniden piyasa ekonomisi, yeniden borç çevirmek için batıya ve Ab''ye biyun eğmek. Yeniden sistemi abd''de olan f-35, patriot. Yeniden çözüm süreci, yeniden fetöye teslim yargı, ekonomi ve güvenlik. Bu yöntemleri reddeden yeni parti-lider yok. Oysa 18 yıldır iktidarda olanlar, serbest piyasa ekonomisinin sonunun geldiğini tespit edebiliyorlar mesela. Asya çağı başladı diyebiliyorlar. David ve baby bunları diyemiyor. Yeniden hilariyle el çakmak, rus uçaği düşürmek, montaj ekonomisinin devamı tek düşünceleri.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ege'de Sonsöz