MENÜ
İzmir
Ege'de Sonsöz
Kaya’nın hedefinde, CHP Lideri vardı: Kılıçdaroğlu İzmir’e bir daha gelmez!
Politika
25 Ekim 2021 Pazartesi 16:17

Kaya’nın hedefinde, CHP Lideri vardı: Kılıçdaroğlu İzmir’e bir daha gelmez!

AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, "Kılıçdaroğlu nereye gitse, vatandaştan tepki görüyor. Uzundere'deki tepki de bardağı taşıran son damla olmuştur. Kılıçdaroğlu'nun bir daha İzmir'e geleceğini düşünmüyorum. CHP'li Soyer, CHP'li siyasetçileri İzmir'de sokağa çıkaramaz hale getirdi” dedi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEDESONSÖZ – AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, SONSÖZ TV’de Gazeteci Fatih Yapar’ın konuğu oldu. Yapar’ın sorularını yanıtlayan Kaya, gündeme dair çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

BİZ BU HİKAYEYİ İZMİR’DE 25 YILDIR DİNLİYORUZ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun'un Türkiye Belediyeler Birliği ile ilgili yaptığı açıklamayı değerlendiren  Kaya, şunları söyledi:

"Biz bu hikayeyi 25 yıldır İzmir'de dinliyoruz. Bu türkü, yeni bir türkü değil. Aziz Kocaoğlu'nun belediye başkanlığı döneminde başlamış ve CHP'nin kendi beceriksizliğini örtmek için söylediği türlü… İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ne bugün, ne geçmişte Ankara'da bekleyen bir projesi yok. Zaten bir iş de yürütmüyorlar.  İstediler, Karabağlar Yeşillik caddesi dediler, verdik. 2,5 yıldır hiçbir şey yapmadılar. Ankara'da bekleyen projeleri yok. Bu İstanbul ve Ankara için de geçerli. Bu şekilde algı oluşturma çalışmaları geçmişte de yapıldı. Beceriksizliklerine mazeret üretmek için buldukları bir yöntem bu. Belediyeler Birliği ile ilgili CHP'nin Genel Başkanı'nın ortaya koyduğu ayrıştırıcı, bölücü dilin ortaya koyduğu durumdur. Belediyeler birliğinden belediyelerimiz şunu almadılar, desinler. Belediyeler birliği daha çok küçük belde belediyelerine  araç gibi imkanlar sağlıyor. Bunu Seyit Torun bey ifade ederken, somut bir şey diyebiliyor mu? Yani CHP bunu istedi, olmadı da, AK Parti aynısını isteyince oldu, diyebiliyor mu? Diyemez; çünkü yok böyle bir şey."

KİM YETKİ İSTEDİYSE, HEPSİ YETKİYİ ALDI
İzmir'deki kentsel dönüşüm çalışmaları noktasında İzmir'de hangi CHP'li belediye başkanı izin istediyse iznin verildiğini belirten Kaya, "Narlıdere belediyesi modelini oluşturdu,  bakanlık da geldi planlarını kıstaslara uygun yapınca sonuçlarını aldı, yakında da başlayacaktır. Diğerlerinde de, biz bununla ilgili baştan dedik ki, kentsel dönüşüm yerel yönetim buyurun yapın. Kim yetki istediyse hepsi yetkiyi aldı. Başlayan neresi var? Gaziemir Aktepe-Emrez… Yıllar geçti üzerinden. Uzundere Karabağlar'da 9 yıl geçti, yetkiyi alalı. İzmir'deki hangi noktada CHP'li belediye yetki aldıysa, kentsel dönüşüm ile ilgili bir adım atmamış" diye konuştu.

KÜÇÜK BİR İTİRAFNAMEDİR
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Uzundere'de yöneltilen 'dönüşüm' eleştirisi sonrası  'hükümet halletsin' söylemini itiraf olarak nitelendiren Kaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"CHP belediyecilik anlayışının çöktüğünü biz biliyorduk. Ancak Kılıçdaroğlu bunu itiraf etmiştir. Biz bunu 9 yıldır yapmadık, ihalesini bile gerçekleştiremiyoruz diyor. Uzundere, Türkiye'nin örnek kentsel dönüşüm projesi olarak gösterilmişti.  Kocaoğlu döneminde ufak etap çıkışı oldu. O küçük bir itirafnamedir. Vatandaş açık açık mağduruz diyor. Evet mağduruz diyor. Kılıçdaroğlu diyor ki, biz çözemedik, o zaman hükümet çözsün. Hadiseyi çözemiyor.  Bizim sloganımız var, onlar konuşur AK Parti yapar, diye. Benim belediye başkanlarımız beceremedi, hükümet ile konuşun, hükümet yapsın, diyor. Bizim yapacağımızı da onlar görüyor ve biliyor. Biz Türkiye'nin pek çok noktasında bunları uyguladık, yaptık. Kılıçdaroğlu, bu sözleriyle CHP'li belediyeciliğin çöküşünü itiraf etmiştir. Sayın Soyer'in belediyeciliği de Uzundere'de bitmiştir."

Uzundere kentsel dönüşüm 3. etap ihalesi 4 Ekim'de! - Emlak Sayfası

UZUNDERE'DEKİ TEPKİ, BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA OLMUŞTUR
CHP Lideri'nin nereye giderse tepki gördüğünü öne süren Kaya, "Selden sonra gelmişti, altyapı eksikliğinden kaynaklı olarak Kılıçdaroğlu'nu sıkıştırmıştı vatandaşlar. Bu kadar oy verdik, altyapı sorununu çözemediniz diye. Kılıçdaroğlu nereye gitse vatandaştan tepki görüyor. Uzundere'deki tepki de bardağı taşıran son damla olmuştur. Ben Kılıçdaroğlu'nun bir daha İzmir'e geleceğini düşünmüyorum. CHP'li Soyer, CHP'li siyasetçileri İzmir'de sokağa çıkaramaz hale getirdiler. Son heyet geldi, İzmir'in merkezine sokamadılar . O kadar milletvekili gelmiş, neden merkez ilçelere götürmediniz hiç? Çünkü gelse, merkeze o şikayetlerden milletvekilleri de bunalıp ilk uçakla geri dönerdi. Kılıçdaroğlu'nun da İzmir merkezine girme noktasında aldığı ciddi tepkiler vardı. Burada da belediye programlarından ayrılıp vatandaş arasına girince yine tepki almış oldu. Amerikan Başkanı  Trump’ın, ilk aday olduğunda yaptığı konuşmalarda yüzde 79'unun doğru olmadığı tespit ediliyor. Başkanlığının ilk yılında, 2 bin 140 yalan söylüyor. Sayın Soyer'in de durumu da budur. Kamuoyunu bu kadar yanıltıcı beyanda bulunmak doğru değil" dedi.

ARTIK VATANDAŞLAR ELEŞTİREL BİR TAVIR ORTAYA KOYUYOR
İhaleye katılanların olmadığı söylemlerine de 'bahane' olarak değerlendiren Kaya, geçmiş dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu üzerinden örnek vererek şunları söyledi:

"Burada bir acziyet var.  Kılıçdaroğlu'nun çözümünü merak ediyorduk, o da ortaya çıktı. Aziz Bey döneminde bunlar yoktu. Belki çözmüyordu sorunları ancak farklı şekilde göğüslüyordu, onun da  türküleri vardı. Bugün gelinen noktada artık İzmirli, CHP'nin büyükşehir belediye başkanı olmak üzere tüm başkanlarından umudu kesmiş. İncir kabuğunu doldurmayacak konulardan Kılıçdaroğlu'na gidiyorlar artık. En sonunda, benim belediye başkanlarım beceriksizlik yaptı, hükümet ile konuşun, hükümet çözsün, diyor. Bu Uzundere bence artık finaldir. Kılıçdaroğlu 2011'den beri İzmir milletvekili. Fakat İzmir'in problemlerinden haberi yok. Bizimkiler ihaleye çıkmış ihaleye giren olmamış diyor. Bu kadar mı beceriksiz belediyen var? Biz neyi önerdik? İstanbul Büyükşehir Belediyesi AK Parti'deyken KİPBAŞ örneği var. Belediyeler zaten bu noktada belirli şirketler kurup ihaleyi müteahhitlere bırakmıyorlar. İzmir'de CHP bu mazeretlerini ortaya koyuyordu ve İzmirli hemşehrilerimiz buna prim veriyordu. Ancak bu noktada artık vatandaşlar eleştirel bir tavır ortaya koyuyor."

KİM SİYASET YAPIYOR, KİM SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN ÇALIŞIYOR, BUNU GÖRDÜ
Kılıçdaroğlu’nun 'TOKİ yapsın' talebine olumlu yanıt veren Kaya, şunları söyledi:

 "Aziz Kocaoğlu, TOKİ'yi İzmir'e koymam dedi. O dönem anlaşmalar yaparak TOKİ'yi bırakmadı. Ama artık şehir ne diyor? TOKİ gelsin, çözsün, diyor. AK Parti, hükümet çözümü biliyor, gelsin çözsün, diyor vatandaş. Tabii ki biz çözeriz. İzmir'de belediye kaynakları ile o kadar ihaleye çıkıyorsunuz. Biz TOKİ ile de kentsel dönüşüm noktasında çözeriz. En son deprem konusunda konu nereye geldi? Bakanlığa geldi. Çünkü vatandaşların da belediyeden umudu yok. İBB'nin toplantısına katıldılar ve kim siyaset yapıyor, kim sorunları çözmek için çalışıyor, bunu gördü."

Bahçelerarası - Vikipedi

İNCİRALTI, İZMİR'İN EN BÜYÜK YEŞİL ALANI OLMALI
İzmir'de yapımı süren İnciraltı projesiyle ilgili gelişmeleri de değerlendiren Mahmut Atilla Kaya, şu bilgileri aktardı:

"Biz bu sorunu 2022’ye bırakma niyetinde değiliz. Çalışmalar olgunlaştı. İBB ve Balçova Belediyesi'nin görüşleri bakanlığa iletildi.  Bu hafta, yeni genel müdür ile görüşme gerçekleştireceğim. Bizim hedefimiz, 2022'ye bırakmamak. Bizim üç tane olmazsa olmazımız var, dedik. Birincisi, İzmir'in en büyük yeşil alanı olmalı. İkincisi, yüksek kat olamamalı. Üçüncüsü, sağlık turizmi için kullanılmalı. Bunun dışında, herkesi memnun edecek bir plan olacak. Biz şeffaf biçimde çalışıyoruz. Bu İzmir'in geleceğidir. Çeşme projesi ile ilgili de çalışma devam ediyor. Gayet şeffaf. Bu arkadaşlar bire bir iyi arkadaşlar. Niye böyle bir sürece gitti, enteresan. Bu şehrin belediye başkanı olsam, bu projeyi destekliyorsam, arkadaşlara anlatabilirim. Biz yaşıyoruz bunu.Bunlar yıllardır İzmir'de danışıklı dövüş yaparak istemezükçülük yaptılar. Bunu çok ispat ettik biz. Kağıt üzerinde ayrı bir tüzel kişilik, ne kadar samimi ki, dava açan odalarda Soyer'in danışmanları var."

MESLEK FABRİKASINI İSTANBULDA BİR VAKFA VERDİ
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nde tartışmalara neden olan Meslek Fabrikası ile ilgili de CHP'li meclis üyelerinin de destek vermediğini belirten Kaya, şu açıklamalarda bulundu:

“Meslek Fabrikası'nı İstanbul'da bir vakfa verme noktasına protokol yaptığın gün, Elektrik Fabrikasını bana ver, diyorsun. Böyle bir saçmalık olabilir mi? İzmirli buna çok güzel cevap verdi. Ticaret odamız hemen talepte bulundu. İzmir'de 9 üniversite var. Bir üniversite ile anlaşma yapacaksan, İzmir’dekilerle yap. Soyer'e kendi meclis üyeleri de inanmıyor. Çoğunluk kalmadı salonda. İYİ Parti Grup Başkanvekili'nin de beyanlarını okudum. Bu siyasi bir konu değil, İzmir'in malı. İYİ Parti Milletvekili Aytun Çıray da eleştirisini yapmış bu konuda.  Sayın Soyer’in, ne yaptığını bilmeyen bir yönetim tarzı var. Nedir, kimdir, bu vakıf? 9 üniversite var. 2 tanesi özel. İzmir insanına güvensizlik söz konusu.  İzmirliler yönetimde olsa, böyle şey olmazdı. CHP'li meclis üyeleri inşallah particilik yapmazlar ve kendilerinin de bilmediği bir vakfa vermezler Meslek Fabrikası’nı. Grup Başkanı ve sözcüsü savundu ancak meclis üyeleri inanmadığı için salonu terk ettiler. Cumhur İttifakı ve İYİ Parti, bu milletin malıdır, deyip engel oldu. Yangından mal kaçırmak ister gibi bu protokolün devri konusu gündeme geliyor. Bu konu, siyaset üstüdür. Ben İzmirlilerin bu karara müsaade edeceklerini sanmıyorum."

MENDERES’TE HANGİ MUHTAR İKNA OLMUŞ?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, Menderes'e yapılacak katı atık bertaraf tesisi için muhtarların ikna olduğu şeklindeki açıklamasını değerlendiren Atilla Kaya, “Muhtarlar ikna oldu, diyor Soyer. Hangi muhtar ikna olmuş? Hepsi, olmasın, diye imza vermiş. Kendi meclis üyeleri bile olmasın diye imza vermiş. Menderes’te, tesisin yapılması düşünülen yerde vatandaşla toplantı gerçekleştirilemiyor? Hadi git anlat vatandaşa. Hani demokrasi, diyordu. Niye anlatamıyorsun? Gerçekten doğru bir siyasetçi şekliyle adım atsan, aday olduğunda Menderes’teki çöp projem bu, diyemedin? Biz söyleyince, sen böyle bir projem yok, dedin? Bu konuda da Soyer doğru konuşmuyor” dedi.

ORADA TORBALI VE GÖZTEPE GİBİ İKİ MARKAYI BİRLEŞTİRECEKTİK
Mahmut Atilla Kaya, Torbalı'da Göztepe tesisi için çalışma talimatı veren Kılıçdaroğlu’nun hamlesini de değerlendirdi:

“Kılıçdaroğlu'nun meseleden haberi olmadığı belli. AK Parti belediyesi varken, oradaki 100 bin metrekarenin üzerindeki alana,spor tesis yapıp Göztepe ve Torbalı gibi iki büyük markayı birleştirecektik. Çocuklarımız için bunu yapacaktık. Spor projesinin rantı mı olur? Okul ve üniversite oraya kadar gidecekti. CHP'nin desteği ile bu protokolü iptal ettirildi. İzmir çok önemli bir yatırımı kaybetti. 2,5 yıl sonra bu sorun çözülecek.”

İZMİR’İN İLÇELERİNİN YARISINDAN FAZLASINI ALIRIZ
Atilla Kaya, “AK Parti, yerel seçimlerde kaç ilçeyi alır?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Sahada gördüğüm tabloyu söylüyorum. Bizim öncelikli hedefimiz 2023. Ancak 2024'e doğru açık ve net bir durum var. İzmir meseleye rasyonel bakıyor. CHP'ye verdiği kredi bitmiş. Tunç Soyer, CHP'li belediyecilik anlayışını bitirmiş durumda.  İzmirli artık çantada keklik değil. 25 yıl bahane olmaz, diyor vatandaş. Sandıktır, demokrasidir. Bu konuda çok ümidimiz var. Ben Büyükşehir dahil, ilçelerin yarıdan fazlasını alırız, diyorum.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Başkan Batur'dan o karara ilk değerlendirme: El kaldırıp indiren olmak istemiyoruz!
Yerel Yönetimler
25 Ekim 2021 Pazartesi 16:25

Başkan Batur'dan o karara ilk değerlendirme: El kaldırıp indiren olmak istemiyoruz!

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) için 'Şeffaf bir yönetim yok' eleştirilerinde bulunana TBB Encümen Üyesi ve Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, "Fatma Hanım'a sözlü olarak, defalarca toplantı yaptık. Bu hakkaniyetle olsun, dağıtımlar encümene gelsin orada karar verilsin, bizde hangi belediyeye ne verildiğini görmemiz lazım, yönetim kurulunda sadece oturup elini kaldır indir bir yönetim üyesi olmak istemeyiz. Belediye başkanlarımızın hakkını savunmak için oradayız" diye konuştu.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Oktay GÜÇTEKİN / EGEDESONSÖZ - Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun sabah saatlerinde yaptığı açıklama ile Türkiye Belediyeler Birliği'nin ayrımcı bir politika izlediğini ve bundan ötürü Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin hakkında görevi kötüye kullanmadan suç duyurusunda bulunacaklarını açıklamıştı.

Yapılan açıklama sonrası ise AK Parti cephesinden eleştiriler gelirken, Türkiye Belediyeler Birliği Encümen Üyeliği görevini yürüten Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Ege'de Sonsöz'e açıklamalarda bulundu.

HANGİ BELEDİYEYE NE VERİLDİĞİNİ GÖRMEMİZ LAZIM
Encümen üyeleri olarak hangi belediyeye ne kadar yardım yapıldığı hakkında bir bilgileri olmadığını vurgulayan Başkan Batur, "Türkiye Belediyeler Birliğinde CHP'li 4 belediye başkanı var temsil olarak. Konak Belediye başkanı olarak ben, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar. Türkiye Belediyeler Birliği bütçesi belediye bütçelerinden kesilen 1000/1 oranındaki kesintilerden oluşuyor. Fatma Hanım 2015 yılından beri Belediyeler Birliği Başkanı. Biz burada seminerler yapılıyor, toplantılar yapılıyor, belediyelerin çalışmaları ile ilgili çalışmalar yapılıyor, en önemli çalışma bölümü de belediyelerin araç gereç, iş makinesi temininde adaletli ve hakkaniyetli bir dağılım yapılması. TBB'ye CHP'li Belediyelerin 2021 yılında aktardığı rakam 86 milyon TL. Ancak 16 milyonluk iş makinesi alınabilmiş. Yani bütçenin yüzde 53'ü gibi bir rakamı sağlayan CHP'li belediyeler bu bütçeden ödediği rakam kadar iş makinesi ve ekipman alamamışlar. Bizde bunu defalarca Fatma Hanım'a sözlü olarak, defalarca toplantı yaptık. Bu hakkaniyetle olsun, dağıtımlar encümene gelsin orada karar verilsin, bizde hangi belediyeye ne verildiğini görmemiz lazım, yönetim kurulunda sadece oturup elini kaldır indirdik bir yönetim üyesi olmak istemeyiz. Belediye başkanlarımızın hakkını savunmak için oradayız.  Defalarca söyledik anca ne yazık ki karşılığını bulmadı" diye konuştu.

AMACIMIZ CHP'Lİ, İYİ PARTİLİ VE DİĞER BELEDİYELERİN HAKLARINI SAVUNMAK
Verilen 4 maddelik yazılı talebe de dikkat çekerken, "Geçtiğimiz ay içinde de 4 maddelik 2015 yılından itibaren Adalet ve Kalkınma Partili, MHP'li CHP'li İYİ Partili, HDP'li belediyelere hangi araçlar verildi, bedeli nedir, yetki kimdedir bize bilgilendirmesi yapılması yönünde yazılı talebimiz oldu. Ancak bunun karşılığında bize sadece CHP'li belediyelere 2020 ve -2021 yılında verilenler ile ilgili bir bilgi verildi. Biz bir kıyas yapamıyoruz. Bize bu verildi ancak AK Parti'li ve MHP'li yani Cumhur İttifakı belediyelerine ne verildi bunu bir türlü öğrenemedik. Bu bilgiyi paylaşma noktasında tereddüt halindeler. Bizde yarın TBB'nin hem encümen hem de birlik toplantısı var. CHP'li Belediyeler olarak buraya katılmamayı ve bütün belediye başkanları olarak protesto etmeye karar verdik. Bize verilmeyen bilgilerin alınması için savcılığa başvuruda bulunduk. Bizim buradaki amacımız CHP'li, İYİ Partili ve diğer belediyelerin haklarını savunmak. Ancak şeffaf bir yönetim yok, bilgi paylaşımı yok. Neler yapılıyor, ne çalışmalar yapılıyor bununla ilgili gerekli bilgileri alamadığımızdan bu duruma geldik" ifadelerini kullandı.

ÖLÇÜM YAPACAK VERİ YOK
AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya'nın 'Somut delil ortaya koyamıyorlar. Yani CHP'li bir belediyenin isteyip de verilmediği ama AK Parti isteyince verilen bir şey gösterebiliyorlar mı? Çünkü yok" ifadelerine de yanıt veren Batur, "CHP'li yönetimde olan encümendeki üyeler olarak biz 4 maddelik bir dilekçe verdik. 4 maddede şu yazıyor; Biz 2015 yılından bu zamana belediyelere ne kadarlık yardım yapıldı, hangi belediyeye ne kadarlık iş makinesi verildi, bunun tutarı ne kadardır bunu istedik.Bu dilekçenin karşılığında verilen ise sadece CHP'li belediyelerin verileriydi. Biz diğer belediyelere ne verildiğin bilmiyoruz encümen üyeleri olarak. Biz encümen üyesi olarak denetim mekanizmasını çalıştırıyoruz. Biz denetleme yetkisine de sahip değiliz.  Bizim bir şey diyebilmemiz için önce bilgi sahibi olmamız lazım. AK Partili MHP'li belediyeye ne kadar verdi bilmiyoruz. Ölçüm yapacak veri yok" diye konuştu.

ŞAHSİYETİNE, BELEDİYECİLİĞİNE, BELEDİYE BAŞKANLIĞINA BİR ŞEY DEMİYORUZ
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin ile kişisel bir problemleri olmadığını da belirten Batur, "Bizim rahatsız olduğumuzu konu bu. Fatma Hanım'ın şahsiyetine, belediyeciliğine, belediye başkanlığına bir şey demiyoruz. Ancak yönetim tarzına karşı, özellikle şeffaf yönetim uygulanmadığı yönde kamuoyunu da bilgilendiriyoruz. CHP'li Belediyelerin hakkı yeniyor, biz bu hakkın yenmemesi için mücadele ediyoruz. Genel Başkan Yardımcımız dediği gibi hakkaniyet sağlanana kadar toplantıya katılmayacağız ve boykot edeceğiz. Şu anda Cumhur İttifakı Belediyeler Birliğiydi, aynı şekilde devam ederler" dedi.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

CHP'li Torun'dan TBB çıkışı: Savcılığa suç duyurusunda bulunacağız!
Politika
25 Ekim 2021 Pazartesi 11:18

CHP'li Torun'dan TBB çıkışı: Savcılığa suç duyurusunda bulunacağız!

Türkiye Belediyeler Birliği’nin ‘Cumhur İttifakı Belediyeler Birliği’ne dönüştüğünü ileri süren CHP Genel Başkanı Yardımcısı Seyit Torun Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin ve Birlik yöneticileri hakkında “görevi kötüye kullanmaktan” suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. 
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEDESONSÖZ- Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, CHP’li belediye başkanları ile birlikte Türkiye Belediyeler Birliği’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. 
CHP Genel Merkezi'nde konuşan Torun'un açıklamaları şöyle:
"Bir tarafta sadece kendi çıkarlarını düşünen anlayış, diğer yandan yönetilemez bir ülke ile karşı karşıyayız. CHP'li belediyeler böyle bir ortamda vatandaşların sorununa çözüm bulmak için her türlü mücadeleyi veriyor. Belediyelerimizin yetki ve sorumluluğu ellerinden alınıyor. Vatandaşa hizmet verilen projelere engeller çıkarılıyor. Türkiye Belediyeler Birliği siyasi ayrım gözetmeksizin her belediyenin hak ve hukukunu gözetmek için kurulmuştur. Ülkemizdeki her belediye, Türkiye Belediyeler Birliği'nin doğal ve zorunlu üyesidir. Birliğin bütçesi genel bütçeden belediyelere aktartılan bütçeden kesilerek aktarılan bütçedir. 2019 yerel seçimlerinden sonra birik bütçesinin yüzde 50'sinden fazlası CHP'li Belediyelerden kaynaklanmaktadır. Sadece 2020 yılında belediyelerimizden 86 milyonluk kaynak kesintisi yapılarak birliğin bütçesine aktarılmıştır. Ancak üzülerek beliriyoruz ki meclis bu bütçeyi partizanca kullanmaktadır. Birliğin kaynağının neredeyse tamamı cumhur ittifakı belediyelerin aktarılmakta ve ayrımcılık yapılmaktadır. Birlik yönetimi hesap verme görevini askıya kaldırmıştır. 23 Haziran 23 Eylül 2021 tarihinde resmi bir dilekçe verilmiştir. Dilekçede birliğin hangi kaynakla aktarıldığı sorulmuştur. Ancak 1 ay geçmesine rağmen cumhur İttifakına hangi kaynaklarını aktarıldığı açıklanmamıştır. Encümen toplantıları yasal süreleri içinde yapılmamakta. Burada alınan kararlar uygulanmamakta ve encümen üyelerimize bilgi verilmemektedir. Son gelişmelerden görüyoruz ki birlik içindeki ayrımcılık ayyuka çıkmıştır. Türkiye Belediyeler Birliği ‘Cumhur İttifakı Belediyeler Birliğine’ dönüşmüştür."

AYRIMCILIK SON BULANA KADAR DEVAME DECEĞİZ
Yaşanan gelişmeler sonrası suç duyurusunda ve protesto da bulunacaklarını belirten Torun, "Encümen üyelerimiz bugün belediyeler birliği Fatma Şahin başta olmak üzere görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunacaktır. CHP'li belediyeler toplantıya katılmayacak protesto edecektir bu tutum ayrımcılık sona bulana kadar devem edecektir."

BELEDİYELERİMİZ VATANDAŞLARIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEK
Hükümet yetkililerin ayrımcılık uyguladığını belirten Torun, "İktidarın partizan politikaları sadece belediyeler birliği ile sınırlı değildir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere belediyemizin hakkı olan kaynağı nasıl kendi çevrelerine aktardığını açıklamaya devam edeceğiz. Bu iktidar sizin vergilerinizden oluşan kaynağı sadece kendi çıkarları için kullanmayı ve size yapılan hizmetleri engellemeye açıkça çalışmaktadır. Bizim belediyemiz iktidarın yapamadığını yapmaktadır. Bu iktidarın korkusu da budur. Bizim belediyelerimiz tüm baskılara rağmen vatandaşların yanında olmaya devam edecektir. Bizim belediyemizin yeri halkımızın yanıdır. CHP olarak hiçbir belediyemizin hakkını hukukunu ve partizan yönetim anlayışına yedirmeyeceğiz" dedi.
Bir basın mensubunun belediyeler birliğine ne kadar katkı yapıldığı ve ne kadar geri dönüş olunduğunun sorulmasına üzerine de konuşan Torun, "Biz 80 milyonun üzerinde CHP'li belediyeler olarak kaynak aktarırken, o kaynaklardan 20 milyona yakınını alabilmiştir.  Ayrıca sadece Cumhur İttifakı belediyelerine değil, yurt dışındaki belediyelere hibeler yapıkmış araçlar alınmıştır. Bu da encümen üyelerimizin bilgisi dışında gelişmiştir" diye konuştu.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Düğün eğlencesinde hesap kavgası... Neden sormadan ödedin?
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 20:04

Düğün eğlencesinde hesap kavgası... Neden sormadan ödedin?

İzmir'de evlenen bir çiftin arkadaşlarıyla birlikte eğlenmeye gittikleri mekanın çıkışında 'neden sormadan hesap ödedin?' tartışması çıktı. Grubun kendi arasındaki tartışmaya eğlence mekanının görevlileri de karıştı ve çıkan kavgada bir arkadaşıyla darbedilen damat Ali Sert (29), ardından tabancayla vurularak sol bacağından yaralandı. O anlar ise bir iş yerinin güvenlik kamerasınca görüntülendi.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Olay, geçen cuma günü Konak ilçesi Alsancak semtindeki bir eğlence mekanının önünde gerçekleşti. Bir kargo firmasında kurye olarak çalışan Ali Sert ile eşi Betül Sert (34), geçen cuma günü evlendi. Eğlenmek için bir araya gelen gruptan bir kişi, gecenin sonunda düğün hediyesi olduğunu söyleyerek hesabın tamamını ödedi. Saat 02.30 sıralarında çift ile birlikte eğlenmeye gelen gruptan başka bir kişi ise mekanın kapısında 'neden sormadan ödedin?' diyerek hesabının başka birisi tarafından ödenmesine itiraz etti. Mekanının önünde grup kendi arasında tartışmaya başladı. Bu sırada mekanın güvenlik görevlileri olaya müdahale ederek, kendi arasında tartışan grubu işletme önünden uzaklaştırmak istedi. Ardından olay, iş yeri çalışanları ile grup arasında kavgaya dönüştü. O anlar, bir iş yerinin güvenlik kamerasınca anbean görüntülendi.

DAMAT BACAĞINDAN VURULDU
İddiaya göre, mekanda çalışan güvenlik görevlileri düğün eğlencesine katılmak üzere gelen çiftin arkadaşı Ali Demirel'i (26) darbetti. Damat Ali Sert arkadaşını kurtarmak için kavganın arasına daldı. Bu kez de Ali Sert'e yönelen grup, arkadaşını kurtarmak isteyen damada tekme- tokat saldırdı. Güçlükle grubun elinden kurtulan Ali Sert, uzaklaşmak isterken, Muhammed D. tarafından sol bacağından tabancayla vuruldu. Kendi imkanlarıyla otomobille Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne giden Ali Sert, tedaviye alındı. Olay sonrası ifade veren Ali Sert hem mekan çalışanlarından hem de kendisini vuran Muhammed D.'den şikayetçi oldu. Polis Muhammed D.'yi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. İşlemleri sonrası adliyeye sevk edilen Muhammed D., nöbetçi sulh ceza hakimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kavgada tekme ve tokatların hedefinde kalan Ali Demirel ise olayın ardından hastanede tedavi oldu. Demirel'in şikayetçi olmadığı öğrenildi.

'GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN ARAYA GİRMESİYLE HER ŞEY KABUSA DÖNDÜ'
En mutlu gününde kabusu yaşadığını söyleyen Ali Sert, o anları DHA'ya anlattı. Sert, "Arkadaşımı dövüyorlardı. Ben 'Bırakın arkadaşımı yazık günah vurmayın' dediğim anda topluluk bana da saldırdı. Bir şekilde kendimi kurtardım. Onların arasından sıyrıldım. Güvenlik kamerası görüntülerinde de görülüyor. Saldıran gruptaki bir kişi, tabancayla bana arkadan ateş etti. Ben yine yere düşmedim. Bir şekilde otomobile bindim. Hastanede tedavimi yaptırdım. Polise şikayetçi oldum" dedi. Her şey çok güzel giderken böyle bir olayın yaşandığını söyleyen Sert, "Çok güzel eğleniyorduk. Mekanda bir sorun çıkarmadık. Hesaba itiraz etmedik, ödedik. Kendi aramızda tartışırken güvenliklerin araya girmesiyle her şey kabusa döndü" dedi.

'ADALET YERİNİ BULSUN'
Eşinin de çok üzgün olduğunu vurgulayan Ali Sert, "Verilmiş sadakamız varmış, kurşun yumuşak dokuda kaldı. Herhangi bir kalıcı hasarımız yok. Bunu da atlatacağım. Adalet yerini bulsun. İzmir'in göbeğinde bana resmen ateş edildi. O mermi benim bacağım yerine kalbime, eşime veya bir arkadaşıma da gelebilirdi. Bize ateş edilmesine anlam veremedim" diye konuştu.(DHA)
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Odalar'dan İzmirlilere ve Soyer'e: Çeşme Projesi bilirkişi daveti
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 13:12

Odalar'dan İzmirlilere ve Soyer'e: Çeşme Projesi bilirkişi daveti

27 Ekim’de yapılacak olan Çeşme Projesi davasının bilirkişi incelemesine çağrıda bulunan meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve çevre örgütleri İzmirlilere ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'e, katılım çağrısında bulundu.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Metehan UD/EGEDESONSÖZ- Cumhurbaşkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 12 Ocak 2020 tarihinde yayınlanan İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nin sınırlarının yeniden belirlenmesi kararının iptali için açılan davanın bilirkişi incelemesi 27 Ekim Çarşamba günü yapılacak.

Bilirkişi incelemesi öncesinde dava açan TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu, EGEÇEP ve çevre hakları savunucuları basın toplantısı düzenleyerek İzmirlilere bilirkişi inceleme keşif duruşmasına katılım çağrısında bulundular.

İzmir Mimarlık Merkezi’ndeki basın toplantısında metni kurumlar adına İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı okudu.

Basın metni şu şekilde:

“ÇEŞME PROJESİ İZMİR’İN KANAL İSTANBUL’UDUR…

Ülkemizde çılgın projeler ile yaşam alanlarımız yağmalanmakta, turizm, kalkınma ve istihdam vaatleri ve rant politikalarını gizleyen algı yönetimi ile oluşan çevresel tahribat ve toplumsal adaletsizlik saklanmaya çalışılmaktadır.

Ülkemizde son 20 yıldır sürdürülebilir ekonomik bir model yerine uygulanan ranta dayalı ekonomi politikalarına bağlı olarak yapılan mevzuat ve plan değişiklikleri, ayrıcalıklı imar hakları düzenlemeleri, sit alanlarında yapılan değişiklikler ile korunması gereken alanların kullanım amaçları değiştirilmiş; kentlerimiz, tarım alanlarımız, kıyılarımız, ormanlarımız, derelerimiz, doğal karakteri korunması gereken alanlarımız inşaat,turizm, sanayi, madencilik ve enerji sektörlerinin baskısı altında plansız yapılaşma ve talana maruz bırakılmıştır.

Özellikle İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerimizde uygulanan kontrolsüz yapılaşma ve talan süreçleri bu kentleri yaşanmaz hale getirmiş, görece olarak daha korunaklı ve yaşam kalitesi yüksek kalan İzmir’e olan göç, konut-arazi talebini de arttırmıştır.

12. Şubat.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanı kararnamesiyle “Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” ilan edilen ve Yarımadanın yaklaşık % 55’ini kapsayan alan; ekolojik ve doğal yapısı itibari ile korunması gereken özel bir alan statüsündedir. İzmir’in en önemli ekolojik yutak alanlarından biri olan Yarımada, ekosistem bütünü içinde benzersiz ve hassas yapısı ile iklim değişikliği sürecinde de İzmir için büyük bir şans olma özelliği taşımaktadır.

İzmir halkının nefes alma alanı olan İzmir Yarımada Bölgesi de bu süreçlerden ve soylulaştırma politikalarından etkilenmiş ve son yılların cazibe merkezi olarak, yaşadığımız olumsuz kentleşme süreçlerinin sonuçlarını, yaşamaya başlamıştır. Bu sonuçların başında ise bölgedeki yapılaşma baskısı ve bu sürecin getirdiği çevresel yüklerin halihazırda, bölgenin ekolojik yapısındaki dengeyi bozucu etkiler yaratıyor olmasıdır. Buna ek olarak, içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecinde, nüfusu ve yoğunluğu giderek artan bölgede, yürütülen plan ve proje çalışmaları bu sonuçları daha görünür hale getirmiştir.

Çeşme Turizm Planı olarak sunulan proje bilimsel dayanaktan yoksun, kamu ve doğa yararına aykırıdır. Kamu kullanımına açık ve devlete ait olan kıyıların, hatta tapuda kaydı olmayan deniz alanlarının turizm amaçlı bölge ilan edilmesi ve hatta özel kullanıma tahsis edilmesi; başta Anayasa olmak üzere mevzuata aykırı olduğu gibi, bu kamusal alanların, gerçekte sahibi ve hak alacaklısı, İzmir halkı tarafından kullanılamaması sonucunu da doğuracaktır. Kalkınma ve turizmin gelişmesi adı altında bize sunulan proje, İzmir halkını yoksullaştıracak, nefes alma alanlarını elinden alacak, iklim krizinin sebep olduğu doğal süreçlerin olumsuz sonuçlarının artarak hızlanmasını sağlayacak ve sermaye sahiplerinin elinde köleleştirecektir. Bu sadece bir doğa yıkımı değil aynı zamanda kentimizin ve tüm ülkenin doğal zenginliklerini bir avuç sermaye sahibine kurban eden; sosyal adalet, çevresel adalet gibi temel yaşam ilkelerine aykırı planı, bir turizm planı olarak, kamunun alanlarını ve kaynaklarını kısa vadeli rant politikalarının hizmetine sunmaktır.

Bugüne gelindiğinde ülkemizin her köşesinde yürütülen ekolojik talan projelerinin en büyüklerinden birisi ne yazık ki Çeşme Projesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çeşme Projesi İzmir’in KANAL İSTANBUL’UDUR…

Kamunun malı, kamu için, kamu yararı için, kamu için kullanılmalıdır.

Aksi düşünce ve tasarruf için yapılan her türlü plana projeye karşı çıkmak, kamunun malını, kamu adına korumak her yurttaşın, her kurumun görevidir.

Çeşme Turizmini Koruma ve Geliştirme Kararı’nın iptali talebiyle meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar ile açtığımız ortak davamızda, Danıştay Altıncı Dairesi’nce, 27 Ekim Çarşamba günü saat 11.00 de Çeşme Adliyesi önünden başlamak suretiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacaktır.

İzmir İçin, Yaşam Hakkımız, Geleceğimiz, Yaşam Alanlarımız için, Çeşme Projesine DUR DİYECEĞİZ..

Başta Kenti Korumakla sorumlu olduğunu ve bu mücadeleye devam edeceğini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç SOYER olmak üzere, kentin tüm yöneticileri, başkanlarını, milletvekillerini, İZMİR HALKINI, YARIMADA’YA SAHİP ÇIKMAYA, MÜCADELEMİZE ORTAK OLMAYA, 27 EKİM SAAT 11.00 DE ÇEŞME ADLİYESİ ÖNÜNDE TOPLANMAYA DAVET EDİYORUZ”

BAŞARACAĞIMIZA İNANIYORUM
Davacı yurttaşlar adına konuşan Avukat Arif Ali Cangı, “Çeşme turizm bölgesi işlemleri yaklaşık 15 yıldan beri gündeme gelen, EGEÇEP ve yurttaşlar tarafından dava konusu yapılan işlemlerdi. Her biri iptal edilmişti, yarımadanın doğal özellikleri ve kamu arazileri olması sebebiyleydi. Yarımadayı yine daha hassas olunması konular. Hatta iklim krizinin yarattığı etkilerle bu hassasiyet daha da artması gerekirken turizm adı altında yağma ve talan ile karşı karşıyayız. Yarımada artık İzmirlilere kapatılacak. Biz bu işlemin başından iptali için dava açıyoruz. İzmirlilerin katılımı ile başaracağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.



YEREL YÖNETİCİLERE ÇAĞRI
TMMOB İzmir İl Koordinasyonu Kurulu Dönem Sözcüsü Aykut Akdemir, “Bakanla kapalı ortamlarda projeyi konuştular. Projeyi kimlerle yürüttüğünü biliyoruz. Halkın malını kimse çalmasın diye buradayız. Onlar aramızda kalsın diyebilirler. Bu kenti İzmir’in tüm yerel demokratik kamuoyunun belirlediği yerel yöneticileri, yarımadadaki belediyelerine çağrı yapıyoruz. Bu konuda dair siyaset üreten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e de çağrı yapıyoruz. Hepsinin 27 ekim günü çeşme adliyesi önünde halkın yararını talep etmeleri üzerine bekliyoruz. Hiç kimse oy aldığı halktan bağımsız davranamaz. Bir talan varsa buna sessiz kalamaz, kalmamalı. Bizler orada olacağız. Orada olması gereken yerel yöneticilerin de orada olmasını bekliyoruz” dedi.

Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’ın ‘Çeşme Projesi’ne karşı çıkan vatan hainidir’ sözlerine gönderme yapan Akdemir, “Vatanseverleri de 27 Ekim’de Çeşme Adliyesi önüne bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Mimarlar Odası’ndan ‘Zorlu Konak’ çağrısı: Ruhsatı iptal edin!
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 13:51

Mimarlar Odası’ndan ‘Zorlu Konak’ çağrısı: Ruhsatı iptal edin!

Zorlu Konak Projesi ile ilgili açıklamada bulunan bulunan Mimarlar Odası, Konak Belediyesine çağrıda bulunarak proje için verilen tadilat ruhsatının iptal edilmesi çağrıda bulundu.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEDESONSÖZ - Uzun süre kent gündemini meşgul eden ve Çankaya’daki Orkide Alışveriş Merkezi’nin bulunduğu yere Zorlu Holding tarafından yapılması planlanan gökdelen projesi ile ilgili TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi yazılı açıklama yaptı.

Mimarlık Merkezi’nde yapılan basın toplantısında basın metnini Oda Başkanı İlker Kahraman yaptı. Projenin kentin geleceğini, kültürünü, yaşamını ve bilimin gerekliliklerini hiçe saydığı ifade eden Kahraman “İzmir’de geri dönüşü imkânsız zararlara sebep olacak kararları alanları uyarıyoruz, hatalarınızdan vazgeçin!” dedi.

Projeye verilen tadilat ruhsatının ivedilikle iptal edilmesi çağrısında bulunan Kahraman şunları söyledi “Sorumlu idarenin şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı bu kararından vazgeçmesini kamuoyu nezdinde dile getiriyoruz. Planlar arasında uyumsuzluk olmasına rağmen mevzuata aykırı şekilde 2018 yılında ruhsatlandırılan, kamuya ait yolların proje alanına dahil edildiği, yüksekliğinin Büyükşehir Belediyesi tarafından 84 metre ile sınırlandırılmasına karşın ruhsatı iptal edilmeyerek, Konak Belediyesi tarafından 146 metreden 134 metre olarak yeniden verilen ruhsat, kamuoyu ve meslek odalarının karşı çıkışlarına rağmen yapımı diretilen, kamu yararını gözetmek yerine sermayenin çıkarlarının korunduğunu düşündüğümüz bu yapı yapılmamalıdır.”.

Odanın açıklaması şu şekilde:

Net bir şekilde soruyoruz, yapılan hatalardan dönülecek midir?

Söz konusu alana, 2008 yılında onaylanan 1/1000 Uygulama İmar Planı değişikliği ile ''Ticaret Seçenekli Konut Alanı (TM)'' kararı getirilerek ayrıcalıklı imar sağlanmıştır. Alana ait 1/5000 Nazım İmar Planı, Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi tarafından 2009 yılında açılan dava sonucu İzmir İkinci İdare Mahkemesinin 02.10.2009 tarihli kararı ile iptal edilmiş, yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır. 2010 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Konak 1. Etap 1/5000 Nazım İmar Planını onaylamış olmakla birlikte 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı ile uyumsuzluklar devam etmiştir. Mevzuat gereği üst ve alt ölçek planlar arasında uyuşmazlık olması durumunda alt ölçekli planlar en geç bir yıl içerisinde ilgili ilçe belediyesince, yapılmaması durumunda 6 ay içerisinde bağlı olduğu Büyükşehir Belediyesince üst ölçekli planlara uyumlu hale getirilmelidirler. Bu uyumsuzluk giderilmemiş, 2013,2015 ve 2018 yılında yeniden onaylanan 1/5000 Nazım İmar Planında da devam etmiştir.

Mevzuatta bu süreçte alana ilişkin imar faaliyetlerinin yapılamayacağı açıkça belirtilmektedir ancak bu duruma rağmen, kamuoyunda Zorlu Konak Projesi olarak bilinen yapıya ait ruhsat 06.12.2018 tarihinde Konak Belediyesi tarafından düzenlenmiştir. Bununla birlikte 2018 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin onayladığı 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planında bulunan ''Bu plana uygun olmayan 1/1000 uygulama İmar Planlarının revize edilmesi zorunludur. 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planları bu plana uygun olarak revize edilmeden, bu plana aykırı olan bölümlerde imar uygulaması ve yapı yapılamaz.'' şeklindeki plan notu, mülk sahibinin itiraz ve talepleri doğrultusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kaldırılmıştır. 2008 yılında onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı notlarında '' Plan onama sınırları içinde uygulaması bir bütün olarak yapılacak ve bu sınır içinde, kamu kullanımına ayrılmış yerler kamunun eline geçmeden ve plan değişikliği başvuru sahibine ait olan parsellerden kamuya terk edilen alan üstündeki zemin üstü yapılar kaldırılmadan inşaat izni verilemez.“ hükmü yer almaktadır ancak buna karşın ilgili parsellerde yer alan Tütün depolarının yıkımı 2019'un Kasım ayında gerçekleştirilmiştir. Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde verilen ruhsat mevzuat hükümlerine aykırıdır. Yasallığı sorgulanan, alınması üzerinden 2 yılı aşkın süre geçen ve bu süre içerisinde fiziki inşai faaliyete başlanmayan, bu sebeplede mevzuat gereği kadük duruma düşen inşaat ruhsatı iptal edilmemiş aksine 22.02.2021 tarihinde esaslı değişiklikler içeren tadilat ruhsatı Konak Belediyesi tarafından düzenlenerek yüksekliği 131 metre olacak şekilde onaylanmıştır.


20.02.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleme ile imar planlarında yüksekliği serbest belirlenen alanlarda yüksekliklerin belirlenmesi gerekliliği ve yapı ruhsatının ancak bu işlem sonrası verilebileceği belirtilmiştir. Bu karara istinaden uygulamaların yapılabilmesi adına Konak Belediyesi tarafından yüksekliklerin belirlendiği 1/1000 ölçekli uygulama imar planları 27.09.2021 tarihinde askıya çıkartılmış, söz konusu alanda maksimum yükseklik 135 metre olacak şekilde düzenlenmiştir. Çevre verileri ve altyapı çalışmaları değerlendirilmeden yapılan bu düzenlemelerin kente olumsuz ve geri döndürülemez etkilerinin olacağı yadsınamaz gerçeklerdir. Akademik Meslek Odaları ve Kamuoyu tepkisi ile geri adım atılan projenin tekrar gündeme getirilmesi ve kente dayatılması kabul edilebilir değildir.

Mimarlar Odası İzmir Şubesi ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesinin kent ve kentli adına yürüttüğü hukuk mücadeleri sayesinde daha önce defalarca iptal edilen, kentin; altyapısı, dokusu, yaşam alışkanlıkları ve fiziki durumlarının gözetilmediği; şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu vurgulanan planlara rağmen, tadilat ruhsatı vererek hukuka aykırı bir uygulama yapan ve sermaye lehine yetki kullananların ısrarı anlaşılmaz ve kabul edilemezdir.

Dünya genelinde yaşanan kaynak sorunları, iklim krizleri, pandemi ve doğru yürütülemeyen politikalar sonucu ortaya çıkan nüfus ve göç sorunları bizlere göstermektedir ki; yaşadığımız çevreye ve doğaya yapacağımız müdahaleleri belirlerken, geleceğe dönük etkilerini düşünmek zorundayız. Yaşadığımız kentleri ve doğal çevreyi şekillerken 21. Yüzyılın kapitalist anlayışını benimsemenin aksine, sürdürülebilir politikalar üretmek, kentlerimizi ve doğamızı korumak, bu anlayışla karar almak ve uygulamak artık tercih değil zorunluluktur. Öte yandan bu kent suçunun hayata geçmesi durumunda, yakın çevresinde bulunan Unesco Dünya Mirası Alanı geçici liste ve başvuru aşamasında olan Tarihi Kemeraltı Alanı üzerinde geri dönülmesi mümkün olmayan zararlara neden olacağı unutulmamalıdır.

Sonuç olarak çok açıktır ki parsel bazında ayrıcalıklı imar planı yapanlar, sermaye lehine plan notları düzenleyenler ve bu hukuksuzluğa göz yumanlar kent suçu işlemektedirler. Mimarlar Odası İzmir Şubesi olarak bu yanlış uygulamanın karşısında olduğumuzu dile getirerek sorumluluğu bulunan herkesi geç olmadan yasalara uymaya davet ediyoruz!

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Çukur da olabilir
 25 Ekim 2021 Pazartesi 14:51
Bence tekrardan depo yapılsın.
DASK'tan İzmir'de deprem yarasına 401 milyon lira!
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 11:31

DASK'tan İzmir'de deprem yarasına 401 milyon lira!

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), İzmir’de 30 Ekim 2020'de yaşanan 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından 30 bin hasar dosyasına 401 milyon lira ödeme yaptı.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

DASK Koordinatörü Erdal Turgut, AA muhabirine, kurumun, sigortalıların depremin ardından en kısa sürede tazminat ödemelerini alarak hayatlarına devam edebilmelerine destek olmayı amaçladığını belirtti.

Turgut, hasar yönetimindeki hızları ve poliçe sahiplerinin tazminatını almasının, DASK'a duyulan güvenin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.

Depremlerden sonra tazminat ödemelerini alanların, sigorta yaptırmayan vatandaşlara sigortalı olmak için örnek teşkil ettiğini dile getiren Turgut, bu nedenle hasar yönetim operasyonlarına büyük önem verdiklerini belirterek, şöyle devam etti:

"İzmir depreminin ardından da kısa bir süre içerisinde sahaya gittik. Sigortalılarımızın soru ve taleplerine en hızlı şekilde dönüş yapabilme hedefiyle DASK İletişim Merkezi kurduk. Eksper görevlendirmelerimizi de hızla yaparak depremden sonra kısa bir süre içinde ilk hasar ödemelerini gerçekleştirdik. İzmir ve çevre illerden aldığımız toplam 30 bin hasar dosyasına 401 milyon lira hasar ödemesi yaptık. Bu tutar, kurum tarihinde tek bir depremde yapılan en yüksek hasar ödemesi olarak kayıtlara geçmiştir. DASK'ın kuruluşundan bu yana sigortalılara yaptığı toplam hasar ödemesi ise toplam 1,1 milyar liraya ulaştı."

Depremden sonra sigortalılık oranı yükseldi
Turgut, acı tecrübeler sonrası sigortalılığın öneminin daha iyi anlaşıldığına dikkati çekerek, her depremin, yıkıcı etkileriyle depreme karşı hazırlıklı olma zorunluluğunu hatırlattığını dile getirdi.

Depremden sonra İzmir ve Ege Bölgesi'nde de Zorunlu Deprem Sigortası'na olan talepte çok ciddi bir artış görüldüğünü belirten Turgut, gelinen noktada İzmir'deki sigortalı konut sayısının 635 binden 717 bine, sigortalılık oranının ise yüzde 57'den yüzde 64'e yükseldiğini söyledi.

Turgut, Türkiye'deki sigortalılık oranının yüzde 59 olduğunu belirterek, "Dünyada örnek uygulamalar ile kıyaslandığında Türkiye'deki oranın oldukça yüksek olduğu görülmekle birlikte DASK olarak hedefimiz, kapsamımıza giren tüm konutları Zorunlu Deprem Sigortası güvencesine almak ve yüzde 100 sigortalılık hedefimize ulaşmak." ifadelerini kullandı.

DASK'ın kapsamının genişletilmesi çalışmaları
Erdal Turgut, 2021'in dünyada iklim değişikliği ve küresel ısınmanın da etkileriyle doğal afetlerin yoğun yaşandığı bir yıl olduğuna değindi.

"Yakın zamanda da ülkemizde meydana gelen seller ve orman yangınları, Zorunlu Deprem Sigortası'nın kapsamının genişletilerek bütüncül bir 'Afet Sigortası'na dönüştürülmesi konusunu gündeme getirdi." diyen Turgut, "Sigortacılık Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun kamuoyu ile paylaştığı bilgilendirmede de yer aldığı gibi, sel başta olmak üzere diğer doğal afet türlerinin ek teminat olarak zorunlu deprem sigortasına entegre edilmesi ile ilgili DASK olarak çalışmalara başladıklarını kaydetti.

Turgut, mümkün olan en kısa sürede bu çalışmaları tamamlamayı hedeflediklerini belirtti.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Fıkralarla Türkiye
 25 Ekim 2021 Pazartesi 14:47
1 yıl sonra
Muhtarlığa silahlı saldırı!
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 15:24

Muhtarlığa silahlı saldırı!

Bornova ilçesi Yeşilova Muhtarlığına gece geç saatlerde henüz kimliği belirlenemeyen kişilerce silahlı saldırı gerçekleştirildi.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

EGEDESONSÖZ- İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Yeşilova Muhtarlık binasına bugün sabaha karşı kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişiler silahlı saldırıda bulunuldu.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde duvarı delen merminin çalışma sandalyesine ve dolaba zarar verdiği izlendi.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Başkan Erişen pazarcılara seslendi: Sürümden kazanalım!
Ekonomi
25 Ekim 2021 Pazartesi 13:59

Başkan Erişen pazarcılara seslendi: Sürümden kazanalım!

Pazarda ucuz bir şey kalmadığını, bundan büyük üzüntü duyduğunu belirten İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen, “Vatandaş perişan durumda. Her şey ateş pahası. Esnaf arkadaşlarımdan rica ediyorum; elimizden geldiğince fiyatları düşük tutalım, az kar marjıyla çok satalım, sürümden kazanalım” dedi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Muhittin AKBEL / EGEDESONSÖZ – Doların, euronun tavan yaptığı, altın fiyatlarının uçtuğu bir dönemde pazarın da ateşi çıktı. Her geçen gün biraz daha fakirleşen vatandaş, ihtiyaçlarının önemli kısmını pazarda bile karşılayamazken, İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen, pazarcı esnafına çağrıda bulunarak, düşük bir kar marjıyla satış yapılmasını, sürümden kazanılmasını talep etti.

BİR KİLO ÇERİ DOMATES, 15 LİRA
Orta boy bir karnabaharın, bir kilo domatesin 15 lira, bir kilo börülcenin 20 lira olduğu pazarda hiçbir şeyin ucuzlamadığını kabul eden Başkan Hamdin Erişen, “Önümüzdeki süreçte ucuzlaması beklenen bir ürün var mı?” sorusuna, “Maalesef yok. Bugün Çanakkale’den, Eskişehir’den getirilen domates bile çok pahalı. Yarın havalar biraz daha soğuyunca, seralara mahkum olacağız. Sera, borsa gibi; öyle bir yükseliyor ki, bugün 7 liraya sattığımız domatesi esnaf olarak 10 liraya alamayız. Önümüzdeki süreçte ucuzlamasını beklediğimiz tek kalem bile ürün yok, tam aksine doların, euronun artışına paralel daha çok pahalılaşacağından endişe duyduğumuz ürünler var” yanıtını verdi.

Ürünleri çok ucuza satacağız. Belki birileri bir şey anlar”

Başkan Erişen, vatandaşın “Pazar mı, market mi?” ikilemi yaşamadığını, tercihinin Pazar olduğunu belirtirken, şu değerlendirmelerde bulundu:

FİYATI DÜŞÜK TUTARSAK, MÜŞTERİLERİMİZLE KENETLENİRİZ
“Çok büyük bir kesim, pazardan alışveriş yapıyor. AVM’lere, marketlere göre, pazardaki ürünlerin daha ucuz olduğu bir gerçek. AVM’ye giden kesimi de çekmek ve pazara zaten gelen müşteriye destek sağlamak adına, tüm pazarcı esnafı arkadaşlarımdan, etiketleri mümkün olduğunca düşük tutmalarını, sürümden kazanmalarını rica ediyorum. Düşük karla daha çok mal sattığımızda da kazanırız. Vatandaşın yanında olmamız lazım. Bunu yaparsak, müşterilerimizle kenetleniriz. Pazarın kıymetini bilen insanlarımıza yardımcı olmak, hepimizin boynuna borçtur.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Üreticiden ıspanak savunması: 'Neresi zehirli' deyip çiğ çiğ yediler!
Tarım
25 Ekim 2021 Pazartesi 16:35

Üreticiden ıspanak savunması: 'Neresi zehirli' deyip çiğ çiğ yediler!

Manisa Salihli'deki üreticiler, bazı illerde ıspanak kaynaklı zehirlenmeler yaşandığı yönünde çıkan haberlere tepki gösterdi. Üreticiler, çıkan haberlerin ardından ıspanağın fiyatının 1,5 liraya kadar düştüğünü belirtip, çiğ ıspanak yedi.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Manisa'nın Salihli ilçesindeki ıspanak üreticileri, Giresun ve Trabzon'da yedikleri ıspanakların arasına karışan güzelavrat otu nedeniyle zehirlendikleri öne sürülen vatandaşlarla ilgili çıkan haberlerin ardından, ıspanağın kilosunun 5 liradan 1,5 liraya kadar düştüğünü söyledi. Ürettikleri ıspanakların alınmadığını da ifade eden üreticiler, "Biz zehir yetiştirmiyoruz" diyerek çiğ ıspanak yedi. Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç ise "Birileri çıkıp 'zehirli ıspanak' açıklaması yapıyor, maalesef çiftçinin ürettiği ürün elinde kalıyor. Salihli Ovası'nda yetişen ıspanak, Türkiye'nin hiçbir yerinde yetişmiyor. Çiftçimiz bilinçli üretim yapıyor. Kullandığı ilaçları il, ilçe tarım ile ziraat odasından bilgi alarak kullanıyor. Ovamızda yetiştirilen ıspanak, sofralarda gönül rahatlığı ile yenebilecek ürünlerdir. Biz bu ıspanağı çocuklarımızla birlikte yiyebiliyorsak, tüm Türkiye gönül rahatlığıyla tüketebilir. Salihli Ovası üreticimiz zehir yetiştirmiyor, pırıl pırıl, gönül rahatlığıyla yiyebileceğiniz, tertemiz ıspanak yetiştiriyor" ifadelerini kullandı.



'YETİŞTİRDİĞİMİZ ISPANAĞI ÖNCE KENDİMİZ TÜKETİYORUZ'
Salihli Ovası'nda yaklaşık bin dekar alanda ıspanak yetiştirdiğini anlatan üretici Aydın Turan, "Her ne hikmetse biz tam ıspanak hasadına başladığımız zaman böyle haberler çıkıyor. Bir oyunlar dönüyor. Biz yetiştirdiğimiz ıspanakları sağlıklı bir şekilde yiyebiliyoruz. Ürettiğimiz ürünleri önce kendi çocuklarımıza yediriyoruz, sonra pazarlara sevk ediyoruz. Bu ıspanak zehirli olsa, önce kendimiz zehirleniriz" dedi. Salihli Ovası'nda yetiştirdikleri ıspanakları İstanbul, Ankara ve İzmir'e gönderdiklerini belirten Turan, "Bu ıspanakta herhangi bir ilaç kalıntısı yok. Ispanağa attığımız ilaç, domates, patlıcan ve bibere de atılıyor. Zehirli olsa, yetiştirdiğimiz, domates, biber ve patlıcanlar da zehirli olur" diyerek kameralar karşısında çiğ ıspanak yedi. Tarlada çalışan işçilerden Yıldız Taş ise "Ben 30 yıldır ıspanak işinde çalışıyorum. Her gün evime götürüyorum, pişirip yiyorum. Bazı günler yıkamadan bile yiyorum yine de beni zehirlemedi. Ispanaklar tertemiz" dedi.

'BU ISPANAKLAR ZEHİRLİ DEĞİL'
10 yıldır ıspanak yetiştirdiğini ifade eden ıspanak üreticisi Osman Akbaş, çıkan haberler nedeniyle bu yıl hasadı gerçekleştiremediklerini ve yetiştirdikleri ıspanakları satamadıklarını söyledi. Akbaş "Bu oyunlara kanmayın, bizim Salihli Ovası'nda yetiştirdiğimiz ıspanaklar gayet sağlıklı ıspanaklardır. İçerisinde herhangi bir yabancı ot, ilaç kalıntısı olmayan, tamamen doğal, saf ve temiz ıspanaklardır. Vatandaşlarımız şunu iyi bilsin, biz zehir değil, ıspanak yetiştiriyoruz. Ürettiğimiz ıspanakları bizler gönül rahatlığı ile yiyebiliyoruz. Bu ıspanaklar zehirli değil, ıspanağı biz 2 yıldır değil, 10 yıldır yetiştiriyoruz" dedi. (DHA)

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayıları giderek artıyor:İzmir sularında 'istilacı' tehdidi!
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 13:10

Sayıları giderek artıyor:İzmir sularında 'istilacı' tehdidi!

Sayıları giderek artıyor:İzmir sularında 'istilacı' tehdidi!
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sayıları giderek artıyor:İzmir sularında 'istilacı' tehdidi!
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Köylüler isyan bayrağı açtı... 'Köyümüze giriş yasaktır!'
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 10:33

Köylüler isyan bayrağı açtı... 'Köyümüze giriş yasaktır!'

Yarın yapılması planlanan mermer ocağı ÇED toplantısı öncesi köylüler maden şirketine karşı isyan bayrağı açtı. Köy girişine asılan pankartla madencileri köylerinde istemediklerini dile getirdiler.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Metehan UD/EGEDESONSÖZ - İzmir'in Tire ilçesindeki kızılçam ormanlarıyla kaplı Kartal Dağı'na yıllık 500 bin ton kapasiteli mermer ocağı kurulması için başlatılan ‘çevresel etki değerlendirme’ (ÇED) süreci devam ediyor.

Çevre Şehircilik İzmir İl Müdürlüğü'nün yayınladığı duyuruya göre mermer ocağı projesi için 26 Ekim günü Küçükkale Mahalle Kahvesi'nde halkın katılımı toplantısı düzenlenecek.

Bölge halkı toplantı öncesi mahalle girişine astıkları pankartla maden ocağına karşı tepkilerini dile getirmeye devam etti. Pankartta “Madencilerin köyümüze girişi yasaktır” ifadeleri yer aldı.

Kartal Dağının eteklerinde yer alan Halkapınar, Mehmetler, Üzümler, Küçükkale, Büyükkale, Alaylı ve Akyurt Mahallelerini de (köylerini) içine alan ve orman alanı olan 194,60 hektar’lık ruhsat alanında 6 adet mermer ocağı açılması planlanıyor.

MİLLİ PARK VE SİT ÇAĞRISI
Maden ocağının ormana, tarım arazilerine, içme suyu kaynaklarına ve yaşam alanlarına zarar vereceğini belirterek projeye izin verilmemesi çağrısında bulunarak bölge halkı alanın acilen milli park ve doğal SİT alanı ilan edilmesini istiyor.

'HUZURSUZLUK VE ENDİŞE YARATTI'
Egedesonsöz’e konuşan Kartal Dağı Koruma Platformu Sözcüsü Zeynel Aydın ÇED Raporu sürecinin tarımsal üretimlerle geçimini sağlamaya bölge halkında derin bir huzursuzluk ve endişe yarattığını ifade ederek “Bizler ekonomik getirisi olan, yerinde ve usulünce çevreye, ekosisteme zarar vermeden yapılacak yatırımlara değil, doğal alanları katledercesine, insan ve diğer canlı türlerinin yaşam haklarının elinden alındığı ekolojik dengeyi alt üst edecek, iklim ve yaşam koşullarını bozacak vahşi madenciliğe karşıyız.” dedi.

'ZEYTİN ALANLARI VE KÜLTÜR VARLIKLARI GÖRÜLMEDİ'
Maden ocağı ile birlikte tarımsal üretimde verimin ve kalitenin de düşeceğini dile getiren Aydın “sonuç olarak son yıllarda göç almaya başlayan bölgeden ilçe ve şehir merkezlerine göç zorunlu hale gelecek, işsizler ordusuna yenileri eklenecektir. Bunlar birer endişe değil yaşanan gerçeklerdir. Ayrıca, ÇED raporunda ruhsat sahası ve yakın çevresindeki zeytinlikler ve tarım alanları konusunda yanıltıcı bilgiler olup, ruhsat sahasında Arkeolojik Kültür varlıklarının olmadığı da yazmaktadır. Bu beyan dahi raporun saha çalışması yapılmadan hazırladığının açık bir kanıtıdır; eğer öyle olmasaydı Tire Müze Müdürlüğü’nün bölgede yaptıkları tespit ve tescil çalışmalarından ve Aydın Kültür varlıkları Koruma Kurulunun dağın güney yamacındaki Kültür varlıklarını 1.SİT olarak tescillediğinden haberdar olurlardı. Ayrıca saha içinde kısa bir yürüyüş dahi yapsalar dağın tamamını kaplayan kültür varlıklarının üstüne basmadan geçmeleri mümkün olmazdı” ifadelerini kullandı.

‘TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYACAK’
Projenin iptal edilmesini isteyen Aydın şunları söyledi “Sonuç olarak Paris İklim Anlaşmasının TBMM de kabul edildiği, Cumhurbaşkanlığımızca “Yeşil Mutabakat” ve “Sıfır Atık” anlayışının hayata geçirildiği bugünlerde her boyutta telafisi mümkün olmayacak zararlar oluşturacak bu projenin derhal iptalini talep ediyoruz. Orman dokusunun tahribiyle birlikte Ekolojik çeşitliliğin bozulması sonucunda küresel ısınma ve iklim değişikliğinin İlk etapta birinci derecede etkilemesi kaçınılmaz olan köylerin halkı olarak, başta sağlıklı yaşam hakkımız olmak üzere Anayasa ve yasalarımızdan kaynaklanan her türlü hakkımızın sonuna kadar savunucu olmaya ve yılmadan, yorulmadan, demokratik ve evrensel hukuk kuralları içinde doğamızı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve tarihi değerlerimizi, kendimizle birlikte Kartal Dağında yaşayan tüm canların yaşam haklarını da savunmaya ve korumaya kararlıyız.”

EGEÇEP’TEN DE ÇAĞRI
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) ise ÇED toplantısı önce bölge halkı ile dayanışmasında çağrısında bulundu. Sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarda “26 Ekim 2021 Salı günü saat 13:30'da yapılması planlanan mermer ocaklarına ilişkin halkın katılımı toplantısı öncesinde saat 12:00'de Küçükkale Köyü meydanında bir araya geliyoruz.” ifadeleri kullanıldı. 

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

İzmir 29 Ekim'e hazır!
Yerel Yönetimler
25 Ekim 2021 Pazartesi 10:05

İzmir 29 Ekim'e hazır!

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için iki günlük ve kent geneline yayılan bir program hazırladı. 29 Ekim akşamı ise Cumhuriyet Meydanı’ndan Gündoğdu Meydanı’na doğru yapılacak fener alayı yürüyüşünün ardından Sıla konseri var.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmir Cumhuriyet’in 98’inci yılını birbirinden renkli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor.  İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı iki günlük programda resmi törenlerin yanı sıra kent genelinde konserler, dans gösterileri, söyleşiler ve sergiler gibi bir dizi etkinlik düzenlenecek.

Fener alayı renkli görüntülere sahne olacak
29 Ekim sabahı 10.30’da Cumhuriyet Meydanı’nda resmi tören ve kortejle başlayacak kutlama, 20.00’de Cumhuriyet Meydanı’ndan Gündoğdu Meydanı’na yapılacak fener alayı ve bayrak taşıma yürüyüşüyle devam edecek. Fener alayına canlı heykeller, karnaval grubu ve Kadın Ritim Topluluğu eşlik ederken, yürüyüş sonunda Türk bayrağını Zeybekler karşılayacak. Akşam 20.30’da ise Gündoğdu Meydanı’nda Sıla konseri var.

İzmir’in dört bir yanında kutlama
Cumhuriyet coşkusu merkez dışındaki ilçelere de yayılacak. 28 Ekim akşamı 20.30’da Menderes 19 Mayıs Stadyumu’nda, 29 Ekim akşamı ise Bayındır İlçe Stadyumu’nda Anadolu Ateşi dans gösterisi olacak. 28 Ekim-30 Ekim tarihleri arasında Menemen Hatundere köy meydanı ile Aliağa Şakran mahalle meydanında gün boyu Gezici Kütüphane etkinlikleri yapılacak. Modern gölge oyunu gösterilerinden köy tiyatroları performanslarına kadar şenlik havası esecek. Tire’nin Kireli Köyü’nde ise 14.30’da 29 Ekim Şenliği başlayacak. Köy meydanında Atatürk Heykeli’nin açılışının ardından Cumhuriyet çınarı dikilecek. 28 Ekim’de 19.00’da Urla Zafer Caddesi’nde, 29 Ekim’de ise Foça Demokrasi Meydanı’nda “Cumhuriyet ve Özgürlük” temalı orkestra konserleri var.  

Gençler hem eğlenecek hem yarışacak
Program kapsamında 28 ve 29 Ekim’de Kültürpark’ta gençlik konserleri, açık alan performansları, dans gösterileri de olacak. 29 Ekim’de Celal Atik Spor Salonu’nda 10.00-17.00 saatleri arasında Sportif Salsa Cumhuriyet Kupası ve sanal ortamda FIFA21 ve NBA2K21 ESPOR Turnuvası Cumhuriyet Kupası var.

Söyleşiden sergiye
28 Ekim’de 14.00’te Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nde Serdar Şahinkaya, “Cumhuriyet İktisadında Makas Değişimi, Sömürge Ekonomisinden Halkçı Ekonomiye” adlı söyleşiyle İzmirlilerle buluşacak. 29 Ekim’de 18.00’de Kültürpark Atlas Pavyonu C Galeri’de minyatür sergisinin açılışı var.

100’üncü Yıl Marşı için ilk etap sonuçları açıklanıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in 100’üncü yılı için düzenlenen 100. Yıl Marşı Şiir ve Beste Yarışması’nın birinci etabı olan şiir yarışması kategorisinin kazananları 29 Ekim’de 12.30’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) açıklanacak.

25 ve 26 Ekim’de Köy Tiyatroları ortak etkinliği
Program kapsamında bugün (25 Ekim Pazartesi) 29 Ekim temalı Köy Tiyatroları ortak etkinliği yapılacak. Kültürpark’ta İzmir Sanat Merkezi’nde 20.00’de Cemal Fatih Polat’ın modern gölge oyunu var. 20.30’da ise Köy Tiyatroları Cumhuriyet Oratoryosu ile İzmirlilerle buluşacak. 26 Ekim Salı günü ise Yeşilyurt’taki Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde 19.00’da modern gölge oyunu ve 20.00’de Ulamış Köy Tiyatrosu’nun “Yaşamın İçinden” adlı tek perdelik oyunu sergilenecek.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Başkan Yetişkin'den çağrı: Seferihisar’ı seven Seferihisarlı olsun!
Yerel Yönetimler
25 Ekim 2021 Pazartesi 12:08

Başkan Yetişkin'den çağrı: Seferihisar’ı seven Seferihisarlı olsun!

Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin yazlık kesimde yaşayan ve Seferihisar’ı seven vatandaşlara ikametgahlarını Seherihisar'a almaları çağrısında bulunarak "Seferihisar’ı seven ve özellikle yazlık kesimde yaşayan hemşerilerime seslenmek istiyorum. İkametgahınızı Seferihisar’a alarak hizmet kalitemizin artmasını sağlayabilirsiniz" dedi.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin yazlık kesimde yaşayan ve Seferihisar’ı seven vatandaşlara çağrıda bulundu. Başkan Yetişkin “Seferihisar’da 2020 yılı istatistiklerine göre kayıtlı nüfus 48.320 kişi olarak gözüküyor. Ancak Seferihisar’da nüfus pandemi sürecinden itibaren resmi durumdan çok farklı. Devletten aldığımız destek de dolayısıyla 48.320 kişiye göre düzenleniyor. Nüfusumuzun 50 bini geçmesi halinde İller Bankası'ndan kentimize ayrılacak pay büyük oranda artacak. Meclis kararıyla, turizm, sağlık, eğitim, sanayi ve ticaret yatırımlarının su, kanalizasyon, doğalgaz, yol ve aydınlatma gibi altyapı çalışmalarını 10 yıla kadar geri ödemeli veya ücretsiz olarak yapabilecek ya da yaptırabileceğiz. Seferihisar’ı seven ve özellikle yazlık kesimde yaşayan hemşerilerime seslenmek istiyorum. İkametgahınızı Seferihisar’a alarak hizmet kalitemizin artmasını sağlayabilirsiniz” dedi. 

“Haydi Seferihisar 50 bin oluyoruz”
Başkan Yetişkin ilçe nüfusunun 50 bini geçmesi halinde kanunda öngörülen bir çok avantajdan yararlanılabileceğinin altını çizerek vatandaşları yılbaşına kadar Adrese Dayalı Kayıt Sistemi’ne dahil olmaya çağırdı.

İkametgah değişimi online olarak gerçekleştirilebilecek
Seferihisar Belediyesi’nin sahada bulunacak ekipleri ile ikametgahlar online olarak alınabilecek. Seferihisar’da sokak sokak dolaşacak ekiplerin yardımıyla çok kısa bir süre içinde adres değişimleri gerçekleştirilecek.

 

İkametgâhını alana sürpriz hediye

 

Seferihisar Belediyesi adres değişikliği ile nüfus kaydını Seferihisar’a alan vatandaşlarını unutmuyor. Belediye nüfus kaydını Seferihisar’a aldığını kanıtlayan tüm vatandaşları sürpriz hediyeler ile buluşturacak.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Depreme Rıza Bey'de yakalanmıştı... Enkazdan nasıl sağ çıktığını anlattı!
Güncel
25 Ekim 2021 Pazartesi 12:34

Depreme Rıza Bey'de yakalanmıştı... Enkazdan nasıl sağ çıktığını anlattı!

İzmir'de, geçen yıl 30 Ekim'de meydana gelen depreme, yıkılan Rıza Bey Apartmanı'nın 7'nci katındaki ofisinde yakalanan avukat Sercan Turgut (29), hazırladığı senaryo sayesinde enkazdan sağ kurtuldu. Turgut, "Elazığ'dan sonra ofisimde arkadaşlarım ile olası depremde nasıl pozisyon alınabilir, hayatta kalınabilir; konusunda planlama yaptık. Deprem olduğunda da aynı planı uyguladım" dedi.
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmir'de geçen yıl 30 Ekim'de meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki depreme, yıkılan Rıza Bey Apartmanı'nın 7'nci katındaki ofisinde yakalanan avukat Sercan Turgut, enkazdan sağ çıkarılan kişilerden biri oldu. Depremin yıl dönümü öncesi yaşadıklarını DHA'ya anlatan Turgut, yaptığı planlama sayesinde hayatta kaldığını söyledi. 'Hayat üçgeni' ile hayata tutunan ve 5 saat sonra enkazdan çıkarılan Turgut, depremin ardından hukuki süreci de yakından takip ettiğini belirtti. Turgut, "Hazır bir deprem senaryom vardı. Elazığ depremi de aynı yıl olmuştu. Elazığ'dan sonra ofisimde arkadaşlarım ile olası bir depremde nasıl bir pozisyon alınabilir, hayatta kalınabilir; konusunda planlama yaptık. Deprem olduğunda da aynı planı uyguladım. Depremin üzerinden 1 yıl geçti ancak hala dün gibi aklımda. Yaşça küçülüyorsunuz. Kendinizi çok çaresiz, yardıma muhtaç ve yalnız hissediyorsunuz" dedi.

'SAATLERCE YARDIM BEKLEDİM'
Depremde genelde insanların kendilerini koruyabilmek için masanın altına girdiğini ancak bunun yerine önünde olacak şekilde pozisyon alınması gerektiğini belirten Turgut, "Hayatta kalabilmek için bir yaşam alanı hazırlamak çok önemli. Bu sayede hayatta kaldım. Bulunduğum katın da önemi vardı. 8 katlı binanın 7'nci katında olmak bana avantaj sağladı. Üzerime tek kat düşse de enkazda sıkışmıştım. Saatlerce yardım bekledim. O anlarda hayatın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz" diye konuştu.

'BİR TARAFTA HÜZÜN BİR TARAFTA UMUT'
Depremden sonra ilk 6 ayı psikolojik olarak kötü geçtiğini belirten Turgut, "Sevdiklerimin katkılarıyla daha iyi durumdayım. En azından fiziksel anlamda bir kayıp yaşamadım. Bayraklı bölgesine gittiğimde, beni manevi anlamda bir hüzün kaplıyor. İlk günlere göre, sevdiklerim sayesinde daha iyiyim. Birçok kişi yaşamını yitirdi. Bir tarafta hüzün bir tarafta şansın vermiş olduğu umut var aslında" dedi. 

'DAVALARI YAKINDAN TAKİP EDİYORUM'
Depremin ardından yıkılan binalarla ilgili hukuki sürecin sürdüğünü belirten avukat Turgut, bu davaları yakından takip ettiğini söyledi. Turgut, "Aynı zamanda müşteki durumundayım. Bazı apartmanlarla ilgili davaları da yakından takip ediyorum. Açıkçası kurumsal olarak belediyelere ve denetimi yapmak zorunda olan yönetici kadrolarına yönelik yargılamalar çok da yönelmiş değil. Bunun bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Enkazından kurtulduğum Rıza Bey Apartmanı'nda ise kat malikleriyle müteahhitlere yönelik yargılamalar var. Bence denetlenmesi gereken öncelikle dönemin belediye yetkililerinin soruşturmaları yapılıp, hızlı bir şekilde onlarla ilgili davaların da açılması gerekiyor" diye konuştu. (DHA)
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ege'de Sonsöz