EGEDESONSÖZ – Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) İzmir İl Başkanlığı, 14 Mayıs’ta yapılacak Milletvekili seçimleri öncesi İzmir’den 80 kişinin DEVA’dan aday adaylık başvurusunda bulunduğunu duyurdu. Kurucu İl Başkanı Seda Kaya Ösen ‘in yanı sıra İl Başkan Yardımcısı ve Türkiye Sakatlar Federasyonu İzmir Şube Başkanı İlknur Peder de aday adaylık dosyası verdi. İl Başkan Yardımcısı Av. Levent Uşkay da aday adayları arasında bulunuyor.
LİSTEDE ÖN PLANDA KİMLER VAR?
?DEVA Karşıyaka İlçe Başkanı Reyhan Güven, Bornova İlçe Başkanı Erkan Yanıkoğlu, Çiğli İlçe Başkanı Yakup Ateş, Bergama İlçe Başkanı Melih Sağlambaşoğlu, Balçova İlçe Başkanı Mehmet Ali Kaya ve Seferihisar İlçe Başkanı Emin Yüce de aday adaylıklarını açıkladı. En sürpriz isim, İrfan Erol oldu. İzmir Ticaret Odası Meclisi eski Başkan Yardımcısı İrfan Erol da DEVA’dan aday adayı oldu. İrfan Erol, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İZBETON ile başlattığı kentsel dönüşüm hamlesinde Uzundere Kooperatifi’nin başkanlığını yapmıştı.
Geçen yıl 6 Ocak’ta D.Ö., kızı E.Ö.’nün telefonuna bakarken internet arama motorunda cinsel içerikli arama yapıldığını görünce kendisi ile konuştu. E.Ö., babası Ü.Ö.'nün kendisine 9 yıldır istismarda bulunduğunu söyleyince D.Ö., polise şikayetçi oldu. Gözaltına alınıp, poliste suçunu itiraf eden Ü.Ö., tutuklandı.
Hazırlanan iddianamede; sanığın kızına 9 yıl boyunca cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemlerini haftada birkaç kez tekrarladığı ve bunu yaparken de kızını öldürmekle tehdit ettiği belirtildi. Savcı, sanığın '12 yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı', 'çocuğun nitelikli istismarı', 'cebir tehdit ve silahla çocuğun cinsel istismarı' ve 'nitelikli istismar' suçlarından cezalandırılmasını istedi. İddianame, İzmir 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde kabul edildi.
'BANA İFTİRA ATTILAR'
Geçen yıl mart ayında görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Ü.Ö., Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) avukatları, taraf avukatları ve anne D.Ö. katıldı. Sanık Ü.Ö., polisteki ifadesini reddedip, kendisine iftira atıldığını savundu. Ü.Ö., "Karım benden boşanmak istiyordu. Ancak kızımızın babasız büyümemesi için boşanma teklifini kabul etmedim. Onlar da kızım ile gizli gizli görüşüp plan yaptılar ve bana iftira attılar" dedi.
Mahkeme heyeti, olay tarihinde çocuğun 15 yaşını tamamlamamış olduğu gerekçesiyle sanığı 'nitelikli cinsel istismar' suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Eylemin kızına yönelik olması nedeniyle sanığın cezası, 30 yıla çıkarıldı. 30 yıllık ceza da suçun cebir ve tehditle gerçekleştirildiğine kanaat getirilerek 45 yıl oldu. 45 yıllık ceza, eylemin farklı zamanlarda birden fazla kez tekrarlanması nedeniyle 1 kez daha artırıldı. Sanığa verilen toplam hapis cezası, hiçbir indirim uygulanmadan 78 yıl 9 ay oldu.
YARGITAY DA ONADI
Sanık avukatının itirazı ile dosya, istinaf mahkemesine taşındı. Dosyayı görüşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15'inci Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını belirterek, itirazı reddetti. Kararın ardından sanık avukatı, bu kez dosyayı Yargıtay'a götürdü. Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi de temyiz sebebinin yerinde görülmediğine karar vererek, sanığa verilen 78 yıl 9 ay hapis cezasını onadı.
Kararı değerlendiren UCİM İzmir Hukuk Koordinatörü Avukat Özge Kalyoncu Yılmaz, "Dosyada mağdur çocuğumuzun ifadesi dışında sanığın ikrarı, tanık ifadeleri, adli rapor ve tüm maddi deliller değerlendirilmiştir. Verilen ceza gerek içerik gerekse bu tip suçlardaki yargılamaya emsal teşkil etmesi açısından son derece önemlidir. Nitekim olayın vahameti de göz önünde bulundurularak karar, yargı süreci mercilerince hassasiyetle ve öncelikle değerlendirilmiş, istinaf ve Yargıtay tarafından onanmıştır" dedi. (DHA)
Rusya-Ukrayna savaşının sürmesi nedeniyle bu iki ülke vatandaşlarının tercih ettiği yerlerden biri de Muğla'nın Bodrum ilçesi oldu. Bodrum'da Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından gündeme gelen olası İstanbul depremi endişesinin yanı sıra turizm sezonunun da yaklaşmasıyla kiralık yazlık ev ve villalara talep arttı.
Kent merkezi başta olmak üzere en çok rağbet gören yerlerden olan Yalıkavak, Türkbükü ve Gündoğan mahallelerinde geçen yıl 6 ile 15 bin lira arasında kiralanan 2+1 dairelerin aylık kirası, senelik kiralamada 10-25 bin liraya yükselirken, geçen yıl mayıs ve eylül aylarını kapsayan sezonda 25 ile 30 bin lira arasında değişen aylık kira ise 50 ile 750 bin liraya çıktı. Geçen sene 9 ile 18 bin lira arasında değişen 3+1 dairelerin aylık kirası senelik kiralamada aylık 15-30 bin lira oldu. Geçen sezon donanımına göre aylık 90 bin ile 100 bin liraya kiralanan villaların kira bedeli, bu sezon ise 150 bin ile 7 milyon lira arasında değişen fiyatlara yükseldi.
'YILLIK KİRALAMA YAPACAK KADAR YETERLİ KONUTA SAHİP DEĞİLİZ'
Ev sahiplerinin artık sezonluk kiralama yaptığını söyleyen Bodrum Emlak Müşavirleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Genel Sekreteri Serkan Zeki Öztuncay, "Özellikle pandemi dönemiyle başlayan, sonrasında Avrupa ülkelerinde yaşanan enerji krizi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Bodrum bölgesindeki konutlara ciddi anlamda talep aldık. Şimdi de ülkemizde yaşanan asrın felaketi sonrası ve İstanbul'da beklenen olası bir deprem endişesi sebebiyle bu talep daha da artmış durumda. Gelen vatandaşların burada uzun bir dönem yaşam sağlamak amacıyla geldikleri için burada yıllık kiralama gündeme geliyor. Fakat bölgemizde yıllık kiralama yapacak kadar yeterli konut sayısına sahip değiliz. Yıllık kiralamalarda bir önceki dönem yapılan kontratın yenilenmesi durumunda 1 Temmuz 2023 tarihine kadar olan dönemde yüzde 25 azami artış oranı olmasından dolayı da mal sahipleri ve kiracılar arasında sorunlar yaşanmakta. Mal sahipleri kiracılarına evlerini boşaltmalarını ve bununla birlikte sezonluk kiralama yapmak istediklerini öne sürüyorlar" ifadelerini kullandı.
'FİYATIN 7 MİLYONA KADAR ÇIKTIĞINI GÖRMEK MÜMKÜN'
Sezonluk kiralamalara dikkati çeken Öztuncay, sözlerini şöyle sürdürdü:
Yıllık kiralamalarda bölgede bir ailenin oturabileceği 2+1 dairenin aylık kira fiyatının 10 bin liradan başlayarak 25 bin liraya çıktığına şahit olmaktayız. Mal sahiplerinin bu düşünceleri doğrultusunda sezonluk kiralamada ciddi bir artış var. Burada bilinmesi gereken hususlar var. 678 sayılı kanun hükmünde kararnameyle konutların günübirlik ya da sezonluk kiraya vermesinin önü açıldı. Bu durum yasal zorunluluklar dahilinde açıldı. Mal sahiplerinin vergi dairesine vergi kaydı oluşturması, oda kaydı yaptırması, belediyeden günübirlik ya da sezonluk kira için ruhsat almaları, kimlik bildirim sistemi için üye olmaları gerekmektedir. İlan sitelerinde sezonluk kiralamalarda dairelerin aylık 50 bin liradan başlayarak 750 bin liraya çıktığını, villaların ise 150 bin liradan başlayarak 7 milyona kadar çıktığını görmek mümkün."
'KİRA ÇARPANI DEĞERİ BELİRLİYOR'
Kiralama yapanlara yapının değeri için uyarılarda bulunan Öztuncay, "Vatandaşımızın bilmesi gereken bir husus var. Bu rakamlar nasıl belirleniyor, belirlenirken hangi şartları göz önünde bulundurmak gerekir ya da bu rakamlar ne kadar gerçekçi konusunda biz Bodrum Emlak Müşavirleri Derneği olarak vatandaşlarımızı her zaman bilgilendiriyoruz. Burada en önemli husus kira çarpanıdır. Kira çarpanı, mevcut sahip olduğunuz ya da yeni satın almak istediğiniz bir konutun kiraya verip, elde ettiğimiz kira getirisiyle bize olan geri dönüşüm sürecidir. Ülkemizde 200 ile 300 ay aralığında kira çarpanı uygulanıyor. Bodrum'da değeri 5 milyon lira olan bir ev için 5 milyonu 200'e böldüğümüzde 25 bin lira, 300'e böldüğümüzde 16 ile 17 bin liralık bir kiralama bedeli ortaya çıkıyor. Bu ev 16 ile 25 bin lira arasında kiraya veriliyorsa uygundur. Emsallerine göre ev üstün niteliklerine sahipse bu oran artış gösterebilir. Kiralama talebinde bulunan vatandaşlarımız, bu kira çarpanını göz önünde bulundurarak değerlendirme yapabilir. Talep her yıl olduğu gibi bu yıl da artıyor. Bodrum'da sezonun full geçeceğine inanıyorum" diye konuştu. (DHA)
Metehan UD/ EGEDESONSÖZ - Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılına dair işgücü istatistiklerini açıkladı. 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre 337 bin kişi azalarak 3 milyon 582 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 1,6 puanlık azalış ile %10,4 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde %8,9 iken kadınlarda ise %13,4 olarak tahmin edildi.
İstihdam edilenlerin sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre 1 milyon 955 bin kişi artarak 30 milyon 752 bin kişi, istihdam oranı ise 2,3 puanlık artış ile %47,5 oldu. Bu oran erkeklerde %65,0 iken kadınlarda %30,4 olarak gerçekleşti.
İZMİR’DEKİ İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 13
Açıklanan rakamlarda İzmir’e dair veriler de yer aldı. İzmir’in resmi işsizlik oranı yüzde 13 oldu. Son iki yıllık süreçte İzmir’deki işsizlik rakamlarının düştüğü görüldü. İzmir’de 2020’de yüzde 17,1 olan işsizlik rakamı 2021’de 14,7’ye düşmüştü.
Verilere göre İzmir’de 2022’de 1 milyon 731 bin kişi istihdam edilirken işsizlik rakamı ise 260 bin TL oldu. 2021’de istihdam edilen kişi sayısı 1 milyon 588 bin iken verilere göre işsiz sayısı 273 bin kişi idi.
HİZMET SEKTÖRÜ İLK SIRADA
İstihdam edilen sektörlere göre dağılımda ise hizmet sektörü yer aldı. Hizmet sektöründe 1 milyon 42 bin kişi istihdam edilirken sanayi sektöründe ise 562 bin istihdam edildi. Tarım iş kolunda istihdam edilen kişi sayısı ise 127 bin oldu.
TARIM İŞ KOLUNDA DÜŞÜŞ!
Hizmet ve sanayi sektörlerinde çalışan işçi sayısında bir artış olurken tarım iş kolunda çalışan kişilerin sayısında düşüş olması dikkat çekti. 2021’de bu rakam 147 bin kişi idi.
Diren ÇELİK/EGEDESONSÖZ- Ekonomide yaşanan olumsuzluklar ve gıda fiyatlarında yaşanan artışlar nedeniyle, lokanta işletmecilerinin zor günler geçirmesine neden oluyor.
Yaşanan büyük felaketin etkilerinin de hissedildiği süreç ile ilgili değerlendirme yapan İzmir Lokantacılar ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Doğan Kılıç zaten kötü giden işlerinin, 6 Şubat’ta yaşanan depremle birlikte yarı yarıya düştüğünü ifade etti. Kılıç ayrıca geçmiş yıllara oranlar lokantacı esnafının Ramazan menüleri için hummalı bir çalışma yürütmediğinin de altını çizdi.
BUGÜN BİLE ETE 30 TL ZAM GELDİ
Kılıç değerlendirmesinde “Lokantalarda, hâlihazırda, hareketsiz bir dönem sürerken üstüne yaşanan deprem felaketi de işleri yarıya düştü. Ramazan ayında da bir hareketlilik beklemiyorum. Bugün bile ete 30 lira zam geldi. Esnafın işi Ramazan’da da zor. İftar saatinde de buralarda kimseyi bulamayız. Önceleri Ramazan geldiğinde bir hazırlık yapılırdı. Bir telaş yaşanırdı. İnsanların yüzü gülerdi. Bana ne zaman sahura kalkılıyor diye sorduklarında bile artık bilmiyorum. Heyecanımız kalmadı. Şimdilerde hazırlık şöyle dursun, nasıl ayakta kalacağız onun derdine düştük” dedi.
4 KİŞİLİK BİR AİLE BİN-BİN 250 TL’Yİ GÖZDEN ÇIKARMALI
Gıdada yapılan zamlar dolayısıyla vatandaşların alım gücünün düştüğünü kaydeden Kılıç, “Bugünün şartlarında, bir lokanta, 200 liraya çorba veriyor. Bunun gibi rakamlar olursa piyasada insanlar sokağa gelmez. Normal bir esnaf lokantasında, bir çorba 80 TL. Bir et yemeği 120-130 TL oldu. 250-300 TL’den aşağı sofradan kalkılmaz. Sıradan bir lokanta ya da esnaf lokantasından söz ediyorum. 4 kişilik bir aile geldiği zaman, Bin- bin 250 TL’yi gözden çıkarması gerekir. Bir de lüks restoranları düşünün. Her gün, her şeye zam geliyor. Dolayısıyla, insanların bütçesi sarsılıyor. Etin kilosu 260 TL’den başlıyor, 300 TL’lere dayandı. Ne alıp ne satacağız? Bu insanlar artık ne yiyecek?” diye konuştu.
BİR VATANDAŞ KEMERALTI’NDA NOHUT-AZ PİLAV’A 240 LİRA ÖDEDİĞİNİ SÖYLEDİ
Fahiş zamları denetleyen kurumların olmadığını ifade eden Kılıç, “Bugün bir vatandaş, Kemeraltı’nda esnaf lokantasında, bir nohut ve az pilav yiyip 240 TL ödediğini söylediğinde tüylerim diken diken oldu. Bu fiyatlarla Kemeraltı’nda lokantaya girmeye vatandaşlar korkar oldu. Yaptırım yetkimiz yok. Tek çözüm şikayet etmek ancak esnafını şikayet eden bir başkan değil, esnafının yanında olan, onların sorunlarını çözen bir başkan olmak istiyorum. Esnafı geziyorum, ben gramajını yüksek veriyorum diyor. Fiyat tarifesi çıkarıp gramajlarını belirledik. Rastgele, gramaj yükseltemezsin. Dönüp bana ben zamanında Cumhurbaşkanının esnaflığını yaptım diyor. Bu beni ilgilendirmez. Ben tarihi Kemeraltı kalkınsın istiyorum. Hiç keyfimiz kalmadı. Girdi maliyetleri, vergiler, personel giderleri çok yüksek. Bugün bulduğumuz fiyatları, bir daha aynı fiyata bulamıyoruz. Ne olduğunu da anlamıyoruz artık. Kontrol, denetim zaten yok. İnsanlar istediği fiyatı koyup satıyor. Ramazan için fiyat tarifelerini çıkardık, kimse gelip almıyor. Her gün bir günü aratıyor. Depremin öncesinde biraz daha işler iyiyken deprem sonrası kötü oldu. İnsanlar, lokantada yemek yemeye korkar hale geldi. 10-15 yıl öncesi kullanılan sefer taslarına döndük. Alım gücü yetmiyor. Her gelen bir zam yapıyor. Müşteri sayısı düşüyor. Çok mutlu değiliz. Deprem sonrası yaşanan göç ile alım gücü de düştü. O bölgeden gelen insanlar korkudan dışarı çıkamıyor” dedi.
‘15 GÜN KAPATACAĞIM’ DİYENLER VAR!
Esnafın, Ramazan ayında dükkanlarını kapatacağını söyleyen Kılıç son olarak,”Eskiden denetim mekanizmaları işliyordu. Kontrol yapılsa fiyat tarifelerine bakılsa o fiyat üzerinden satış yapılmaz. Her gün aldığım ham madde fiyatları değişiyor. Fiyat tarifesini alsam ne olacak ki? Esnafın yüzü gülmez oldu. 15 gün Ramazanda kapatacağım diyorlar. Kirasını, giderlerini nasıl ödeyecek, personelin maaşını nasıl ödeyecek?” diye sordu
Metehan UD/ EGEDESONSÖZ - Türkiye İstatistik Kurumu, geçtiğimiz haftalarda 2020 ve 2021 yılına dair ‘Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri’ açıklamış, rakamlarda artış dikkat çekmişti.
Raporda yer alan bilgilere göre İzmir’de 2019 yılında 27 bin 567 kişi ölürken 2020’de bu rakam 29 bin 897’e, 2021’de ise 34 bin 175’e yükselmişti. İzmir’deki ölüm hızı ise ortalamanın üstünde çıkmıştı. 2021 yılında ülke genelinde bin kişi başına 6,7 iken İzmir’de bu rakam 7,7 idi.
Raporda son 3 yıldır dünya genelini etkisi altına alan koronavirüs salgınına ait kayıtlarda yer aldı. Ülke genelinde COVID-19 kaynaklı ölüm sayısı 2020 yılında 22 bin 136 iken 2021 yılında 65 bin 198 oldu. İzmir’de ise 2020’de 271, 2021’de ise bin 788 kişi Kovit-19’dan dolayı hayata gözlerini yumdu.
İzmir’de ölüm istatistiklerinde dikkat çeken bir rakam ise solunum yoluna bağlı ölümlerdeki artış oldu. 2018’de solunum yoluna bağlı ölüm sayısı 4 bin 15 iken, 2019’da bu rakam 4 bin 555’e çıkmıştı. 2020’de ise solunum yolu hastalıklarına bağlı ölüm sayısı 5 bin 676 iken 2021’de ise 6 bin 128’e çıktı. Son 4 yılda yaklaşık yüzde 50 oranında bir artış kaydedildiği görüldü.
ARTIŞIN NEDENİ COVID-19
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Gül Ergör verileri Egedesonsöz’e değerlendirdi. Ölümlerdeki artışın Kovit-19 pandemisine bağlı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergör “Sokağa çıkma yasakları ve işyerlerinin kapanmasından kaynaklı özellikle de 2020’de ve 2021’de hava kirliliğinde düzelmeler de oldu. Çin'de bile en kirli hava kirliliğinin olduğu büyük kentler de oralarda bile hava kalitesi çok güzeldi. Türkiye'de de bütün dünyada hava kalitesinde düzelmeler oldu. Solunum yoluna bağlı ölümlerin önemli bir kısmının Kovit-19’a bağlı olduğunu söyleyebiliriz” dedi.
AÇIKLANANDAN DAHA FAZLA ÖLÜM
Kovit-19’un zatürreye neden olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ergör “Geç fark edildiyse Kovit-19 testi o kişilerde pozitif çıkmıyordu çünkü burundan boğazın arkasından alınan örnek artık akciğerlere indikten sonra test pozitif çıkmıyordu. Testin pozitif çıkması için akciğerlerden örnek alınması gerekiyor. O nedenle ölümlerin pek çoğu kayıtlara belki solunum sistemi hastalığı olarak geçse de Kovit-19’dan dolayı yaşamını yitirdiğini söyleyebiliriz. Çünkü pandemi sırasında solunum sistemi hastalıklarını arttıracak bir neden olamaz. Solunum sistemi hastalıklarının artışı aslında Kovit-19 nedenli. Açıklanan rakamlardan daha fazla Kovit’e bağlı ölüm var. Biz de bununla ilgili yazı hazırlığındayız. Yaptığımız analizlere göre Türkiye de 2020 ve 21 de Kovit-19 ölümlerinin 200 bine yakın olduğunu söyleyebiliriz.” diye konuştu.
Metehan UD/ EGEDESONSÖZ – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan aldığı izinle 2005 yılında Aydın’ın Çine ilçesinde felpast madeni ocağı açan Kale Grubu’na ait Kale Maden Endüstriyel Hammaddeler isimli şirket kapasite artışı için geçtiğimiz aylarda bakanlığın kapısını çalmıştı.
Yapılan başvuruya göre şirket mevcut ocak sahasını arttırmadan patlatma dizayn değişikliği ile birlikte üretim artışı planlıyor. Şirket 23,56 hektar büyüklüğündeki 4 ayrı poligondan oluşan sahada daha fazla dinamit patlatarak üretim kapasitesini yıllık 35 bin tondan 558 bin tona çıkarmak için izin istedi.
EVLERE 10 METRE UZAKLIKTA
Şirketin başvurusunu inceleyen Bakanlık ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verdiğini duyurdu. Çevre düzeni planında ‘tarım arazisi’ ve ‘ormanlık alan’ olarak işaretlenmiş bölgede kalan ocak için 3 bin 232 fıstık çamı ve kızılçam kesilecek. Poligonların en yakın konuta olan uzaklığının 10 ile 200 metre arasında olması da dikkat çekti.
YANI BAŞINDA ZEYTİNLİKLER
Ayrıca ocak alanlarının 3 kilometrelik yarı çapında çok sayıda zeytinlik yer alıyor. 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesine göre zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.
ZEYTİNLİKLERE ZARARI YOKMUŞ
Proje tanıtım dosyasında söz konusu madencilik faaliyetinin zeytinliklere zarar vermeyeceğine dair rapor yer aldı. Raporda “Sonuç olarak, çevrede bulunan tarım arazileri ve zeytinlik alanlara kaynaklanacak toz emisyonları Yönetmelik ve standartlarda belirtilen kontrol tedbirlerinin uygulanması, oluşan toz emisyonunun azalmasını sağlayarak alıcı noktalarda (Yerleşim birimleri, hassas kullanımlar, vb.) meydana gelebilecek olumsuz hava kalitesi değişimlerini engelleyecek ve Yönetmelik sınır değerleri içerisinde kalmasını sağlayacaktır.” ifadeleri yer aldı.
Sözlerine teklifi getiren iktidar sıralarına yüklenerek başlayan Sındır, “Ülkemiz ve geleceğimiz için son derece önemli olan bir genel seçime gidiyoruz. Sayın iktidar Milletvekilleri 22 yıldır aklınız neredeydi? Bu torba kanunun Anayasamızın temel ilke ve değerlerine aykırılık gösterdiği ortada iken bunu umursamayan sizler, iktidardan giderayak bazı menfaat çevrelerinin, sermaye ve rant odaklarının telaş içindeki taleplerini karşılama derdine düştünüz. Bu torba kanun ormanlarımızı daraltan ve rant odaklarının telaşlı taleplerini karşılayan, ormanlarımızı, tarımımızı, çevremizi, doğamızı ve ekosistemimizi korumak bir yana kamu yararı kisvesiyle bu değerlerimizi talan etmekten başka bir anlam taşımayan derme çatma bir tekliftir” dedi.
“ORMANLARIMIZI DARALTIYORSUNUZ”
Orman tanımı hatırlatması yaparak sözlerine devam eden Sındır, “6831 sayılı kanunun 1.maddesine göre, ‘tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.’ Orman Genel Müdürlüğü’nün tanımında da ormanların canlı bir sistem ve topluluk olduğuna vurgu yapılır, ormanların tabiatına uygun olarak sürdürülebilirlik ilkesi ile idare edilmesine dikkat çekilir. Yani, ormanlarımızın ekolojik değer katkısı ancak sürdürülebilir olmasına bağlıdır. Zaten, bu bilinçle, Anayasamızın 169. maddesi düzenlenmiştir. Buna göre; ‘devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi devlete aittir.’ Tüm bu gerçeklere ve bilimsel doğrulara karşın, geçmişte 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 52’nci maddesine aykırı olarak ifraz edilerek binlerce parsele dönüştürülmüş hususi orman alanlarını yeniden birleştirerek esas statülerine dönüştürmek yerine şimdi getirdiğiniz teklifle 3 hektardan küçük olan orman niteliğindeki parselleri, orman tanımından çıkarıyorsunuz. Bugünün muktedirlerine sesleniyorum; ormanlarımızı daraltıyor, çekinmeden Anayasayı bir kez daha ihlal ediyor, akciğerlerimize kıyıyorsunuz” dedi.
“KAMU YARARI SÜSÜYLE ÖRTÜLÜ YENİ BİR İMAR AFFI DÜZENLEMESİ”
CHP'li Sındır, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Teklifte şöyle bir madde var; ‘Devlet ormanlarında el konulan bütün yapı ve tesisler, inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, derhal yıkılır veya ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık hizmetlerinde kullanılabilir.’ bu kanun teklifi diyor ki: İmarsız, ruhsata aykırı kaçak yapılmış da olsa ben onu ihtiyaç duyduğumda kullanabilirim. Milletin aklıyla dalga geçiyorsunuz! Devlet ormanlarında izinsiz yapılan hiçbir yapıya, tesise her hangi bir belediye veya kurumun yapı inşaat ruhsatı veya yapı kullanma belgesi verebilmesi zaten kesinlikle mümkün değildir. ‘İmar Barışı’ adını vererek getirdiğiniz imar affı ile düzenlenen ‘Yapı Kayıt Belgesi’ne sahip yapı ve tesisler de bu madde kapsamı dışında ve bu alanlardaki yapılara verilebilmesi de mümkün değildir. El konulan bütün yapı ve tesisler, ruhsatsızdır, izinsizdir, kaçaktır, oturma raporu verilmemiş ve tüm bu nedenlerle depremde yıkılabilirliği yüksek riskli yapılardır. Dolayısıyla bu düzenleme esasen kamu menfaati süsüyle örtülü bir imar affıdır. Coğrafyamızın depremselliğini görmezden gelen, onbinlerce insanımızın canına mal olan depremlerin yıkıcı etkisinden ders almayan ve akıllanmayan bu iktidardan milletimiz 14 Mayıs’ta mutlaka hesap soracaktır. Bu yüce çatı altında görüşülen bu teklifin lekesi ömür boyu üzerinize yapışacak.”
Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü tarihi eser kaçakçılığı soruşturması kapsamında İzmir İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ve Kemalpaşa ilçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Bağyurdu Mahallesi'nde K.Y'nin aracını durdurdu.
Yapılan aramada Osmanlı, Roma ve Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen 72 parça tarihi eser ele geçirildi, K.Y'yi gözaltına aldı.
48 sikke ve 24 objeden oluşan tarihi eserler İzmir Müze Müdürlüğüne teslim edildi.
Gözaltına alınan şüphelinin işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. (AA)
Soğukpınar Mahallesi 332 Sokak’ta bulunan bir evde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Kısa sürede alevlerin sardığı evde bulunan Yaşar A'nın ihbarı üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
İtfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu yangın söndürülürken ev kullanılamaz hale geldi.
Dumandan etkilenip Kemalpaşa Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yaşar A'nın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Muhittin AKBEL / EGEDESONSÖZ – İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi eski Başhekimi Prof. Dr. Tanju Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi 2. Bölge Milletvekili aday adaylığı başvurusunda bulunmuştu. Prof. Çelik, 2015 seçimlerinde AK Parti’den aday olmasının bir sorun teşkil etmeyeceğini, tam aksine CHP’nin oylarını artıracağını öne sürdü, “O kesimden, benimle birlikte hareket etmeye hazır olduğunu belirten çok sayıda insan var” dedi.
SOSYAL DEMOKRAT YAŞAMI BENİMSEMİŞ BİR AİLEDEN GELİYORUM
Ailesinin, aile yakınlarının Cumhuriyet Halk Partili olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tanju Çelik, “Ben Bergama’da doğdum büyüdüm, bizi herkes tanır. Kayınpederim Kahraman Cengiz, 2004 yılında CHP Aliağa İlçe Başkanlığı yaptı. Hakkı Ülkü’nün başkan olduğu dönemde meclis üyesiydi. Ailem, sosyal demokrat yaşamı benimsemiş bir ailedir” yorumunu yaptı. 2015 seçimlerinde AK Parti’den aday adaylığıyla ilgili olarak, “Her şeyden önce genç, hızlı ve atak biriyim. Ülkeme hizmet etme konusunda çok farklı biriyim. Benim bu özelliğimi gören AK Partililer, milletvekili adayı olmamı istemişti. O dönemde teklif AK Parti’den gelmişti. Aday adayı olduk ancak listeye giremedik. Benim daha önce AK Parti’den adayı olmam sıkıntı yaratmaz, tam tersine CHP’nin oy sayısını artırır. Çünkü o çevreden, listeye girersen yanındayız, diyen, benimle birlikte hareket etmeye hazır binlerce insan var. Ben zaten çok fazla siyasallaşmadım Benim tek derdim, ülkeme hizmet etmek. Hiçbir parti için kötü konuşmuşluğum yoktur, olamaz zaten. Üretim endeksli çalışırım” diye konuştu.
BERGAMA’YA GALİNOS’UN ADINI TAŞIYAN ÜNİVERSİTE KAZANDIRMAK İSTİYORUM
Bakırçay’ın çeşitli dönemlerde Muharrem Toprak ve Rıfat Serdaroğlu dışında uzun yıllardır milletvekili olmadığını, vekil olması durumunda Bakırçay’ın sesi olacağını belirten Prof. Dr. Tanju Çelik, en büyük arzusunu şu sözlerle dile getirdi:
“Ben Bergamalıyım. Bergama Krallığı’nın hüküm sürdüğü kadim bir şehirde doğdum büyüdüm. Zeus’un Bergama’ya gelmesi için çok büyük uğraşlar verildi, hala veriliyor. Henüz Zeus gelmedi ama Bergama’nın bir de doktoru var, kralların doktoru Galenos… Galenos adını yaşatacak bir üniversite kurulmasını arzu ediyorum, Profesör unvanlı bir hekim olarak. Bakırçay Havzası’na bir üniversite kazandırmak, en büyük hayalim. Dünyanın kabul ettiği Galenos’a biz neden sahip çıkmıyoruz? Biz Bergama olarak Galenos’a sahip çıkacağız ve onun adına üniversite kuracağız.”
PROF. DR. VELİ LÖK’ÜN DESTEĞİNİ İSTEYEREK ÇALIŞMALARA BAŞLADI
Prof. Dr. Tanju Çelik, seçim çalışmalarına, İzmir’in ünlü duayen hekimlerinden Prof. Dr. Veli Lök’ü ziyaret ederek başladı. Prof. Çelik, 91 yaşındaki Veli hocanın desteğini istediğini söyledi.
izmirli 23 Mart 2023 Perşembe 10:13
|
Hamdi Özlü 23 Mart 2023 Perşembe 10:11
|
partili 23 Mart 2023 Perşembe 09:41
|
Partili 23 Mart 2023 Perşembe 09:36
|
İnci Şimşek 23 Mart 2023 Perşembe 09:00
|
Projeyi tanıtmak ve katılmak isteyen vatandaşlar ile birlikte bina ve site yöneticilerine detayları aktarmak için Çarşı Kültür Merkezi’nde ‘Yeşil Bina, Yeşil Site Nasıl Olunur?’ başlıklı bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da katıldı. Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı Saadet Çağlın uygulamaya ilişkin bilgiler verdi.
İlk etapta mimar, mühendis, şehir plancıları gibi konuya ilişkin alanında uzman personellerin yer aldığı bir çalışma grubunun kurulduğunu belirten Çağlın, yapılan araştırma ve çalışmaların sonucunda vatandaşa yönelik rehber niteliğinde saptamalara ulaşıldığını belirtti. Elde edilen verilerin özeti de broşür haline getirilerek bilgilendirme toplantısında vatandaşlara dağıtıldı. Bu rehberde; enerji verimliliği, su ve atık yönetimi, yeşil altyapı uygulamaları, ulaşım ve atık yönetimi konularında bina ve sitelerde yapılabilecek uygulamalar yer alıyor.
BELEDİYE TEKNİK DANIŞMANLIK HİZMETİ VERECEK
Konuya ilişkin açıklama yapan Belediye Başkan Yardımcısı Saadet Çağlın, şunları kaydetti: “Bu rehberde enerji verimliliği uygulamaları, yenilenebilir enerji kullanımı, su kaynaklarının korunması, tükenmekte olan doğal kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması, ekosistemi korumak, atıkları kaynağında dönüştürmek, yeşil altyapı ile birlikte güvenli, sağlıklı, konforlu yaşam alanlarını nasıl oluşturabiliriz başlıkları var. Bu amaçla da 11 başlıkla iyileştirme önerileri belirledik ve gönüllü başvurularda yapılan iyileştirmeler ile bina ve sitelerimizin yeşil bina, yeşil site belgesi olacak. Başvuracak bina, site malikleri ya da kiracılarına uzman ekiplerimizle teknik danışmanlık hizmeti vereceğiz. Ayrıca belediye hizmetlerimizden de süreli, ücretsiz ya da indirimli olarak yararlanmalarını sağlayacağız.”
Çağlın, şöyle devam etti: “Bu rehber sayesinde kentsel dönüşüm sürecinde de belediyemiz mevcut ve yeni yapılan yapılar için sağlıklı, güvenli yaşam alanları tesisinde yol göstermeyi amaçlamaktadır. İlçemiz sınırları içinde 2022 itibariyle 25 bin 156 ruhsatlı bina, 120’ye yakın site yapılaşmamız, 7 bin 492 adet de ticari işletmemiz bulunmaktadır. Ruhsatlı binaların 4 bin 310 adedi 2008 sonrası ruhsat almış olup enerji kimlik belgesi bulunmamaktadır. İlçemizdeki bina, site ve işletmelerin ekonomik ve çevresel amaçlı revizyonlarında ya da yeni inşaatların yapımında rehberimizin yararlı olmasını dileriz.” Çağlın konuşmasının ardından uygulanabilecek çalışmaları ve sağlayacağı faydalara ilişkin sunum yaptı.
“ETKİLERİNİ HENÜZ FARK ETMEDİĞİMİZ BİR FELAKET”
İklim krizi ve etkilerinin, yol açabileceği sorunların hala tam olarak anlaşılmadığını vurgulayan Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Şu anda gerçek anlamda bir felaketi yaşıyoruz. Daha henüz insanların bütün detaylarıyla etkilerini hissetmediği bir felaket. Bu yaz ülkemizin çeşitli illerinde su olmayacak çünkü su kaynakları tükendi. Kuraklığı en hafif yaşayan şehirlerden biri olmamıza rağmen İzmir’de de su kaynaklarında ciddi bir azalma var. Su tarımı etkiliyor, tarımsal üretimin düşmesine yol açıyor. Hava olayları da doğrudan tarıma etki ediyor. Hayvancılık da aynı şekilde gittikçe azalıyor. Tüm bunlar da çeşitli olaylara neden oluyor. Sulama yöntemlerimiz yanlış, doğal şartlarımıza uygun bir biçimde tarım yapmıyoruz” dedi.
“KRİZLER KAPIMIZDA”
İklim krizinin su, gıda, toprak ve enerji krizlerine de yol açacağını belirten Başkan Tugay, “Temelde dünyanın ısısının artmasına bağlı olarak dünyanın doğal dengesinin bozulması ve hatalı sanayileşme, hatalı tarım uygulamaları gibi nedenlerle şu an iklim krizi sebepli 3 ayrı krizle daha karşı karşıya kalmış durumdayız. Bunları su, gıda ve enerji krizi olarak sıralayabiliriz; ben bunların yanına bir de toprak krizini ekledim. Çünkü toprak da ölüyor; hatalı tarımsal uygulamalar, şehirleşme ve toprağın kendi kaderine bırakılması buna neden oluyor. Aşırı sıcaklık, kuraklık, erozyon ve insanların ilgisizliği de toprağın yavaş yavaş ölmesine yol açıyor. Tüm bu krizler kapımızda, sandığımız kadar uzun bir vade yok önümüzde. Bunları düşünmemiz, bunlarla ilgili iyi ve doğruyu düşünmemiz hepimizin boynunun borcu; bütün toplum bilinçlenmek zorunda” diye konuştu.
“HEPİMİZİN SORUMLULUĞU VAR”
Tugay, dünyayı karşı karşıya olduğu felaketlerden korumak için her bireyin üzerine düşen sorumluluklar olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bahsettiğimiz bu gerçekleri anladıktan sonra İklim Değişikliği Müdürlüğü kurduk ve bu kötü gidiş için ‘ne yapabiliriz’ diye düşünmeye ve çalışmaya başladık. Eylem planı hazırladık, bazı önlemler aldık, raporlar hazırladık ve onların takibini yapıyoruz. Ama bir noktadan sonra şehrin, insanların, toplumun da katılımına ihtiyaç olduğunu saptadık. O yüzden yeşil site, yeşil bina çalışmasını başlatmaya karar verdik. Herkesin birbirine yardım ettiği bir ortamda bu uygulama ile kendi üzerimize düşenleri yapacak, o krizlere karşı önlemler alacağız. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak için birbirimizi eğitmeye, konuyu uzmanlarından dinlemeye ihtiyacımız var. Çok basit uygulamalar ile tasarruf edebiliriz, gereksiz tüketimden kaçındığımız anda enerji harcamamızın yüzde 50’ye kadar düşme ihtimali çok yüksek. Enerji karbon emisyonuna en fazla neden olan şeylerden biri, bu şekilde karbon emisyonunu da düşürebiliriz. Enerji verimliliği ilk önce odaklanmamız ve yapmamız gereken en önemli şey. Karşıyaka Belediyesi olarak saydığımız bu alanların tümünde çeşitli çalışmalar gerçekleştiriyoruz ama sadece belediyenin çalışmasıyla olmayacağını bildiğimiz için enerji verimliliği, suyun doğru kullanımı, gıda ile ilgili hem üretimde hem tüketimde vatandaşlarımızın verebileceği katkıyı sizlerle konuşmak, sizi bilgilendirmek ve teşvik etmek istiyoruz. Bu süreci birlikte götürmek istiyoruz.” Başkan Tugay, doğa esaslı çözümlerin uygulanması gerektiğini de vurguladı.
Toplantının sonunda katılımcıların soruları da yanıtlandı. Bilgilendirme toplantısına CHP Karşıyaka İlçe Başkanı Rafet Yacan, belediye meclis üyeleri, bina ve site yöneticileri, muhtarlar ve vatandaşlar da katıldı.
Menderes Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, fırın denetimlerini Ramazan ayının gelmesi ile arttırdı. Denetimlere ilişkin bilgilendirmede bulunan Menderes Belediye Başkan V. Erkan Özkan, Zabıta Müdürlüğümüzce ilçemizde bulunan işletmelerin denetimlerinin belirli periyotlarla yapıldığını Ramazan ayının gelmesi ile de denetimleri arttırdıklarını söyledi. Bu kapsamda Zabıta müdürlüğü, fırınlarda; gramaj, hijyen ve ruhsat denetimi yaptı.
“Amacımız temiz ve uygun fiyatlı pidenin herkese ulaşmasını sağlamak”
Özkan konu ile ilgili olarak şunları kaydetti:
“Önceliğimiz Ramazan ayının sembollerinden olan Ramazan pidesinin uygun ve temiz bir ortamda vatandaşlara sunulması. Sonrasında ise gramajı ve fiyatı. Bu kapsamda Ramazan ayı boyunca Zabıta müdürlüğüne bağlı ekiplerimiz ilçemizde bulunan tüm fırınların denetimini devam ettirecek. Hepimizin hayırlı bir Ramazan geçirmesini temenni ediyorum.”